İçeriğe geç

Ünlü Olamam

Bölüm 16 · 10 dk okuma

Ünlü Olamam

Bölüm 16

16

Hava yavaşça kararmaya başladı, güneş çoktan başka ülkeleri aydınlatmak için gitmişti.

Rümeysa'ya bakındım. "Kafeye gidip gıda boyası alabilir misin?" diye sordum. Rümeysa bana kaşlarını çatarak baktı. "Neden? Hem kafede var mı ki?"

Başımı onaylarcasına salladım. Çantamdan kartımı aldım ve Rümeysa'ya uzattım. "Pembe pasta yapmışlardı, gıda boyası mutfakta vardır." dedim. Rümeysa hâlâ sorgu içerisinde bana bakıyordu. Gözlerimle erkekler hakkında konuşan kızları gösterdim. "Birer planım var."

Rümeysa şezlongdan kalktı ve kafeye doğru yol aldı. Kayra'ya baktığımda yüzünü bir şapka ile kapatmıştı. Şapkasını elime almamla gözlerini açması bir oldu. "Tüy dökücü kremin yanında mı?" diye sordum. Başını onaylarcasına salladı ve eliyle çantasını gösterdi.

Rümeysa yanımıza kırmızı birer gıda boyasıyla geldiğinde gülümsedim. "Bu kalmış sadece." dedi kırmızı gıda boyasını gösterirken.

"Sen ne çeviriyorsun orada?" diye sordu Emir. "Biz üstümüzü değiştireceğiz sonra gidelim diye konuştuk." dedim. Kayra itiraz edecekti ki elimdeki şapkayla Kayra'nın yüzünü kapattım.

Kayra'nın çantasından tüy dökücü kremi alıp "Hadi." dedim kızlara karşı. Kızların giyinme odasına geçtiğimizde "Ne oluyor?" diye sordu Kayra. "Sevgilim hakkında konuşan kızlara gülüp geçmeyeceğim." Kayra başını salladı. "Haklısın, modern gözükmek istedim ama sikelim belalarını!" diye bağırdı.

Gıda boyası ve tüy dökücü kremi karıştırdım. Tüy dökücü kremin üstündeki ambalajı çıkardım. "Az sonra gelip duş alacaklardı, konuşmalarını dinledim." dedim sinsi bir şekilde.

Kayra ve Rümeysa gülmeye başladılar. "Tamam, o zaman iş başına!" dedi Kayra. Hazırladığımız karışımı ve tüy dökücü kremi uygun yerlere yerleştirdik. Üstümüzü değişmek için kabinlere girdik. Kendi kıyafetlerimi giyindikten sonra kabinden çıktım. O üç kız, çoktan gelmiş kabin önünde sıra bekliyordu. Ortada duran kız "Bu kırmızı şey ne?" diye sordu. Musluğun önüne geçerken "Kafeden getirmişler, deniz suyundan dolayı saçların yıpranmaması için birer şampuan." dedim. Kızların hepsi bana bakarken Kayra kabinden çıktı. Dediğimi duymuş olmalı ki "Bu kırmızı şampuan çok güzelmiş, saçıma çok iyi geldi." dedi.

"Krem falan mı yoksa şampuan mı?" diye sordu esmer olan kız. "Şampuan, saçının diplerine sür ve iki dakika beklet." diye yardımsever bir şekilde konuştum.

Rümeysa kabinden çıktıktan sonra kızlar eline tüy dökücü kremi alıp saçlarına sürmeye başladılar. Giyinme odasından çıkarken "Bu aramızda kalacak." dedim. İkisi de aynı anda işaret parmağını bana doğru uzattı. Halay mı çekeceğiz?

İşaret parmağımla işaret parmaklarını sıktım. "Kız sözü."

Şezlonglara geri döndüğümüzde, çocuklar çoktan toparlanmaya başlamışlardı. "Neyse, gidelim artık." dedi Emir. "Daha Hümeyra teyze ile konuşmaya gideceğiz."

Rüzgar da onaylayarak, "Harika bir fikir. Hadi toparlanalım." dedi.

Arabaya ve motosiklete geri dönerken, günün yorgunluğu ama aynı zamanda huzuru üzerimizdeydi. Her şey yolunda gitmişti ve bu küçük intikam planımız da günün tatlı bir noktası olacaktı.

