"Telefonumu burada unutmuş olabilir miyim?"
Emir'e bir şey diyemeden bakarken "İçeriye girip bakabilir miyim?" Diye sordu. Kapının önünden çekilip Emir'e yol verdim. Emir içeriye girdiğinde kapıyı kapatıp arkasından mutfağa geçtim. Emir etrafa bakınırken "Telefonunu çaldırmamı ister misin?" Diye sordum.
Bana dönerek "Evet." Diye cevap verdi. Arından "Numaram sende var mı?" Diye sordu.
Salonda geçip masanın üzerinde olan telefonumu elime aldım. Kayra ile göz göze geldiğimde "Kuzenin geldi telefonuna bakmaya, ona da suç atmayacaksan gel." Dedim. Kayra göz devirip telefonuna bakındı.
Mutfağa geçtiğimde telefonumun şifresini girip Emir'e uzattım. Emir telefonumu alıp tuşlara bastı. Arından hoparlörü açtı. Dııt, dııt sesi gelirken "Burada değil, bizim eve bakayım tekrardan. Teşekkür ederim." Dedi.
Aramayı sonlandırıp telefonumdan bir şeyler yaptı. Telefonu bana uzatırken "Kendimi kaydettim, öpmek istersen bir 'Alo.' diyecek kadar uzaktayım." Dedi alayla. Göz devirip telefonumu elime aldım.
"Yavşaksın, biliyorsun değil mi?"
Emir yanağımdan makas aldı. Gülerek "Baba mesleği işte, ne yapacaksın güzellik?" Dedi.
Emir kapıya doğru gittiğinde onu yolcu ettim. Kapının dışında çıktığında "Akşam bizimkilerle kafeye gideceğiz, siz de gelir misiniz?" Diye sordu. "Bilmiyorum, haber veririm." Dedim.
Emir üst kata çıkmak için merdivene yöneldiğinde kapıyı kapattım. Bir salona bir de kapısı kapalı olan Beliz'in odasına bakındım. Kayra'nın yanına gitmek istesem de önce Beliz'in yanına gitmem lazımdı.
Beliz'in odasının kapısının önünde durdum. İçeriden gelen hıçkırıkları duyduğunda kendimi kötü hissettim. Kayra'nın dediklerinin pişmanlığını ben yaşıyordum.
Kapıyı tıklatarak içeri girdim. Beliz'in gözleriyle karşılaştığımda derin bir endişeyle dolup taştı içim. Beliz'in kızarmış gözlerine bakındım. Bana bakmak yerine kafasını çevirdi.
"Beliz." Dedim sesimdeki sakin tonu korumaya çalışarak. Beliz bana bakmak yerine burnunu çekti. "Konuşmak ister misin?" Beliz'in gözlerini bana yöneltilen bir sorunun cevabını arar gibi parlıyordu. "Kayra bağırdı, İnfaz. Hiçbir neden yokken saldırdı. Beni anlamıyor, beni duymuyor."
Dudaklarını içe doğru bastırdı. Beliz'in yanına oturdum ve göz temasını sürdürdüm. "Tamam beni sevmiyor olabilir ama sen benim en yakınımsın, bunu neden sana yapayım ki? Ben bilmiyor muyum senin ailevi durumunu?"
Oflayarak nefes verdim. "Biliyorum bana verdiğin değeri sadece Kayra aklına ilk geleni sö-" Konuşurken "Söylemesin İnfaz, karşısındaki insanın kalbini kıracaksa söylemesin." Diyerek sözümü kesti.
Bir şey diyemedim. Öylece sessiz kaldım. Beliz'in elini tutup okşamaya başladım. Beliz gözyaşları içinde başını salladı. "Ama neden, İnfaz? Neden böyle davrandı?" Kayra senin yapacağın işin içine sokayım ya.
Beliz'in elini sıkarak "Belli ki bir anlaşmazlık var ama bu durumu çözebiliriz. Kayra'yla konuşmak her şeyin düzelmesine yardımcı olabilir." Dedim.
Ayağa kalkıp "Şimdi bu konuyu Kayra ile konuşacağım, sen içini ferah tut." Dedim. Beliz bir şey demeden yatağa uzandığında bana sırtını döndü. Odadan çıkınca Kayra'nın yanına salona geçtim.
Salonda Kayra'yı göremeyince Kayra'nın odasına geçtim. Altına pantolon giyinirken "İnsan kapıyı çalar değil mi?" Diye sordu. "Zamanında aynı küvette banyo yaptığım kuzenime bak sen." Dedim alayla.
Yatağa oturup bakındım. Kayra pantolonunun fermuarını çekip yatağa oturdu. "Kayra konuşmalıyız." Dedim. Kayra göz devirip "Bence de konuşmalıyız. Mesela senin şu saf iyi niyetin benim çok sinirimi bozuyor." Dedi.
