İçeriğe geç

Ünlü Olamam

Bölüm 21 · 11 dk okuma

Ünlü Olamam

Bölüm 21

21

Herkes bir an için Kayra'ya şaşkınlıkla baktı. "Karadeniz mi?" diye sordum, şaşkınlığımı gizleyemeyerek. Kayra başını heyecanla salladı. "Evet, Karadeniz! Hem de şimdi yola çıkacağız.”

Şaşkınlıkla dinlemeye devam ettim. Kayra’nın babası, benim ise annem Karadeniz’liydi. Bu nedenle ikimizde de Karadeniz geni vardı ama şu an Karadeniz ne alaka anlamadım.

“Neden?” diye sordu Emir. Kayra heyecandan yerinde duramazken Rüzgar açıklamak için bir adım öne attı. “Kayra’nın babası, yani Devrim abi Karadeniz’in yaylasında bir ev almış. Kayra’yı da içine bakmak için yönlendirecekti, Kayra ise tatil yaparız diye düşünüyor.”

“Yaylada mı tatil yapacağız?” diye sordu Rümeysa.

Kayra başını salladı. “Evet ama öyle boş bir yayla gibi düşünmeyin. Havuzlu bir villadan bahsediyorum.”

Kayra’nın babası ve benim annem kardeş olduğuna göre… Hangi villalı yayladan bahsediyor bu kız? Burçak nenenin olduğu yerden mi bahsediyor yoksa? “Burçak nenenin olduğu yayladan mı bahsediyorsun?” Kayra başını salladı. “Evet, küçükken havuzuna işemiştim.” Dedi, gülmeye başladım. “Bu kadar detaya inmene gerek yoktu.” dedim.

Canberk ise "Hemen hazırlıklara başlamalıyız.” dedi.

“Arabayla mı gideceğiz?” diye sordu Emir. “Hayır, akşama babam uçak bileti aldı bizlere.” Devrim dayımın zenginlik şaka mı?

Rümeysa çekingen bir şekilde “Ailemin izin vereceğini sanmıyorum.” dedi. Kayra göz devirdi. “Birinin ailesi bitti, diğerinin başladı.” Ardından Rümeysa’ya döndü. “Şekerim ailene söylemeyeceğiz. Bir sorun olursa da biz yalan buluruz, sen rahat ol.”

Rümeysa gülümseyerek başını olumsuz anlamda salladı. “İnan ki sorun çıkmaz.” dedim. Rümeysa çekingen bir tavır almaya devam etse de istediğini görebiliyordum. Ayağa kalkıp Rümeysa’nın elinden tuttum. “Sorun olmayacak.”

Kayra “Hadi, ben valizimi hazırlayayım siz de halledin.” diyerek yanımızdan ayrıldı.

Erkekler hızla evine dağılırken, Rümeysa hâlâ çekingen bir şekilde bana baktı. "Gerçekten sorun olmaz mı?" diye sordu.

Ellerini sıkıca tutarak, "Emin ol, sorun olmayacak. Birlikte gideceğiz ve çok eğleneceğiz." dedim. Rümeysa hafifçe gülümsedi ve başını salladı.

Valizlerimizi hazırlamak için odalarımıza çekildik. Valizimi hazırlarken heyecan ve hafif bir tedirginlik hissettim. Yeni bir başlangıç ve arkadaşlarımla birlikte geçireceğim bu tatil, bana çok iyi gelecekti.

Yaklaşık bir saat sonra herkes salonun ortasında toplanmıştı. Canberk, valizleri kontrol ederek, "Herkes hazır mı?" diye sordu.

Rüzgar, "Evet, ben Kayra’nın üç valizini kontrol ettim. Hazırız." dedi. Kayra Rüzgar’ın omzuna vurdu. “Makyaj ve bakım malzemelerim çok diye beni suçlayamazsın.”

Emir, elini belime dolayarak "Hadi o zaman, havaalanına doğru yola çıkalım." dedi.

