Gözlerim ekrana dikildi ve kalbim hızla atmaya başladı. Korkuyla dolu düşünceler zihnimi işgal etti. Ailemin bu görüntüyü gördüğünü düşünmek bile beni dehşete düşürdü.
Video başladığında bir kadın resmini gördüm. Videonun arka planından ise bir ses geldi. "Ekranda gördüğünüz kişi İnfaz Akay."
Korku dolu bir iç çektim. Ekranda benim resmim yoktu, yalan bir haber yapmışlardı. En azından ailemle bu konudan dolayı kavga etmek zorunda kalmayacağım.
Gözlerim ekrandan kalkıp, etrafımdaki yüzlerin tepkilerini görmeye başladı. Kayra şaşkınlıkla gözlerini büyütmüş, Emir endişeyle kaşlarını çatmıştı. Rüzgar ise sadece merakla bakıyordu. Canberk'in ifadesinde ise bir tür kafa karışıklığı vardı.
Birdenbire odadaki sessizlik kesildi ve herkes sırayla bana baktı. İçimde bir boşluk hissettim, ne diyeceğimi bilmiyordum. Sessizlik, odada artan gerilimi keskin bir şekilde hissettirdi. Ancak konuşma cesaretini toplamak için bir anlık bir mola verdim.
"En azından ben olduğum ortaya çıkmadı." Dedim mırıldanır bir biçimde, sesim korkudan titriyordu. Kayra, bana dönerek "Aynen, zaten yalan kişi olduğu ortaya çıkar." Dedi.
Ayağa kalkıp mutfağa doğru ilerledim. Birer bardak soğuk su alıp içtim. "Biz artık kalksak iyi olur." Diye bir ses duydum Emir'den. Arkamı döndüğümde erkeklerin kalktığını gördüm.
Kayra erkekleri yolcu ederken odama geçindim. Bütün modum kaçmıştı.
Odama girdiğim gibi yatağıma uzanıp tavana bakındım. Kapım açıldığı an gözlerimle kapıya bakındım. "Girebilir miyim?" Kayra'nın sorusu üzerine yatakta uzanmaktan vaz geçip oturmaya karar verdim. Yatağın başlığına sırtımı yasladıktan sonra dizimi kırıp bacaklarımı göğümsüme doğru çektim.
Kayra yatağa oturduğunda bana baktı. "İyi misin?" Kafamı onaylarcasına sallayarak "Sayılır." Diye cevap verdim.
"Videoyu silmek istersen silebilirsin." Kayra'nın sözleri üzerine derin bir nefes aldım ve gözlerinin içine bakarak onu dinledim. "Sen olsan ne yapardın?" Diye sordum meraklı bir biçimde. Kayra iç çekerek önüne döndü. Ardından bana bakarak konuşmaya başladı: "Ben olsam silmezdim, ilk defa ailenin istemediği ama kendi istediğin bir şey oldu ve sonucu harika. Ailen konusunu da idare ediyoruz, yanii bir sorun yok gibi."
Derin bir iç çekerek arkama yaslandım. "Biliyor musun? Aslında sesimin beğenilmesi korku verse de bir yandan o kadar çok hoşuma gitti ki." Kayra hızla ellerini dizime koydu. "Sen doğal sesin farkında değilsin kızım." Dedi sevinçle.
Hızla ayağa kalkıp bana baktı, kendine güvenen ve neşe dolu bir ses tonuyla, "Parlayan Yıldızlar takımıyız tatlım biz." Dedi. Bu sözlerle içimdeki bütün stresi yok etti hatta kahkaha attım.
Küçüklüğümüzde gördüğümüz birer video ile Parlayan Yıldızlar takımı diye kendimize takım oluşturmuştuk. Kendi şiirimizi, şarkımızı yazıp ailemize gösteri yaptığımız zamanların sonunda 'Parlayan Yıldızlar Takımı.' diye bağırıp kendimizle gurur duyardık.
Kayra ama masanın üzerinde olan mor kitabı alıp bakındı. "Kızım bu kitabı kaç yüz kere daha okuyacaksın?" Diye sordu. Elindeki kitap beni özgür hissettiren, en sevdiğim kitaptı. "Ben o yazarın her kitabını ezbere biliyorum ama Konser kitabı..." Duraksadım. "Aşığım işte o kitaba."