Derin bir nefes alıp verdim. "Beliz'i ne duruma düşürdün kuzen, farkında mısın?"
Kayra kaşlarını çatarak bana baktı. "Ne alaka? Beliz kendi işine baksın. Benimle ne ilgisi var?"
Bunaldım.
Gerçekten bunaldım.
"Beliz'i sevmediğini biliyorum ama bu yaptığın harbi çok kırıcıydı." Dedim sessizce. Kayra omuzlarını havaya kaldırıp indirdi. "Anlamıyor musun? Ben bir tek ondan şüphe duydum."
Bana bakarken gözlerinde ki siniri fark ettim. "Gel Beliz'le konuşalım." Dedim. "Belki de bir yanlış anlama var. Onun gönlünü almalısın. En azından özür dile."
"Yok artık ya!" Kayra bağırarak ayağa kalktı. "Ayaklarına da kapanmamı ister misin?"
Ayağa kalkıp "Sen biraz dinlen ben senin sinirli halinle daha fazla uğraşamayacağım." Dedim.
Kayra bana sinirle bakarken Kayra'nın odasından çıktım ve kendi odama girdim. Kapıyı kapattım. Beliz'in gözlerindeki acı ve Kayra'nın öfkesi, hala zihnimde dolaşıyordu.
Giysilerimi değiştirirken, aynanın karşısında kendi yüzüme bakarak düşündüm. Bunu kim ve neden yapmış olabilir? Kızlardan biri olduğunu düşünmüyorum, erkeklerden biridir. Peki ya, neden yaptı? Eğlence için mi? Neden şuana kadar yapan kişi itiraf etmiyor?
Yeni kıyafetlerimi giydiğimde odamdan çıktım. Beliz'i gördüğümde "Nereye?" Diye sordu. "Fakülteye, dersim var." Dedim.
Beliz bir şey demeden odasına geri girdiğinde evden çıktım. Apartmandan çıkarken apartmanın bahçesinde yaşlı bir kadın gördüm. Elinde hortum vardı, ayağının altında ise halı. Halıyı yıkarken bana döndü.
"Sen yeni taşınan öğrencilerdensin değil mi?" Diye sordu. "Evet, İnfaz ismim." Kadın gülümseyerek "Hümeyra ben de, bu apartmanın yöneticisi benim eşim. Bir sorun olursa ilk katta oturuyoruz. Kapımı çalmanız yeterli." Dedi.
Kafamı onaylarcasına salladım. "Tamamdır Hümeyra teyzecim."
Hümeyra teyze işine geri döndüğünde ben de yoluma devam ettim.
Fakülteye geldiğimde kendi amfime geçtim. Boş bir yere oturup hocanın gelmesini bekledim. Hoca sınıfa gelince imza atacağım kağıt elden ele dolaşmaya başladı. Bu hocanın da hareketleri çok tuhaf.
Yavaşça gürültü oluyordu. Hoca ise bunu umursamadan dersi anlatmaya başlamıştı bile. Kağıt elime gelince imza atıp yanımdakine kağıdı verdim.
Bana bir süre baktıktan sonra elimden aldı.
Bazı öğrenciler dikkatle notlar alıyor, bazıları ise slayt gösterisini izleyerek bilgiyi anlamaya çalışıyordu.
Dersin sonunda "Bu günlük bu kadar." Diyerek dersi bitirdi hoca.
Ayağa kalkmamla birkaç kişinin yanıma gelmesi bir oldu. "İmza isminde İnfaz Akay olan kişi sen misin?" Gözlerimi birkaç defa kırpıp açtım. "Evet, neden?"
"Sen, ünlü olan kız değil misin?"
Beklenmedik bu soru karşısında bir an şaşırdım. Yüz ifademi kontrol altına alarak "Hayır, ben değilim. Bir yanlışlık olmalı." Dedim. Diğerleri birbirlerine bakıp gülümsediler. Bir şey demeden amfiden çıkmak için yol aldım.
Bana demin ünlü mü dediler? Yüzüme yerleşen gülümsemeyi soldurmaya çalıştım. Kampüsün yeşil alanında biraz soluklanmaya karar verdim. Bir süre etrafı izlerken, amfide yanıma gelen kişiler tekrardan yanıma geldi.
"İsim benzerliği olabilir belki ama senin de sesinin güzel olduğunu duymuştuk."
İçten içe gülümsedim ama yine de 'Evet.' diyemedim.
"Hayır, gerçekten değilim. Belki beni başka birisiyle karıştırdınız ki neyden bahsettiğinizi bile bilmiyorum." Dedim nazik bir ses tonuyla. Arkadaş grubu olan kişiler kendi aralarında bakınırken aralarından bir erkek telefonunu çıkarıp videoyu gösterdi.