Hepimiz arabalarımıza binerek havaalanına doğru yola çıktık. Yol boyunca hepimizde tatlı bir heyecan vardı. Havaalanına vardığımızda, Devrim dayımın ayarladığı uçak biletlerimizi aldık ve check-in işlemlerini tamamladık. Rümeysa hâlâ biraz tedirgin görünüyordu ama yanında olduğumuzu hissettikçe rahatlamaya başladı.

Uçağa binmeden önce terminalde beklerken Canberk “Kendime özel uçak tutulmuş gibi hissediyorum.” dedi.

Uçağa bindiğimizde, herkes koltuklarına yerleşti. Koltuklar üçerli şekildeydi. Benim yanımda ise Kayra ve Rümeysa oturuyordu. Canberk, Emir ve Rüzgar ise ön tarafta oturuyorlardı. Canberk arkasına dönmüş Rümeysa ile sohbet ediyordu. Kayra camdan dışarıyı izliyordu. Kayra’ya doğru yaklaştığımda ön koltuk camından Rüzgar’ın yansımasını izlediğini gördüm. Yerime doğru doğruldum. “Kayra.” diye uyardım. Kayra bana baktı ardından bir şey demeden cama doğru geri döndü.

Daha uçak kalkmamıştı. Emir ayağa kalkıp Canberk’in kafasına vurdu. “Rümeysa yer değişelim mi? Canberk ile daha çok konuşursun.” dedi. Rümeysa gülümseyerek ayağa kalktı. Emir ve Rümeysa yer değiştiğinde Emir yanıma oturmuş oldu.

Kemerini takıp bana doğru döndü. “Korkuyor musun?” diye sordu. “Korkmuyorum ama ilk defa uçağa bindim, her an korkabilirim.” Emir gülerek yanağımdan öptü. “Ne zaman korkarsan beni öpebilirsin.”

“O ‘sarılabilirsin’ değil miydi?”

Emir yanağımdan makas aldı. “O eskidi be güzelim.”

Hostes gerekli açıklamayı yaptıktan sonra uçak yavaş yavaş kalkmaya başladı. Gondolun en üstünden iniyormuş gibi hissettim. Adeta kalbim atmayı bırakmıştı! Elleri terlemeye başladı ve derin bir nefes aldım. Yanımda oturan Emir, durumu fark ederek elimi tuttu ve sıkıca kavradı. "Sakin ol, her şey yolunda." dedi yumuşak bir sesle.

Uçak tam havalanırken, hissettiğim basınç ve yükselme hissi beni biraz rahatsız etti. Korkum yüzümde belli olmuş olmalı ki, Emir gülerek "Hadi, korktuğunda beni öpebilirsin demiştim." diye fısıldadı.

Gözlerimi kapatarak onun söylediğine gülümsedim. İçimdeki korkuyu hafifletmek için derin nefesler almaya başladım. Uçak düz bir şekilde uçmaya başladığında, hissettiğim rahatsızlık yavaş yavaş geçti ve etrafı izlemeye başladım. Emir, elimi bırakmadan yanımıza gelen hostese içecek bir şeyler sipariş etti.

Rümeysa ve Canberk’in hemen önümüzde oturuyordu. Canberk arkasına döndü. “Nasıl gidiyor?” diye sordu.

"Şimdi daha iyiyim." dedim. "Sen nasılsın?"

Rümeysa Canberk gibi arkasına dönerek gülümsedi. "Canberk bana uçakla seyahat etmenin inceliklerini anlatıyor." dedi bıkkın bir şekilde. Canberk Rümeysa’ya döndü. "Bir gün benim gibi profesyonel bir yolcu olacaksınız diye uğraşıyorum, sen sıkıldın mı?” Rümeysa başını olumsuz anlamda salladı.

