İçeriğe geç

Ünlü Olamam

Bölüm 17 · 11 dk okuma

Ünlü Olamam

Bölüm 17

17

Kalbime birer hançer saplanmış gibi hissettim.

Küçüklüğümü beraber geçirdiğim kız kardeşim bana ihanet mi etmişti? Yok be, benim gözlerim bozulmuştur. Kayra benim kılıma bile zarar vermekten korkar.

Kayra'nın yüzü bir anda bembeyaz oldu. Panikle bakışlarını kaçırarak "Hayır İnfaz, ben sadece... Sadece şarkını kaydetmek istedim, o kadar. O anın özel olduğunu düşündüm ve... Bunu sana söyleyecektim, gerçekten." dedi, sesi titreyerek.

Herkesin gözleri Kayra'ya dikildi. Odada sessizlik hüküm sürdü. Emir gözlerini kısarak "Kayra, gerçekten sadece bu mu? Daha fazlası yok mu?" diye sordu, sesi endişeli ve sorgulayıcıydı.

Kayra başını salladı. "Evet, gerçekten sadece bu. Kötü bir niyetim yoktu. Sadece şarkını saklamak istedim, anı olarak." dedi.

Canberk araya girerek "Kayra, eğer sadece bu kadar basit bir şeyse, neden başından beri söylemedin? Neden sakladın?" diye sordu.

Rüzgar "Kayra." demesiyle Kayra Rüzgar'a döndü. "Sen de mi beni suçluyorsun?" diye sordu. Rüzgar bir şey demek yerine ayağa kalktı. Kayra ise elini uzatıp "Gelme yanıma!" dedi yüksek sesle. "Ben senin yokluğuna ihanet etmedim, sen kız kardeşime ihanet etmeme inandın mı!?"

Derin bir nefes aldı ve Canberk'e döndü. "Çünkü o videoyla hiçbir alakam yok, ben küçüklüğümden beri İnfaz'ın her şarkı söylemesini ses kaydına alıyorum." dedi ardından hızla eline telefonu aldı ve ses kayıt dosyasını bize gösterdi. Haklıydı, her sesimi kaydetmiş ve bu ses dosyalarına 'İnfaz1, İnfaz2.' gibi isimler koymuştu.

Derin bir nefes alarak ayağa kalktım. Kayra hızla telefonunu masaya koydu, dolu gözlerle bana bakındı. "Bana inan, ben sana zarar verecek bir şey yapmadım." dedi titreyen sesiyle.

"Neden bunca yıl şarkı söylemelerimi ses kaydına aldın?"

Kayra gözlerini indirdi ve bileğime bakındı. Gözünden bir damla yaş aktı. Tavana bakarak göz yaşlarının yanağında süzülmesini engellemeye çalıştı ama nafile.

Annesinin ölümünden sonra ilk defa ağlıyordu.

Kendini doğrulttu ve gözlerimin içine bakındı. "Korktum." dedi titreyen bir sesle. "Neyden?"

"Bileğini kestiğin gün, tekrardan aynısını yapmandan çok korktum. Senden bana bir şey kalsın istedim." Etrafa bakındı ve tekrardan gözlerini benimkiyle buluşturdu. "Annemin sesini unuttuğum gibi senin sesini de unutmak istemedim."

Kayra'ya sıkıca sarıldım, omzuma başımı koyup hıçkırarak ağlamaya başladı. "Ben sana ihanet etmedim." dedi. "O videoyu ben paylaşmadım."

Kayra'nın bu itirafı herkesi derin bir sessizliğe büründürdü. Onun gözyaşları ve titreyen sesi, aslında onun ne kadar incinmiş ve korkmuş olduğunu gösteriyordu. Kayra'ya sıkıca sarılırken, içimde bir sıcaklık ve anlayış dalgası hissettim.

"Ben sana inanıyorum." dedim içtenlikle. Onun omuzlarını okşarken "Ve sana her zaman güveniyorum. Seni anlıyorum Kayra."

Kayra geriye çekildiğinde yanağından öptüm. Bir şey demeden hızlı adımlarla odasına yöneldi. Derin bir nefes alıp verdikten sonra yerime geri oturdum.

"Bileğini mi kestin?" Emir'in sorusu üzerine yutkundum. Dikkatler benim üzerimdeydi. "Bileklik, izi kapatmak için mi?" Başımı hızla çevirdim. "Videoyu izlemeye devam edebilir miyiz?"

"İnfaz." dedi Emir ama onu duymamış gibi yaptım.