Kendi videomu izlerken sabah gördüğüm görüntülenme sayısı, üç milyonken beş milyona yükseldiğini gördüm.
"Ben bu videoyu ilk defa görüyorum."
Arkadaşlarından biri omuz silkerek "Tamam, tamam yanlış olabilir." Dedi. Birer kız ise "Ben demiştim zaten sadece isim benzerliği olabileceğini." Dedi.
Gülümseyerek yanlarından ayrıldım. Bu gün başka bir dersim yoktu. Eve gidip Beliz ve Kayra'nın sorununu çözmek için tam zamanı olabilir.
Telefonum çaldığında ekrandaki ismin dudak emojisi olduğunu gördüm. Merakla telefonu açtım ve Emir'in sesi duydum. "Kafeye gelmiyor musun?" Derin bir nefes alıp verdim. "Sen benim telefona kendini dudak emojisini koyarak mı kayıt ettin?"
Emir'den gülme sesi geldiğinde "Beğendin değil mi?" Diye sordu. "Bayıldım." Dedim alay eder bir biçimde.
"Kayra'yı da al gel. Beliz zaten burada." Beliz zaten orada mı? Kızı evde bıraktığımda ağlıyordu. Şimdi erkeklerle kafede mi?
"Ne zamandır yanınızda?" Diye sordum. "Bayadır var ya."
Baya ne ya? Ne alaka? Daha dün tanıştık bu erkeklerle, nasıl samimi olmuş olabilir?
"Tamam, hangi kafedesiniz?" Emir kafenin ismini söyledikten sonra telefonu kapattım. Kayra'ya konum atıp gelmesi gerektiğini yazıktan sonra kafeye doğru yol aldım.
Kafeye giderken Kayra arayınca telefonu açtım. "Ne oldu? Kafede ne yapacağız?" Diye sordu. "Bilmiyorum, Emir'ler davet etti." Kayra yüksek sesle kahkaha attı. "Bize ne Emir'lerden?"
Yolun karşısına geçmek için kırmızı ışıkları beklerken "Beliz yanlarındaymış." Dedim. Kırmızı ışık yandıktan sonra karşıya geçtim. "Beliz ne alaka be? Tabi siki olan kişilerin yanında durmayı seviyor. Allah'ın yobazı."
Bıkkınlıkla derin bir nefes alıp verdim. "Ben de Kayra'yasam onu o çevreden uzak tutarım. Hemen hazırlanıyorum!" Dedi sinirle. "Ben öyle demek isteme-" Telefonun yüzüme kapanması üzerine telefonu kulağımdan uzaklaştırdım.
İkisinin birbirinden nefret etmesinden bunaldım, sürekli arada ben kaynıyorum.
Kafeye geldiğimde Canberk beni görür görmez el sallayarak "Buradayız!" Dedi.
Masalarına geçtiğimde Beliz'in Emir'in yanında, Rüzgar ve Canberk'in yan yana oturduğunu gördüm. Birer sandalye çekip Beliz'in çaprazına oturdum. Yüzündeki makyajdan ağladığı belli olmuyordu.
"Beliz, sen ne zaman geldin?" Diye sordum. Beliz gülümseyerek "Yeni sayılır ya." Dedi.
Masadaki erkekler Beliz'e bakarken Beliz gülmeye başladı. "Yeni mi? Bir saatten fazla oldu." Dedi Canberk. Beliz'e bakarken Beliz bana bakıp gülümsedi.
Alt dudağımı yaladım. Beliz hızlı şekilde konuyu değişmeye çalışırken sinirle bakmaya devam ettim. "Biz de Canberk'in yeni ayrıldığı kızdan bahsediyorduk." Beliz'e bakındım.
"Öyle mi? Neden ayrıldın Canberk?" Başımı çevirip bakındım. Canberk konuşacakken Beliz lafa atlayarak "Kız çok varoşmuş ya." Dedi. Sinirimi belli etmemeye çalışarak "Varoş mu?" Diye sordum.
Beliz bana dönmesiyle ona tüm ciddiyetimle bakındım. Beliz sessizleşirken Emir ayağa kalkıp "Beliz yer değişelim mi? İnfaz ile konuşacağım." Dedi.
Beliz ve Emir yan yana oturdukları halde yer değişince Emir çaprazımda oldu. Beliz umursamayarak Canberk ve Rüzgar'la konuşmaya başladı. Emir bana doğru yakınlaşıp "Bir sorun mu var?" Diye sordu sessizce.
"Hayır da, Beliz'e kafeye davet edildiğimizi söylememiştim. Senden haberi alınca şaşırdım."
Emir Beliz'e bakıp bana geri döndü. "Eve geldi, konuştu bizimkilerle bu nedenle kafede devam edelim diye teklif sundum."
Hay böyle işin!