Kayra "Bu kitabı her evine geldiğimde görüyorum fakat bir kere bile yazarı kim diye bakmadım." Dedi.
Elinden kitabı hızla aldım. "Sen ne anlarsın ki zaten? Tek bildiğin makyaj yapmak." Kayra saçını savurduğu an gülümsedim. "Parlayan Yıldızlar Takımının biri edebiyatçı, biri de güzellik uzmanı olması lazım tatlım."
"O sayısalcı olması lazım değil miydi?"
Kayra gözlerini devirdi. "Kızım bizim ilişkide zeki olsan sensin, kendine gel." İşaret parmağıyla havaya imza attı. "Ben her zaman aşkoyum."
Kitaba baktığımda Kayra "Ben bakım yapacağım, sonra modunu kontrol etmeye gelirim." Dedi. Cümlesine devam edecekti ki "Ben istemiyorum." Diyerek başlamadığı cümlesini yarıdan böldüm.
"Benim ne diyeceğimi önceden bilmen hiç hoş değil." Kendi etrafında dönerek "Ayrıca modacılar da zekidir." Dedi.
"Tamam, tamam." Diye güldüm. "Seninle tartışmaya girmek istemiyorum. Senin seçimin, senin hayatın." Dedim espriyle.
Kayra odadan çıktıktan sonra elimdeki kitaba bakılmaya devam ettim. Elime alıp kitabın kapağını okşadım, yumuşak dokusunu hissetmek beni huzurlu bir hisse sürükledi. Sayfaları arasında kaybolmak, her satırda yeni bir dünyaya adım atmak, beni adeta büyülüyordu. Kitabın her satırında yazarın özgün dili ve derin anlatımıyla buluşmak, beni bir maceraya sürüklemişti.
Kitap, benim için sadece bir kurgu değil, aynı zamanda bir arkadaştı. Onunla vakit geçirmek, düşünmek ve hissetmek, hayatımın en değerli anlarından biriydi. Onunla beraber olduğum her an, içimdeki heyecanı ve keşfetme arzusunu canlandırıyordu.
Her sayfayı çevirdiğimde, içimde bir coşku ve mutluluk hissi yayılıyordu. Kitabın satırları arasında kaybolmak, gerçek dünyanın sıkıcı rutininden uzaklaşmak, beni daha özgür hissettiriyordu.
Bu kitap, benim için sadece bir hikaye değil, aynı zamanda bir tutkuydu. Onunla birlikte olduğum her an, içimdeki tutkunun ve sevginin daha da büyüdüğünü hissediyordum.
O kadar çok özgürlüğü anlatıyordu ki, kitabı bitirdikten sonra kendi dar hayatıma dönmek çok zorlaşmıştı benim için.
Zaten annem bana bu kitabı aldığında 'Tanıdık biri yazdı.' Demişti ama yazar ile hiç karşılaşmadım.
Kitabın ilk sayfasını açıp ezberlediğim o metini tekrardan okudum: Bazen bir konser hayatınızı tamamen değiştirebilir.
Kitabı okurken saatler su gibi akıyordu. Dünyadan uzaklaştığımı zannederken camdan gelen bir ses olduğum yerde ürpermeme neden oldu. Cama atılan bir taşın sesi değildi, ama camdan geldiği belliydi bu sesin.
Kitabı yatağa bırakıp cama doğru ilerledim. Camı açtığımda bir ayak gördüm. Gördüğüm ayaklar hızla ikiye çoğaldı. "Ne oluyor lan?" Diye söyledim anlamsız bir biçimde. Yatağa koyduğum kitabı hızla elime aldım.
Kitabı havaya kaldırdım, belki de hırsız geliyordu! Kafasına şu kalın kitabı vuracağım! Görecek ebesini tersten!
