İçeriğe geç

Ünlü Olamam

Bölüm 1 · 10 dk okuma

Ünlü Olamam

Bölüm 1

1

"Anne zaten sana bahsettiğim kızlar namazında niyazında olan kızlar." Dedim kulağımdaki telefona doğru. Beliz elinde içkilerle salona gelince gülmemek için mutfağa doğru döndüm.

"Umarım öyledir zaten baban ile konuştum. Ansızın birden seni kontrol etmeye geleceğiz."

Kayra dikkatle mutfak dolaplarına şarap kadehlerini yerleştirirken "Gelin anne zaten evi tamamen yerleştirelim, size evin videosunu atacağım." Dedim.

Kayra bana dönünce kulağımda tuttuğum telefonu görüp gülümsedi. "İnfaz dikkat et. Bak orayı büyük şehir. Giyimine kuşamına dikkat et. Birine laf atma. Kimse ile ters-" Telefonu kulağımdan uzaklaştırdım. "On saat nasihat verecek." Diye fısıldadım.

Beliz mutfağa gelince "Bu erkek seslerini sadece ben mi duyuyorum? Sanırsın aynı evde yaşıyoruz." Dedi. Beliz'e elimdeki telefonu gösterip "Hay senin ağzının ayarını sikeyim ya." Diye söyledim sessizce.

Telefonu kulağıma geri yaklaştırmamla annemden "Ne erkeğinden bahsetti?" Diye bir soru geldi. "Dışarıdan anne ya, sokaktan geçen kişiler yüksek sesle konuşuyor. Bu ne böyle? Anlamadım." Beliz ve Kayra dikkatle bana bakarken annem "İnfaz dikkatli ol kızım, bizim yüzümüzü yere eğdirme." Dedi.

Annemle vedalaşarak telefonu kapattım. Kayra tam konuşacaktı ki işaret parmağımı dudağıma götürdüm. "Tamam kapatmış telefonu, şimdi konuşabilirsin." Diyerek parmağımı dudaklarımdan çektim.

"Annene kalsa evimize kamera yerleştirip sabaha kadar bizi izleyecek."

Duvara yaslanıp kafamı sağ tarafa doğru çevirdim. Amerikan mutfağı olduğu için salonu gördüm. Daha açılmamış koliler vardı. Neyse ki büyük bir kısmı bitmişti. Tabi bir haftadır uğraşınca ister istemez bitiyor ev hazırlığı.

Üst kattan gelen erkek sesleri üzerine "Yeter artık bu gürültü!" diye mırıldandı Kayra, sinirle bize bakıyordu. "Sakin ya evi basacak değiliz, susarlar birazdan." Dedim.

Erkeklerden "Gool!" Diye bir bağırma sesi geldi. "Siktiğimin golünü onların götüne sokacağım!" Kayra sinirle dış kapıya yönelince Beliz ile birbirimize baktık.

Beliz'i de peşinden sürükleyerek üst kata doğru çıktık.

Kapıyı sertçe çalmaya başladı Kayra. Kapıyı açan erkek bize baktığında Kayra hiç bozmadan "O Emir piçi nerede!?" Diye sordu Kayra. Emir piçi kim?

Çocuk şaşkınlıkla eliyle içerisini gösterdi. Kayra öfkeyle içeri girdiğinde ben de arkasından girdim. Beliz ise kapıyı açan kişiye "Kusura bakma." Diyordu.

Maç izleyenlerden biri şaşkınlıkla baktı. Diğeri ise televizyona odaklanmıştı. Kayra'nın gözleri fırtınaya dönmüş gibiydi, ama Beliz'in sessizliği ise onun adeta sükunetin temsilcisi olduğunu gösteriyordu.

"Emir!" Kayra'nın sesi üzerine televizyona bakan erkek bize döndü. "Kuzen ne oldu?" Bir televizyona bir Kayra'ya bakıyordu. Kuzen mi dedi o? Galiba Kayra'nın bahsettiği meşhur kuzeni buydu.

"Bu kadar gürültü yapmanızı anlamıyorum, burada insanlar da yaşıyor!" Diye çıkıştı Kayra. Emir'in yanında oturan kişi ayağa kalkıp "O kadar ses geliyor muydu ya?" Diye sordu çapkın bir ses tonuyla.

