Ertesi Gün
Gözlerimi açtığımda kendimi huzur içinde buldum. Telefonumu elime alıp sosyal medya platformlarına bakındım. Gündemde olan birkaç yazıyı okuduktan sonra telefonu yastığımın üstüne koydum ve gözlerimi geri kapattım.
Dün gece hep beraber film izlemiştik, sessiz sinema oynayarak sabahlamıştık. En sonunda evlere dağıldık ve herkes kendini uykuya vurmuştu.
Gözlerimi geri açtım, uykum gelmiyordu. Telefonumu yastığın üstünden aldım. Yatak başlığına sırtımı yasladıktan sonra telefona geri bakındım. EVO Müzik Şirketi yeni bir şarkı çıkarmıştı. Şarkıyı dinlemeye başladım. Üzücü ama oldukça akılda kalıcı bir şarkıydı.
Ailem artık yanımda olmadığıma göre, EVO Müzik Şirketi’nin teklifini kabul edebilirim değil mi? İçimde oluşan büyük bir coşkuyla e-postama girdim. Mesajlarına olumlu bir şekilde geri dönüş yaptım.
Yataktan kalkıp odamdan çıktım. Ev resmen cenaze sessizliğine bürünmüştü. Kızlar uyuyordu. Mutfağa yönelip şarkı teklifini ve kabul ettiğimi güzel bir ortamda söylemek adına kahvaltı hazırlamaya başladım.
Kahvaltı hazırlarken düşüncelerim EVO Müzik Şirketi'nin teklifi ve yeni başlayacak maceram üzerine yoğunlaştı. Kahvaltıyı hazırlayıp masayı kurarken içimde bir heyecan dalgası vardı. Her şeyin yoluna gireceğine inanıyordum.
Kafamın içinden birer ses geldi: Ünlü olamam belki ama özgürüm ben.
Ben bu cümleyi nerden hatırlıyorum? Telefonumu elime alıp aklıma gelen cümleyi notlar kısmına yazdım.
Bir süre sonra, evdekilerin uyandığını duydum. İlk olarak Kayra mutfağa geldi, uykulu gözlerle etrafına bakındı. "Bu ne güzel koku böyle?" dedi gülümseyerek.
"Günaydın." dedim. “Otur bir kahve al.”
Kayra oturdu, kahvesini yudumlarken bana meraklı gözlerle baktı. "Bugün çok enerjiksin, hayırdır?"
Gülümsedim ve kahvaltı hazırlamaya devam ettim. "Bir haberim var." dedim. "Ama önce herkesin gelmesini bekleyelim."
Rümeysa yanımıza gelip gülümseyerek masaya bakındı. “Zahmet etmişsin, haber versen beraber hazırlardık zaten ben bir saat önce uyandım. Sadece yatakta telefona bakıyordum.” Elimle sandalyeyi gösterdim. “Sorun değil, sadece oturun haberim var.” dedim.
Rümeysa oturduktan sonra Kayra “Emir’leri de çağıracak mıyız?” diye sordu. Rümeysa hızla ayağa kalktı. “Ben başımı örteyim, siz çağırın.” dedi.
Rümeysa yanımızdan ayrıldıktan sonra Kayra Emir’i aradı ve buraya gelmelerini söyledi. Ben son kalan malzemeleri masaya koydum. Rümeysa yanımıza geri gelmesiyle kapı zilinin çalması bir oldu. “Ben bakarım.” diyerek kapıya yöneldi.
Rüzgar, Emir, Canberk ve Rümeysa mutfağa geldiğinde gülümsedim. İçimde büyük bir heyecan vardı. Herkes kahvaltı masasının etrafında toplandığında derin bir nefes aldım. "Size bir şey söylemek istiyorum." dedim.
Hepsinin gözünde fazlasıyla oluşa bir merak vardı. "EVO Müzik Şirketi'nin teklifini kabul ettim." dedim gülümseyerek. "Yeni bir başlangıç yapacağım."
Odada bir an sessizlik oldu, sonra herkes aynı anda konuşmaya başladı. “EVO Müzik Şirketi sana teklif mi yaptı?” diye sordu Rüzgar. Tabi ya, daha bunu demedim! Başımı onaylarcasına salladım. “Evet ve kabul ettim.”
Kayra heyecanla "Harika bir haber bu!" dedi bağırarak.
