Gözlerimi kapattım ve tekrardan açtım. Şaşkınlıkla attıkları mesajı tekrardan okudum. E-postayı okuduktan sonra şaşkınlıkla Emir'e baktım. "Bunu görmelisin." dedim ve telefonumu ona uzattım. Emir hızla göz gezdirdi ve kaşlarını kaldırdı. “Evo Müzik Şirketi?" Durdu ve heyecanla bana bakındı: “Bu şirket çoğu ünlü şarkıcının çalıştığı bir şirket diye biliyorum.”
Başımı salladım. “Ve benimle çalışmak istiyorlar.”
Emir gülümseyerek telefonu geri verdi. “Bu senin için çok iyi bir haber ama kabul etsen daha çok stres içinde kalacağın zamanlar olacak.”
Düşüncelerim hızla aklımdan geçti. Bu büyük bir adımdı, hayatımda önemli bir değişiklik yapabilirdi. Aynı zamanda heyecan verici ve biraz da korkutucuydu. Tekrardan hastanede olmak istemiyorum veya tekrardan ailemin karşısına çıkmak istemiyorum.
“Emin değilim, bunu bir süre düşüneceğim.” dedim tereddütle.
Emir, elimi sıkarak gözlerimin içine baktı. “Senin her zaman yanındayım.”
Gülümserken gözlerim Beliz’e doğru kaydı, bizden uzakta durmuş ama bize bakıyordu. Ona baktığımı gördüğünde başını hızla çevirdi. “Neye bakıyorsun?” Emir arkasına döndüğünde Beliz’i gördü. “Gerçekten dünya küçücük.” Diye söylendi.
Hastaneye gitmemin tek nedeni Beliz. Saçma işlere kalkışmasaydı ben bunların hiçbirini yaşamak zorunda kalmayacaktım. Duruşumu düzelttim. “Beliz ile konuşacağım.” dedim. Emir şaşkınlıkla bana bakarken “Onunla konuşmazsam içim rahat etmeyecek.” diye açıklama yaptım.
Beliz’in yanına doğru adım atmaya başladım. Emir ise arkamdan geliyordu. Beliz’in önüne geçtiğimde bana bakındı. “Benimle konuşmak istemiştin.” dedim.
Beliz şaşkınlıkla başını salladı. “Ayakta mı konuşacağız? Kafeye geçelim en azından.”
Beliz'in teklifini kabul ederek kafeye doğru yürüdük. Emir, bir adım geriden bizi izliyordu. Kafede uygun bir masa bulup oturduktan sonra Beliz'e döndüm. Gözleri kaçamak bakışlarla etrafa kayıyordu.
"Ne söylemek istiyordun?" diye sordum, gözlerimi ondan ayırmadan.
Beliz derin bir nefes alarak konuşmaya başladı. "Öncelikle özür dilerim. O videoyu ben paylaştım, ama seni incitmek istemedim. Sadece... Kayra’ya suç atılsın ve onun canı yansın istedim.”
Beliz'in sözleri mideme bir yumruk gibi indi. Kayra başından beri haklıymış, bu kız çok acımasız. “Neden Kayra'yı hedef aldın?” diye sordum, sesim titreyerek.
Beliz derin bir nefes alarak gözlerini kaçırdı. "Çünkü... çünkü Kayra'nın sana olan yakınlığı beni rahatsız etti. Sürekli kendini üstün görmesinden çok sıkıldım, hayatımı onun saçma bakış açısına uyarak geçirmek istemedim.”
Sinirlerim daha da gerilmişti. "Bu ne kadar saçma ve çocukça bir sebep, farkında mısın? İnsanlara zarar vermenin ne demek olduğunu biliyor musun?"
Beliz'in gözleri dolmuştu, ama bu pişmanlık değil, sadece kendi suçluluğunun ağırlığıydı. "Biliyorum, ama o anda mantıklı düşünemedim. Kendimi çok yalnız hissettim ve seni incitmek istemedim, sadece Kayra'ya zarar vermek istedim."