İkisi beraber önüne döndükten sonra Emir telefonunu çıkarıp galerisine indirdiği filmi açtı. Bana birer kulaklık verdi ve beraber film izlemeye başladık. Bu, zamanın hızlı geçmesine yardımcı oldu. Ara sıra birbirimize espriler yapıyor ve uçuşun keyfini çıkarıyorduk. Yolculuğun sonlarına doğru heyecanım daha da arttı. Karadeniz’e varmak üzereydik ve önümüzde bizi bekleyen güzel bir tatil vardı.

Uçak inişe geçtiğinde, tekrar aynı basınç hissini yaşadım ama bu sefer Emir'in yanımda olması sayesinde daha rahat hissettim. İniş sorunsuz geçti ve nihayet Karadeniz'e ayak bastık. Hepimiz valizlerimizi aldıktan sonra havaalanından çıkıp, bizi bekleyen minibüse bindik.

Minibüste herkes heyecanla planlarını konuşmaya başladı. Kayra “Yaylaya çıkıp evi incelemem lazım, babama anlattıktan sonra ne yapacağımıza karar veririz. Sizlere uygun olur mu?” diye sordu.

Herkes Kayra’nın önceliğine saygı duymuştu bu nedenle önce yaylaya çıkmaya başladık. Minibüs ile yaylaya çıktığımızda bizi iki katlı, büyük bahçesi olan bir villa ile karşılaştık. Kayra eline telefonu alıp video kaydını başlattı. Babası için evin videosunu çekiyordu. Kayra video çekerken biz de valizleri eve doğru taşıdık. Evin içinde olan mobilyaların üstünde beyaz örtüler vardı.

Herkes valizlerini taşırken etrafı incelemeye başladı. Ev geniş ve ferah görünüyordu. Mobilyalar örtülerle kaplı olmasına rağmen şıklığı ve rahatlığı gözden kaçmıyordu. Canberk, örtüleri kaldırarak mobilyaları ortaya çıkarmaya başladı.

Rümeysa, "Bu ev çok güzelmiş. Yaylada böyle bir yer olduğunu hayal bile edemezdim." dedi. Emir, "Evet, gerçekten de harika. Manzara da müthiş." diye ekledi. Pencereden dışarı baktığında, yemyeşil yayla manzarası ve tertemiz hava onu da etkilemişti.

“Zaten yaylalarda böyle evler yok, burayı zenginlerin olduğu bir yer. Sadece yatmaya geliyorlar, işçileri var tarlaya işçiler bakıyor.” diye açıklama yaptım. Emir dönüp bana bakındı. “Sen nereden biliyorsun?”

“Annem buralı, diğer yaylada biz oturuyorduk ama sattılar evlerini.”

Kayra, video çekimini bitirdikten sonra bize katıldı. "Babam bu evi beğenecek. Bize neler yapmamız gerektiğini söyleyecek," dedi. "Şimdi biraz dinlenelim, sonra hep birlikte dışarı çıkarız."

Herkes odalarını seçip yerleşmeye başladı. Odalar geniş, aydınlık ve konforluydu. Eşyalarımızı yerleştirdikten sonra, salonun ortasında toplandık.

Canberk, "Yaylada yapılacak çok şey var. Doğa yürüyüşleri, piknikler… Siz neler yapmak istersiniz?" diye sordu.

Rümeysa, "Ben doğa yürüyüşlerini ve piknikleri çok severim.” dedi.

Canberk Rümeysa’ya hayran gibi baktı. “Sen ne güzel şeyler seviyorsun öyle.” Rümeysa utanarak gözlerini kaçırdı.

“Buralarda kedi, köpek… Yani tüylü hayvanlar var mıdır acaba? Tüylü hayvanlara alerjimiz var Kayra’yla.” dedi Emir. “Yok, babama sormuştum bana olmadığını söyledi.” diye açıklama yaptı Kayra.

Kayra "Tamam, o zaman planımızı yapalım. Bugün evi temizleyip yerleşelim sonrasında konuşalım.” dedi.

