Başımdan aşağıya kaynar sular dökülüyordu.
Hızla telefonu koltuğa koydum.
Şaşkınlığın verdiği duyguyla ne yapacağımı bilemedim. "Ne olmuş?" Diye sordu Emir, sorusu beynimin içinde yankılanırken gözlerimi kapatıp açtım.
Dolu gözlerle Kayra'ya bakındım. Beni anlayacak tek kişiydi çünkü ailemi çok iyi biliyordu. Küçüklüğümden beri neler çektiğimi biliyordu.
Oturduğum yerde bacaklarımı hareket ettirdim. Kayra önümde diz çöküp ellerini sallanan bacaklarımın üstüne koydu. "İyi misin?" Diye sordu.
Gözümden akan yaş yanağımda süzülürken "Sorun ne İnfaz? Bir gecede ünlü oldun." Dedi Beliz.
Kayra kaşlarını çatarak Beliz'e baktığında Beliz sessizleşti. Alt dudağımı ısırıp kafamı geriye attım.
Derin bir nefes alıp verdim. Elime telefonu aldığımda videonun altında olan bir sürü yorum ve beğeniyi fark ettim. Ancak ben sadece ailemin tepkisini düşünüyordum. Yüreğim ağırlaştı, gözlerim dolu doluydu. Aklıma ailemin bu durumu nasıl karşılayacağı geldi. Onların beni sevdiğini biliyordum fakat onlara göre göz önünde olmakla orospu olmanın farkı yoktu.
Küçükken, ortaokulda şarkı yarışmasına katılmak istedim ama annem sert bir ses tonuyla 'Şarkı söyleyerek kendini kime beğendirmeye çalışıyorsun?' diye bir sürü cümle kurmuştu. Babamdan farklı tepki alacağımı düşünerek bu mevzuyu ona anlattığımda 'Orospu mu olacaksın?' demişti.
O gün anladım ailemin benim hayatımda benden çok söz hakkı olduğunu.
O gün hayatın gerçeklileriyle yüzleştiğimde küçük dünyam başıma yıkılmıştı.
Şimdi ise sadece hayalini kurabileceğim bir olay başıma gelmişken, ailem yüzünden bu fırsatı elimin tersiyle itmem lazımdı yoksa ailem beni itecekti.
Bazen sadece ailemin aile olmasını diliyorum.
Sadece beni desteklemelerini, mutlu olacağım o karanlık yola ışık olmalarını istiyorum.
Beki de onlara laik olmayan, istediklerini istemeyen benim.
Ama bu neyi değiştirir ki? Karşılarına çıkıp 'Bu benim hayatım!' diyemedikten sonra?
Ağlamaya başladım, duygusal bir boşluk içinde kaybolmuştum. Bu benim için sadece bir YouTube videosu değildi; bu ailemin beni anlaması ve kabul etmesiyle ilgili bir meseleydi.
"Videoyu silebilirsin, senin hesabından atılmış." Dedi Emir. "Çoktan görmüşlerdir."
"Kim görmüştür?" Diye sordu Emir merakla.
"Ailem." Sesim titremişti.
'Yer yarılsa da içine girsem' dediğim sayılı anlardan birini yaşıyordum. Emir soru sormak için ağzını açtı ki telefonumdan gelen zil sesiyle telefonuma bakındım.
Annem arıyordu. O an içimde bir burukluk oluştu, çünkü bu çağrının video yüzünden olduğunu biliyordum.
Elimde olan telefonu sıktım. "Açmazsan daha kötü olur." Dedi Kayra.
Oturduğum yerden kalkıp uyandığım odaya geçindim. Telefonu açıp kulağıma götürdüm. "Efendim anne?" Dedim ses tonumu normal tutmaya çalışarak.
"Seni aramamın sebebi ne olabilir ki?" Diye sordu, ses tonundaki endişeyi hemen fark ettim. Yatağa oturdum. " YouTube'da bir video mu gördün? Yani sen izledin mi?" Diye söyledim yutkunarak.
Bir an sessizlik oldu. Ardından annemin sesi biraz daha ciddileşti. "Evet, izledim. Peki bu nereden çıktı? Seninle bu konuda konuşmuştuk değil mi? Oraya namussuz ol diye yollamadık. Böyle şeylere karşı ne kadar karşı olduğumuzu biliyorsun."
Alt dudağımı yaladım. Gözlerimi kapattım. Videoyu ben mi paylaştım? Yoksa içeridekilerden biri mi bilmiyorum. Anneme sarhoş olduğumu dersem daha çok sinirlecekti.
