Adama bakarken Canberk yanıma geldi ve buketleri adamın elinden aldı. "Sağ ol kardeşim." dedi. Adam ise gülümseyerek merdivenden inmeye başladı. Kapıyı kapatıp Canberk'e bakındım. "Bunlar ne?" diye sordum.
"İçeriye geç, anlatırım."
Başımı sallayarak içeriye geçtim. Emir'in yanına oturmamla Emir mavi güllerin olduğu buketi Canberk'in elinden aldı. Geriye kalan mor ve pembe gül buketine bakındım. Pembe gül buketini Rüzgar eline aldı. Canberk'in elinde kalan mor gül buketini ise Canberk Rümeysa'ya uzattı. "Bunlar senin için sevgilim." dedi. Ne dedi o? Hani Rümeysa'nın sevgilisi vardı? "Anlamadım, siz sevgili misiniz?" diye sordum.
Rümeysa eline mor gül buketini aldı. "Canberk size şaka yapmamı söylemişti..." dedi ardından Canberk'e dönü. "Beraber sevgili olduğumuzu açıklayacağımızı sanıyordum."
Herkesin şaşkınlıkla bakışlarını Canberk ve Rümeysa'ya çevirdiği anda sessizlik odada asılı kaldı. Gözlerim Canberk'ten Rümeysa'ya, Rümeysa'dan tekrar Canberk'e kaydı.
Canberk gülümseyerek omuz silkti. "Evet, sevgiliyiz. Sizlere sürpriz yapmak istedik." dedi.
Kayra, gözlerini devirerek, "Yani bütün bu süre boyunca bize oyun mu oynadınız?" diye sordu.
Rümeysa, mahcup bir şekilde gülümseyerek, "Aslında evet ama bu kadar ciddiye alacağınızı düşünmemiştim." dedi.
Emir yalandan öksürdüğünde Emir'e döndüm. "Boş ver şimdi ikisini." dedi, elindeki mavi gül buketini bana uzattı. "Bunlar senin için yavrum, gözlerin kadar güzel mavi tonunu bulamadım ama umarım beğenirsin."
Elimle buketi aldım ve hafifçe kokladım. "Çok güzel, teşekkür ederim." dedim. Gözlerim parladı ve Emir'in yüzüne sevgiyle baktım.
Canberk, Rümeysa'ya döndü. "Senin için de mor güller getirdim. Morun asil rengine yakışır bir sevgilim var benim." Rümeysa utangaç bir gülümsemeyle çiçekleri kabul etti.
Rüzgar, pembe gülleri Kayra'ya uzatarak "Al lan." dedi. Kayra göz devirerek pembe güllere baktı. "Ben pembe sevmem." dedi sesini incelterek. "Zaten şuanki haline değil, çocukluğuna hediye ediyorum pembe gülleri."
Kayra eline pembe gülleri aldığında "Teşekkür ederim." dedi sessiz bir şekilde.

Emir elimi tuttuğunda tekrardan Emir'e döndüm. Elimdeki mavi gül buketine bakındım. "Bu çok tatlı." dedim. Emir yanağımdan öptü. "Sen daha tatlısın."
Elimdeki gül buketini koltuğa koyup Emir'in boynuna sıkıca sarıldım.
"Biz yeni sevgiliyiz, bu kadar sarılmadık." Canberk'in sesini duydum arkamdan. Emir'den ayrılıp arkama döndüm. Emir omzuma kolunu attı. "Sanki biz üç yıldır sevgiliyiz." dedi Emir alayla.
"Tamam, o zaman bunun keyfine içki içelim." dedi Kayra.
Rümeysa Kayra'ya baktı. "Ben birkaç saat dışarıya çıksam iyi ol-" derken Kayra Rümeysa'nın sözünü kesti: "İçki yerine çay da içebiliriz."
Rümeysa, Kayra'nın teklifine karşı çıkmak yerine gülümseyerek "Çay içmek harika olur." dedi.