Motosiklete baktığımda Emir kaskı uzattı. "Yavaş sür." dedim ama yine yüzüne alaylı bir gülümseme yerleştirdi. Kaskımı takıp motosiklete bindim. Emir'e sıkıca sarıldım.

Emir motoru çalıştırdı ve aniden hızla kalkış yaptı. "Emir, yavaş ol demiştim!" diye bağırdım ama rüzgar sesimi boğuyordu. Gözlerimi kapatıp sıkıca Emir'e sarıldım. Hızla ilerleyen motorun rüzgarı yüzümü keskin bir şekilde okşuyordu. Sanki kaskım yokmuş gibi hissetmeme neden oluyordu...

Motorun eğildiğini ve tekrar doğrulduğunu hissettim. Kalbim hızla atıyordu. "Emir!" diye seslendim. Gözlerim kapalı, yüzümde hafif bir tebessüm vardı. Emir'in gülme sesini duyabiliyordum. "Bana güven yavrum, kontrol bende." dedi.

Motorun sesi kulaklarımda yankılanıyordu. Yollar hızla geride kalırken Emir'in ustalıklı manevraları sayesinde sanki yoldan süzülüyormuş gibi hissediyordum.

"Üşüyorum." dedim yüksek sesle ama beni duymadı.

Bir süre sonra Emir yavaşlamaya başladı ve motoru kenara çekti. "Bak, sana zarar vermem." dedi, kaskını çıkararak. Kaskımı çıkarırken nefesimi tuttum. Nefesimi serbest bıraktığımda Emir motoru park etti.

Apartmanın önüne çoktan gelmiştik. Motosikletten indikten sonra Emir'e bakındım. "Üstümü değişeceğim, bizimkiler de gelsin sonra Hümeyra teyze ile konuşuruz." dedim. Emir başını salladı ve evimin önüne kadar bıraktı beni.

Eve girdiğimde üzerimdeki tuzlu suyun ağırlığını ve güneşin yorgunluğunu hissediyordum. Hızla odama geçtim, çantamı bıraktım ve üstümü değiştirmek için banyoya girdim. Duşun altına geçtiğimde sıcak suyun vücudumu rahatlatması bir anda günün yorgunluğunu aldı.

Duştan çıkıp rahat kıyafetler giydikten sonra mutfağa geçtim. Kapı zili çaldığında hemen kapıyı açtım. Kızlar gelmişti. "Sen duşa mı girdin yoksa yeni mi geldiniz?" diye sordu Rümeysa ıslak saçımı ima ederek. "Yeni duştan çıktım." diye cevap verdim.

"Biz de hazırlanalım sonra Hümeyra teyzeye geçelim." dedi Kayra.

Kızlar üstlerini değiştirmek için odalarına gittiklerinde mutfakta biraz hazırlık yaptım. Hümeyra teyzenin evine gitmeden önce bir şeyler atıştırmak iyi olacaktı. Çay demledim ve birkaç atıştırmalık hazırladım.

Kızlar duşlarını alıp rahat kıyafetler giyerek geldiklerinde oturma odasına geçtik. Herkes yorgun ama mutluydu. Kayra çayını alıp derin bir nefes çekti. "Böyle günlerin ardından bir çay gibisi yok." dedi gülümseyerek.

"Gerçekten güzel bir gündü." diye ekledi Rümeysa. "Deniz, güneş, eğlence... Her şey harikaydı."

"Ve küçük intikam planımız." dedim göz kırparak. Hepimiz kahkaha attık. "O kızlar ne hale gelecek kim bilir." diye ekledi Kayra.

Kayra saçını kurutmaya banyoya girdiğinde Rümeysa "Sen de kurutsana saçını." dedi. "Sonra hallederim." diyerek çay bardaklarını makineye yerleştirdim.

Kapı zili tekrardan çaldığında Rümeysa kapıyı açtı. Erkekler gelmişti. "Hazır mısınız?" diye sordu Canberk. "Sadece Kayra saçını kurutuyor, onun dışında hazırız." diye açıklama yaptı Rümeysa.

