Bir an duraksadım, Canberk'in söylediklerini anlamaya çalışarak. "Yani, bu demek oluyor ki... Eğer kamera kayıtlarına ulaşabilirsek, videoyu kim yüklediğini öğrenebiliriz?" diye sordum, gözlerim umutla parladı.
Emir hemen toparlandı. "O zaman Hümeyra Teyze ile konuşmamız lazım. Kayıtlara ulaşmak için izin alabiliriz."
Kayra heyecanla ekledi. "Beliz'in yaptığına adım kadar eminim ama yine de bakalım."
Rüzgar başını sallayarak "Bir şekilde hallederiz, Hümeyra Teyze'ye durumu açıklar, kayıtları inceleriz." dedi.
İçimde bir umut kıvılcımı yanmıştı. "Evet, bunu yapmalıyız." dedim kararlılıkla. İçimde birer umut yeşerdi.
"Çok güzel konuştunuz ama sorun şu ki Hümeyra teyze bugün burada yok." dedi Canberk. "Nasıl yok?" diye sordum.
"Kardeşi doğum yapmış, kocasıyla beraber ziyarete gittiler. Yarın sabah döneceklermiş."
Arkama yaslandım ve iç çektim. "Yani bu, en azından yarına kadar beklemek zorunda olduğumuz anlamına geliyor."
Kayra gözlerini devirdi. "Bu kadar bekledik, bir gün daha bekleriz artık."
Emir ayağa kalktı. "Arayamaz mıyız? Şimdiden ki olduğunu öğrensek..." Canberk başını olumsuz anlamda salladı. "Buna izin vereceğini sanmıyorum."
Emir yerine otururken iç çekti. "Neyse, sorun değil." dedim. "Yarın sabah kimin ne yaptığını görmüş oluruz."
Kayra ayağa kalktı ve bizlere bakındı. "Dersim var, şimdi çıkmam hazırlanıp çıkmam lazım. Bir gelişme olursa beni haberdar edin." Uyku bandını eline aldı ve hızlı adımlarla odasına geçti.
Rüzgar etrafa bakınarak ayağa kalktı. "Geliyor musunuz?" Emir kaşlarını sorgularcasına çattı. "Nereye?" diye sordu. "Eve geçeceğim, oradan fakülteye." Emir başını olumsuz anlamda salladıktan sonra Canberk "Ben de geleceğim, zaten sonrasında Rümeysa ile buluşacağım." dedi. Rüzgar ve Canberk kapıya doğru ilerledi.
Emir'e döndüğümde "Senin dersin yok mu?" diye sordum. Başını olumsuz anlamda salladı. "Ne okuyorsun ki?"
"İngiliz Dili ve Edebiyatı."
İç çekerek gülümsedim. "Maşallah." dedim. Emir benim gibi gülümserken "Ev tasarımını bitirdin mi?" diye sordu. Başımı olumsuz anlamda salladım. Emir'e döndüğümde, gözlerinde bir parıltı vardı. "Beraber yapalım mı?" diye sordu.
"Başka bir işin yok mu?" diye sordum.
"Senden önemli bir işim yok."
Gülümseyerek ayağa kalktım ve odama yöneldim. Gerekli malzemeleri odamdan alıp Emir'in yanına geri döndüm. Emir salondaki masayı yanına çekmiş, masanın üstünde olan süs eşyalarını ise koltuğun köşesine koymuştu. Emir'in yanına oturdum ve malzemelerimi masaya serdim.
Emir çizimlerden birini aldı ve dikkatle inceledi. "Bu gerçekten hoş görünüyor." dedi ve bana dönerek devam etti: "Çok bilmiş gibi gözükmek istemem, zaten bu konu hakkında hiçbir bilgim yok ama belki biraz daha renk ekleyebilirsin. Bu tarz modern tasarımlar genelde minimalist oluyor ama biraz renk katmak canlılık getirir."
Başımı salladım. "Öyle yaparız ama bunu maket haline getirmekte zorlanırız." dedim. Emir sahte bir gülümsemeyle bana bakındı. "Maket mi yapacağız?" Başımı onaylarcasına salladım.