"Sosyal medya mı kullanıyorsun sen!?"
Annemin bağırma sesine karşılık "Hayır, sadece youtube var onun da şifresi sizde var." Dedi kısık çıkan sesimle.
"Sen oraya okumaya gittin değil mi!? Baban bu videoyu izledikten sonra seni okutur mu sence!?" Annemin bağırması üzerine gözümden yaş akmaya devam etti. "Anne ben sadec-"
"Sen sadece orospu olmaya çalışıyorsun! Üniversite dedin, kabul ettik! Başka şehir dedin kabul ettik! Kayra ile evde yaşayacağım dedin onu bile kabul ettik ama sen bize böyle mi teşekkür ediyorsun!? Yakında pavyonlarda şarkı söylersin!"
Odanın kapısı açıldığında Kayra'nın geldiğini gördüm. Yanıma oturup elini uzattı. "Telefonu ver." Dedi sessizce.
Anlık bir şekilde boşluğa düşüp telefonu ona uzattım. Kayra telefonu alıp kulağına götürdü. "Halacım nasılsın?" Yataktan kalktığında ona bakındım. "Haklısın okumaya geldik buraya ve biz de bunu yapıyoruz. Attığı videoyu bizim hoca attırdı." Bir an sessizlik oluştu. Karya bana bakıp öpücük attı. 'Sakin ol, hallediyorum.' dercesine bana bakıyordu.
"Evet ya bence de çok saçma. İnfaz iç mimarlık okuyor ama şarkı söyle diyor. Hayatımda bu kadar saçma bir şey duymadım."
Kayra odanın içinde gezinirken göz yaşımı sildim. "Tabi ki de var numarası, ben atayım sana olur mu halacım?" Kimin numarasını atacaktı ki? "Tamam o zaman katacağım şimdi atacağım." Dedi Kayra, ardından telefonu kulağından uzaklaştırdı. Telefonu kapatıp bana bakındı. "İçeriye geçiyoruz." Kayra'ya anlamsızca baktığımda kolumdan tutup beni salona götürdü.
Kayra hızla koltuğa oturup Emir'e telefonu verdi. Emir bir şeyler yaparken "Ne oluyor?" Diye sordum. "Emir'in numarasını hocaymış gibi annene atacaklar, annen aradığında bunun proje ödevi olduğunu söyleyecek." Beliz tekli koltukta oturmuş bana durumu anlatırken kafamı Emir ve Karya'ya çevirdim.
Emir telefonu Karya'ya verdiğinde Emir kendi telefonu eline aldı. Telefonuna bakarken yüzüne yerleştirdiği ciddi bir ifade vardı. Karya telefonumu ağzına doğru yakınlaştırdı. "Bu hocanın numarası halacım." Dedi.
Kayra telefonu masaya koyduğunda Beliz "Çok saçma bir pla-" Derken Emir sözünü "Kes lan sesini." Diyerek kesti.
Emir oturduğu yerden yana kayıp bana baktığında yanına geçip oturdum.
Emir'in telefonu çaldığında Emir telefonu açtı. Telefonun kulağına götürüp "Buyurun?" Dedi ciddi bir ses tonuyla. "Pardon anlayamadım, kimsiniz?" Kayra bana bakıp tek gözünü kırptığında gülümsedim.
"Sizin karşınızda kim var da bana bağırıyorsunuz? Ben koskoca fakültede bilgin ve saygın birer hocayım. Kendi verdiğim projeleri ailelere soracak değili-"
Emir birden susup ayağa kalktı. "Siz ne sanıyorsunuz kendinizi? Benim eğitimime saygısızlık yapamazsınız hanımefendi." Rüzgar ve Canberk Emir'in bu ciddi haline gülerken Emir susmaları için işaret yapıyordu.
Telefonu kulağından uzaklaştırıp "Bu mallar beni güldürüyor, geleceğim hemen." Dedi sessizce. Yanımızdan ayrılırken telefonu kulağına götürüp "Benimle bu şekilde konuşamazsınız hanımefendi!" Dedi.
Kayra yanıma gelip "İyi misin?" Diye sorduğunda kafamı onaylarcasına salladım.
"Dün uyumadan önce atmış olabilir misin videoyu?" Diye sordu Canberk, "Hatırlamıyorum ki dün geceyi." Dedim.
"Çok bir şey olmadı zaten kuzen, sadece güldün." Kayra'nın dediği üzerine önüme döndüm.
En azından bir şey yapmamışım değil mi? Sadece gülmüşüm...