Kapının yanına geçtiğimde Emir'e bakındım. "Ee senin saçın neden ıslak? Kurutsana." dedi. Başımı olumsuz anlamda salladım. "Önce video işini halledelim, sonra her şeyi hallederim." Emir kaşlarını hafifçe çattı. "Öyle olmaz, kurut biz bekleriz." dedi anasınıfı çocuğunu azarlayan birer öğretmen gibi. Kafamı olumsuz anlamda sallarken Kayra yanımıza geldi. "Hadi, ben hazırım!" dedi yüksek sesle.

Hep beraber Hümeyra teyzenin evine, alt kata doğru yürüdük. Kısa bir yürüyüşten sonra evine vardık ve kapıyı çaldık. Hümeyra teyze kapıyı yorgun bir biçimde açtı. "Hoş geldiniz." dedi Hümeyra teyze.

"Hoş bulduk Hümeyra teyze." dedik hep bir ağızdan.

İçeriye geçip oturma odasına yerleştik. Hümeyra teyze bize çay ve kurabiye ikram etti. "Güzel bir gün geçirdiniz mi?" diye sordu.

"Evet, harika bir gündü." dedim. "Senin günün nasıl geçti Hümeyra teyze?"

Hümeyra teyze gülümseyerek başını salladı. "Çok güzel geçti, dünya tatlısı bir kızımız oldu."

Ortalıkta tatlı bir sohbet dönerken Canberk ikidedir konuyu video kayıtlara getirmeye çalışsa da sürekli konu konuyu açıyor ve bir konuda sabit kalamıyorduk. En sonunda Canberk konu dağılmasın diye yüksek ve hızlı bir şekilde "Hümeyra teyze bizim evin güvenlik kameralarını kontrol etmemiz lazım!" diye bağırdı.

Hümeyra teyze şaşkınca bakarken "Çok önemli." diye ekledi Canberk.

Hümeyra teyze Canberk'in ani çıkışına şaşırdı ve biraz endişeli bir şekilde "Ne oldu, neden bu kadar önemli?" diye sordu.

Canberk derin bir nefes alarak sakinleşmeye çalıştı. "Birkaç gün önce gece evin içinde bazı garip olaylar oldu ve güvenlik kameralarını kontrol etmemiz gerekiyor. Sadece emin olmak istiyoruz."

Birden bu yalan aklına nasıl geldi ya?

Hümeyra teyze kaşlarını çattı. "Garip olaylar mı? Ne tür şeyler oldu?"

Emir araya girerek durumu açıklamaya çalıştı. "Hümeyra teyze, biz evde yokken evin etrafında bazı kişiler dolaşmış. Biz de güvenlik kamerası kayıtlarına bakarak kim olduklarını anlamak istiyoruz çünkü evde bazı eşyalar yok."

Hümeyra teyze bir an düşündü ve sonra başını salladı. "Tamam, öyleyse. Kameraların kayıtlarına bakabilirsiniz. Kamera kayıt cihazı arka odada."

Hepimiz ayağa kalktık ve Canberk'in peşinden Hümeyra teyzenin gösterdiği odaya doğru ilerledik. Odaya girdiğimizde Canberk hızlıca kamera kayıt cihazını açtı ve geri sararak o günün kamera kayıtlarına ulaşmaya çalıştı.

Stresten mi? Bilmiyorum ama karnıma yüksek bir ağırı girdi. Ellerimi karnıma koymamla olduğum yerde burkuldum. Mide bulantım birden ortaya çıktı. "İyi misin?" diye sordu Emir. "Yüzün bembeyaz olmuş."

Ekrana baktığımda daha ilk günü bile geçmemişlerdi. "İnfaz?" Emir'in telaşlı sesi üzerine odanın içindeki çoğu kişi dönüp bana bakındı. Kayra hızla elini alnıma koydu. "Yanıyorsun sen." dedi panik içinde.

"Hastaneye gidiyoruz." dedi Emir kararlı bir biçimde, Rüzgar başını salladı ve Canberk'e döndü. "Rümeysa ile sen burada kal ve kamera kayıtlarını incele. Biz hastaneye gidelim." Canberk plana hızla ayak uydururken içime birer titreme geldi.