Emir'le birlikte renk paletlerini ve dekorasyon fikirlerini gözden geçirirken zaman hızla geçti. Kayra yanımıza gelip "Ben çıkıyorum." dedi. Başımı salladım. Kayra bize bakarak gözlerini kıstı. "Size iyi eğlenmeler." dedi kısık sesle.
Gülümseyerek Kayra'ya bakındım. Kayra evden çıktığında masaya geri bakındım. "Kayra ile öz kuzensin değil mi? Kayra'nın baba tarafından oluyor galiba..." diye sordu Emir.
Başımı salladım. "Evet." dedim ve ayağa kalktım. "Belki bir ara verip biraz kahve yapabiliriz. Enerjiye ihtiyacım var... "
Emir elini belime koyup beni kendisine doğru hafifçe çekti. "Boş ver kahveyi, ben enerjimi dudaklarında topluyorum." dedi erkeksi bir ses tonuyla.
Gülümseyerek başımı kaldırdım ve onun gözlerine baktım. "Cidden mi? Yani kahveyi boş verip öpüşmeyi mi öneriyorsun?" dedim alaycı bir şekilde.
Emir gözlerini kısarak hafifçe gülümsedi. "Alay etme, yükseliyorum." dedi ve bana doğru yaklaştı: "Bence kahveden daha etkili."
Gözlerimi devirdim, ellerimi Emir'in göğsüne koydum ve hafifçe ittirdim. "Yavaş ol be." dedim ama Emir beni duymamış gibi tekrar yakınlaştı. "Uzaklaşmamı mı istiyorsun?" Gözlerini dudaklarıma doğru indirdi. "Cevabımı alamadım." dedi ukala bir şekilde.
Dudaklarıma doğru eğildi ve hafif bir öpücük kondurdu. Geriye çekilirken alt dudağımı ısırdı. Sırıtarak başımı geriye yaslandım. Boynumda birer dokunuş hissettiğimde huylandım. Doğrulup Emir'e bakındım.
Ayağa kalkıp "Yine de kahve içeriz, değil mi?" diye sordum.
İçimde uçuşan kelebekleri belli etmemek için kendimi zor tuttum. "Pekala, içeriz." dedi. "Şekersiz olsun, benim şekerim zaten sensin. Başka şeker kullanmıyorum."
"Facebook'tan mı buldun bu lafları?"
Emir yüksek sesle kahkaha attı. Mutfağa doğru ilerledim Emir ise arkamdan geliyordu.
Mutfağa girdiğimizde cezveyi elime alıp Türk Kahvesi yapmaya başladım. Emir arkamdan sarılarak ellerini belime koydu. Boynuma öpücükler kondururken başımı hafifçe eğdim. "Çok güzel kahve yapıyorsun." dedi.
"Kahveyle ilgilenmiyorsun gibi." dedim.
Emir'in nefesini boynumda hissettim. "Neyle ilgileniyormuşum?" Boynumdan tekrardan öptü.
Kahve hazır olunca iki fincanı doldurup salona geri döndük. Masaya oturduğumuzda Emir'in gözleriyle beni izlediğini fark ettim. "Ne düşünüyorsun?" diye sordum.
Emir bir yudum kahve aldı ve gülümseyerek "Sadece ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum." dedi.
Kahvemden bir yudum aldım ve projeye bakındım. Emir'le beraber küçük bir maket yapmaya devam ettik. Aradan saatler geçmişti. Annem ve babam beni geçen her saatte arasa da Emir'in ailesi hiç aramamıştı.
Emir bir noktada renk paletlerini incelerken elini yanlışlıkla benimkine değdirdi. Göz göze geldik ve bir an duraksadık.
Maket işinin bitmesiyle Kayra'nın eve girmesi bir oldu. Telefonu kulağından uzaklaştırırken "Canberk kapat telefonu!" diye bağırdı. Telefonu hızla kapatıp salona, yanımıza geldi. "Sorun ne?" diye sordum.
Kayra kendini koltuğa atarken "Siz hâlâ mı maket falan yapıyorsunuz?" diye sordu yorgun bir şekilde. Başımı onaylarcasına salladım ve tekrardan "Sorun ne?" diye sordum.
