Şaşkınlıkla bakınırken Öykü Akın sıkıca Emir'e sarıldı. Ardından Emir'in yanağını öperek geriye çekildi. Gözlerim Öykü Akın ve Emir'in arasındaki bu beklenmedik yakınlığa kilitlenmişti. Öykü Akın bana döndü ve gözlerimiz buluştu. Emir omzuma dokunarak "İnfaz." Diye tanıttı beni.
Bana sıkıca sarıldığında ne yapacağımı bilemedim. Sadece karşılık vererek heyecanımı gizlemeye çalıştım. Kalbim hızla atıyordu. Sarılmamız bittiğinde "Merhaba." Dedim, sesimdeki titremeyle mücadele ederek.
"İnfaz mı ismin?" Diye sordu Öykü Akın. Kafamı onaylarcasına salladım. Öykü kaşlarını hafifçe çattı. "Yoksa sen Güliz'in kızı mısın?" Kafamı onaylarcasına salladım. "Güliz kim anne?" Emir'in sorusu üzerine Öykü Emir'e döndü. "Devrim eniştenin kız kardeşi."
Gülümseyerek bakınmaya devam ettim. "Bu arada İnfaz senin hayranınmış anne." Dedi Emir.
Hızla elimi çantama attım, kitabı çıkaracaktım ama çantamın içi boştu. "Ben imzalatmak için kitabınızı getirecektim ama unutmuşum." Dedim mahcup bir şekilde.
Öykü'nün yüzündeki şaşkınlık ve memnuniyet ifadesi vardı. "Önemli değil İnfaz." Dedi gülümseyerek. "Asıl önemli olan senin burada olman ve bu anı paylaşıyor olmamız."
Öykü hızla masasına döndü. Kitabının ilk sayfasına imza attıktan sonra bana dönerek kitabı uzattı. "Bu senin için." Dedi samimiyetle. Benim teşekkür etmeme fırsat olmadan kapının açılmasıyla kapıya doğru döndüm. Orta yaşlı bir adam ve yanında benim yaşlarımda olan turuncu saçlı bir kız geldi.
"Atlas!" Öykü sıkıca adamın boynuna sarıldı. Emir ise göz devirerek tepki verdi. Emir turuncu saçlı kızın omzuna kolunu attığında önüme döndüm. "Baba ben de buradayım." Dedi Emir alaylı bir ses tonuyla.
Atlas'ın Öykü'nün dudağına hafif bir buse kondurmasıyla, oda içindeki hava değişti. Öykü'nün "Sevgilim İnfaz Güliz'in kızıymış." Demesi ve beni göstermesiyle, Atlas'ın dikkati bana çevrildi. Elini uzattığında, onunla tokalaştım "Küçükken de sarışındın."
Ellerimiz ayrıldığında, Atlas'ın Öykü'ye dönüp "Hatırlıyor musun? Emir'in ilk aşkıydı İnfaz." Demesiyle, Öykü'nün kahkahası odanın içinde yankılandı. "Hatırlıyorum." Dedi gülerek.
Emir'in şaşkınlıkla "Nasıl yani? İnfaz ve ben küçükken tanışıyor muyduk?" Sorusu üzerine, gözlerimiz buluştu ve ben de şaşkınlıkla ona baktım.
"Sanırım öyle." Dedim, sesimdeki şaşkınlık gizlenemez bir hâl alarak.
Atlas bana bakarak "Ceylin benim ikizim." Diye açıkladı. Ceylin abla amcamın karısı oluyordu. Bağlar o kadar tuhaf ki, kendi sülalemden şüphe ettim. "Siz küçükken çok sık bir araya gelirdik... Tabi Ceylin ölünce pek görüşemedik."
Bir şey demeden kafamı eğdim.
Ceylin ablayı çok severdim, küçükken benimle çok ilgilenirdi. Ansızın birden kalp krizi geçirdiğinde çok ağlamıştım, o zamanlar sabah etmiştim günleri. Kayra ise cenazeden sonra bir daha hiç ağlamadı. Onun için annesinin kaybı hayatındaki en büyük acıydı. Birkaç yıl içine kapandı. Çıtkırıldım olan aşko kız kendine geldiğinde ise güçlü biri olmuştu.
Turuncu saçlı kız elini bana uzattı. Elini sıktığımda "Memnun oldum." Dedim, kız bana cevap vermeden gülümseyerek elini çekti. Emir bana bakarak "Çilek, konuşamıyor ve duymasında biraz sorun var." Diye açıklama yaptı.