Canberk videoyu devam ettirdi. Videoyu izlerken Emir arada bir bana bakıyordu. Doğruluk cesaret oyunu bitmişti ve kimse bir şey yapmamıştı. Başımı çevirmemle "Bu kız ne yapıyor?" diye Rümeysa'nın sesini duydum. Tekrardan ekrana baktığımda Beliz'in Kayra'nın telefonunu karıştırdığını gördüm. Beliz'in yüzüne birer sırıtma yerleşti ve etrafa bakındı. Hızlı adımlarla salondan çıktı.

"Sadece salonun kamera kayıtları var." dedi Canberk.

"Zaten neyin, nasıl olduğu belli oluyor." dedim kısık sesle.

Kayra'nın telefonunu karıştıran Beliz'in görüntülerini izledikten sonra, herkesin yüzündeki şaşkınlık ve öfke belirginleşti. Herkes sessizce birbirine baktı, yaşanan olayın gerçekliğiyle yüzleşiyordu. Bu, tüm yaşananların ardındaki sır perdesini kaldırmıştı.

Rümeysa, şaşkın bir şekilde "Beliz... Kayra'nın sevmediği kız değil mi? Hani senin çok yakın arkadaşındı?" diye sordu ama Rümeysa'ya verecek bir cevap bulamadım. Rüzgar gözlerini Beliz'in görüntüsünden ayırmadan, "Demek ki hepimiz yanılmışız." diye söyledi.

Canberk, "Evet, her şey ortada. Beliz'in kaydı alıp yaydığı çok açık." dedi kararlı bir sesle.

Emir'in dikkatinin hâlâ benim üzerimde olduğunu hissediyordum. Onun bakışları altında olmak, içimde bir ağırlık oluşturuyordu.

Derin bir nefes aldım ve sessizce sehpada olan ıhlamuru elime aldım. Bir yudum aldıktan sonra arkama yaslandım. Bedenim o kadar ağırlaşmıştı ki, taşımak yerine uzatıp dinlenmek istiyorum.

Telefonum çaldığında telefonumu elime aldım, annem arıyordu. İç çekerek telefonu açtım ve kulağıma götürdüm. "Her şey yolunda mı?" diye sordu hızla. "Evet, neden böyle bir soru sordun?"

"Bilmem, içimde kötü bir his var." dedi. Anneler her zaman hisseder...

"Gerçekten her şey yolunda." dedim onu sakinleştirmeye çalışarak. "Sadece biraz yorgunum, dinleniyorum."

Annemin sesi yumuşadı ama endişesi hâlâ belirgindi. "Emin misin? Eğer bir şey varsa bunu bana diyebilirsin." dedi. Aynen anne, Beliz'in yaptığını söyleyeyim de Beliz'i taktir etmeye elinizde çelenk ile gidin.

Yalandan gülümsedim. ""Biliyorum anne, teşekkür ederim. Şu an gerçekten iyiyim. Belki yarın konuşuruz, olur mu?" dedim, aceleci bir tavırla.

"Tamam ama eğer bir şey olursa hemen haber ver." dedi ve telefonu kapattı.

Telefonu kapattıktan sonra herkesin bana baktığını gördüm. Emir, yanıma yaklaştı ve elimi tuttu. "Senin için buradayım, unutma." dedi yumuşak bir sesle.

Başımı sallayarak "Biliyorum." dedim. "Teşekkür ederim."

Elimi çektim ve ayağa kalktım. "Saat geç oldu, evinize gitseniz iyi olur." dedim erkeklere. "Dinlenecek misin?" diye sordu Canberk. Başımı onaylarcasına salladım.

"Kovmuş gibi oldum ama odama geçeceğim." dedim. Üçü birden ayağa kalktı "Yok, dinlenmen lazım zaten." dedi Rüzgar. Erkekleri kapıya kadar yolcu ettikten sonra salona döndüm. "Gerçekten dinlenecek misin?" diye sordu Rümeysa başındaki başörtüyü açarken. "Önce Kayra ile konuşacağım sonrasında uyurum." diye açıklama yaptım.

Kayra'nın odasının önüne geçtiğimde kapıyı dinledim. Ağlama sesi gelmiyordu, en azından sakinleşmiş. Kapıyı tıklatıp içeriye girdim.

Kayra yatağında oturuyordu ve gözleri hâlâ hafifçe kızarmıştı ama ağlamayı bırakmıştı. Bana bakarak zoraki bir gülümseme ile "Gel." dedi. Yanına oturdum ve bir süre sessizce oturduk.