Arkama yaslanmamla Rüzgar "Bir de Emir'i öptün." Dedi. Hızla doğrulup Rüzgar'a bakındım. Kayra sinirle "Bunu söylemeyeceğimizi demedik mi gerzek!?" Diye söyledi.
Emir'i mi öpmüştüm? Ben mi?
Beliz bana bakarak kahkaha attı. "Kız şoka girdi." Kayra bana bakıp "Masum bir öpücük gibi düşün." Dedi. Şuan hiçbir şey düşünemiyorum.
Dudağından mı öpmüştüm?
"Bir yapıştın çocuğun dudağına, film sahnesi gibiydi." Dedi Canberk gülerek. Elimi ağzıma götürdüm. Dudağıma dokunurken "Bu salak Canberk cesaret dediğinde Emir'i öp dediği için oldu her şey." Dedi Beliz.
Canberk alayla "Rüzgar da Kayra'yı öpecekti ama Kayra tokat atınca geri çekildi." Dedi. Kayra gülmeye başladığında Canberk'in susması için Rüzgar Canberk'in ağzını kapattı. "Şiddettin her türlüsüne karşı olalım Kayra'cım." Dedi Canberk konuşmaya çalışarak.
Herkes gülerken dün geceyi hatırlamaya çalıştım ama nafile. Tek hatırladığım şey en son şarkı söylediğimdi.
Emir salona gelince koltuğun yanında olan kollarından birine oturup bana bakındı. "Annen beni fakülteye şikayet edecek galiba." Dedi gülerek.
Emir'in dudaklarına bakarken elimi dudağımdan çektim. Emir anlamsızca bana bakarken Rüzgar "Hadi kahvaltıya inelim, yoksa ben açlıktan öleceğim!" Dedi yüksek sesle.
Herkes ayağa kalkıp kapıya geçti. "İnfaz." Emir'in sesi üzerine ona bakındım. "Efendim?" İşaret parmağını gösterdi ardından odasına girdi. "Siz gidin geliyorum hemen." Dedim Kayra ve Beliz'e.
Kızların gitmesiyle Emir yanıma geldi. Bana bir kağıt uzattığında kağıdı elime alıp bakındım. "Bu ne?" Emir omuzlarını yukarıya kaldırıp indirdi. "Dün uyumadan önce benden kağıt kalem istedin sonrasında 'Bu kağıdı bana yarın ver.' dedin." Kaşlarımı çattım. Sarhoş olmak bana cidden yaramıyor ya.
Katlanmış kağıdı açıp içinde yazanı okumaya başladım.
Kafam çok karıştı. Kafam çok ağır ve kaldıramıyorum.
Bilerek yapıyor her şeyi. Kayra anladı uzak tutacak.
Beynim yanıyor!
O ses kaydı aldı. Gördüm.
Emir. Kayra.
Uyu dedi bana kötü kötü bakarak. Anlamıyorum çünkü o benle güldü.
Neden yaptı bunu?
Devamında ise o kadar karmaşık yazılar vardı ki okuyamadım. "Teşekkür ederim." Dedim kağıdı tekrardan katlarken. Emir bana bakıp gülümserken "Bir de, dün gece olan şeyden dolayı kusura bakma." Dedim.
Emir'in gülümsemesi kesilmiş onun yerine yüzüne yavşak sırıtması gelmişti. "Neyden dolayı?" Ona bomboş bir ifadeyle bakarken bana yakınlaştı. "Duyamadım, neyden dolayı?"
Gözlerim dudaklarına kaydığında alt dudağımı yaladım. Emir ise sıradışı bir gülümsemeyle bana bakarken utancı her zerreme kadar hissetmiştim.
"Öptüğüm için özür dilerim."
Ben kurduğum cümle için utanırken Emir üstüme doğru bir adım attı. Başını hafifçe eğip bana yaklaştı "Ne özürü? İstediğin zaman öpebilirsin. Dudaklarım sana serbest." Dedi.
Utançtan Emir'in yüzüne bakamazken Emir geriye çekilip güldü. "Hadi kırmızı, kahvaltıya inelim." Kırmızı mı? Bir şey demeden evden çıktım. Alt kata inip bizim eve girdim. Mutfağa geçmemle yemek masasının etrafında oturduklarını gördüm.
"Senin yanaklar mı kızardı yoksa allık mı sürdün?" Diye sordu Beliz.
Arkamdan gelen Emir'in ayak sesini duyduğumda refleks olarak ona bakındım. Önüme dönüp "İçki yaramadı galiba, ateşim olabilir. Elimi yüzümü yıkacağım." Dedim.
Lavaboya geçerken Emir arkamdan "Çok ateşlisin." Diye sadece benim duyabileceğim ses tonunda konuştu.