Emir'in sözleriyle, Çilek'e olan bakış açım değişti. Onunla nasıl iletişim kurabileceğimi düşünürken, Çilek birden bire elini kalbine götürdü ve ardından parmaklarıyla bir kalp işareti yaptı.
"Neden?" Diye sordum anlık bir şekilde meraka düşerek. "Çilek geçirdiği bir kaza sonucu ses tellerine ve kulak zarına zarar vermiş. Normalde işitme cihazı ile duyuyor ama evde unuttu." Vermiş mi? Öykü'nün açıklaması üzerine kaşlarımı hafifçe çattım. Emir anlamadığımı anladığında "Çilek evlatlık, geçirdiği kazada bütün ailesini, sesini ve duyma yetkisini kaybetti." Diye mini bir açıklama yaptı.
Öykü "Şimdi benim imza günü için çıkmam lazım, siz burada takılın." Diyerek bizimle vedalaştı.
Öykü odadan çıktıktan sonra koca odanın içinde yalnız hissettim. Emir ve Atlas konuşmaya başladığında Çilek yanıma geldi. Bana bakarken hafifçe gülümsedi. İşaret diliyle konuşmaya başladı ama ben anlam veremedim. Çilek ise onu anlamadığımı fark ettiğinde Öykü'nün masasına geçti. Birer kalem ve kağıt aldı. Bir şeyler yazdıktan sonra kağıdı bana gösterdi.
Kağıtta 'Çok güzelsin.' yazıyordu.
Gülümsedim. Nasıl teşekkür edeceğimi bilemediğim anda Emir "Sen konuş, dudak okuyabiliyor." Dedi.
Çilek'e teşekkür ettim. Gözleri parladı ve yüzünde bir gülümseme belirdi. Bu sessiz an, kelimelerin ötesindeki iletişimin gücünü gösteriyordu.
Emir ve Atlas'ın sohbeti devam ederken, ben Çilek'in yanında sessizce oturdum. Onun sessiz dünyasına bir pencere açıldığını hissettim. Zaman su gibi akarken ben imzalattığım kitaba bakıyordum.
İmza günü bitmek üzereydi, hava yavaş yavaş kararıyordu. Atlas hepimize lahmacun sipariş etmişti. Yanında da cips istediği için Emir'i markete yollamıştı. Emir geldiğinde lahmacunun içine cips koyup lahmacunu öyle yedi.
Bu aile çok tuhaf.
Biz lahmacun yerken Öykü yanımıza geldi. "İmza günü bitti." Dedi, hızla yanıma oturup lahmacunu sarmaya başladı. Sanki hayran olduğum yazar değil de kırk yıl tanıyor olduğum ablam gibiydi.
"Atlas cips koyma içine!" Diye bağırdı Öykü. Emir kahkaha atarken ben de gülmeye başladım. Atlas umursamadan lahmacun yemeye devam etti. "Bu arada Çilek birkaç gün sende kalacak Emir." Dedi Öykü. Emir kaşlarını çatarak "Evimde Rüzgar ve Canberk var. Kardeşimi o iki paylonço ile aynı eve barındırmam." Dedi.
"Yemezler ya Çilek'i." Dedi Atlas. "Hem o üç maymun niye gelmedi?"
Emir gülümseyerek "Kayra sabah üniversiteye gitmiş, Canberk ve Rüzgar ise nerede bilmiyorum. Kesin Canberk ortalığı birbirine kattı, Rüzgar da onun götünü topluyor." Dedi.
"Canberk aynı babasına benziyor. Neyse ki Rüzgar annesine benziyor." Dedi Öykü. Atlas eline geçen peçeteyi Öykü'ye attı. "Babasında ne var? Mis gibi Çağrı Oyban."
Boğazıma takılan lahmacun yüzünden iki kere öksürdüm. Bütün dikkati yanlışlıkla üstüme çektiğimde hafifçe gülümsedim ve aklıma gelen ilk şeyi söyledim: "Çilek isterseniz bizde kalabilir. Hem Kayra ev arkadaşım hem de Emir üst katta yaşıyor."
Atlas ve Öykü birbirlerine bakındıklarında "Olur." Diye konuştu Emir. Atlas hızla Emir'in kafasına vurdu. "Ulan baban burada! Sana mı kaldı karar vermek?"
Emir gariban gibi kafasını eğdiğinde gülmeye başladım. "Vurma oğluşuma." Dedi Öykü.
Çilek elini hafifçe masaya vurarak dikkat çekmişti. İşaret diliyle konuşmaya başladığı an Emir "Kardeşim işte ya." Dedi. Atlas bana baktı ve "Size zahmet olmasın." Dedi.
"Ne zahmeti? Kız kıza eğleniriz."