“Senin o ‘Kayra’ dediğin benim kuzenim! Sen kim olarak benim karşımda kuzenime zarar vermek istediğini söyleyebiliyorsun!?” Sesim oldukça yüksek çıkmıştı. Beliz başını eğdi, alt dudağımı ısırarak derin bir nefes aldım.
Derin bir nefes aldım, sakin kalmaya çalışarak. "Bak, Beliz. Yaptığın şeyin sonuçlarını anladığını umuyorum. Senin bu anlamsız kıskançlığın yüzünden sadece Kayra değil, ben de acı çektim.” Beliz başını kaldırdı ve gözlerime bakındı. Gözleri doluydu ama nedense hiç samimi gelmiyordu. “Lütfen bir daha karşıma çıkma.”
Oturduğum yerden kalkmamla Beliz’in bağırması bir oldu. “Çok kötü bir insansın!” Beliz’in sesini duyan bizim masaya bakıyordu. Emir kapıda beni bekliyordu ama o bile Beliz’in sesi duyunca yanıma doğru gelmeye başladı. “Ben sana ne yaptım!?” dikkat çekmeye çalışıyordu ve sinir bozucu olan tarafı da bu, bunu başarıyordu.
Beliz'in bağırması sinirlerimi iyice germişti ama sakin kalmak zorundaydım. Onun oyununa gelmeyecektim. "Beliz, sana ne dediğimi duydun. Lütfen bir daha karşıma çıkma." dedim, sesimi kontrol altında tutarak.
Beliz'in gözleri öfkeyle dolmuştu. "Beni bu kadar kolay harcayabileceğini mi sanıyorsun? Herkese gerçek yüzünü göstereceğim!" dedi tehditkâr bir sesle.
Emir hızla yanımıza geldi ve Beliz'in karşısına geçti. "Beliz, yeter artık. İnfaz'ı rahat bırak." dedi kararlı bir sesle. "Bu durumu daha da kötüleştirme."
Beliz derin bir nefes aldı, ama gözlerindeki öfke dinmemişti. "Siz ikiniz... Bu iş burada bitmedi." dedi ve hızlıca arkasını dönüp uzaklaştı.
Emir, elini omzuma koyarak beni sakinleştirmeye çalıştı. "İyi misin?" diye sordu endişeyle.
Derin bir nefes aldım ve başımı salladım. "Evet, iyiyim. Beliz'le olan meseleyi kapattık, galiba…”
Emir elimi tuttu ve beni kafeden çıkardı. Kafede olan insanların huzurunu yeterince bozmuştuk. “Eve gitmek istiyorum.” dedim. Emir başını salladı ve beni motosikletin yanına doğru götürdü.
Emir ile beraber eve giderken aklımda sadece Beliz’in bana olan bağırması ve amacının ne kadar kötü olduğu gelip duruyordu. Bunca ay onu nasıl tanıyamadım? Tek derdi herkesin göz bebeği olmak ve onu sevmeyen herkese acı çektirmek.
Gerçekten, acımasız bir insan.
Kapımın önüne geçtiğimde Emir “İyisin değil mi? Yol boyu konuşmadın.” diye sordu. Başımı salladım. “İyiyim.”
Kapıyı açıp içeriye girmemle koridorda hediye paketleri gördüm. “İnfaz sen mi geldin?” Kayra’nın sesini duydum. Ayakkabımı çıkardım. “Evet, bu hediyeler kimin?” diye seslendim. Kayra yanıma gelince Emir’i gördü ve anlık modu düştü. “Senin.” Kaşlarımı çattım, bana kim hediye yolladı ki?