"Rümeysa yurtta kötü bir olay yaşamış, yurttan çıkmak istiyormuş. Bize de 'Acaba sizde kalsa olur mu?' diye sordu. Ben de 'İnfaz ile konuşmam lazım.' dedim."
Gülümseyerek kollarımı iki yana açtım ve esnedim. Konuşacakken Emir ayağa kalktı. "Ben eve geçeyim, siz yalnız konuşun." dedi. "Kalsaydın ya zaten Canberk ve Rüzgar otlar hemen." dedim.
Emir gülerek bana baktı. "İkisiyle beraber inerim, şimdi eve geçeyim işlerimi halledeyim." dedi. Başımı salladım ve ayağa kalktım. Emir'i kapıya kadar yolcu ettikten sonra Kayra'nın yanına geçtim.
Kayra'nın yanına otururken içimde biraz merak ve endişe vardı. Rümeysa'nın yurt sorununu anlamaya çalışıyordum. "Ne olmuş ki yurtta?" diye sordum, detayları öğrenmek için.
Kayra derin bir nefes aldı ve başını iki yana salladı. "Tam olarak bilmiyorum sadece bana kötü bir olay yaşadığını söyledi. Daha fazla detay vermedi ama sesi gerçekten çaresizdi." dedi.
"Rümeysa'nın burada kalmasını ister misin?" diye sordum. Kayra'nın Rümeysa'yı sevdiğini biliyordum ama birlikte yaşamak farklı bir durumdu.
Kayra düşündü ve omuz silkti. "Rümeysa iyi bir kız, bana hiç sorun çıkartacağını sanmıyorum. Hem ona yardım etmek güzel olur." dedi.
Başımı salladım. "Eğer burada kalmak onu rahatlatacaksa benim için sorun yok ama bizim de bazı kurallarımız olacak." dedim
Kayra yüksek sesle kahkaha attı. "Kurallarımıza mı uymak zorunda?" Kendimden emin bir şekilde başımı salladım. "Bundan sonra bizimle anlaşamayan, huzursuz olan kişiyi kolundan tutup evden atıyoruz ya bunun yerine direkt kendileri gitsin." dememle Kayra tekrardan kahkaha attı.
"Anlaştık, bizi istemeyeni kovarız." dedi ve gülmesini durdurdu. Telefonunu çıkarıp konuştu: "O zaman ben Rümeysa'ya haber vereyim."
Kayra, Rümeysa'ya mesaj atarken ben de biraz rahatladım. Evde yeni birinin olması başlangıçta zorlayıcı olabilirdi ama Rümeysa'nın düzgün ve anlayışlı biri olduğunu düşündüğümden sorun çıkmayacağını umuyordum. Kayra, mesajı gönderdikten sonra bana dönüp gülümsedi. "Müsaitseniz gelebilir miyim diye mesaj atmış ben de gelmesini söyledim."
Gülümseyerek omzuna dokundum. "Bu kadar çabuk olacağını bilmiyordum."
Kayra ayağa kalkıp "Ben makyajımı silerken sen çay hazırlasana." dedi.
Başımı salladım ve mutfağa doğru yöneldim. "Tamam, hemen hazırlarım." dedim. Kayra makyajını silmek için banyoya giderken, ben de çaydanlığı alıp ocağa koydum.
Çay yapraklarını demliğe eklerken aklımda Rümeysa'nın durumu ve evde yeni biriyle yaşamanın nasıl olacağı vardı. Suyun kaynamasını beklerken mutfak tezgahına yaslandım ve birkaç derin nefes aldım.
Kayra banyodan çıkıp yanıma geldiğinde yüzü daha rahatlamış görünüyordu. "Makyajımı sildim, şimdi çok daha iyi hissediyorum." dedi gülümseyerek.
"Çay da demlenmek üzere." dedim, gözlerimi Kayra'ya çevirerek. "Çay kokusunu alan üç sinek hemen eve gelir zaten."
"Üç sinek kim be?" diye sordu.
"Emir, Rüzgar ve Canberk." dedim.