"Sence gelmiyor mu?" Diye sordu Kayra. Emir kafasını bize doğru çevirip "Tamam Kayra sus iki dakika şu maç bitsin." Dedi sakince. Kayra sinirle masadaki kumandayı eline alıp televizyonu kapattı.

Gülümseyerek olanları izlemeye başladım. "Kayra!" Emir oturduğu yerden kalkınca beni ve Beliz'i fark etti. "Neyse zaten son dakikadaydı." Dedi arkamda olan erkek.

Emir ve Kayra birbirine bakarken önüme döndüm. "Bu arada ben Rüzgar." Dedi çapkın konuşmaya devam ederek. "Bu hep böyle gevşek mi konuşuyor kuzen?" Diye sordu Kayra. Gülmemek için kendimi tutarken istemsizce gülmeye başladım.

"Berk ben de." Diye konuştu arkamda duran kişi. Ardından yanımdan geçerek karşımda durdu. Emir bana gözlerini çevirince hafifçe sırıttı. "Emir ben, zaten duydunuz adımı."

Konuşmak için ağzımı açtım ki "Kayra, Beliz ve İnfaz." Diye hepimizi tanıttı Beliz. "Mobile legends da olan İnfaz itemi misin yoksa?" Diye sordu Emir alayla. "Yok, alev atışıyım ben." Emir gülerken önüme döndüm.

"Şu siktiğimin maçın-"

"Yalnız Fenerbahçe Galatasaray maçına öyle demezsen sevinirim." Dedi Berk.

Erkekler arasında bir konuşma başlarken Beliz yanıma geldi. "Burada durup bunların konuşmasını mı dinleyeceğiz?" Dedi, sesi neresinden çıkıyor bunun? Niye birden inceleşti?

"Emir bir daha buraya gelirsem babana şikayet ederim seni." Dedi Kayra. Emir yalandan korkmuş bir ifadeyle "Öyle yapacaksın ya?" Dedi.

"Her neyse gerginliği bir kenara bırakalım, oturmaz mısınız kızlar?" Rüzgar'ın sesi üzerine bir şey demeden önüme bakındım. Evin genel havası, taşınma telaşıyla yoğun bir şekilde dolup taşıyordu. Büyük küçük bu kutular evin her odasına ait eşyaları barındırıyordu. Duvarlarda henüz asılı tablolar yoktu ama oturma odasındaki mobilyalar, yeni evin içinde bir düzen oluşturmaya başlamıştı.

"Evi toparlamamız lazım. Anlaşılan sizin de evinizi toparlamanız lazım. Başka bir zamana, otururuz." Dedim. Emir etrafa bakınıp "Ee bizim ev toplu ya işte." Dedi. Yalandan gülümsedim.

"Neyse zaten bizim de dinlenmemiz lazımdı, biraz otursak bir şey olmaz. Hem de tanışmış oluruz değil mi?" Beliz'in dediğinden sonra ona bakındım. Tanışmadık mı zaten? İsimlerini bilmek yeterli değil mi? Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartını mı alalım?

Beliz hızla Berk'in yanına geçip oturunca Kayra'ya döndüm. Omuzlarını hafifçe havaya kaldırıp geri bıraktı. Kayra Emir'in yanına geçince tekli koltuğa oturdum. "Sinirler geçti mi kuzen?" Diye sordu Emir alaylı bir tavırla.

Kayra göz devirip bana bakındı. "Bu arada Emir anne tarafından kuzenim. Annemin ikizi Emir'in babası oluyor." Ardından eliyle beni işaret ederek "İnfaz ise baba tarafından kuzenim." Diye cümlesini bitirdi.

"Binevi akraba mı oluyoruz İnfaz?" Diye sordu Emir bana bakarak. Rüzgar Emir'in kafasına yastık attı. "Ne alaka lan pezevenk?" Emir ciddi bir yüz ifadesiyle "İşte dıdısının bıdısı." Dedi.