Hepsi birden beni tebrik ediyordu. Sadece Emir bir şey demeden bana bakındı, gözlerinde gurur vardı. Gülümseyerek önüme döndüm.
Kahvaltı boyunca masada başka bir konu dönmedi. Benden daha çok sevinmişlerdi ve bu beni fazlasıyla utandırıyordu. Sanki onlar için ünlü olmak zorundaymışım gibi hissediyorum. Kendimden çok onlara bu günleri borçluyum.
Kahvaltı bittikten sonra ortalığı toparladık. Kayra’nın dersi olduğu için üniversiteye gitmişti. Rüzgar ise dersi olmadığı halde Kayra’ya eşlik etmek için yalan söylemiş ve Kayra’nın yanına gitmişti. Canberk ve Rümeysa ise bir köşede oturmuş konuşuyorlardı. Canberk din konusunda sorular sorarken Rümeysa sabır dileyerek ona cevap veriyordu.
Koltuğa oturmamla Emir yanıma gelip oturdu. “Teklifi kabul ettin ya, artık önünde bir engel yok deme oluyor bu değil mi?” Başımı onaylarcasına salladım. “O zaman, bugün yeni bir video yükleyelim mi?”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim, bu kadar hızlı olmasını beklemedim.
“Ben bugün sana sürpriz yapmak adına stüdyosu olan bir arkadaşımla konuşmuştum. Şarkı söyleyerek kendini rahatlatırsın diye düşünmüştüm ama önünde engel yoksa videoyu Youtube’ye de yükleyebiliriz.”
Bu kadar hızlı ilerlemesini beklemiyordum. “Ben…” sustum. Emir elimi tuttu. “Korkma, sadece senin için ayırttım bugünü. Eğer istemez ve içine sinmezse videoyu yüklemek zorunda değiliz.” dedi. Emir’in samimi davranışı, içimdeki coşku ve heyecan, bu fırsatı değerlendirmek istememe sebep oldu. Gözlerimi Emir’e diktim ve gülümsedim. “Tamam, yapalım.”
Emir, memnuniyetle gülümsedi ve telefonunu çıkararak arkadaşını aradı. Kısa bir konuşmanın ardından bana dönerek, “Stüdyo hazır, hemen gidebiliriz.” dedi.
Heyecanla ayağa kalktım. Üzerimi değişmek için odama geçtim. Üstüme bol birer pantolon giydikten sonra üstümde tişört giyindim. Hafif bir makyajdan sonra odadan çıktım. Rümeysa’nın yanına geçip evden çıktığımı haber ettim. Ardından Emir’in yanına geçtim, birlikte dışarıya çıktık. “Motosikletin nerede?” diye sordum.
Emir önünde dönüp siyah bir arabayı gösterdi.
“Sen motosikletten korkuyorsun diye sattım, araba aldım.”
Ne diyeceğimi bilemedim. Emir arabasının ön kapısını açıp bana yol verdi. Arabaya geçtikten sonra kapımı kapattı ve kendi yerine geçti. “Ben korkuyorum diye mi sattın cidden?” diye sordum. Emir arabayı çalıştırırken başını salladı. “Takas yapmıştım hasta olduğunda. Sabah değiştik araçları.” Emir’e doğru uzanıp yanağında öptüm. “Bunu yapmana gerek yoktu.” dedim.
Arkama yaslandığımda Emir emniyet kemerimi taktı. “Senden önemli değil.” dedi.
Gülümseyerek önüme döndüm. Kalbim stüdyo için değil de Emir’in bana verdiği değerden dolayı çok hızlı atıyordu. Emir arabayı sürerken elini bacağıma koydu. Elinin üstüne elimi koydum. Emir bana bakıp gülümsediğinde ben de karşılık verdim.
Stüdyoya vardığımızda Emir’in arkadaşı bizi karşıladı ve içeriye buyur etti. Stüdyo, profesyonel bir ortamda çalışmanın ne kadar motive edici olduğunu hemen hissettirdi. Mikrofonlar, kulaklıklar, kayıt cihazları… Hepsi burada, benim için hazırdı.
Emir’in arkadaşı, kısa bir tanıtımdan sonra beni kayıt odasına götürdü. Mikrofonun önüne geçtiğimde derin bir nefes aldım ve gözlerimi kapattım. Emir ve arkadaşının bana olan güveni, içimde bir sıcaklık oluşturdu. Bu anın tadını çıkarmak istiyordum.