Herkes planı onayladı ve evin temizlenmesi için iş bölümü yapıldı. Hep birlikte çalışarak evi temizleyip yerleşmeye başladık. Ev temizliğinin bitmesine az bir süre kala hava fazlasıyla serinlemişti. “Galiba sobayı yakmamız lazım.” dedim.

“Ayrıca acıktım ben ama mutfak bomboş.” dedi Emir. Kayra bana baktığında başımı salladım. “Ne var?” diye sordum. “Burçak nenenin tavuklarından yumurta çalsak mı?” Kahkaha atmaya başladım. “Tavayı nereden bulacağız?” sorumun ardından Rüzgar mutfaktan elinde bir tavayla çıktı. “Burada var.”

“Şöyle yapalım: Emir ve İnfaz yumurta almaya gitsin. Rümeysa ve ben evi temizlemeye devam edelim. Rüzgar ve Canberk ise odun bulmaya gitsin.” diye konuştu Kayra.

“Pardon da ben neden Burçak nenenin evine gidiyorum? Sen git.” diye itiraz ettim.

Kayra gülümseyerek “Çünkü benim hayvan tüylerine alerjim var ve Burçak nenenin evini senle benden başka kimse bilmiyor.” dedi. Elimle Emir’i gösterdim. “Emir’in de alerjisi var.” Kayra başını olumsuz anlamda salladı. “Emir ilaç kullanıyor, sadece kedi, köpek, tavşan gibi ince tüylü hayvanların tüylerine alerjisi var. Tavuk ona bir şey yapmaz.” Kayra’nın dediğinden sonra Emir’e döndüm. “Benlik sorun olmaz.”

Kayra'nın planı kabul edildi ve herkes görevini yapmaya hazırlandı. Emir ile birlikte Burçak nenenin evine gitmek üzere yola koyulduk. Yaylanın tertemiz havasını içimize çekerek yürürken, Emir elimi tutarak bana güven verdi.

"İyi ki birlikte geliyoruz." dedi. "Tavuklardan yumurta çalmak hiç de kolay olmayacak."

Gülerek, "Evet, Burçak nene bizi yakalarsa neler olur kim bilir…" dedim.

“Neden ki? Burçak nene kim?” Emir’e bakarak iç çektim. “Bütün çocukların kâbusu, huysuz, sorunlu biri.”

Yavaş yavaş Burçak nenenin evine yaklaştık. Ev etrafındaki bahçesi ve tavuklarıyla tipik bir yayla eviydi. Bahçenin bir köşesinde tavuklar serbestçe dolaşıyordu.

Emir "Tamam sessizce gidip yumurtaları alalım, dikkatli olalım." diye fısıldadı.

Bahçeye girip tavukların yanına doğru yaklaştık. Emir, tavuklardan birini dikkatle izlerken, ben de etrafa göz kulak oldum. Tavukların birkaç tanesi kümese girmişti. Emir’in üstüne doğru bir tavuk geldi. Emir ise koşmaya başladı. “Yakala şu canavarı!” Gülerek Emir’i izledim. “Yumurta sıçan canavar!”

Tavukların hepsi birden Emir’i kovalamaya başladı. Bu dezavantajı fırsata çevirip kümese girdim. Birkaç tane yumurtayı cebime koydum, elimde olanlarla kümesin kapısına doğru döndüm. Tam arkamda bir tavuk kümesin kapısında bana bakıyordu. “Emir!” diye bağırdım ama beni duymadı.

Tavuk üstüme doğru koşarken içimden bildiğim bütün duaları okuyarak kümesten çıktım. Emir’in ağaca tırmandığını gördüğümde ona doğru koşmaya başladım. “Hadi in, kaçalım!” Emir yanıma doğru atladığında hızla bahçeden çıktık.

“Durun orada!” Duyduğum ses yüzünden afalladım. Burçak nenenin sesinden başka bir ses değildi. Arkama dönmemle Burçak nenenin elinde pompalı bir tüfek olduğunu gördüm. Bize doğru tutmuştu.