Kayra ile beraber kahkaha attık. Kayra başını sallayarak onayladı. "O üçünden olsa olsa gergedan olur." dedi. Çay demlendiğinde fincanlara doldurdum ve Kayra'ya bir fincan uzattım.
Salona geçip koltuğa oturduk. Kayra çayı aldı ve küçük bir yudum aldıktan sonra gözlerini kapattı. "Babamın Karadenizli olmasından mı bilmiyorum ama çayı çok seviyorum." dedi.
Ben de çayımı yudumladım ve içimin sıcaklıkla dolduğunu hissettim. Kapı zili çalmasıyla beraber Kayra ayağa kalktı. Dış kapıya yöneldi ve kapıyı açtı. Rümeysa yanımıza geldiğinde oturması için yana kaydım.
Kayra elindeki fincanı masaya bırakıp Rümeysa'ya yeni fincanla çay koyup getirdi. "Teşekkür ederim." dedi. Kayra yerine otururken gülümsedi.
"Nasılsın?" diye sordum. Rümeysa derin bir nefes alarak fincanı iki eliyle tuttu ve gözlerini kaçırarak cevap verdi. "Biraz gergindim." İç çekti ve tekrardan konuştu: "Şuan daha iyi sayılırım."
"Sorun ne ki? Ne oldu?" diye pat diye sordu Kayra. Kayra'ya dönüp kaşımı kaldırdım. Kayra ise omuzlarını yukarıya kaldırıp indirdi. Rümeysa yalandan öksürdüğünde Rümeysa'ya döndüm.
"Bu anlattığımı erkeklere söylemezsiniz değil mi?" diye sordu.
Kayra ile beraber aynı anda "Kızlar dedikodusu her zaman kızlar arasında kalır." dedik.
Rümeysa hafif bir şekilde tebessüm etti. "Odamda birer sapık kız vardı, üstümüzü değişirken fotoğraf çekip bu fotoğrafları para karşılığında insanlara satıyordu."
"Oha!" yüksek sesle bağırdım. "Benim fotoğrafımı çekmedi ama çoğu kızın fotoğrafı vardı. Ben de kendimi güvende hissetmiyordum." dedi.
Kayra gözlerini kocaman açarak Rümeysa'ya baktı. "Bu inanılmaz! Hemen polise bildirmeliydin."
Rümeysa başını salladı. "Bazı kızlar polise gitmekten korkuyorlar, fotoğraflarının daha da yayılmasından endişe ediyorlar. Ben de bu yüzden yurttan ayrılmak istedim. Kendimi daha güvende hissetmek için."
Ben de derin bir nefes alarak konuşmaya başladım. "Burada güvende olacaksın, merak etme. Kimse sana zarar veremez."
Rümeysa iç çekerek bizlere bakındı. "Ya aslında sizin bana evinizi açtığınızı Canberk söyledi ama bunu yapmak zorunda değilsiniz." dedi. "Yani Canberk benden hoşlanıyor diye bunu yapıyorsanız..."
Kayra ile birbirimize bakındık. Ardından Rümeysa'ya geri döndük. "Canberk ile alakası yok ki." dedim.
Kayra da başını salladı. "Evet, Canberk'in hoşlanıp hoşlanmaması bizim seni evimize kabul etmemizle ilgili değil. Biz senin güvende olmanı istiyoruz, o kadar."
Rümeysa'nın yüzünde hafif bir tebessüm belirdi. "Gerçekten mi? Yani beni daha tam tanımıyorsunuz bile." dedi.
Kayra gülümseyerek Rümeysa'nın elini tuttu. "Kendine gel, seni sevmek için yıllardır tanımamıza gerek yok."
Ben de onaylayarak ekledim: "Biz de seninle aynı durumda olsaydık, sen de bize yardım ederdin, değil mi?"
"Evet ama yine de ne bileyim..." dedi sessiz bir biçimde. Rümeysa'nın gözleri doldu. "Kendimi size karşı çok mahcup hissediyorum."
"Saçmalama kızım." dedim.
Rümeysa derin bir nefes alıp verdi. "Canberk için beni eve almadığınıza çok sevindim çünkü benim sevgilim var."