Kayra Emir'in kafasına vurdu. "Ulan erkeklere şiddete hayır!" Dedi Emir. Kayra bana bakınıp "Benim eve çıkmam için Emir'in yakınlarında olmam lazımdı, senin de eve çıkman için benim yanımda olman lazım. Binevi Emir hepimizi kurtardı." Dedi. Vay anasını be.

Emir kendi kendine havalara girmişken Berk "Akraba muhabbetiniz bittiyse, doğruluk cesaret oynayalım." Dedi. Herkes Berk'e baktığında "Ne yapacağız? Bomboş oturacak mıyız?" Dedi.

Herkes hemen kabul etti. Sanki herkes bu anı bekliyormuş gibiydi ve oyun başladı.

İlk sıra bana gelmişti. Kayra sordu: "İnfaz doğruluk mu cesaret mi seçersin?" Hemen "Cesaret." Dedim çünkü biraz eğlenceye ihtiyacımız vardı. Kayra kurnaz bir gülümsemeyle "Alt kata, bizim eve inip içkileri getirsene." Dedi.

"Zulanı bunlara mı patlatacaksın?" Anlık bir şekilde erkeklerin olduğunu unuttum.

Rüzgar yalandan öksürünce hafifçe gülümsedim. Bir şey demeden evden çıktım. Alt kata inip açık olan kapıyı gördüm. Eve hırsız girsin diye elimizden geleni yapıyoruz.

Eve girince direkt salona geçip içki şişelerini elime aldım. Evden çıkıp kapıyı kilitledim. Üst kata çıkınca kapıyı çaldım. Emir kapıyı açıp bana baktı. "Düşüreceksin be." Diyerek elimden birkaç içki şişesini aldı. İçeriye girdiğimde beraber salona geçtik.

"Kuzen bu zulanı bilsem daha önce patlatırdım."

Elimdeki içki şişelerini yere koydum. Emir mutfağa geçince "İnfaz sor birine, Emir tek başına halleder." Dedi Berk. "Ben yardım edeyim, benim yerime Karya halleder." Diyerek Emir'in yanına geçtim.

Emir bardaklara içki doldururken "Yardım lazım mı?" Diye sordum. Emir bana döndü. "Yok ya hallederim ben, sen dön istersen." Dedi. Kafamı olumlu anlamda salladım, duvara yaslanıp ona bakınmaya devam ettim.

"Sorun mu var?" Dedi önüne dönerek. "Annem erkekler konusunda uyardı, içkime ilaç katacak mısın diye seni izliyorum." Dedim. Emir yüksek sesle kahkaha attı. "Baya bir açık sözlüsün be İnfaz."

İçkilerden birini açıp bardağa döktü. Bana yeni döktüğü bardağı uzatıp "Bunda ilaç yok." Dedi alay edercesine olan bir ses tonuyla. Elinden bardağı alıp "Kızların içkisini nasıl hazırladığına da bakacağım." Dedim.

Emir bir yandan bardakları dizip bir yandan içki malzemelerini ölçerken, ben sessizce yanında duruyordum. Gözlerim kısılmış ona bakıyordum. "Bakışlarınla öldürdün sanki?" Dedi bana arkası dönükken.

"Arkanda gözün mü var senin?" Emir gülerek hazırladığı iki içkiyi de bana uzattı. "Kaç elim var benim Emir?" Emir beni baştan aşağıya süzüp bardakları mutfak tezgahına koydu. Diğer bardaklara içki doldurup cam gibi gözüken tepsiye aldı hepsini.

Beraber içeriye geçtiğimizde tekli koltuğa oturdum. Emir'in getirdiği içkileri Beliz'e uzattı. Beliz içkilerden birini alacakken "Dur! Onu alma, sağ tarafta olanı al." Dedim. Emir bana 'Ciddi misin?' der gibi bakarken omuzlarımı yukarıya kaldırıp indirdim. Beliz sağ taraftaki içkiyi aldı.

"Yani dört beş olmuştur ya." Dedi Berk.

Beliz lafa girerek "Emir doğruluk mu cesaret mi?" Diye sordu. "Doğruluk." Emir içkisinden bir yudum aldı. "Yaşadığın en acı olay neydi? Yani etkisinden çıkamadığın bir olay."