Kayra gelince elimi hafifçe kaldırıp bizim olduğumuz masayı gösterdim. Kayra yanımıza gelince daha selam vermeden "Emir'in yanından kalk." Dedi. Beliz şaşkın bir şekilde bakarken tüm dikkat Kayra'daydı.
Beliz hiç kendini bozmazken Kayra "Sana bir şeyi kaç kere diyeceğim?" Diye sordu. Beliz sinirle "Ne saçmalıyorsun yine sen ya?" Dedi.
Kayra "Emir'in yanından kalk!" Diyerek sesini yükseltince ben ayağa kalktım. "Eve gitme zamanımız geldi sanki?" Beliz gerginlikle ayağa kalkıp "Senin benimle derdin ne?" Diye sordu. Erkekler de ayağa kalktı. Artık iş işten çıkmak üzereydi.
Etraftaki gözler bize doğru yavaşça dönmeye başladı.
"Dışarıya çıkın, burada kavga edip insanların huzurunu bozmazsınız." Dedi Emir. Rüzgar kasaya parayı ödemeye giderken hep beraber dışarıya çıktık. Kayra sinirle önden gitmişti.
Rüzgar da yanımıza gelince Beliz "Senin benimle tam olarak derdin ne? Her hareketime tasmasından çıkmış yeni köpek gibi davranıyorsun." Diye sordu. Kayra hızla Beliz'e dönüp "Bana bak seni öldürürüm! Benimle düzgün konuşacaksın!" Diye bağırdı.
"Eve geçelim."
Beliz konuşacaktı ki tekrardan "Eve geçelim." Diyerek susmasına neden oldum.
Sessizlik aramızda oluşmuşken kimse bu sessizliği bozmadan eve doğru ilerledi. Evin fazla uzak olmaması şuan tek sorundu. Belki de ev uzak olsaydı düşünmek için daha fazla zamanımız olabilirdi.
Eve geçince hep beraber salona geçtik. Kayra sinirle çantasını yere attı. "Bana bak Beliz! Merve'ler gibi kızsın, uzak duracaksın Emir'den!"
"Ne Emir'i be? Ne yapacağım ben Emir'i!? Sen sabah video yaydın diye suç at, sonra Emir de! Derdin ne kızım!?" Beliz'in bağırması üzerine Canberk mutfaktan çekirdek alıp Rüzgar'ın yanına oturdu. "Ne dedi lan? Saldır oğlum. Tısı tıs!" Dedi Rüzgar kışkırtıcı bir biçimde.
Kayra "Bana bak kuyruklu yılan!" Diyerek söze başladığında Emir kolumdan tutup beni yanına oturttu. Elinde ki çekirdeği bana uzattı. Çekirdekten biraz aldım. "Yılanlar zaten kuyruklu değil mi?" Diye fısıldadı Emir.
"Sana ne bakacağım? Kendi kafanda kurup inanıyorsun!" Dedi Beliz.
Çekirdek çıtlarken Kayra Beliz'in üstüne doğru bir adım attı. "Yalnız saç baş kavga etmenin modası geçti. Bizi ayağa kaldırmadan sözde kavgaya devam edin." Dedi Rüzgar.
Beliz "Ben ne seninle ne de senin bu gereksiz kafanda kurmalarınla uğraşmak zorunda değilim!" Diye bağırdı. "Siktir git lan o zaman!" Dedi Kayra.
Derin bir nefes alıp verdim. Beliz "İstenmediğim yerde kalmam!" Diye bağırıp hızla odasına gitti. Odasına girince kapıyı sertçe kapattı.
Kayra Canberk ve Rüzgar'a bakınca ikisi de hızla ayağa kalkıp asker selamı verdi. "Emret komutanım!" Dediler aynı anda. "Oturun lan!" Dedi Kayra, ikisi beraber "Sağ ol!" Diyerek koltuğa geri oturdu.
"Bu kızı evden kovarım." Dedi Kayra bana bakarak. "Sorunları oturup çözmek varken iki aylık kirayı vermiş kızı evden kovmak da ayrı bir seçenek." Dedim.
Kayra konuşacakken Emir eline kumandayı alıp televizyonu açtı. Bir an herkes Emir'e bakınca "Bu kavga sarmadı Çukur izleyeceğim." Diye açıklama yaptı.
"Kanka Youtube aç, oradan izleyelim." Dedi Rüzgar, Kayra sinirle bakarken Canberk Rüzgar'ın kafasına vurdu. "Ulan mal zaten oradan açacak."
Emir Youtube'ye girince keşfetde olan ilk videoda kendimi gördüm. "Tıklasana şuna." Dedim.
Emir videoyu açınca bir adam çıktı. "Gizemli İnfaz Akay'ı bulduk." Demesiyle içimde bir yerde yangın başladı.