Camdan Emir geldiğinde havaya kaldırdığım kitaba bakındı. "Ulan ne yapıyorsun manyak?" Kitabı yavaşça indirip "Asıl sen ne yapıyorsun be? Merdiven diye bir şey var. Camdan aşağıya mı inilir?" Dedim hırçın çıkan bir ses tonuyla. Emir bana boş bir bakışla bakarken yatağa oturdu. "Az soluklanayım, tekrar ineceğim."
Emir'in boş bakışlarına karşılık, ben hâlâ sinirli bir şekilde duruyordum. Onun ne yaptığını anlamak için bir an için sessiz kaldım. Sonunda, "Peki, neden camdan gelerek inmeyi tercih ettin?" Diye sordum, sesimdeki öfke hâlâ belirgin şekilde hissediliyordu.
Emir, gözlerini devirdi ve hafifçe omuz silkerek "Farklı bir deneyim olur sandım." Diye cevapladı sakin bir ses tonuyla.
Bu cevap karşısında daha da sinirlendim. "Farklı bir deneyim mi?" Diye tekrarladım. "Kendini tehlikeye atmak için mi geldin buraya? Ne saçma bir fikir bu?"
Emir, hâlâ sakin bir şekilde "Sakin ol İnfaz." Dedi. "Her şey yolunda. Sadece biraz soluklanmak istedim."
Yine de, içimdeki endişe ve sinir dinmek bilmiyordu. Emir'in bu tür riskli davranışları beni rahatsız etmişti. Bir süre daha sessizce durdum, sonunda nefesimi derin bir şekilde içime çekerek, "Tamam, ama bir daha asla böyle bir şey yapma." Dedim kararlı bir ses tonuyla.
Emir başını salladı ve "Anladım." Dedi.
Kitabı yatağa koyup elimle camı gösterdim. "Camdan inme amacın deneyim mi yani?" Diye sordum, sesimde hâlâ biraz sinir vardı. Emir, sorumu duymazlıktan gelerek kitabı eline aldı ve bakındı. "Kitaba zarar verme." Dedim uyarıcı bir şekilde.
Emir kitabı hızla bırakıp ellerini birer mahkum gibi yukarıya kaldırdı. "Tamam şampiyon, sakin ol." Dedi.
Kitabımı elime alıp masaya koydum. "Konser kitabını mı okuyordun?" Kitabın ismi ilk defa görüş olmasına rağmen biliyor gibi davranacak. Klasik erkek.
"Evet." Diye kısa bir cevap verdim.
Emir sırıtarak arkasına yaslandı. "Ne bu yüz ifaden?" Diye sordum, Emir gözlerimin içine bakarak "Annem yazdı o kitabı." Dedi, alaylı bir ses tonuyla. Bu söz üzerine yüksek sesle kahkaha attım.
Emir'in alaylı yüzü yavaşça solarken yanına oturdum. "Buna inanmamı mı bekledin?" Emir kafasını onaylarcasına salladı. Daha fazla konuyu uzatmadım, gereksiz yalana lüzum yok.
"Yarın imza günü var burada, beraber gidelim mi?"
Gülümseyerek gözlerinin içine bakındım. "Bu kadar mutlu olacağını bilsem anneme daha önce gelmelerine söylerdim." Demesi üzerine göz devirdim. İki dakika yalan söylemeden duramıyor.
"Gideriz." Dedim net bir biçimde.
Emir ayağa kalkıp "Behlül kaçar." Diyerek cama yöneldi. "Saçma saçma işler yapma, kapıdan çık." Dedim. Emir omuz silkerek camın dışına doğru bir adım attı. "Alt komşu kime gittiğim hakkında çok soru soruyor, uğraşmam onunla." Cümlesinin ardından hızla aşağıya atladı.
Hızla cama yakınlaşıp camdan bakındım, ayağa kalktığını gördüm. "Salaksın." Diye mırıldandım. Emir bana öpücük attığında gözlerimi devirdim. Etrafına bakındığını fark ettim ve gülerek izlemeye başladım. Emir sessiz adımlarla bahçeden çıktığında camı kapattım.
Arkamı dönmemle Kayra'nın odama girmesi bir oldu. Gözlerini irkilerek açıp etrafa bakındı. "Sen camda ne yapıyorsun?" Diye sordu, hafif bir endişe sesiyle.