Şarkı söylemeye başladığım an boğazım düğümlendi ve söyleyemedim. Öksürerek kendimi durdurdum. Odanın köşesinde olan mini hoparlörden bir ses geldi. “Sakin ol İnfaz, senin hazır olmanı bekleyecek kadar zamanımız var.”
Derin bir nefes alıp verdim. Heyecandan ellerim titriyordu. İçimde başarısız olacakmışım gibi bir ses vardı. Gözlerimi kapattım “Hazırım.” dedim.
“Tamamdır, başlayabilirsin.” diye ses geldi hoparlörden.
Sufle Records – İçinde Aşk Var şarkısını söylemeye başladım: “Canım, ders almadık mı?”
Gözlerimi sıkıca yumdum, aklıma gelecek bütün kötü felaketleri kapatmış gibi hissettim. “Acılarımızdan hep kaçmadık mı? Deliksiz uykularından uyanmadın mı?”
Şarkı söylemeye devam ettim. İçimde biriken duygular, notalara döküldü. Kendimi tamamen şarkıya verdim ve her bir kelimeyi hissederek söyledim. Son cümleye geldiğimde ise sesim titremişti. Gözlerimi hızla açtım. Keşke sesim titremeseydi. Galiba söylediğim şarkıyı iğrenç bir hâle getirdim. Kayıt tamamlandığında, Emir ve arkadaşı büyük bir alkışla beni karşıladı.
Bulunduğum odanın kapısı açıldı. İçeriye Emir ve arkadaşı girdi. “Bu müthişti!” dedi Emir. Başarmış mıydım? “Aslında, saatlerce deneyeceğiz sanmıştım ama ilk denemede harikalar çıkardın.” dedi Emir’in arkadaşı. “Sonu…” diye mırıldandım ama Emir’in arkadaşı tekrardan cümle kurmama izin vermeden konuştu: “Özellikle sonu, bilerek titrettin sesini ve harika oldu!”
Harika mı oldu? Gerçekten mi?
Gülümseyerek başımı eğdim. Emir yanıma gelip bir elini belime sardı. Başımı yerden kaldırmamla “Kayıt işi ne zamana hallolur?” Emir’in arkadaşı duvarda duran saate bakındı. “Ben sana haber veririm. Zaten ses ile oynamayacağım bu nedenle çok uzun sürmez işim.” Emir başını salladı. Ben ise teşekkür ettim. Emir ile beraber çıktığımızda Emir önüme geçti. “Şimdi ne yapacağız?” diye sordum. “Aslında bir işimiz daha var.” dedi. Yüzünde gizemli bir gülümseme vardı.
“Neymiş o işimiz?”
“Videon için kapak resmi çekinmeye gideceğiz.”
Gülümseyerek gözlerine bakındım. Emir benim mutluluğumdan mutlu oluyordu. Sıkıca Emir’in boynuna sarıldım. “Sen en iyi sevgilisin.” dedim büyük bir neşeyle. Emir ellerini belime sarıp boynumdan öptü. “Seni çok seviyorum.” dedi.
Geriye çekilmemle Emir beni kendine hızla geri çekti. Belimde olan elini kalçama indirdi. Dudağıma yaklaştı, dudağımda bir baskı hissettim. Kalçamı her sıktığında üst dudağımı emiyordu.
Emir’in dokunuşları ve öpücükleri beni bambaşka bir dünyaya götürüyordu. Kalbim hızla atarken, onu ne kadar çok sevdiğimi bir kez daha hissettim. O an her şeyi unutmuş, sadece onun varlığını hissediyordum.
Bir süre sonra kendimi geri çektim ve gülümseyerek onun gözlerine baktım. “Yolun ortasındayız, ayıp.” dedim. Emir sırıtarak ellerini kalçamdan çekti.
Acaba yüzümü göstermek için çok mu erken? Emir arabaya doğru ilerlerken olduğum yerde durdum. “Emir.” dememle bana döndü. “Ben galiba yüzümü göstermek istemiyorum.”
Emir önüme gelip gözlerimin içine bakındı. “Pekâlâ, yüzünü kapak resmi yapmayız o zaman.” dedi. Başımı olumsuz anlamda salladım. “Ne istiyorsun?”