Emir bir süre düşündükten sonra doğrularak konuşmaya başladı: "Ben pek hatırlamıyorum ama babamın anlattığı kadarıyla annemle babam biri yüzünden arabada kavga etmeye başlamışlar. O sıra babam araba kullandığından anneme odaklanmış ve kazaya sebep olmuş."

Derin bir nefes alıp verdi. "Arabada Toprak adında olan abim ölmüş, ben ise erken doğum ile dünyaya gelmişim. Toprak'ın ölümünün kırkı çıkmadan anneannem de ölünce annem etkisinden uzun bir süre çıkamamış. Bu etkiyi bana yansıtınca ben de bu olayın etkisine girmişim. Üç yaşıma kadar tek kelime bile etmemişim." Dedi.

Bir an sessizlik oluştu.

Kimse ne diyeceğini bilemedi.

Sessizliği bozan ise bendim. "Başın sağ olsun."

Emir hafifçe gülümsedi. "Her neyse, Rüzgar doğruluk mu cesaret mi?" Diye sordu. Rüzgar kendinden emin bir biçimde "Cesaret." Dedi. "Birine telefonunu ver ve istediği herhangi birine mesaj atsın."

Rüzgar telefonu Karya'ya verdiğinde Karya sırıtmaya başladı. Telefonla biraz oyalanıp geri telefonu verdi. "Annene gay olduğuna dair bir mesaj attım." Rüzgar hızla yerine oturup telefonuna bakındı. "Ulan en masum sen gözüküyorsun diye verdim telefonu, şeytan çıktı içinden." Kahkaha atarak ikisini izlemeye başladım.

Rüzgar telefonu bırakıp Beliz'e baktı. "Doğruluk mu cesaret mi?" İçkimi içerken Karya'ya bakındım. "Yavaş iç, çarpıyor seni." Dedi sessizce, kafamı onaylarcasına salladım. "Cesaret." Dedi Beliz.

"Kafanın üstünde iki yumurta kır."

Hiç eğlenceli ilerlemiyor bu oyun. Biri 'Doğruluk.' dediğinde 'Bu odada en sevmediğin kişi kim?' derse şaşırmam.

Rüzgar ayağa kalkıp iki adet yumurta getirdi. Ardından Beliz'e uzattı. "İğrenç kokar bu ya." Beliz Rüzgar'ın elinden yumurtayı alıp yumurtaya bakınmaya başladı. Gören de Hint dizisi çekiyoruz zannedecek ya.

Berk Beliz'in elinden iki yumurtayı da alıp Beliz'in kafasında kırdı. "Bunu beklersek sabah olurdu." Dedi. Beliz şaşkınca Berk'e bakarken kahkaha attım. Masada duran peçetelerden birkaç tane alıp başındaki yumurtayı aldı. Saçlarını temizlemeye çalışırken "Bunun bedelini ödeyeceksin Berk." Dedi Beliz.

"Berk mi?" Emir'in gülerek konuşması üzerine Berk Emir'e yastık attı. Emir kahkahalarla "Canberk lan bunun ismi." Dedi.

Berk bomboş bir yüz ifadesiyle bakarken içkimi bitirdim. Niye ismini tam olarak söylemedi ki? Enayi mi ne?

Tekrardan içki doldurmaya mutfağa gittim. Bardağıma içki doldurup tekrardan salona geçtim. Koltuğa oturmamla "Doğruluk mu cesaret mmi Berk?" Dedi Beliz sinirle. Berk "Doğruluk başkan, sana cesaret demem." Dedi.

"En utanç verici anın neydi?"

Berk sırıtmaya başladı. "Rüzgar ve Emir ilk eve çıkalım dediğimde beni gay sanmışlardı." Dedi.

"Ulan yavşak bize 'Gelin beraber sıçacağımız eve geçelim.' dersen, gay sanmamız normal." Emir'in cümlesi üzerine Berk bir şey demeden bana baktı. "Doğruluk mu cesaret mi İnfaz?" İçkimi dikeldikten sonra "Cesaret." Dedim.

Karya boş bardağı elimden alıp "Yeter sana bu kadar." Dediğinde kafamı salladım.