Onu duymazlıktan gelerek lavaboya geçtim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra lavabodan çıkmamla Emir'e çarpmam bir oldu. "Sen de bana dokunmak için yer mi arıyorsun?" Diye sordu Emir. Kurduğu cümleyi alay ederek geri söyledim.
"Bak ya." Emir'e baktığımda bakışlarındaki yavşaklık iki metre ileriden görülecek seviyedeydi. "Bana öyle bakma." Dedim. Emir anlık bir şekilde duraksadı. "Annem ve babam gibi konuştun İnfaz."
Umursamadan yanından geçip mutfağa geçtim. Sandalyelerden birine oturdum.
Canberk masadaki kahvaltı setini inceledi ve şaka yollu bir şekilde, "İnfaz, dün geceki 'müthiş öpücük' hakkında ne düşünüyorsun?" Dedi. Komik miydi şimdi bu?
Kayra ve diğerleri gülmeye başladığında tekrardan utanmaya başladım. Şu zaman hızlı geçebilir mi? "Eh o anı hatırlamıyorum ama sanırım herkes eğleniyor." Dedim. Herkesin yüzünde bir gülümseme belirdi.
Emir gelip karşıma oturduğunda ona bakındım.
Önüme dönüp sucuklu yumurtadan biraz tabağıma koydum. Kahvaltı sırasında pek bir konuşma olmadı çünkü herkes açtı. Ağlamak acıkmama neden olmuş olabilir yoksa kahvaltıya pek önem veren biri değilim.
Canberk Emir'in tabağına zeytin koyduğunda Emir ayağa kalkıp başka tabak aldı. "Zeytin sevmiyorum, bulaştığı yere de dokunamam." Dedi net bir ses tonuyla. Elime birer zeytin alıp ağzıma attım.
Kahvaltı ilerlerken Emir okulu için yanımızdan ayrıldı. Canberk ve Rüzgar eve alışveriş yapacakları için evden ayrıldılar. Kızlar ile beraber kalınca önce mutfağı toparladık sonrasında ise evi toparladık. Zaten az kaldığı için erkenden bitti.
Salona otururken "Bir şey diyeceğim." Diyerek dikkati üzerime çektim. Emir'in bana verdiği katlanmış kağıdı kızlara uzattım. Beliz kağıdı alıp açtığında Karya Beliz'in yanına geçip kağıda bakındı.
"Bu ne?" Beliz'in sorusu üzerine "Bilmiyorum, dün yazıp bana bu gün geri versin diye Emir'e vermişim." Dedim. Kayra koltuğa oturunca "Sesinin kayıt edilip attıldığı belliydi ama bunu sen yaptın sandım." Dedi.
Beliz kağıdı incelemeye devam ederken Kayra Beliz'e bakındı. "Sen mi yaptın?" Beliz kağıdı bırakıp Kayra'ya bakındı. "Ben ne alaka?" Kayra ise net bir biçimde "Elinde telefon vardı." Dedi.
"Bu saçma sapan suçlamaları duyduğuma inanmıyorum. Neden arkadaşıma ihanet edeceğim? Ben asla böyle bir şey yapmam İnfaz." Son cümlesini söylerken bana bakındı.
Kayra ise sert bir tonla konuştu: "Ama ben şuan senden başkasından şüphelenmiyorum." Beliz şaşkınlıkla bakarken "İnfaz senin kuzenin olabilir ama benim yakın arkadaşım, şuan dediğin o kadar ayıp ki!" Diyerek ayağa kalktı.
Bana bakarak cümlesine devam etti: "Ayrıca Emir yazıyor kağıtta, demek ki Emir'den bahsediyorsun."
Beliz son cümlesine ise Kayra'ya bakarak söyledi. "Kayra da yazıyor ama ben senden şüphelenecek kadar sahte değilim."
Beliz hızla odasına gidince Kayra ayağa kalkıp "Sahte mi dedi bana o?" Diye sordu. "Otur yerine, yaptığın çok ayıp." Dedim. Karya bana bakarak yerine oturdu. "Yani elinde telefon vardı ben de düşüncemi dile getirdim."
"Tamam ama sadece onda mı telefon vardı? Hem direkt kıza 'sen misin?' Diye sordun."
Kayra göz devirdi. Arkama yaslanıp "Emir yapmış olabilir mi?" Diye sordum. Karya kafasını olumsuz anlamda sallarken çalan kapı zili dolayısıyla ayağa kalktım.
Kapıya gidip açtığımda karşımda Emir'i gördüm.