Kayra yüzüne yaptığı yeşil maske yüzünden komik gözükse de gülmemek için kendimi tuttum. Kayra kapının elçeğini bırakıp dikkatle bana bakarken "Camdan bakmak yasak mı?" Diye sordum. Kayra bir şey demeden sessizce durdu.
Aramızda sessizlik oluştuğunda sessizliği bozmak adına "Ne oldu?" Diye sordum.
Kayra kaşlarını yukarıya kaldırıp "Derin teyze aradı, Canberk ve Rüzgar'a ulaşamıyormuş. Telefonu götüreceğim yukarıya, haber vermek istedim." Dedi. Hiçbir şey anlamadığım için gözlerine bakındım. "Canberk ve Rüzgar kardeş ya." Oha lan! "Harbi mi?" Şaşkınlıkla bakarken Kayra "Demiştim ya Derin teyze ve Çağrı dayımın çocukları diye." Diye açıklama yaptı.
Kayra'nın sözleriyle donup kaldım. 'Derin teyze' ve 'Çağrı dayı' ifadeleriyle kafam iyice karışmıştı. Harbi mi?" Diye tekrarladım, şaşkınlıkla Kayra'ya bakarken.
Kayra, gözlerime anlamlı bir bakış attı ve başını salladı. "Evet, gerçekten." Dedi, sessizce. "Buna niye bu kadar şaşırdın ya?"
"Kimle kim kardeşmiş ya?" Diye sordu Beliz koridordan. Kayra sinirle "Bu nereden duydu ya? Bizi mi dinliyor?" Diyerek arkasına döndü. Beliz yanımıza geldiğinde Kayra sinirle "Utanmadan bizi mi dinliyorsun sen?" Diye sordu.
Kollarımı göğümsümde bağlayarak ikisini izledim. "Ne dinleyeceğim be sizi?" Beliz bana bakarak "Emir'i gördün mü?" Diye sorduğunda kafamı olumsuz anlamda salladım. "Ne yapacaksın ya sen Emir'i?" Kayra'nın sorusunu duymazlıktan gelerek bana bakmaya devam etti. "Ben üst kata çıkacağım, Emir ile konuşacağız. Haberin olsun İnfaz'cım." Dedi Beliz, ismimi bilerek vurgulamıştı.
"Emir'in senin geleceğinden haberi var mı?" Diye sordum. Kayra bana döndüğünde Kayra'ya bakındım. Gözlerimi hızla Beliz'in üstünde gezdirmeye devam ettim. "Evet, evde beni bekliyor." Dedi Beliz.
"Pekala, Emir'e selam söyle." Dedim.
Kayra bana kaşlarını çatmış bakarken Beliz dış kapıya yöneldi. Beliz evden çıktığında "Ne yapıyorsun ya?" Diye sordu Kayra sinirli bir biçimde.
"Beliz'in arkasından çıksana, engel olursun." Dedim.
Kayra saçını yüzüme doğru savurdu. "Öyle yapacağım zaten." Dedi.
Kayra hızla dış kapıya yöneldiğinde "Bekle beni sürt- Beliz!" Diye bağırmaya başladı.
Odamın camına doğru ilerledim, camı açıp bakındım ama etrafta Emir'i göremedim. Belki de çoktan eve geri dönmüştür. Yok be, bahçeden çıkarken gördüm.
Geri döner miydi? Yoksa merdivenleri mi tercih ederdi? Camı hafif aralık bırakarak yatağa oturdum.
Telefonumu elime alındım. Emir'in numarası olsa Beliz'in söylediğinin yalan mı yoksa gerçek mi olduğunu sorardım. Sosyal medyasına bakınmaya başladım ama soyadını bilmediğim için arama yerinde bulamadım. Kayra'nın takip ettiklerine girdim ama Kayra fenomen olduğu için gerekli gereksiz herkesi takip ediyordu.
Kayra'nın takip ettiklerine Emir yazdığımda çıkan birkaç kişi arasından tek tek bakmaya başladım. Tam buldum ki annemin aramasıyla iç çekerek telefona cevap verdim.
"Efendim anne?"