"Kayra." dedim sonunda "Sana gerçekten inanıyorum. Senin böyle bir şey yapmayacağını başından beri biliyordum."

Kayra derin bir nefes aldı. "Çok korktum..." dedi sessizce. "Sana zarar verdiğimi düşünmeni istemem. Sen benim kuzenimden de öte benim kız kardeşimsin."

Elini tuttum. "Biliyorum." dedim.

Kayra titrek bir nefes verdi. "Ben zaten sana kırgın değilim, senin bana inandığını gözlerinde gördüm." dedi. O zaman kime kırgın ki? Rüzgar'a mı?

"Emir, Canberk ve Rüzgar." dedi sessizce. Yutkunup bana döndü. "Ben küçüklüğümden beri onlarla büyüdüm. Emir'i abi, Canberk'i kardeşim gördüm. Rüzgar'ı ise..." Cümlesine devam etmedi, gözlerini sıkıca yumdu.

Rüzgar Kayra'yı aldatmamış mıydı? Onu hâlâ seviyor mu? Kayra'nın elini daha sıkı tuttum. "Rüzgar'ı ise ne?" diye sordum nazikçe.

Kayra derin bir nefes aldı ve gözlerini açtı. "Rüzgar'ı hep daha farklı gördüm." dedi. "Ona hep farklı bir yer verdim kalbimde. Onun benim hakkımda böyle düşünebileceği, bana böyle davranabileceği hiç aklıma gelmezdi."

Duvara yaslandım "Kayra Rüzgar seni aldatmış, ondan çok bir şey beklememen lazım." dedim. Kayra başını eğdi, sessizce baş parmağında olan öjeyi diğer parmağıyla çıkartmaya çalıştı.

"Belki yanlış anladılar, belki yanlış davrandılar ama senin yanındalar." dedim moralini yerine getirmek adına. "Eğer sen o videoyu yaymış olsaydın yine senin yanında olurlardı çünkü seni seviyorlar. Sadece... Video kaydı şaşırtmalıydı o kadar."

Kayra gözyaşlarını sildi ve bana baktı. "Ben sadece güçlü duramıyorum." diye fısıldadı. "Sen hayatımda gördüğüm en güçlü kadınsın." dedim. Bileğimde olan bilekliği çıkarıp kesik izini gösterdim. "Keşke senin kadar güçlü olabilseydim."

Kayra sıkıca bana sarıldı. Benim sarılmama karşılık vermemi beklemeden omzumda tekrardan ağlamaya başladı. "O gün senin yerine ben defalarca öldüm. Sana bir şey olursa, nasıl hayatıma devam edebileceğimi bilmiyorum." dedi kısık sesle.

Kollarımı bedenine sarıp sıkıca sarıldım. "Ben senin için yaşamayı seçtim." dedim. Kayra'nın hıçkırıkları yavaşça dindi ve biraz daha sakinleşti. "Sana ihtiyacım var, her zaman olduğu gibi..." dedi gözyaşları arasında.

"Ben de sana ihtiyacım var." dedim samimiyetle.

Geriye çekildiğinde yanağından öptüm. Karnımın ağırısı kendini belli etmeye başladığında yataktan kalktım. "Şimdi biraz dinlenmeliyiz. Yarın daha güçlü olacağız ve her şeyin üstesinden geleceğiz."

Kayra'nın odasından çıkarken "İyi geceler kız kardeşim." dedi. Kayra'ya döndüm ve gülümsedim. "İyi geceler minik abla."

Odadan çıkmamla Rümeysa'yı görmem bir oldu. "Daha iyi mi?" diye sordu. Başımı salladım. "Evet." dedim. Rümeysa gülümseyerek odasına geçtiğinde ben de odama geçtim. Üstüme daha rahat kıyafetler giyindim ve yatağa uzandım. Gözlerimi kapatmamla telefonuma bir mesaj geldi. Telefonumu elime alıp mesaja bakındım.

Emir: İyi geceler yavrum.

Gülümseyerek mesajına cevap verdim.

İnfaz: İyi geceler :))

Ertesi Gün

Gözlerimi alarm sesiyle açtım. Telefon elime alıp alarmın ismine bakındım, dersim vardı. Hasta halimle ne dersi ya? Kendi kendime söylenerek yataktan kalktım.

Ayağa kalktığımda hala biraz yorgun hissetsem de, dünkü olayları hatırladıkça içimde bir kararlılık oluştu. Derin bir nefes alarak banyoya gittim ve yüzümü yıkadım.