Öykü bana bakıp gülümsedi. "Teşekkür ederiz, zaten döndüğümüzde Çilek'i yanımıza almamız lazım, okulu var." Kafamı onaylarcasına sallarken "Nereye gidiyorsunuz ki?" Diye sordu Emir. "İmza için yurt dışına çıkacağız, baban kitabımı ingilizceye çevirdi." Öykü'nün anlatması üzerine gülümsedim.
Vay be.
Emir'in annesi ve babası hayatını yaşarken, benim ailem benim hayatımı, bana yaşatmıyorlar.
Keşke gerçek bir ailem olsaydı.
Her bebek kendi ailesini seçermiş diye biliyorum, ben ilk hatamı yanlış aileyi seçerek yapmışım.
---
"Burayı da salon." Diye Çilek'e odaları tek tek gösterdim. Zaten öğrenci evinde en fazla ne gösterebilirim ki? Çilek bana gülümserken evin kapısı açıldı. İçeriye Rüzgar ve Canberk geldiğinde "Kendi eviniz mi lan? Ne bu rahatlık?" Diye sordum.
Çilek hızla Canberk'e sarıldı, ardından Rüzgar'a sarıldı. "İnfaz'cım, senin ev benim ev mi var?" Diye sordu alayla Canberk. Yalandan abartılı biçimde dudak büzdüm.
Hep beraber salona geçtiğimizde Emir ve Kayra'nın telefona baktığını gördüm. "Kayra Karya, hay senin ismini..." Diye konuştu Emir hızla. Çilek koltuğa oturunca yanına oturdum. "Zorlanıyorsan ikinci ismimi kullan." Dedi Kayra.
"İkinci ismin ne?" Kayra hızla telefonunu Rüzgar'ın üstüne attı. "Ne demek 'ne'? Küçükken 'Su' diye alay etmiyor muydun?" Rüzgar hızla telefonu yerden aldı. "Ben seni hatırlamıyorum, küçüklüğümüzü nereden hatırlayacağım?" Diye sordu.
Kayra saçını savurup hızla ayağa kalktı. "O zaman tanıma oyunu oynuyoruz!"
Evin kapısı tekrar açıldığında eve Beliz geldi. Kayra ise sessizce küfür mırıldandı. Beliz yanımıza geldiğinde ayakta duran Kayra'ya bakındı. "Ne yapıyorsunuz?" Ardından hızla Çilek'e bakındı. "Bu kim?" Diye sordu Beliz üstünlük taslayarak.
"Kardeşim." Dedi Emir sert bir tavırla. Emir'e baktığımda sinirle Beliz'e baktığını gördüm. Beliz ise Emir'in bakışlarını umursamadan Çilek'in önüne geçti. Elini uzattı "Hoş geldin Beliz ben." Dedi.
Çilek önce Emir'e baktı, arından Beliz'e dönüp eline bakındı. Elini sıkmadan arkasına yaslandı. Beliz elini çekerken biraz afalladı. "Çilek samimiyet kurmayı sevmiyor." Dedi Emir, Çilek'in konuşamama durumundan bahsetmedi. Beliz başını onaylarcasına salladıktan sonra Emir'in yanına oturdu.
"Her neyse, oyunun adı: Tanıma Oyunu!" Kayra hevesle oyunu anlatmaya başladı: "Herkes kendi hakkında sorular hazırlayacak ve cevabı bulan on puan kazanır. Oyun bitince puanları toplayacağız."
"En düşük puanı alan kişilere ceza verelim." Dedi Canberk. "Yarın kahvaltıyı hazırlasınlar." Diye öneride bulundum. Teklifimi kabul ettiler. Çilek anlamsız gözlerle etrafa bakınırken ayağa kalktım. "Cevabı kağıda yazalım." Dedim, hızla odama geçip kalemleri ve kağıtları ayarladım.
Çilek'in ses algısı olmadığı için kimin ne konuştuğunu anlamadığını fark ettim. Bu yüzden oyunu anlamadı. Çilek'e vereceğim kağıdın sağ üst köşesine oyunu anlatan kısa bir yazı yazdım.
Salona geçip kağıtları ve kalemleri dağıtıp Çilek'in yanına oturdum. Çilek kağıdına baktıktan sonra gülümseyerek bana bakındı. Çilek bana bakarken fırsattan yararlandım ve konuşmaya başladım: "O zaman sağdan sol tarafa doğru, üçerli sorular soralım. Önce Canberk başlasın."