"Şarkı söyle."

Gözlerimi sıkıca yumup açtım. Oturduğum yerden hafifçe doğruldum. "Yalnız İnfaz'ın sesi güzel değil." Diye söyledi Beliz itici bir ses tonuyla.

"Dursun bu dünya derken, bir anda geldin dünyama. Var oldu renkler, bitti tüm dertler. Hangi cennetten söyle, gönderildin bana sen?"

Ortalık sessizleştiğinde kafamı hafifçe sallamaya başladım. Şarkı söylerken etrafımdaki enerjiyi hissettim. "Ben hangi kabustan uyandım. Ruhum hala sessiz, yorgun, kırgın..."

Şarkıya devam ederken "Ben sadece sonunu beklerken beni alıp göğe çıkardın. Herkesten öyle uzakken artık en yakınımda sen. Hiç bir şeyden korkmazken şimdi seni kaybetmekten deli gibi korkan ben." Diye söylendim.

Şarkının sonlarına doğru gözlerim kapanmaya başladı ve "Zaten sen kurtardın onu kalbinle sarıp." Diye şarkıyı bitirdim.

Masada duran içki ile dolu olan bardağı elime aldım. İçkiyi içerken Emir'in "Benim değil miydi lan o?" Dediğini duydum.

Ertesi Gün

Gözlerimi yavaşça açtım ancak o anın getirdiği hafif baş ağrısıyla uyanmanın zorluğunu hissettim. Gece boyunca içtiğim birkaç kadeh içkinin bedelini ödemek üzereydim.

Yatakta uzanırken, odayı inceledim. Perdeler hafifçe salınarak gün ışığını içeri alıyordu. Yavaşça oturup etrafı inceledim. Masanın üzerinde duran su bardağını uzanarak aldım. Serin su boğazımı yavaşça aşağıya kayarken bir nebze olsun rahatlık sağladı. Odanın sessizliği baş ağrımın sesini daha belirgin hale getiriyordu.

Burayı kimin odası lan?

Bardağı yerine koyup yataktan kalktım. Odadan çıkıp dümdüz ilerledim. Salona geldiğimde dün geldiğimiz ev olduğunu fark ettim. Esnemek için kollarımı iki yana açmamla salona gelen Emir'i gördüm. "İyi uydun mu?" Diye sordu. Kollarımı indirip ona bakındım. "Evet."

"Kızlar nerede?"

"Sen biraz..." Gülmemek için kendini tutarken kaşlarımı çatındım. "Birazcık sarhoş olunca koltukta sızdın. Ben de odama götürdüm seni. Kızlar da eve indiler ama kahvaltıya biz de ineriz az sonra. Zaten Rüzgar ve Canberk indi."

Baş ağrısını artırarak gözlerini rahatsız etti. "Sarhoş mu oldum?" Emir gülmemek için dudaklarını içe doğru bastırdı.

Emir konuşacakken kapıya vurma sesi gelince arkamı döndüm. "Zil diye bir şey yok mu ya?" Diye sordum. Emir kapıyı açarken derin bir nefes alıp verdim.

Beliz'ler hızla yanıma gelince bakınmaya başladım. "Telefonunu aç!" Karya'nın yüksek sesi üzerine anlamsızca ona bakındım. Emir telefonumu bana uzatınca elime aldım. "Youtube'ye gir, çabuk."

Telefonumu açıp Youtube'ye girdim. "İnternetimi açmamışım." Dedim gülümseyerek, bizimkilerin ciddi yüz ifadesi üzerine gülümsemem soldu.

İnternetimi açmamla üst üste bildirim gelmeye başladı. Telefonum anlık bir şekilde dondu. Kendine geldiğinde bildirimlerden birine tıkladım. Beni birer Youtube videosuna aktarınca videoya bakındım.

Simsiyah bir ekran vardı. "Sesi aç." Canberk'in dediği üzerine sesi açtım.

Kendi sesimi duyunca kaşarımı çattım.

Dün gece söylediğim şarkıyı dinliyordum.

Yavaşça aşağıya doğru kaydırınca videonun üç milyon izlendiğini gördüm.

"Ha siktir ya!"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.