“Siz benim kümesimden yumurta mı çaldınız?”

Emir’le göz göze geldik. Korkuyla ne yapacağımızı bilemezken, Burçak nenenin tüfeğini tam olarak bana doğru tuttuğunu gördüm. "Evet ama sadece birkaç tane çok açtık." dedim, sesim titriyordu.

Burçak nene, kaşlarını çatarak bizi süzdü. "Sadece birkaç tane mi? Buraya kadar gelip de benim tavuklarımın yumurtalarını çalmak için mi geldiniz?" dedi sert bir sesle.

Emir, ellerini havaya kaldırarak sakin bir sesle konuştu. "Özür dileriz Burçak nene, gerçekten açtık ve evde hiç yiyecek yoktu.” Burçak nene bir an durakladı, ardından tüfeğini indirdi ve derin bir nefes aldı.

Burçak nene tekrardan tüfeğini doğrulttu. Emir hızla ellerini indirdi. “Burçak nene beni tanımadın mı?” diye sordu. Burçak nene kaşlarını çattı ve tüfeğini Emir’e doğrulttu. “Kimsin?”

“Senin çocuğun yok mu?”

Burçak nene “Var, neden?” diye sordu.

“İşte ben onun oğluyum.”

Burçak nene afalladı. “Hangisinin?” Emir başını hafifçe eğdi. “Sence hangisinin Burçak nene? Hangisine benziyorum?” diye sordu.

Burçak nene elindeki tüfeği tamamen bıraktı. “Paşamın oğlu! Hüseyin’imin oğlu musun sen?” Emir hızla başını salladı. “Evet!” Burçak nene hızla Emir’e sarıldı. “Hüseyin nerede? O kerata neden gelmedi?” Emir sarılmasına karşılık verdi. “Gelecekti ama sevgilimle geldim, bizi yalnız bırakmak istedi.”

Gözlerimi korkuyla kapattım. Bir Karadenizliye söylenecek en son şeyi dedi!

Burçak nene hızla geriye çekildi ve bana bakındı. Emir’e döndü ve omzuna vurdu. “Kızla yaylada tek başınıza ne yapıyorsun uşak!?” Emir yutkundu, bana bakındı. “Hayır, arkadaşlarla geldik. Baş başa değiliz.”

Burçak nene bana bakındı ve bir şey demeden Emir’e döndü. “Ben Hüseyin’i arayıp bir sorayım. Bu böyle hiç olmaz.” dedi.

“Şimdi gitmemiz lazım, sen babama selam söylersin.”

Emir bana bakıp gitmemiz için işaret yaptı. Gülümseyerek Burçak nenenin yanından ayrıldık. Emir’le birbirimize bakıp derin bir nefes aldık. Sessizce eve doğru yürümeye başladık. “Bu sefer kurtulduk.” dedi Emir gülerek.

“Baya bir yalancısın sen.” dedim.

Emir gülerek omzuma kolunu attı. “Ben ilk kelimemde ne demişim biliyor musun?” Emir’e bakındım. “Ne demişsin?”

“İnfaz.”

Gülerek Emir’e bakındım. “Sen var ya, yalanda bir numarasın.”

Beraber yavaş adımlarla yürürken arkamızdan birer tüfeğin patlama sesi geldi. Olduğum yerde durup etrafa bakındım. “Benim Hüseyin’imin çocuğu yok!” Burçak nenenin sesini duymamızla “Koş.” demem bir oldu.

Emir elimde olan birer yumurtayı kendi eline aldı. Boşta olan elimi tuttu ve beraber koşmaya başladık.

Villaya geldiğimizde Canberk’in yerde yattığını gördüm. “Bu kader beni çok yordu!” diye bağırdı. “Ne oluyor?” diye sordum. Canberk yerden kalkıp etrafa bakındı. “Yayla havası çarpıyor. Kırlarda sevgilimle el ele koşamıyorum.”