Hazırlandıktan sonra mutfağa geçtim. Kayra da uyanmış, kahvaltı hazırlıyordu. Bana gülümsedi. "Günaydın." dedi. "Daha iyi misin?"

Dünde olan her şeyi unutmuş gibi bugün yeniden başlamıştı.

"Günaydın." dedim gülümseyerek. "Rümeysa uyanmadı mı?" diye sordum. Kayra omuzlarını kaldırıp indirdi. "Bilmiyorum, demin odasına baktım ama yoktu." dedi.

Başımı salladım ve konuyu uzatmadım. "Bugün derse gidecek havam yok." dedim. "Gitme o zaman." İnsan 'git' falan derdi ya. "Bence de dinlenmelisin. Ama istersen biraz dışarı çıkıp temiz hava alabiliriz. Belki kafanı dağıtmak iyi gelir."

Bir an düşündüm ve sonra başımı salladım. "Dersime gidip maketimi vermem lazım."

Kahvaltımızı bitirdikten sonra üzerimi değiştim ve maketimi elime alıp evden ayrıldım. Derse gitmek için evden çıktığımda, içimdeki hafif tedirginliği yenmeye çalışıyordum. Maketimi dikkatlice taşıyarak okula doğru yürüdüm. Yolda, hafif bir rüzgar yüzüme çarptı ve taze havanın beni biraz olsun rahatlattığını hissettim.

Fakülteye vardığımda sınıfa girip masama yerleştim. Öğrencilerin birçoğu derse odaklanmıştı ama birkaç kişi bana bakıp fısıldaşıyordu. Göz ardı etmeye çalışarak maketimi çıkardım ve öğretmenimin gelmesini bekledim.

Hoca sınıfa girip dersi başlattığında, maketimi teslim etmek için sıranın bana gelmesini bekledim. Sonunda ismim anons edildi ve maketimi dikkatlice taşıyarak öğretmenin masasının önüne götürdüm.

Hoca maketimi inceledi ve başını onaylarcasına salladı. "Güzel bir çalışma." dedi. "Eline sağlık."

Teşekkür ederek yerine döndüm ve derse konsantre olmaya çalıştım. Düşüncelerim dünkü olaylara ve Kayra ile olan konuşmamıza kayıyordu. Dersten sonra biraz deniz havası alsam iyi olacak, sakinleşmem lazım.

Ders bittiğinde sınıftan çıktım ve kampüsün bahçesine doğru yürüdüm. Çimenlerin üzerinde oturup biraz nefes almak istedim. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Bir süre sonra telefonumun titreşimini hissettim. Mesaj Rümeysa'dan gelmişti.

Rümeysa: Ne yapıyorsun?

İnfaz: Fakültedeyim, oturuyorum. Sen ne yapıyorsun?

Rümeysa: Direkt konuya gireceğim: Neyli pasta seversin?

Gülümseyerek mesaja bakındım.

İnfaz: Çikolatalı.

Ayağa kalkıp etrafa bakındım. Sınıfta bana baktığını hissettiğim kişileri gördüm, hâlâ bana bakıyorlardı. Derin bir nefes alıp verdikten sonra yanlarına doğru yürüdüm. "Bir sorun mu var?" diye sordum.

Esmer olan erkek konuşacaktı ki saçlarını mora boyamış kız araya girdi: "Emir Akın'ın neyi oluyorsun?"

"Sevgilisiyim." dedim.

Kız gözleriyle beni baştan aşağıya süzdü. Gözlerinde küçümseyici bir bakışla beni süzmesi sinirlerimi bozdu ama soğukkanlılığımı korumaya çalıştım. "Neden sordun?" diye sordum, kaşlarımı hafifçe kaldırarak.

Kız alaycı bir gülümsemeyle "Sadece merak ettim." dedi. "Emir gibi biriyle birlikte olman şaşırtıcı."

"Nasıl yani?"

"Yani, Emir Akın gibi popüler ve yakışıklı biriyle senin gibi birini seçmesi..." dedi, cümlesini tamamlamadan.

Sakin olmaya çalışarak derin bir nefes aldım. Kızın beni süzdüğü gibi ben de onu süzdüm. "Yalnız Emir beni seçmedi, ben onu seçtim."

Kız alayla başını salladı. "Hadi ya, o sosyal medya platformunda ünlü olan Emir Akın'ı sen seçtin yani? Senin sosyal medyan bile yok. Kimi kandırıyorsun?"