Kayra mutfağa doğru yönelirken "Kahve yanına da gül yeriz." dedi.
Hepimiz masanın etrafında toplandık, Kayra içeceklerle döndüğünde herkesin yüzünde bir rahatlama ve mutluluk vardı.
"Bu arada bu kayıt işi ne oldu?" diye sordu Rüzgar. Bütün gözler Canberk'e yöneldi. Canberk omuz silkerek "Bilmiyorum." dedi. "Yarın ilk iş kamera kayıtlarını alacağım."
Telefonum çaldığında telefona bakındım. Annemin aradığını gördüğümde masadan kalkıp odama geçtim. Telefonu açıp "Efendim anne?" diye sordum.
"Telefonu neden geç açtın?" Başladı benim mesai...
Yatağa oturdum. "Rümeysa bizde, kızlarla çay içiyorduk o yüzden geç baktım." dedim.
Annem derin bir nefes aldı. "Tamam, önemli değil. Sadece ne yaptığını kontrol etmek istedim." dedi. Bu kontrolu zaten yaklaşık her saat yapıyorsun.
Kendimi rahatlatmak için derin bir nefes aldım. "Bir şey yapmıyoruz. Bundan sonra Rümeysa bizim evimizde kalacak, bu nedenle kutlama yapıyoruz." dedim.
Annem biraz duraksadıktan sonra "Rümeysa neden sizde kalıyor?" diye sordu.
"Yurtta yaşadığı sorunlar yüzünden bundan sonra bizimle yaşayacak." dedim, arkama yaslandım ve konuşmaya devam ettim: "Beliz evden ayrıldı diye anlatmıştım ya, artık onun odasında Rümeysa kalacak."
Annemin ses tonu yumuşadı. "Peki, o zaman. Sadece dikkatli olun ve gerektiğinde bana haber verin. Tamam mı?"
"Tabii ki anne. Merak etme, her şey yolunda." dedim.
Telefonu kapattıktan sonra derin bir nefes aldım ve odadan çıkıp salona geri döndüm. Herkes hâlâ yerindeydi ve sohbet devam ediyordu.
Kayra bana dönüp "Sorun neydi?" diye sordu.
"Annemin rutin kontrolleri." dedim.
Emir'in yanındaki sandalyeye oturdum. "Ne konuşuyordunuz?" diye sordum konuyu dağıtmak adına. "Şu kızıl bir kız vardı ya, senin ismini kullanmıştı falan." Kayra'nın dediğinden sonra başımı salladım. "Evet, hatırladım." dedim. Kayra hevesle anlatamaya devam etti: "İşte o kız baya bir linçleniyor."
"Nasıl linçleniyor?" diye sordum.
Kayra telefonunu bana doğru çevirdiğinde telefonuna bakındım. Kız hakkında olumsuz, argo kelimeler kullanarak kızın fotoğraflarını paylaşmışlardı. "Ben böyle olsun istememiştim, sadece ismimi çalmasını istemedim." dedim, içimdeki suçluluk duygusu kabararak.
Emir, elini benimkinin üzerine koyarak hafifçe sıktı. "Senin suçun değil. O kız kendi yaptıkları yüzünden bu duruma düştü."
Rümeysa da onaylarcasına başını salladı. "Emir haklı. Sen sadece kendini savundun ve doğru olanı yaptın."
Kayra telefonu geri çekip bir süre sessiz kaldı.
"Belki de bir özür mesajı yazabilirsin. Ne bileyim, sadece onun da bir insan olduğunu anladığını ve bu kadar zor bir durumda olmasını istemediğini belirtebilirsin." dedi Rüzgar.
Kayra hızla Rüzgar'a dönüp "İstersen bir de kızın ayaklarına kapanıp 'İsmimi çaldığını söylediğim için beni affet.' diye yalvarsın?" diye hızla konuştu. "İnfaz kendini suçlu hissetmesin diye öneride bulundum Kayra." dedi Rüzgar otoriter bir ses tonuyla.