Çilek hızla Canberk'e döndü. Canberk "Benim doğum yılım ne?" Diye sordu. Cevabı bilmediğim için kağıda hiçbir şey yazmadım. "Çevirin." Dedi Canberk. Kağıdı çeviren sadece Emir ve Rüzgar vardı. "Hepinize yazıklar olsun ama en çok size be. Benim doğum günüm ağustosta!"
Emir "Ulan mal 08 yazdık işte. Ağustos oluyor." Dediğinde Canberk gülümsedi ve olmayan saçını savurdu. "Ya çok naziksiniz." Dedi sesini incelterek.
"İkinci soru, benim göbek adım ne?" Canberk'in sorusuna kimse cevap veremedi. "Hepiniz on puan kazandınız! Benim göbek adım yoktu." Dedi neşeli bir ses tonuyla.
Sorular ilerlerken sıra Kayra'ya gelmişti. "Küçükken bırakamadığım oyuncağım ne?" Diye sordu. Kağıda hızla 'Peluş Pepe.' yazdım. Kayra cevapları istediğinde Emir, ben, Çilek ve Rüzgar doğru bilmişti. "Beni hatırlamıyorsan, oyuncağımı nasıl hatırlıyorsun?" Diye sordu Kayra. Rüzgar omuz silkerek "Aklımda kalmış." Diye konuştu.
Kayra sorularını sorarken Beliz cevap yazma zahmetinde bile bulunmadı. Kayra ise ilk cevabı yazmadığını görünce bir daha Beliz'e bakmadı.
Sıra Emir'e geldiğinde ise "En sevdiğim atıştırmalık ne?" Diye sordu. Aklıma babasının lahmacun içine cips koyduğu gelince gülümseyerek kağıda 'Cips.' yazdım. Cevaplar çevrildiğinde bilen iki kişi ben ve Çilek'ti. "Küçükken kışın bile dondurma yiyordun" Diye itiraz etti Canberk. "Küçükken lan o." Dedi Emir ve hızla diğer sorusunu sordu: "En sevdiğim mobil oyun ne?"
Kafamın içinde bin tane oyun dönerken ilk tanıştığımızda bana ismimden dolayı 'Mobile Legends.' dediği geldi. Kağıda oyunun ismini yazdım, Emir cevapları istediğinde hepimizin kağıdına bakındı. "Siz beni yıllardır tanımıyor musunuz?" Diye sordu Emir sitem ederek. Ardından eliyle beni gösterip "Sadece İnfaz doğru bildi." Dedi.
Hepsi birden bana baktığında gülümsedim.
Emir sitem dolu sesiyle "Dün giydiğim çorabın rengi ne lan?" Diye sordu. Kayra Emir'in omzuna vurdu. "Biz bunu nereden bilelim be?" Emir omuzlarını çocuk gibi kaldırıp indirdi. "Ben bilmem kardeşim, puan isterseniz cevaplayacaksınız."
Emir dün gece camına geldiğinde çorabını görmüştüm. Gülerek cevabı yazmaya başladım. Benden başka cevabı yazan kişi yoktu. "Lan İnfaz uydurma, ne yazıyorsun kağıda?" Diye sordu Rüzgar. Kağıdı çevirip "Örümcek adamlı kırmızı çorap." Dedim.
Emir çorabına bakındığında bugün de aynı çorabı giydiğini gördüm. "Dün de mi bunu giydin pis?" Diye sordu Beliz, Emir gülerek "Öğrenci evi kızım." Dedi.
Canberk ise "İnfaz Emir'in donunun rengini de biliyor musun bari?" Diye sordu.
Hepimiz gülerken oyun devam etti. Beliz'in sorularını benden başka bilen kişi olmadı. Çilek soru soran taraf olmak istemediği için onu pas geçtik. Sıra bana geldi. "En sevdiğim-" Derken Kayra sözümü kesti: "En sevdiğim kitap diye soracak kesin."
Emir ile göz göze geldiğimizde Emir sırıttı ve kağıda yazmaya başladı. Cevapları istediğimde ise Canberk ve Rüzgar dışında hepsi doğru bilmişti. "Konser kitabı Öykü ablanın kitabı değil mi?" Diye sordu Rüzgar. Kayra gözlerini hızla büyülttü. "Oha sen yengemin kitabını mı seviyordun?" Dedi hayretler içinde. Kafamı onaylarcasına salladım.
"Neyse, diğer soru: En sevdiğim makyaj ürünü?"
Kayra ve Beliz kendinden emin bir şekilde yazmaya başladılar. Emir ise sırıtarak kağıda bir şeyler yazdı. Cevapları istediğimde Kayra ve Beliz'in 'Allık.' yazdığını gördüm. Emir'e baktığımda ise 'Ruj.' yazmıştı.