Kayra mutfağa geçerken Emir bana baktı. “Ben Kayra ile konuşayım, geleceğim az sonra.” dedi. Başımı salladım ve hediyeleri elime aldım. Emir yanımdan ayrıldığında birer hediye paketini açtım. Kutunun üstünde koskocaman EVO yazıyordu. Kutuyu açtığımda mikrofon şeklinde hoparlör olduğunu gördüm.
“Kayra, konuşalım mı biraz?” Emir’in sesini duydum ama duymazlıktan gelerek diğer hediye paketini açtım. Yine kutunun üstünde EVO yazıyordu, resmen bu müzik şirketi beni hediyelere boğmak için an kolluyormuş. Kutuyu açmamla içinden gitar şekilde kutu çıktı.
“Ne konuşacağız Emir? Ben seni bunca zaman abim olarak gördüm ama sen direkt beni suçladın.”
“Haklısın ama videoda görün o yöndeydi.” dedi Emir. “Hem aynısı benim başıma gelseydi sen ne derdin?”
“Emir yapmaz derdim!” Kayra yüksek sesle bağırmıştı.
İç çekerek son hediye kutumu elime aldım. Resmen mahalle yanarken ben hediyelerimle ilgileniyorum. Hediye kutusunun içinden iki tane EVO yazan tişörtler çıktı. Kayra'nın sesi daha da yükseldi. “Senin abim olduğuna inanmıyorum artık! Bir daha benimle böyle konuşma!” dedi.
Emir derin bir nefes aldı ve sakin kalmaya çalışarak, "Kayra, özür dilerim. Yanlış yaptığımı kabul ediyorum ama lütfen beni dinle. Seni suçlamak istemedim, sadece gerçeği bulmak istiyorduk."
Acaba yanlarına gitmeli miyim? Yok be, kendi aralarında halledecek kadar olgun insanlar. Galiba…
Hediyeleri bir tarafa bıraktım ve yanlarına geçtim. Kayra sandalyeye oturmuş Emir ise ayaktaydı. İkisi de dönüp bana bakındı. “Kahveye ne dersiniz?” diye sordum ortamı yumuşatmak adına. İkisi de aynı anda bakışlarını üzerimden çekti. Emir Kayra’nın yanına oturdu. “Ceylin halam söylerdi: Bebekken senin yanında ağlamayı bırakırmışım.” Kayra Emir’e baktığında Emir tekrardan konuştu: “Sen benim için sadece kuzenim değilsin, ilk kız kardeşimsin.”
Kayra sıkıca Emir’e sarıldı. “Annemden girdin ya konuya, çok uyuzsun.” dedi.
Kayra, Emir'e sarılmayı bitirdikten sonra derin bir nefes aldı ve gözlerini silerek gülümsedi. "Barıştık." dedi. Sonra bakışlarını bana çevirdi. "Bu kadar drama yetti, biraz kafa dağıtmaya ne dersiniz?" dedi gözleri parlayarak.
“Sizin plana dahil olmak isterdim ama ne yazık ki işlerim var, ben eve geçsem iyi olur.” dedi Emir. Emir’le evin dış kapısına doğru ilerledik. “Ne işin var?” diye sordum. “Çilek’in okulu ile ilgili.”
“Kötü bir şey yok değil mi?”
Başını olumsuz anlamda salladı. “Sadece bilgi alacağım, biraz işim var.”
Emir’i yolcu ettikten sonra salona geri geçtim. "Ne yapmayı öneriyorsun?" diye sordum merakla Kayra’ya.
Kayra gülümsedi. “Bildiğim harika bir bar var.” dedi. "Harika." dedim, Kayra'nın önerisini onaylayarak. "O zaman hazırlanıp çıkalım."
Kayra hızla ayağa kalktı ve enerjik bir şekilde "Birazdan hazır olurum, sen de hazır ol." dedi.
Odama geçtiğimde Kayra bana giyeceğim elbiseyi verdi. Ardından kendi birer elbise giydi. Benim elbisem dar bir kırmızı elbiseyken onunki benim siyahtı. İkimizin elbisesinde olan tek fark ise Kayra’nın elbisesi arkadan bağlamlıydı.