Başımı salladım. "Evet, belki de bu en iyisi. Bir mesaj yazıp onun da bu durumu aşmasına yardımcı olabilirim."
Rüzgar dışında herkesin bakışı bana yargılayıcı bir biçimdeydi. Rüzgar benim gibi etrafa bakındı ardından "Kız kendini suçluyor, sıçan tavşanı izliyor gibi bakmayın." dedi. Herkes Rüzgar'a dönerken telefonumu elime alıp, kızın profilini buldum ve bir mesaj yazmaya başladım: "Merhaba, bu benim fake hesabım. İsmimi kullandığını fark ettiğimde çok kızmıştım ama bu kadar kötü duruma düşmeni istemezdim."
Mesajı göndermek üzereyken Emir tekrar elimi tuttu. "Bunu yapma. Bu olaylarda masum olan, ismi çalınan kişi sensin." dedi. Elimi yavaşça bıraktı, telefonumu tutup elimden aldı.
"Emir." dedim. Emir mesaja bakarken "Benim yüzümden birinin bu hakaretlere maruz kalmasını istemem." diye konuştum ama Emir dediğimi duymamış gibi mesajımı sildi. Derin bir nefes aldım.
"Kendini suçlu hissetmen çok normal ama bu durumda suçlu olan sen değilsin. Eğer işler çirkinleşirse o zaman bu mesajı at ama şuan bu mesajın sırası değil. Önce yaptıklarının sonuçlarına katlanması lazım ki bunu gören insanların aklında böyle bir düşünce varsa yapmasın."
Rümeysa'nın konuşması üzerine arkama yaslandım. Kollarımı bağladım ve iç çektim. "Yine de benim suçummuş gibi hissediyorum." dedim.
Emir telefonumu ters bir şekilde masaya koydu, bana döndü. Önüme gelen saçımı boynumun arkasına doğru attırdı. Boynumdan öptü. "Senin hiçbir suçun yok yavrum."
Emir sandalyesine yaslandığında başımı hafifçe eğdim. Keşke o mesajı yollasaydım...
Kayra durumu toparlamak adına "Hadi, şimdi biraz daha neşeli bir konuya geçelim. Yarın denize mi gitsek?" diye sordu.
"Çok iyi olur." diye lafa atladı Canberk. Masanın etrafındaki herkes deniz planını konuşurken aklımda kızın hakkında yazdıkları geldi. Hepsi benim suçum mu? Keşke adımı çalmasaydı, böylelikle bunları yaşamazlardı.
Emir masanın altından elimi tuttu. Emir'e bakıp yalandan gülümsedim. Elimi sıkıca tuttu. "Emir'in motosikletine sığamayız." dedi Canberk alaylı bir şekilde.
"Emir İnfaz'la beraber gider, kalanlar da benim arabayla gideriz." dedi Rüzgar. Demin benim motorla gideceğimi mi söylediler? "Yavaş kullanırsın motosikletini." dedim. Başını onaylarcasına salladı. Rümeysa "Çok eğleniriz." dedi büyük bir neşeyle.
Gece ilerlerken erkekler yavaş yavaş kalkma vaktinin geldiğini fark etti. Emir, "Yarın için enerji toplamalıyız. Şimdi gidelim de sabah dinç olalım." dedi.
Rüzgar esneyerek "Aynen, yarın uzun bir gün olacak." dedi.
Canberk "Rümeysa, biz gidiyoruz. İyi geceler." diye veda etti.
Hepsi birer birer kapıya doğru ilerlediklerinde, ben de onları uğurlamak için peşlerinden gittim. Kapının önünde herkes birbirine iyi geceler dileyip vedalaştı. Emir en son çıkarken yanağıma bir öpücük kondurdu. "İyi geceler güzelim, yarın görüşürüz." dedi.