Ne dedi o? Sevgilim mi var dedi? Şaşkınlıkla kıza bakındım. Kayra da aynı şaşkınlıkla Rümeysa'ya baktı. "Sevgilin mi var? Bunu hiç söylememiştin!"
Rümeysa hafifçe başını salladı. "Evet, daha yeni sevgili olduk ama bunu pek kimseye söylemedim. Özel tutmak istedim, biliyorsunuz dedikodular ve sorunlar olmasın diye."
Şaşkınlığımı gizleyemeyerek "Peki, Canberk bunu biliyor mu?" diye sordum.
Rümeysa başını olumlu anlamda salladı. "Evet, ona söyledim. Zaten sürekli etrafımda dolanıyor, bilmemesine imkan yok."
Yalandan öksürerek "Yani sevgilin olduğu biliyor ve buna rağmen devam mı ediyor senle konuşmaya?" diye sordum.
Rümeysa derin bir nefes aldı ve başını hafifçe eğdi. "Evet, ona söyledim. Ama görünüşe göre Canberk bu durumu ciddiye almıyor. Sanki sevgilim olduğunu hiç söylememişim gibi davranıyor."
Kayra kaşlarını çatıp başını salladı. "Bu gerçekten hiç hoş değil. Canberk'in böyle davranması seni rahatsız etmiyor mu?"
Rümeysa iç çekerek oturmasını düzeltti. "Evet, rahatsız ediyor ama bu yüzden onunla konuşmak ve sınırlarımı daha net çizmek istiyorum. Belki de ona sevgilim olduğunu daha açık bir şekilde anlatmalıyım."
Başımı sallayarak "Evet, bu iyi bir fikir. Canberk'in bunu anlaması ve saygı duyması gerekiyor." dedim.
"Bir de... Sizinle tanışması için çağırdım buraya." dedi. Çok hızlı olmadı mı ya? Hem Canberk, Rüzgar ve Emir gelecekti...
Zilin çalmasıyla beraber ayağa kalktım. "Erkekler gelmiş olmalı." dedim. Rümeysa'ya bakındım ama bir şey demeden kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açmamla Canberk'in bana gülümseyen yüzünü gördüm. Bana sıkıca sarıldı "Rümeysa'yı eve aldığınız için teşekkür ederim." dedi büyük bir sevinçle.
Yalandan gülümseyerek "Geç içeriye." dedim.
Canberk'in sevincinin yanında Rümeysa'nın sevgilisi olması, nedense beni üzmüştü. İçimden ona söylemek gelse de bir şey demedim.
Canberk benden ayrıldığında hızla salona doğru geçti. Rüzgar ise "Kayra içeride değil mi?" diye sordu. Başımı onaylarcasına salladıktan sonra Rüzgar da salona geçti.
Emir yanıma gelip yanağımdan öptü. "Güzelim, moralin mi bozuk senin?" diye sordu. Başımı olumsuz anlamda salladım. "Hayır, iyiyim." dedim.
Emir'in koluna girerek onu salona doğru çektim. İçeri girdiğimizde Rümeysa'nın yüzünde hafif bir endişe ifadesi vardı. Kayra, Rümeysa'nın yanına oturmuş, onu rahatlatmaya çalışıyordu. Canberk, Rümeysa'yı fark eder etmez yüzünde büyük bir gülümseme belirdi.
"Rümeysa! Nasılsın? Seni burada görmek ne güzel!" dedi Canberk, Rümeysa'nın yanına otururken.
Rümeysa hafifçe gülümseyerek "İyi, seni sormalı." dedi
Rüzgar, Rümeysa'ya bakarak "Sonunda Kayra'nın anlaşabileceği bir ev arkadaşı." dedi. Kayra Rüzgar'ın omzuna vurdu.
Derin bir nefes alarak oturdum ama oturmamla zilin çalması bir oldu. Galiba Rümeysa'nın sevgilisi gelmişti...
Ayağa kalktım ve Kayra'ya bakındım. Canberk ayağa kalkıp "Ben kapıya bakarım." dedi. Başımı olumsuz anlamda salladım. "Ben bakarım."
Kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açmamla uzun boylu bir erkeği gördüm. Elinde ise üç ayrı buket vardı.