İkimiz de elbiseden sonra makyaja geçtik. Kayra makyaj eğitimi almış gibi harika bir sanat eseri çıkarıyordu bu nedenle makyaj yapmayı bilsem bile Kayra’nın yapması için sürekli bilmediğimi dile getirdim.
En son ise saçımızı yaptık. Zaten doğru sıralama elbise, makyaj ve saç olarak ilerliyor.
Kayra ile beraber evden çıktık. “Bu arada Rümeysa’ya haber vermedik.” dedim. Kayra omuz silkti. “Zaten içki olan yere gelmez ki.” Kafamı onaylarcasına salladım ve telefonumu elime aldım. “Yine de haber verelim ki kendini dışlanmış gibi hissetmesin.” Rehberime girip Rümeysa’yı buldum. Rümeysa’yı aradım ama telefonu açmadı. Mesajlar kısmına girip mesaj yazmaya başladım.
İnfaz: Güzellik, biz bara geçiyoruz. Geleceğini sanmıyoruz ama yine de haber vermek istedik :)!
Kayra yürümeye başladığında telefonu çantamın içine koyup hızlı adımlarla yanına geçtim. “Rümeysa bana sabah hangi pastayı sevdiğimi sormuştu.” dedim. Kayra başını salladı. “Canberk ile beraber pasta kursuna gitmişlerdi. Belki de sana pasta ile sürpriz yapacaktır.” Gülümseyerek yürümeye devam ettim.
Bara vardığımızda içerisi kalabalık ve hareketliydi. Canlı müzik çalıyordu ve insanlar dans ediyordu. İçeri girdiğimizde kimsenin tek takılmadığını gördüm.
Bir masaya oturduktan sonra garson siparişlerimizi almak için yanımıza geldi. Kayra neşeyle "Ben bir kokteyl alacağım. Sen ne istersin?" diye sordu.
"Bir mojito alayım." dedim.
Garson başını salladı. “İçine içki dahil edelim mi yoksa sade bir şekilde mi olsun?” Kayra bana ben ise Kayra’ya baktım. İkimiz de kararsız kalmıştık. Kayra garsona döndü. “İçki olsun içinde ama fazla olmasın.” Garson siparişimizi alıp yanımızdan ayrıldı.
Kayra’ya yaklaşıp sessizce konuştum: “Sen barda içkiyi az katacaklarını düşünüyor musun?”
Kayra gülmeye başladı ve “Hayır.” diye cevap verdi.
Telefonumun sesini duyduğumda Kayra “Annen mi arıyor?” diye sordu. Telefonumu elime alıp ekrana baktım, Rümeysa arıyordu. Telefonun ekranını Kayra’ya gösterdikten sonra telefonu kulağıma götürdüm. “Alo?” Müzik seslerinden dolayı bağırmıştım.
“Attığın mesajı gördüm, haber verdiğin için teşekkür ederim. Canberk ile dışarıda takılsak daha iyi olur.”
Bunu diyeceğini o kadar iyi tahmin etmiştim ki… “Tamamdır, iyi eğlenmeler.” dedim. Rümeysa “Size de.” dedikten sonra telefonu kapattı.
Kayra’ya dönmemle “Ne oldu?” diye sordu. “Gelemeyeceğini söyledi.” diye cevap verdim. Aklıma telefonum çaldığında Kayra’nın ‘Annen mi arıyor?’ demesi geldi çünkü bir gündür hiç aramadı. Bu işte bir iş var ama hadi hayırlısı.
İçeceklerimiz geldiğinde Kayra “Buram buram içki kokuyor, iyi ki az olmasını söyledim.” dedi. Gülümseyerek elime kokteyl bardağını aldım. "Evet, biraz dikkatli olalım." dedim ama ikimiz de içkilerimizi yudumlamaya başladık.