Gülümseyerek "İyi geceler Emir." dedim. Kapıyı kapattıktan sonra Rümeysa ve Kayra'nın yanına döndüm. Kayra koşarak odasına geçti. Mutfağa geçip masada olan bardakları bulaşık makinesine doğru yerleştirmeye başladım. Rümeysa bana yardım için yanıma geldiğinde "Sen rahatına bak, ben hallederim." dedim.
Rümeysa gülümseyerek "Öyle olmaz, beraber içtik." dedi. Son bardağı bulaşık makinesine koyduktan sonra Rümeysa'ya döndüm. "Böyle her şeye yardım edersen Kayra sürekli yardım ister." dedim.
Rümeysa'yla beraber gülerken Kayra elinde ağda malzemeleriyle beraber salona geldi. "İsmimi mi duydum ben?" diye sordu. Ağda malzemelerini koltuğa koyduktan sonra bize doğru döndü. "Ben öyle 'deniz' falan dedim ama benim önce kıllarımdan kurtulmam lazım."
Salona geçtiğimizde Rümeysa bize bakarak "Erkekler geri gelecek mi?" diye sordu. Başımı olumsuz anlamda salladım. Rümeysa başındaki başörtüyü çıkarttı. "O zaman üstüme daha rahat bir şey verebilir misiniz? Benim kıyafetlerim yurtta..."
Kayra eliyle odasını gösterdi. "Dolaptan istediğini giy." dedi. Rümeysa başını olumsuz anlamda salladı. "Öyle olmaz, ben birinin dolabını karıştıramam." dedi kibar bir ses tonuyla. "Ben hallederim." diyerek yanlarından ayrıldım. Rümeysa'yla beraber odama geçip pijamalarımdan birini aldım ve Rümeysa'ya verdim. Rümeysa bana teşekkür ettiğinde rahat giyinmesi için odadan çıktım.
Salona geçmemle Kayra "Kızın saçları çok gür, çok beğendim." diye fısıldadı. Gülümseyerek koltuğa oturdum. "Sorarsın bakım malzemelerini."
Rümeysa yanımıza geldiğinde Kayra ağda makinesini fişe taktı. "Kız, senin saçların ne güzelmiş. Hangi bakım yağını kullanıyorsun?"
Sohbet bir yerden sonra su gibi akarken Kayra ağdasını bana yaptırma kararı almıştı. "Of zaten bu erkekler var ya, topu aynı. Küçük zora geldiklerinde kaçıyorlar." dedi Kayra sinirle.
"Hepsi değil ya, Canberk benim için baya bir uğraştı." dedi Rümeysa. Kayra'nın koluna ağda bandını koydum ve hızla çektim. "Siz nasıl sevgili oldunuz?" diye sordu Kayra yüksek sesle.
"Canberk ile ilk tanıştığımız zamandan beri konuşuyoruz. Tek konuşmadığımız zaman uyuduğum zaman oluyordu ki onda da rüyama girdi."
Yüksek sesle kahkaha attım. "Benimle konuşmak için sürekli uğraşması çok hoşuma gitti ve ben de ilgisine karşılık verdim. Her şey çok hızlı oldu." dedi Rümeysa.
Kayra, Rümeysa'nın anlattıklarını dinlerken, ben de bir yandan ağda işlemini devam ettiriyordum. "Demek öyle..." dedi Kayra imalı bir şekilde. "Çok hızlısınız, dikkat edin hızlı ayrılmayın." Hızla kulak memesini tuttu ve duvara vurdu.
Rümeysa gülümseyerek "Nazarı çıkarttın galiba." dedi. Kayra'nın birer bacağını bitirdikten sonra diğer bacağına geçtim. "Kayra Hanım, Rüzgar'la aranızda ne var acaba?" diye sordum.
Kayra bir bana bir Rümeysa'ya bakındı. Derin bir nefes alıp verdi. "Biz eski sevgiliyiz ama Rüzgar beni aldattığı içi-"
"Ne!?" Yüksek sesle bağırdım.
"Yani... Aldattı ayrıldık." dedi Kayra.