Emir, hızlıca beni kollarına alarak dışarı çıkardı. Gözlerim bulanıklaşmıştı ve vücudum titriyordu. Diğerleri de peşimizden geliyordu. Emir, arabaya binmemi sağladı ve hemen şoför koltuğuna geçti. Rüzgar da ön koltuğa oturmuştu. Kayra arka koltuğa yanımda oturdu, elimi tutarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu.

"Derin nefes al, her şey yoluna girecek." dedi Kayra, gözlerinde endişe vardı ama ses tonu beni rahatlatmaya çalışıyordu. Emir arabayı hızla sürerken bir yandan da sürekli dikiz aynasından beni kontrol ediyordu.

Hastaneye vardığımızda Emir hızla arabadan inip kapımı açtı ve beni taşıyarak acil servise doğru koşturdu. "Yardım edin! Durumu acil!" diye seslendi. Hemen bir doktor ve hemşireler yanıma geldiler ve beni bir sedyeye yatırarak muayene odasına aldılar. Emir ve diğerleri arkamdan gelirken, doktorlar hızlıca kontrollerimi yapmaya başladı.

Bir süre sonra doktorlardan biri yanıma geldi. "Üşütmüşsün ama üşüten bir insan bu kadar ağır belirtiler göstermez. Sanırım bu bir stres tepkisi. Vücut, aşırı stres nedeniyle bu şekilde tepki veriyor olabilir. Birkaç test yapmamız gerekecek ama şimdilik sakinleştirici vereceğiz." dedi.

Emir endişeli gözlerle bana bakıyordu. "Her şey yoluna girecek, yanındayız." dedi. Elimi tutarak beni rahatlatmaya çalışıyordu. Kayra da yanımda durup başımı okşadı. Rüzgar ise ne yapacağını bilemediği için sadece bana bakıyordu.

Testler yapıldıktan ve sakinleştirici verildikten sonra biraz rahatlamıştım. Doktor, sonuçları beklerken beni gözlem altında tutacaklarını söyledi. Emir başımı okşayarak yanımda duruyordu.

Ağır bir uyku göz kapaklarımı kapatmıştı. Kendimi uykuya bırakırken göz kapaklarımın yandığını hissettim.

Beynimin içinde babamın ve annemin bana bağırması yankılanıyordu.

---

"Bu nedenle dinlenmesi lazım." diye bir ses duydum. Gözlerimi yavaşça açtım. Doktor Kayra, Rüzgar ve Emir ile konuşuyordu. Emir başını salladı. "Pekala, bunun için elimizden geleni yapacağız." dedi.

Kayra benim uyandığımı gördüğünde gülümseyerek yanıma geldi ve elimden tuttu. "İyi misin?" diye sordu. "Daha iyi günlerim olmuştu." diye cevap verdim sessizce. "Neyim varmış?"

"Büyük etken stresten kaynaklıymış." dedi Kayra.

Rüzgar yüksek sesle "İstersen seni psikiyatriye götürelim." dedi. Kayra hızla Rüzgar'ın omzuna vurdu. "O birden, öyle denir mi?" Rüzgar omuz silkerek "Ee psikiyatri utanılacak bir şey değil ki." dedi. Kayra sesi bir şekilde nefes vererek bana döndü.

"Kuzen, uykunda aileni sayıkladın. Anneni, babanı... Ve şarkıcı olmak istediğini."

Emir'e döndüğümde başını hafifçe eğdi. Kayra Rüzgar'ın kolundan tutup "Hadi biz doktordan ilaçları isteyelim." dedi. Rüzgar başını salladı ve beraber odadan ayrıldılar. Emir'e baktığımda gözlerimin içine bakmıyordu. "Benim bilmem gereken bir şey daha mı var?" diye sordum.

"Hayır." diye söyledi kısık sesle.

"O zaman neden yüzüme bakmıyorsun?"

Emir başını kaldırdı ve yanıma geldi. "Özür dilerim." dedi. İç çekerek konuşmasına devam etti: "Ben sadece senin hayallerini gerçekleştirmeni istedim ama bu durumun seni strese soktuğunun farkında değildim."

Ona bakarak içtenlikle gülümsedim. "Bunun seninle ilgisi yok. Evet, biraz stresliydim ama bu sadece hayatın getirdiği şeylerdi." dedim.