“Peruk ve maske alalım.” dedim. İç çekerek konuşmaya devam ettim: “İnfaz Akay olarak tanınmak istemiyorum. İnfaz olarak tanınmak istiyorum. Yeni bir İnfaz yaratabilirim.”
Emir gülümseyerek başını salladı. “Tamam, alalım ve öyle gidelim.”
Emir’in bu kadar anlayışlı, destekleyici olması ona tekrar ve tekrar âşık olmama sebep oluyordu. “Teşekkür ederim.” dedim samimiyetle.
Emir, “Hadi, o zaman hemen alışverişe çıkalım.” dedi gülümseyerek. Arabaya bindik ve maskeler, peruklar satan bir mağazaya doğru yola koyulduk. Mağazaya vardığımızda, çeşit çeşit maske ve peruk arasından en beğendiklerimi seçtim. Uzun, düz kırmızı bir peruk bulduk. Gözlerim zaten maviydi bu nedenle gözlerimi kapatmak istemedim. Mavi ağız maskesi bulduktan sonra Emir’e gösterdim. “Korona vaktine geri döndük sandım.” dedi. Gülerek peruk ve maskeyle kasaya doğru ilerledim. Emir elinde siyah ağız maskesiyle yanıma geldi. “Bu gözlerini daha güzel göstermez mi? Hem ekranda tek mavi olan güzel gözlerin olur.” diye öneride bulundu. Mavi ağız maskesini yerine koyup Emir’in getirdiği maskeyi elime aldım.
Kasaya doğru ilerlerken, Emir arkamdan geliyordu. Ellerini belime koyup arkamdan yürümeye devam etti. Kendimi anasınıfında gezi yapıyormuş gibi hissetsem de bana temas etmesi hoşuma gitti.
Parayı ödedikten sonra arabaya geri geçtik. Emir emniyet kemerimi takarken tekrardan dudağımı öptü. Hafifçe geriye çekilerek “Nefes alsaydın.” dedim. Emir omuz silkerek tekrardan öptü. Alt dudağımı ısırarak geriye çekildi.
Kendi koltuğuna yönelip arabayı çalıştırdı. Arabayı sürmeye başladığında yolu izledim. Yolda ilerlerken, aklımda video için kapak fotoğrafını çekinmek vardı. Arabayı Emir kullanırken, ben de telefonumdan çekilecek fotoğraflar için pozlar ve konseptler araştırıyordum.
“Peruğun kırmızı olmasının nedeni senin ismini çalan kadının kırmızı saçları olmasından dolayı olabilir mi?”
Doğru ya, o kızın saçları kızıldı. “Sen bana o kadın hatırlatana kadar aklımda o yoktu.” Emir’e bakındım. “Peruğu değişeyim mi? Yanlış anlaşılır mı?” diye sordum.
Emir sessiz bir şekilde güldü. “Hayır yavrum, inan ki sorun olmaz.”
"Umarım öyle olur." dedim gülümseyerek.
Fotoğraf stüdyosuna vardığımızda, bizi sıcak bir şekilde karşıladılar. Fotoğrafçı, Emir’in bir arkadaşıydı, zaten herkes Emir’in arkadaşıydı. Emir sosyal medyada popüler olduğu için bu işlerde çalışan ve ünlü olan tanıdığı çok varmış. Adam ne yapmak istediğimizi anlamış gibiydi. "Maskeli ve peruklu fotoğraflar çekinmek istiyorum.” dedim.
Fotoğrafçı gülümseyerek başını salladı. Yanıma makyaj uzmanı geldi. İlk olarak peruğumu taktı sonrasında detaylı bir makyaj yaptı. Maskemi taktıktan sonra gözlerimi takma kirpikten dolayı zor açtım.
Stüdyoda çeşitli arka planlar ve ışıklandırmalar denedik. Farklı pozlar vererek, maskemin ve peruklu yeni görüntümün en iyi şekilde yansımasını sağlamaya çalıştık. Emir de yanımda durup beni cesaretlendiriyordu.