Rümeysa benim kadar şaşkınlıkla "Nasıl aldattı? Yani kimle?" diye sordu.
"Geceye varmak üzereyken Rüzgar'ı aradığımda telefonu bir kadın açtı. Ben de her yerden engelledim. Rüzgar elinde pembe gül buketiyle kapımda sabahladı ama konuşmadık." İç çekti. "Ertesi gün ise pes etti. Hiç sevgili olmamışız gibi hayatına devam etti."
Kaşlarımı çattım. "Ben bu olayı hatırlıyor gibiyim ama bu olay lisedeyken olmamış mıydı? Hatta sen o günden sonra sevgili yapmadın." diye sordum. Kayra başını salladı "Sonra annem öldü... Sevgili işlerine zamanım olmadı." dedi.
Rümeysa "Başın sağ olsun." dediğinde Kayra yalandan tebessüm etti.
"O kızın kim olduğu konusunda hiç konuşmadınız mı?" diye sordum. Kayra başını olumsuz anlamda salladı. "Dedim ya işte: 'Hiç sevgili olmamışız gibi hayatına devam etti.'"
Ağda işine devam ederken "Her neyse, Emir ile ne oldu? Siz nasıl sevgili oldunuz?" diye sordu Kayra. Gülümseyerek kızlara bakındım. "Bu şarkı olayında bana çok destek oldu, sanki benden çok beni düşünüyormuş gibi hissettim."
"Bu şarkı olayını çok duydum, tam olarak nedir bu?" diye sordu Rümeysa.
Ertesi Gün
Ağda işinden sonra Beliz'in odasını Rümeysa'ya vermiştik ve odayı düzenlemiştik. Sabahında ise erkenden kalkıp Rümeysa ile Kayra yurda gitti. Rümeysa'nın eşyalarını toplayacaklardı. Ben ise denizde acıkırsak yeriz diye bize sandviçler hazırlıyordum. Şansa Canberk'in sabah dersi vardı bu nedenle vaktimiz vardı.
Sandviçleri yaparken kapı zili çaldığında Rümeysa ve Kayra'nın geldiğini düşündüm. Kapıyı açtığımda elinde iki tane kask olan Emir'i gördüm. "Yardım lazım mı?" diye sordu. Gülümseyerek içeriye geçmesi adına kapıyı tamamen açtım. "Hayır ama sen lazımsın." dedim.
Emir içeriye geçtiğinde yanağımdan öptü. Salona geçerken kapıyı kapatıp yanına geçtim. Kaskı koltuğa koyup "Rüzgar'ın arabasına bütün malzemeleri taşıdık, sizin eşyaları da zaten Kayra vermişti. Sadece senin hazırladığın sandviçler kaldı." dedi.
Mutfağa doğru yürürken "Zaten az kaldı." dedim. "Bitmek üzere."
Emir yanıma gelip sandviçleri hazırlarken bana yardım etmeye başladı. "Rüzgar ve Canberk araba kullanmama kavgası yapıyorlar." dedi. Gülümseyerek Emir'e bakındım. "Kullanmama mı?"
Emir bir sandviçin üzerine son dokunuşlarını yaparken "İkisi de rahat yolculuk yapmak istiyor." dedi. "Araba kullanmak yerine arka koltukta uzanmak istiyorlar."
Sandviçleri tamamladığımızda her şeyi birer piknik çantasına yerleştirdik. "Ben de aksine ikisi de araba kullanmak ister sanmıştım." dedim.
İşimiz bittiği an kapı zilinin çalması bir oldu. Kapıya atılan tekmeler yüzünden hızla kapıya geçtim. Kapıyı açtığımda Canberk'i ve Rüzgar'ı gördüm. Canberk aceleci bir tavırla eve girdiğinde Rüzgar Canberk'in arkasından iç çekti.