"İnfaz bizim Hayriye'nin kızı da sizin orada okuyormuş. Numaranı attım ki buluşun, akrabaların yanında olsun. Biri sana göz kulak olsun." Dedi annem iyilik yapmaya çalıştığını sanarak.
"Peki." Bihter Ziyagil 'Peki'si.
Annemin dışarıya dönük nefes verdiğini duydum. "Sana iyilik yaramıyor." Dedi, sanki demin söylediğini bana söylemiş ve benden onay almış gibi davranıyordu. Onun istediği bir şeyi ben istemediğimden neden suçluymuşum tarzında olan ses tonunu kullanıyor?
"Anne aradığında buluşurum." Dedim bana kırılmaması için. "Tamam kızım, şimdi baban çay bekliyor sonra ben yine seni arayacağım." Dedi. Annemin görmeyeceğini unutarak başımı salladım. "Pekala." Dedikten sona telefonu kapatmasını bekledim.
Annem telefonu kapattıktan sonra telefonumu elime alıp geri sosyal medyaya bakındım. Emir'in hesabına baktığımda hiçbir gönderisi yoktu ama buna rağmen binlerce takipçisi vardı. Emir'in sayfasına bakarken sayfayı yeniledim. Story attığını gördüğümde gülümseyerek storye tıkladım. İçki storysi atmıştı.
Yani şuan evde değil.
Ben storye bakarken birden story silindi. Acaba yanlışlıkla mı attı?
Emir'in hesabına bakarken yine aklıma kendi özgürsüzlüğüm geldi. Benim kendi adıma sosyal medyam bile yokken onun istediğini yapması...
İç çekerek telefonu yatağa koydum.
Gelecekteki çocuğum benim yaşadığım hiçbir şeyi yasamayacak.
Benden, ailemden özgür bir birey olacak.
Ertesi Gün
"İnfazii!" Odamın içinde Emir'in bağırması üzerine gözlerimi hafifçe araladım. "Sabah oldu kalk İnfazii!" Melodi şeklinde söylerken gülmeye başladım.
Emir hızla yorganı üzerimden çekti. "Camdan düşmüş gibi uyuyorsun." Dedi gülerek. "Camdan düşmeyi iyi bilirsin." Diyerek sersemlemiş gibi yatakta oturdum. Emir yanağımdan hızla makas aldı. "Hadi hazırlan, imzaya yetişeceğiz."
Hızla yataktan kalktım. "Tamam! Çık üstümü değişeceğim." Dedim neşeli bir biçimde. "Yardım la" Elime aldığım yastığı Emir'in kafasına hızla vurdum. "Çık odadan!" Diye bağırdım. Emir söylenerek odadan çıktığında kapıyı arkasından hızla kapatıp kilitledim.
Emir kapının arkasından "Dikkat et, camdan çıkmayayım." Dedi.
Camın yanına geçip perdeyi çektim. Dolabıma bakınıp üstüne giyinecek rahat kıyafet aramaya başladım. İlk defa sevdiğim bir yazarla buluşacağım! Heyecandan kalbim hızla atıyordu.
Hem şık hem de rahat olmalıyım çünkü uzun bir kuyrukta bekleyeceğim. Buz mavisi birer elbise giyindim. Saçımı iki minik at kuyruğu yaptım, arkada kalan saçlarımı serbest bıraktım.
"Hadi ya!" Emir'in sesini duymazlıktan gelerek makyaj yapmaya başladım.
Yüzüme son olarak sahte çiller ekleyerek odadan çıktım. Emir duvara yaslanmıştı, beni gördüğünde baştan aşağıya gözleriyle süzdü. Hafif sırıtarak gözlerini yüzüme doğru kaldırdı.
"Çok güzelsin." Dedi içtenlikle.
"Teşekkür ederim."
Emir dış kapıyı açıp geçmem için ellerini uzattığında gülümsedim. Dış kapıdan çıkarken "Kızlar nerede?" Diye sordum. Emir'le beraber apartman merdiveninden inerken "Beliz'i bilmiyorum, kuzen derse gitti." Kuzen dediği kişi Kayra mıydı?