Kayra hızla elimizde olan kokteylleri fotoğraf çekip sosyal medyasına koydu. “Konum bile ekledim belki Rüzgar kıskanıp gelir.” dedi, umutsuz bir şekilde.
İçeceklerimizi bitirdikçe, garsona birkaç içki daha sipariş verdik. Sohbetimiz derinleşti, kahkahalar arttı ve birkaç saat içinde alkolün etkisi kendini iyice göstermeye başladı.
Kayra bir yudum daha aldıktan sonra “O Rüzgar var ya… Bokunda boğulur inşallah!” diye bağırdı. Kafamı salladım ve ayağa kalktım. “Boğalım onu!” Kayra elimden tutup beni sandalyeye çekti. “Biz boğamayız.” dedi. Başımı sorgularcasına salladım. “Nedenmiş?” Kayra omuzlarını yukarıya kaldırıp indirdi. “Çünkü biz hapise girersek ben nerede bakım yapacağım?”
Arkama yaslandım. “Doğru, Dilan Polat’a gözaltı kremi bile vermediler.” dedim. Kayra kendinden emin bir şekilde başını salladı.
Müzik değiştiği an gözlerim açıldı. “Ben bu şarkıyı çok seviyorum!” diye bağırdım. Kayra kaşlarını çatıp etrafa bakındı. “Ben ilk defa duyuyorum bu şarkıyı.” dedi. Ayağa kalktım. “Ben de ilk defa duyuyorum!”
Ben dans pistine doğru yürürken Kayra arkamdan “O zaman nasıl seviyorsun?” diye sormuştu.
Dans pistine geldiğimde şarkı sözleri kafamın içinde başka bir şekilde yankılanıyordu. “Özgürlük.” dedim etrafa bakarak. Belki de ben şarkı yazmalıyım… Kendi şarkımı söyleyebilirim!
Kollarımı iki yana açtım ve kendi etrafımda dönmeye başladım. “Ünlü olamam belki ama özgürüm ben!”
Olduğum yerde zıplarken ilk defa kendimi bu kadar dertsiz hissettim.
Kayra yanıma geldiğinde elini tuttum ve beraber dans etmeye başladık. Kayra, bir an dengesini kaybedip bana yaslandığında “Ben sanırım biraz fazla kaçırdım.” dedi, gülerken.
“Sadece biraz mı?” dedim, kahkahalarla. “Ben de aynı durumdayım.”
Ellerimi havaya kaldırdım, Kayra başını omzumdan kaldırdı ve gözleri biraz bulanıklaşmış bir halde etrafına bakındı. "Hey, dansa geri dönelim mi?" diye sordum.
Gülümseyerek başımı salladı. "Tabii ki, hadi!"
Adımlarımız hafifçe sallanıyordu ve birbirimize tutunarak ilerliyorduk. Müziğin ritmi bizi tekrar sardı ve kendimizi dansın akışına bıraktık.
Bir süre sonra aniden alkolün etkisiyle dengemi kaybedip yanındaki adama çarptım. Adam hızla döndü ve sert bir bakış attı. "Ne yapıyorsun be?" diye bağırdı.
Alkolün etkisiyle cesurca adama doğru adım attım. "Sadece dans ediyordum, abartma!"
Adamın yüzü kızardı ve sinirlenmiş gibi görünüyordu. "Dikkat et kızım, yoksa fena olur."
Kayra araya girerek yanıma geçti. “Tamam, yanlış bir anlaşılma oldu.” dedi durumu yatıştırmaya çalışarak.
Elimi adama doğru götürdüm. Büyük bir cesaretle benim iki katım olan adama “Yanlış anlaşılma falan yok, sen kendine dikkat edeceksin! Eğleniyorum burada!”
Adam daha da sinirlenmişti ve ileri bir adım attı. "Bak, sana son kez söylüyorum, çek git buradan."
Kayra elimi tuttu ve beni çekmeye çalıştı. “İnfaz, hadi gidelim.”
