İçeriğe geç

Üniversitede başlayan bir aşk hikayesi

Bölüm 12 · 3 dk okuma

Üniversitede başlayan bir aşk hikayesi

Bölüm 12

Kıskançlık

Sonbaharın hafif serinliği, kampüsün taş yollarına yayılmıştı. Yapraklar ayaklarının altında hışırtılar çıkarıyor, pembe çiçekli ağaçlar hafif rüzgârla sallanıyordu. Derin ve Ege, kahvaltıdan sonra kampüs kütüphanesine doğru yürüyordu. Gün, sakin başlamıştı; ama içten içe her ikisi de hislerinin sınanacağını bilmiyordu.Melis, festival gününden sonra Ege’ye biraz daha yakınlaşmaya başlamıştı. O an, Ege ile Derin birlikte yürürken, Melis tam karşılarından geldi. Enerjik ve kendine güvenli tavırlarıyla, Ege’nin dikkatini çekti. Hafifçe selam verip Ege’ye doğru yürüdü. “Merhaba Ege! Bugün proje için hazır mısın?” dedi, gözleri hafifçe parlıyordu.Derin, Ege’nin Melis’e gülümsemesini fark ettiğinde kalbinde bir sıkışma hissetti. Hafifçe durdu, ellerini birleştirdi ve sessizce içinden, “Neden bu kadar rahat gülümsüyor? Ben varım ama…” diye düşündü. İçinde bir kıskançlık dalgası yükseliyordu.Ege, Melis’in sorusuna cevap verirken hafifçe gülümsedi. “Evet, hazırız. Son detayları konuşmamız gerekiyor,” dedi, ama Derin’in bakışlarından habersizdi. Melis hafifçe yana eğildi, sanki Ege’ye küçük bir sır veriyormuş gibi konuştu. Derin bunu gördü ve içinden kıskançlık kıvılcımları patladı.Derin sessizce Ege’nin koluna hafifçe dokundu. “Ege… seninle konuşabilir miyiz?” dedi. Ege başını Derin’e çevirdi; yüzündeki şaşkınlık ifadesi, durumu anlamasını kolaylaştırdı. “Tabii, ne oldu?” dedi.Kütüphane girişine doğru yürürken, Derin içten içe sinirlenmişti ama bunu belli etmemeye çalışıyordu. “Sana bir şey söylemek istiyorum,” dedi. “Melis… bugün seninle konuşurken bana biraz fazla yakın göründü.”Ege duraksadı; “Derin, onu sadece proje için konuştum… ama anlıyorum, biraz yanlış anlaşılmış olabilir.”Derin, hafifçe başını salladı ama içinden bir şeyler kıpırdıyor, kalbinde bir rahatsızlık hissi oluşuyordu. “Biliyorum… ama sana bakışları ve tavırları… beni rahatsız ediyor,” dedi.Ege Derin’in elini tuttu, gözlerinde anlayış vardı: “Seni anlıyorum. Ama sana söz veriyorum, sadece senin yanında olmak istiyorum.”Bir süre sessizce yürüdüler. Pembe çiçekli ağaçların gölgesi altında, hafif rüzgâr yaprakları savuruyor, taş yolların sessizliği yalnızca adımlarına eşlik ediyordu. Derin’in kalbi hâlâ kıskançlıkla atıyordu, ama Ege’nin gözlerindeki samimiyet onu biraz olsun rahatlattı.Melis arka planda sessizce onları izliyordu. Ege’ye hafifçe el salladı, gülümsedi; ama Ege sadece Derin’e bakıyordu. Bu küçük gösteri, Derin’in içindeki kıskançlık ve gerilimi biraz daha artırdı.Kütüphane önünde durdular. Derin, Ege’ye bakarak fısıldadı: “Bir süre yalnız kalabilir miyiz? Sadece ikimiz…” Ege hafifçe başını salladı. “Elbette,” dedi. Ellerini birbirlerine kenetlediler ve sessizce bankın yanına oturdular.Derin, içinden geçen karmaşık duyguları Ege’ye açmak istedi. “Bazen kendimi güvensiz hissediyorum… özellikle Melis yanındayken.”Ege hafifçe Derin’in omzuna dokundu: “Derin, seni anlıyorum. Ama unutma, hislerim sadece sana ait. Kimse bunu değiştiremez.”Hafif rüzgâr yaprakları savururken, taş yolların sessizliği ikisine eşlik ediyordu. Derin derin nefes aldı; kıskançlığın ve güvenin bir arada dans ettiği bu an, ilişkilerini test ediyordu.Ege, Derin’in ellerini nazikçe tuttu ve gözlerinin içine bakarak: “Sana söz veriyorum, her zaman yanında olacağım. Melis veya başka biri… önemli değil. Benim için tek şey senin varlığın.”Derin hafifçe gülümsedi. “Biliyorum… ama bazen hislerim kendi kendine patlak veriyor.”Taş yollar boyunca yürürlerken, pembe çiçeklerin altından geçen ışıklar adeta onlara eşlik ediyordu. Her adım, kıskançlık ve güvenin ince çizgisinde ilerleyen bir ritim taşıyordu.Akşamüstü yaklaşırken, kampüsün ışıkları yanmaya başladı. Derin ve Ege, bankta oturup sessizce gökyüzüne baktılar. Hafif rüzgâr saçlarını savuruyor, yapraklar ayaklarının altında hışırdıyordu.Derin hafifçe başını Ege’nin omzuna yasladı. “Belki bugün zor bir gündü… ama seninle olmak, her şeye değer.”Ege gülümsedi ve Derin’in saçlarını nazikçe arkaya attı. “Evet… ve her küçük kriz bile bize birbirimize ne kadar ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor.”Gökyüzü yavaş yavaş turuncu ve pembe tonlarla boyanırken, taş yolların sessizliği, rüzgâr ve yapraklar arasında, Ege ve Derin için yeni bir anlayış ve bağ oluşuyordu. Bu kez, kıskançlık sadece onları sınamış, ilişkilerini daha sağlam kılacak bir test olmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.