Apartmandan çıktığımızda Hümeyra teyzeyi gördük. Hümeyra teyze elindeki çiçekleri bırakıp bize döndü. "Çocuklar." Dedi 'a' harfini uzatarak, dedikoduya yelken açtı. "Akşam kapınızı, camınızı kilitleyin. Dün akşam bahçeden ses duydum, galiba biri girdi apartmana."
Emir ile birbirimize bakarak gülümsedik. Emir önüne dönerek "Ben de duydum o sesi, Allah bizi hırsızlardan korusun." Dedi yalancı bir edayla. Hümeyra teyzeye döndüm. "Ben duymadım ama dikkatli oluruz." Dedim
Hümeyra teyze "Dikkatli olun." Dedi.
Bahçeden çıktığımızda durağa doğru ilerledik. Emir arkamda hafifçe kulağıma doğru yaklaşarak "Galiba korkuttum." Diye fısıldadı. "Galiba mı?" Emir gülmeye başladığında ben de güldüm.
Durağa geçtiğimizde banka oturup beklemeye başladık. Heyecandan dizimi hareket ettirmeye başladım. Emir elini dizime koydu. "Sakinleş." Dedi, dizimi hareket ettirmeyi bırakıp etrafa bakındım.
Dolmuş geldiğinde Emir benim yerime de akbil basmıştı. Tekli olan koltuk boştaydı, diğer hepsi doluydu. Emir tekli koltuğa oturmam için bana eliyle gösterdiğinde hızla oturdum. Emir önüme geçip direğe tutundu. "Çok heyecanlandım." Dedim telefondan saate bakarak. Emir bana bakıp gülümsedi, bir şey demeden önüne döndü.
İçimdeki kelebekler her yerimde uçuşmaya başlamıştı bile. Yazarı görmek için bunca yıl oturduğum yere imza gününe gelmesini bekledim ama şimdi onu görebileceğim!
Emir "İyi misin?" Diye sorduğunda kafamı onaylarcasına salladım. "Durup dururken sırıtıyorsun." Dedi.
Emir'in telefonu titrediğinde arka cebinden telefonu çıkardı. "Efendim anne?" Diye konulmaya başladı telefona doğru, önüme döndüm ama kulağım Emir'in telefon konuşmasındaydı. "Tamam, yoldayız." Dedi kısık bir ses tonuyla. Ardından cümlesini biraz sesli tekrar etti.
Telefonu kapatıp arka cebine koyduktan sonra yolu izlemek için cama doğru bakındım. "Heyecan var mı fıstık?" Dedi alaylı bir ses tonuyla, Emir'e döndüğümde göz devirmemek için kendimi tuttum. "Çok." Dedim imalı bir biçimde.
Dolmuş ani fren yaptığında Emir anlık yerinde hareket etti. Demirlere sıkıca tutunurken "Ayakta duramıyorsan yer verebilirim." Dedim. Emir dediğimi sesini incelterek taklit etti.
İneceğimiz yere geldiğimizde kalbim heyecandan küt küt atmaya başladı. Dolmuştan indiğimde birçok insanın fuarın önünde durduğunu fark ettim. Emir'e baktığımda telefonla konuştuğunu gördüm. Şimdi bu sırada kim bekleyecek?
Sıraya girmek için etrafa bakarken Emir "İnfaz bu taraftan." Dedi ama onu umursamadım.
Emir elimi tuttuğunda "Öne geçmek için yer bulmuştum." Dedim. Bu sefer o beni umursamadı.
Emir beni fuarın arka tarafına doğru götürdüğünde kaşlarımı çattım. Soru sormama fırsat doğumadan, iri yapılı, takım elbiseli bir koruma Emir'in yanına geldi. "Hoş geldiniz. Öykü Hanım, ikinci odada." Dedi.
Olanlara anlam veremeden güvenlikçi adama bakınmaya devam ettim. Emir hızla elimden tutup çektiğinde kendime geldim.
Emir beni fuara soktuğunda adamın dediği odanın önüne geçtik. Emir kapıyı tıklatarak içeri girdiğinde diğer eliyle elimi bırakmadığı için ben de içeriye girdim.
İçeride Öykü Akın'ı gördüğümde şaşkınlıkla kaldım.