"Ruj ne alaka be?" Diye sordum, Emir sırıtarak "Sevmiyorsan çıkarmana yardımcı olurum." Dedi. Canberk ve Rüzgar bağırmaya başladığı an yalandan öksürerek susmalarını sağladım. "Allık olacaktı cevap."
Son sorumu da sorduktan sonra sıra Rüzgar'a gelmişti. "Galiba en düşük puanı alan Rüzgar oluyor." Dedi Beliz. Rüzgar "En sevdiğim renk ne?" Diye sordu, bunu herkes biliyordu çünkü üstünde siyahtan başka renk olmuyordu.
Herkes siyah yazmışken Kayra cevap vermedi. "Su, sen de bunu bilemiyorsan yani..." Diye mırıldandı Rüzgar alayla. Kayra cevap vermek yerine kağıdına bakındı. Rüzgar iki adet daha basit soru sormuştu ama Kayra dışında hiçbirine cevap vermedi.
Puanları hesapladığımızda Emir'in ilk sırada olduğunu gördük. Ardından ise ben geliyordum. Sonuncu olan kişi ise Rüzgar'dı. Beliz Kayra'yı on puanla geçmiş ve sondan ikinci olmamıştı. Kayra'ya baktığımda Rüzgar'a baktığını gördüm.
Beraber kahvaltı hazırlamak istedi ve bilerek son sorulara cevap vermedi.
Ah be...
Bu çok mantıklı bir plan.
Kayra ayağa kalkınca Rüzgar "Yalnız dikkat et Su. Rüzgar Su damlasını uçurur." Dedi. Kayra'nın yapmak istediğini anlamıştı. Kayra hepimizde kağıtları toplamaya başladı. En son Rüzgar'ın kağıdını alırken "Yalnız ben Su damlası olmam, okyanusta olan Su olurum. Yani senin Rüzgar'ın beni etkileyemez." Dedi. Hızla kağıdı elinden alıp masaya koydu.
Herkes kendi kendine oyalanırken ben telefona bakıyordum. Çilek Emir'le, Beliz Canberk'le, Kayra ise Rüzgar'la konuşuyordu. Telefonuma gelen bildirime bakındım. Emir mesaj atmıştı, kafamı telefondan kaldırıp Emir'e bakındım. Emir ise sırıtarak gözleriyle telefonu işaret etti.
Telefona geri baktığımda bildirime tıkladım.
Emir: Paylaşılan videoyu kimin paylaştığını buldun mu?
Kafamı telefondan kaldırıp Emir'e bakındım. Başımı olumsuz anlamda salladım. Emir telefonunu eline aldı ve bana tekrar bir mesaj geldi.
Emir: Şarkıcı olmak gibi bir hayalin var mı?
Mesajı okurken güldüm.
İnfaz: Evet, HAYALİM var.
Emir hızla ayağa kalktı. "Saat geç oldu, hadi eve çıkalım." Canberk hızla ayağa kalkarken Rüzgar gözlerini Kayra'dan alamadı. "Hadi lan." Dedi Emir.
Erkekler evden çıktıktan sonra Kayra'ya bakındım. Kayra benden gözlerini kaçırdı. "Sabah kahvaltımda krep istiyorum." Dedim. Kayra gözlerimin içine bakındı ardından bir şey demeden Çilek'e döndü. "Bu akşam benle yatsana, eski günlerdeki gibi."
Gözlerimi kısarak bakındım, sorgudan kaçmayı ne güzel beceriyorsun sen!
Çilek'le beraber kendi odasına gittiğinde Beliz yüzüme bile bakmadan odasına geçti, ne oluyor be?
İç çekerek odama geçindim. Üstümü değişip üstüme pijamaları giyindim. Telefonu elime aldığımda Emir'den bir yeni mesaj olduğunu gördüm.
Emir: Pencereyi aç.
Hay sabır ya!
Odamın kapısını kapatıp kilitledim ardından pencereyi açtım. Emir'in gelmesini bekledim.
Bu çocuk tahmini ne zaman akıllanır?
Camdan birer ayak, ardından iki ayak sarktı. Hızla Emir camdan içeriye girdiğinde kollarımı göğsümde bağladım. Emir beni baştan aşağıya gözleriyle süzdü. "Pijama güzelmiş." Dedi.
"Daha demin buradaydın ya." Dedim.
Emir gülümseyerek "Biliyorum ama konuşacaklarımızı kimsenin duymaması lazım." Dedi. İç çekerek gözlerine bakındığımda "Seni ünlü yapıyoruz." Dedi.