İnfaz Akay olduğumu söylersem ne olurdu ki? Yanında duran kızın telefonu çaldığında benim söylediğim şarkıyı duydum. Kız zil sesine benim sesimi koymuş ama arkadaşı bana mı atarlanıyor?

İçimden hafifçe gülümseyerek kıza baktım. "Beni tanımıyorsun." dedim, sesimde bir meydan okuma vardı. "Ama anladığım kadarıyla sesimi tanıyorsun. Zil sesin İnfaz Akay'ın şarkısı, değil mi?"

Kızın yüz ifadesi değişti, bir an şaşkınlık ve kararsızlık arasında gidip geldi. Arkadaşı da ona döndü ve aynı şaşkın ifadeyi takındı.

"Evet, öyle." dedi kız, sesi artık daha yumuşaktı. "Sen nereden biliyorsun?"

Gülümsememi genişleterek "Çünkü o şarkıyı ben söyledim." dedim. "Ben İnfaz Akay'ım." Elimi uzattım ama elimi sıkmak yerine sadece bakmayı tercih etti. Kızın yüzünde şaşkınlık ifadesi belirdi ve bu sefer alaycı bakışlar yerini karışık duygulara bıraktı. Diğer arkadaşının gözleri de şaşkınlıkla açıldı. Elimi geriye çektim.

"İnanmıyorum." dedi kız, gözleriyle beni süzerek. "O kızın kimliği ne kadar çalınıyor, haberin var mı? Kimlik hırsızlarına papuç bırakacak değilim."

Konuşmak için ağzımı açtım ki yüksek seste olan birer korna sesi yüzünden arkamı döndüm. Emir fakültenin bahçesine kadar girmiş, beni motosiklet ile bekliyordu. Bana dönüp "Hadi be yavrum!" diye seslendi. Kıza geri dönüp gülümsedim. "Sonrasında bu konuyu detaylı bir şekilde tartışırız ama şimdi sevgilimi bekletmek istemem." dedim, 'sevgilim' kelimesine vurgu yaparak.

Emir'in yanına geçtiğimizde bana yedek kaskını uzattı. Kaskı takıp motosiklete bindim. "O kız kimdi?" diye sordu. "Önemli biri değil." diye cevap verdim.

Emir'e sıkıca sarıldım. Motosiklet hızlanırken rüzgarın yüzüme çarpmasını hissettim. Emir her zamanki gibi dikkatli ama hızlı kullanıyordu. Arkamda otururken, o anın tadını çıkarmaya çalıştım. Dışarıdaki hava, güneşin parlaklığı ve rüzgarın serinliğiyle tam da ihtiyaç duyduğum şeydi.

Emir, bana doğru hafifçe döndü ve yüksek sesle "Nereye gitmek istersin?" diye sordu.

Bir an düşündüm. "Bir sahil kenarına, biraz temiz hava almak iyi gelir." dedim. Emir başını onaylarcasına salladı ve yönümüzü sahile çevirdi. Motosikletin ritmik vızıltısı, düşüncelerimi yatıştırmaya yetiyordu. Bir süre sonra sahil kenarına ulaştık. Emir motosikleti park etti ve ikimiz de kasklarımızı çıkardık.

"Neden bana fakülteye gideceğini söylemedin?" diye sordu. Sahilde yürümeye başladığımızda ruhumun dinlendiğini hissettim. "Zamanım olmadı." dedim.

Emir elini uzattığında elini sıkıca tuttum. Beraber sahil boyunca yürürken, denizin kokusu ve dalgaların sesi beni rahatlatmaya başladı. Emir, elimi sıkıca tutarak, yanımda olduğunu hissettiriyordu. Arada bir sessizlik olsa da, varlığı bana güç veriyordu. Bir süre sonra küçük bir kayalığın üzerine oturduk ve denizi izlemeye başladık.

Telefonuma gelen bildirim yüzünden telefonumu elime aldım. E posta gelmişti. Bana kim, neden e posta atar ki? "Ne oldu?" diye sordu Emir. "E posta gelmiş." dedim. Emir telefonuma bakarken gelen e postaya tıkladım:

Sevgili İnfaz Akay, size ulaşmamız biraz zor oldu ama umarım bu zorluğun güzel sonuçları olur. Ben Evo Müzik Şirketinin yetkili baş yardımcısıyım. Sizinle beraber nice şarkılara imza atmak istiyoruz. Umarım bu mesajımız sizi sevindirir. Daha detaylı konuşmak adına adresimizi ve numaramızı bırakıyorum. İyi günler!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.