İkisi salona geçtiğinde kapıyı kapattım. "Hümeyra Teyze geldi!" dedi Canberk yüksek sesle, salona geçtiğimde masanın üstüne çıkmış dans ettiğini gördüm. Rüzgar hızlı bir biçimde Canberk'e yastık fırlattı. "Kızı umutlandırma." dedi. Bana döndü ve konuşmaya devam etti: "Hümeyra Teyze geldi ama yorgun olduğundan uyumuş, bu nedenle deniz dönüşü hem hasta ziyaretine gideriz hem de kayıtları alırız."
Canberk kendini koltuğa attığında gülümsedim. "Sorun değil, bekleriz." dedim. Emir ayağa kalkıp "Piknik çantasını de arabaya koyalım, zaten kızlar gelir." dedi. Rüzgar ve Emir piknik çantasını eline almaya giderken Canberk koltukta yatmaya devam etti. Rüzgar yalandan öksürdüğünde Canberk ayağa kalktı. "Siz taşıyın o zaman." dedi.
Canberk atlaya zıplaya evden çıkarken gülerek Canberk'i takip ettim. Apartmanın önüne geçtiğimizde Rüzgar ve Emir arabaya piknik çantasını koydu. Canberk şoför koltuğuna geçtiğinde Emir'e bakındım. "Hani araba kullanmak istemiyordu?" diye sordum. Emir omuz silkerek "Bilmiyorum." diye mırıldandı.
Canberk kornaya bastığında olduğum yerde sıçradım. "Benzin almaya gideceğim, İnfaz gelsene!" diye bağırdı. Emir ve Rüzgar'a bakarken "Hadi!" diye tekrardan bağırdı Canberk.
"Anlaşılan benimle konuşacağı konu var." dedim mırıldanarak.
Ön koltuğa oturmamla Canberk arabayı sürmeye başladı. "İnfaz ben evlenmeyi düşünüyorum." dedi. Şaşkınlıkla "Ne?" diye sordum, yüksek sesle. Canberk yüksek sesle kahkaha attı. "Şaka be şaka." dedi.
Derin bir nefes alıp rahatladım. "Beni korkuttun!" dedim gülerek.
Canberk hafifçe gülümsedi. "Ama ciddi bir şey konuşmam lazım," dedi ve gözlerini yola çevirdi. "Rümeysa'yla olan ilişkim hakkında... Onu gerçekten çok seviyorum ve ona karşı çok ciddiyim. Ama... O fazla dindar, onun yanında nasıl davranacağımı bilmiyorum."
Bir an sessiz kaldım, Canberk'in ciddiyetini hissediyordum. "Bence sen ve Rümeysa birbirinize çok yakışıyorsunuz. Sadece onunla olan ilişkinizde ona her zaman saygılı ve dürüst olman önemli. Din konusunda kendini germe, zaten ikiniz de aynı dine inanıyorsunuz."
Canberk gülümsedi ve derin bir nefes aldı. "Teşekkürler, bu beni rahatlattı." dedi. "Sadece benden kat ve kat dinine bağlı, yanlış bir şey demek istemiyorum."
Canberk'in bu kadar ciddi ve kararlı olması beni gerçekten etkiledi. "Sorun olmaz." dedim. Canberk başını salladı ve arabayı hızlandırdı. "Yavaş sür." diye uyarıda bulundum ama beni duymadı. Gaza basmaya devam ederken emniyet kemerimi taktım.
Canberk hızla sürdüğünde endişelendim. "Canberk, ciddiyim. Lütfen yavaşla." diye seslendim. Canberk ise yanımda şarkılar söylemeye devam ediyordu.
Bir anda, sağdan hızla gelen bir araba dikkatimizi dağıttı. Canberk direksiyonu hızla sola kırarak çarpmaktan kaçındı ama araba kontrolünü kaybetti.
"Canberk, dikkat et!" diye bağırdım.
Gözlerimi sıkıca kapattım, olduğum yerde sarsıldım.
Araba spin atmaya başladı ve sonunda arabanın hava yastıklarını hissettim.