Emir bana bakındı. “Kaç yumurtamız var?” Cebimde olan yumurtaları saydım. Ardından elime bakındım. “Yedi.” Emir kendi elinde olan yumurtaya bakındı.

“Benim sevgilim dizimde oturmuyor…”

Canberk’in konuşmasını göz ardı ederek “Biz altı kişiyiz, bir yumurta fazla.” dedi. Hızla elindeki yumurtayı Canberk’in kafasına attı. Şaşkınlıkla bakarken Canberk ayağa kalktı. “Benim çektiğim nedir lan?” Canberk isyan ederken Rüzgar elinde odunlarla yanımıza geldi. Canberk’in kafasında olan kırık yumurtayı görünce anlık bir şekilde güldü. “Yine ne yaptı lan bu?”

Canberk eliyle yumurta akını alıp Rüzgar’a doğru attı. “Nasıl abisin lan sen? Biraz savun beni. Sen var ya, olmamışsın!” diye isyan etti Canberk. Rüzgar omzuna gelen yumurta akına bakındı. “Doğum sırasında annemin bir yumurtalığını çalıp senin doğumana engel olamadım ya, yıllardır buna üzülüyorum.”

Rüzgar evin içine girdiğinde Canberk arkasından “Önce ben duşa gireceğim!” diye bağırdı ve koşarak eve girdi. “Bu Canberk koskoca villada birden fazla banyo olacağını bilmiyor galiba.” dedi Emir.

Evin içine girdiğimizde Kayra ve Rümeysa’yı gördük. İkisine de olayları anlatırken yemek hazırlamalarına yardım ettim. Beraber yemek yedikten sonra herkesin uykusu gelmişti. Yatakları ayarlamak için uğraşırken yatak sayısının az olduğunu göz önünde bulunurduk. Yaklaşık dört yatak vardı.

Kayra tek yatmak istediğini söylemişti. Canberk Rümeysa ile yatmak istese de Rümeysa bu fikre sıcak bakmadı ve ikisinin ayrı yatmasına karar verdik. Rüzgar direkt salonda yatacağını belirtti. “Ben sevgilimle yatarım.” diye Emir bana söz hakkı vermeden ikimiz adına karar verdi.

Yatakları düzenledikten sonra herkes odasına geçti. Pijamamı giydikten sonra Emir’i odaya aldım, Emir üstünü değişeceği için odadan çıkacaktım ama “Gerek yok.” diyerek beni ikna etti. Yatağa oturup Emir’i izlemeye başladım. Emir üstünü değişirken bir yandan konuşuyordu. “Gözünü de kapatmıyorsun.”

Sırıtarak “Kapatasım yok.” dedim. Emir tişörtünü çıkarırken gözlerimi kaçırdım ama bir yandan da ona bakmaktan kendimi alamıyordum.

Üstünü tamamen değiştirdikten sonra yanıma oturdu. "Gerçekten de ilk defa bu kadar rahat hissediyorum." dedi. "Herkes burada, beraberiz ve her şey yolunda gibi."

Başımı sallayarak ona katıldım. "Evet, ben de öyle hissediyorum.” dedim. “Yarın videoyu yüklediğimizi söyleyeceğim, bugün unuttum.”

Emir yanağımdan öperek başını yastığa koydu. “Doğru, söylemedin.” Yanına uzanıp ona döndüm.

Başımı onun göğsüne yaslayarak gözlerimi kapattım. Emir başımdan öptü. “İyi geceler.” dedim.

"İyi geceler yavrum." diye fısıldadı.

Uykuya dalarken içimde bir huzur ve güven hissi vardı. Bu yeni başlangıç, belki de hayatımda en çok ihtiyaç duyduğum şeydi. Yanımda sevdiğim insanlar vardı ve her şeyin yoluna gireceğine dair güçlü bir inanç taşıyordum…

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

22. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.