Emir elimi tuttu. "Yine de seni böyle görmek istemezdim. Sanki seni ben zorlamışım gibi hissediyorum." dedi. Gözlerinin derinliklerinde gerçek bir endişe ve sevgi vardı. "Bu hayatta bana inan Kayra ve senden başka kimse yok. Bu nedenle, benim hayatımda kendini suçlaması gereken kişi sen değilsin." dedim.

Emir elimi okşarken gülümsedim. Kafamı kaldırıp seruma bakındım. Neredeyse bitmek üzereydi.

O an Kayra ve Rüzgar doktorla birlikte odaya geri döndüler. Kayra elindeki ilaçları göstererek "Doktorun önerdiği ilaçlar bunlar. Bunları düzenli olarak alman lazım." dedi. Rüzgar da "Ve sık sık dinlenmen gerekiyor." diye ekledi.

Başımı sallayarak onlara teşekkür ettim.

Serum tamamen bittikten sonra eve geçtik. Canberk ve Rümeysa çoktan işlerini bitirmiş ve eve gelmişti. Salondaki kanepe, rahat bir yatağa dönüştürülmüştü. Yanındaki küçük sehpada ise buharı tüten ıhlamur ve çeşitli atıştırmalıklar beni bekliyordu.

Canberk gülümseyerek yanıma geldi. "Umarım rahat edersin." dedi. Rümeysa ise endişeli bir şekilde yüzüme baktı. "Bir şeye ihtiyacın olursa hemen söyle." dedi.

Gülümseyerek başımı salladım. "Teşekkür ederim ama serum sayesinde daha iyiyim." dedim.

Emir yanıma gelip elimi tuttu. Salonda bana özel hazırladıkları yatağa oturdum. "Canın sıkılırsa filmler bulduk, izleriz." dedi Rümeysa, elinde birkaç DVD ve bir kumanda tutarak. Mahcup bir şekilde gülümsedim ve "Beni çok şımartıyorsunuz." dedim.

Canberk "Şımartılmayı hak ediyorsun." dedi ve bir yastık getirip sırtımı daha rahat ettirmemi sağladı.

"Duygulandım galiba." dedim dolu olan gözlerimle. "Bu kadar anlayışlı olduğunuz için gerçekten teşekkür ederim. İyi ki varsınız."

Emir omzuma kolunu attı ve ona yaslanmamı sağladı. "Sevgilim az kalsın sizin yüzünüzden ağlayacaktı." dedi uyarıcı bir ses tonuyla. Gülerek dolu olan gözlerimi sildim.

"İzlemek istediğin bir film var mı?" diye sordu Rümeysa, kumandayı uzatarak. Emir'den hafifçe uzaklaştım. "Aslında Hümeyra teyzeden video kaydını aldıysanız, onu izleyelim." dedim. Hepsi birbirine bakındı ve ortak fikirlerini Kayra dile getirdi: "Şimdi dinlensen, sonra izlesek olur mu?"

"Hayır, ben şuan iyiyim ve kimin yaptığını öğrendiğimde daha iyi olacağım."

Emir başını salladı "Pekala, izleyelim." dedi. Canberk bilgisayarını getirip flaşını taktı. Video kaydını ileriye aldığında bizim doğruluk cesaret oyununu oynadığımız zamana getirdi.

Video kaydında Canberk "Şarkı söyle." demişti. Beliz ise alaylı bir şekilde "Yalnız İnfaz'ın sesi güzel değil." Diye söyledi. Ben şarkı söylemeye başladığımda Beliz bir şey yapmıyor ve sadece beni izliyordu. Elleri tam gözükmüyordu ama telefonu tutacak kadar şüpheli değildi.

Video devam ederken Kayra'yı gördüm. Telefonuna bakıyordu. Kamera kayıtlarına sırtı dönük olduğu için telefonunu görebiliyordum.

Kayra ses kaydını kontrol etti ve telefonunu ters bir şekilde yere koydu.

Bilgisayara elimi götürdüm ve video kaydını durdurdum. "Kayra?" Sesimde merak ve anlamsızlık vardı. Kayra panikle oturduğu yerden kalktı.

Nasıl yani? Ben şarkı söylerken sesimi kaydeden kişi Kayra mıydı?

Bölüm sonu

13 yorum