Çekim bittikten sonra, fotoğraflara göz attık. Fotoğrafçı, birkaç farklı fotoğraf arasından en iyi olanları seçmemize yardımcı oldu. “Harika çıkmışsın hepsinde, seçim yapmak zor olacak gibi gözüküyor.” dedi fotoğrafçı. Emir ise yalandan öksürdü. “Evet sevgilim, harika gözüküyor.” Emir ‘sevgilim’ kelimesini vurgulamıştı.
Fotoğrafçı seçtiğimiz resimleri daha kaliteli bir hâle getirdi. Renklendirdi ve kapak resmi olacak bir şekilde ayarladı. Fotoğrafları ayarlarken makyaj masasına geçip makyajımı sildim. Başımda olan peruğu çıkarıp poşete geri koydum. Emir yanıma gelip bana bakındı. Masaya koyduğum makyaj temizleme süngerini eline aldı. Yavaşça yanağıma doğru götürdü ve süngeri gezdirdi. “Yanağında kalmıştı.”
Gülümseyerek gözlerine bakındım. “Teşekkür ederim.” Emir masaya elindeki makyaj süngerini koydu. “Hadi eve geçelim.”
Stüdyodan çıkarken fotoğrafçının bizim için hazırladığı kapak resimlerini inceledik. Hepsi harika görünüyordu ve videonun başarısını daha da artıracak gibi duruyordu. "Bunlar mükemmel olmuş, gerçekten çok teşekkür ederiz." dedim fotoğrafçıya.
"Ne demek, her zaman yardıma hazırım." dedi gülümseyerek. "Yeni videonuz için sabırsızlanıyorum."
Arabaya bindiğimizde Emir, arabanın motorunu çalıştırdı ve eve doğru yola koyulduk. Yolda sessizlik hakimken, içimdeki heyecanı ve rahatlamayı düşünüyordum. Yeni başlangıcımın gerçekten de iyi bir yola girdiğini hissediyordum.
Eve vardığımızda, Emir videoyu yüklemek için hemen bilgisayarın başına geçti. Ben de biraz rahatlamak için mutfağa geçip kendime bir bardak su aldım. Emir, videoyu yüklerken kapak fotoğrafını ve açıklamayı da düzenledi.
"Her şey hazır.” dedi. Heyecanla videoyu izlemeye başladım. Emir beni kucağına doğru hızla çekti. Emir’in birer dizine oturup videoyu izlemeye devam ettim. Emir bir elini belime bir elini karnıma götürdü.
Derin bir nefes aldım ve gülümsedim. “Video çok güzel gözüküyor.” dedim. Emir, kollarını bana doladı ve beni kendine çekti. “Çok güzel gözüküyor.” Emir’e döndüğümde bana baktığını gördüm. “Ya video ile ilgilenir misin?” Emir başını bir çocuk gibi salladı.
Videoyu paylaştığımızda içimde bir umut filiz yeşillendi.
Emir’in dizinden kalkacakken salona Canberk’in girmesi bir oldu. Hızla gözünü kapatıp arkasını döndü. “Tamam görmedim, devam edin!”
Emir’in dizinden kalktım, Emir ise eline yastığı alıp Canberk’in kafasına attı. “Saçmalama lan, dön önüne.”
Rümeysa salona girdiğinde Canberk’i gördü. “Ne oluyor?” Rümeysa elindeki çantayı masaya koydu. Canberk ise bize doğru döndü. “Baskın yaptım.” dedi. Rümeysa anlam veremeyerek yanımıza oturdu. Emir ise “Dua et yanımda başka yastık yok.” dedi.
Canberk, Emir'in tehditkâr ama şakacı tonunu duyunca kahkaha attı. “Pes ettim, tamam. Şakalarıma da karşılık verilmiyor bu evde!”
Rümeysa, hâlâ ne olup bittiğini anlamaya çalışarak, "Ne baskını, ne şakası? Siz burada neler karıştırıyorsunuz?" diye sordu.
“Önemli bir şey değil.” dedim.
Canberk Rümeysa’nın yanına oturdu. Kayra hızla salona girdi. “Sen ne ara geldin?” diye sordum ama soruma cevap alamadan Rüzgar’ın dış kapıyı kapatma sesi geldi. Rüzgar yanımıza geldi ama Kayra daha çok dikkat çekiyordu çünkü Kayra yerinde duramıyordu.
“Ne bu enerji? Ne oldu?”
Kayra gülümseyerek “Karadeniz’e gidiyoruz!” dedi.