Elimi hızla çekip adama doğru salladım. “Ben gitmiyorum!” diye bağırdım, omzuna sıkıca vurdum. “Sen git!”
Adamın yanındaki arkadaşları da olaya dahil olmaya başladılar ve aralarındaki gerilim artıyordu. Tam o sırada barın kapısından Rüzgar ve Emir içeri girdiler. Emir gözleriyle durumu taradı ve hızla yanımıza geldi.
"Ne oluyor burada?" diye sordu Rüzgar, bakışlarını Kayra’ya çevirerek.
Adam hâlâ sinirliydi. "Bu kız bana çarptı, orospu gibi davranıyor!"
Emir gülerek adama doğru bir adım attı. “Sen demin benim sevgilime ne dedin?” Bana ne demişti? Bana orospu mu dedi bu balık beyinli? “Herkesin altında olan kızı almışsın sevgi-“ Adamın cümlesinin bitmesine izin vermeden Emir adama kafa attı.
Adamın burnundan kan gelmeye başladı ve öfkeyle Emir'e saldırmaya çalıştı. Etraftaki birkaç kişi araya girmeye çalışırken, barın içinde büyük bir kargaşa yaşandı. Kayra ve ben kenara çekilip olan biteni izlerken, içimde hem korku hem de hayranlık karışımı bir duygu vardı.
Rüzgar, Emir'in yanına gelerek onu geri çekmeye çalıştı. “Emir yeter! Hadi, buradan çıkalım!” dedi.
Emir, sinirle adama son bir bakış atarak geri çekildi. "Bir daha sevgilime laf edersen seni perişan ederim!" diye tehdit etti.
Adamın arkadaşları onu sakinleştirmeye çalışırken biz hızla barın dışına çıktık. Dışarıda serin hava yüzüme çarptığında kendime biraz daha geldim.
“Emir, delirdin mi?” dedim, hem şaşkın hem de endişeliydim.
Emir derin bir nefes aldı ve gözlerini bana dikti. “Sana kimsenin hakaret etmesine izin vermem.” dedi kararlı bir sesle.
Gülümseyerek Emir’e sarıldım. “Kahramanım!” Emir ellerini belime sardığında hafifçe geriye çekilip gözlerine baktım. “Hem de süper kahraman!”
Emir hafifçe sırıttı, başımı okşamaya başladı. Rüzgar da yanımıza geldi ve endişeyle etrafına baktı. “Bu gece biraz fazla oldu. Hadi eve gidelim, herkes dinlensin.”
Emir’e sarılmayı bırakıp elini tuttum. Rüzgar’ın arabasına bindik, arka koltukta Emir ile beraber oturduk. Başımı sallayarak yolu izlemeye başladım. “Ben şarkı yazacağım!” diye bağırdım arabanın içinde.
Başımı sabit tutup hepsinin yüzüne bakındım. “Ne şarkısı?” diye sordu Kayra. “Bilmiyorum ama bir cümlesini buldum bile.” Gözlerimi kapatıp Emir’in omzuna başımı koydum. “Senin ismini de kullanacağım şarkımda.” diye fısıldadım. Emir gülerek başımı okşadı.
Evin önüne geldiğimizde içimde bir korku belirdi. Nedeni olmayan bir kalp atış hızı yüzünden arabadan çıktığımda olduğum yerde durdum. Apartmanın içine girip evin kapısının önüne geçtim. “Ne oldu?” diye sordu Emir.
Kapıyı açıp içeriye doğru bir adım attım. Burnuma gelen yemek kokusu üzerine tedirginliğim arttı. Annemin yemekleri gibi kokuyordu…
Mutfağa doğru yürürken adımlarım içkinin etkisiyle zorlaşıyordu. Mutfağa girmemle annemi gördüm. Annem beni gördüğünde ise kaşlarını çattı.
Zorlukla yutkundum.