İçeriğe geç

Umut

Bölüm 5 · 8 dk okuma

Umut

Bölüm 5

Hastane

Irmak gözlerini açtığında başının çatlayacak gibi ağrıdığını hissetti. Gözlerini birkaç kez kırpıştırdıktan sonra etrafına bakındı. Beyaz duvarları, burnuna dolan keskin dezenfektan kokusunu ve yanındaki serum askısını fark ettiğinde hastanede olduğunu anladı.

Dün yaşananlar zihninde birer birer canlanmaya başladı. Vatan'la konuştukları, Beyza hakkında öğrendikleri, odasında yaşadığı kriz ve sonrasında her şeyin kararması...

Irmak hatırladıklarının ağırlığıyla gözlerini sıkıca kapattı. Birkaç saniye sonra yeniden açtığında yanında Vatan'ı gördü. Başını Irmak'ın elinin üzerine koymuş, yorgunluktan uyuyakalmıştı.

Karşılarında duran Savaş, Irmak'ın uyandığını fark edince ona göz kırptı. Ardından sessizce odadan çıktı.

Savaş'ın hareketi Vatan'ın da uyanmasına neden oldu. Başını kaldırıp Irmak'a döndüğünde genç kızın açık gözleriyle karşılaştı. Yüzüne yerleşen rahatlama ifadesiyle elini tuttu ve öptü.

"Uyanmışsın, güzelim. Daha iyi misin?"

Irmak'ın boğazı kuruduğu için sesi güçlükle çıkıyordu.

"Evet, iyiyim. Ne zaman çıkacağım buradan?"

Vatan'ın yüzündeki ifade değişti. Gözlerini ondan kaçırması, Irmak'a bir sorun olduğunu düşündürdü. Elini biraz daha sıkı tutarak sordu:

"Ne oldu? Sorun ne?"

Vatan, bu konuşmayı nasıl yapacağını bilmiyordu. Irmak'ın tepkisini tahmin edebiliyordu ama yine de gerçeği saklayamazdı.

"Güzelim, bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama bir süre daha burada kalman gerekiyor."

Irmak kaşlarını çattı. Hastanede neden kalması gerektiğini anlayamıyordu. Sakinleşmişti. Üstelik kendisini iyi hissediyordu.

"Ne kadar kalacağım?"

Vatan kısa bir tereddüdün ardından cevap verdi.

"İki ay kadar..."

Irmak'ın gözleri şaşkınlıkla büyüdü.

"Ne?! İki ay mı? Ben burada iki ay falan kalmam! Okulum var benim!"

Bir anda yataktan kalkmaya çalıştı ancak başı dönünce sendeledi. Vatan hemen yanına gelerek kolundan dikkatlice tuttu ve onu yeniden yatağın kenarına oturttu.

"Güzelim, seni buraya getirdiğimizde durumun çok kötüydü. Doktor, iki ay boyunca psikoterapi görmeni önerdi."

Irmak'ın yüzündeki şaşkınlık yerini öfkeye bıraktı.

"Şimdi de bana deli muamelesi mi yapıyorsunuz? Oh, çok güzel!"

Vatan'ı kenara iterek ayağa kalktı ve dolaba yöneldi. Kıyafetlerini alıp banyoya girdi. Vatan onu durdurmadı; yalnızca sessizce bekledi.

Üzerini değiştiren Irmak, kısa süre sonra kapıya yöneldi. Ancak Vatan bir adım atarak önüne geçti.

"Vatan, çekil önümden."

"Olmaz, Irmak. İyi olman için bu gerekli."

Irmak dişlerini sıktı.

"Ben zaten iyiyim, Vatan!"

Yeniden ilerlemeye çalıştığında Vatan kolundan tutarak onu durdurdu ve hemşireyi çağırmak için düğmeye bastı.

Irmak, öfkeyle ona baktı.

"Ne yapıyorsun sen? Çekil önümden, Vatan!"

Vatan onun kollarını sıkıca tutuyordu. Irmak'ın kendisine zarar vermesinden korkuyordu ve bu kez onu durdurmaya kararlıydı.

Birkaç saniye sonra kapı açıldı. İçeri bir hemşireyle birlikte Ayşe Hanım girdi.

Irmak'ın annesini gördüğü anda gözleri doldu. Ayşe Hanım da kızının karşısında dururken gözyaşlarını tutamadı. Kızını o hâlde görmek, onun için dayanılması güç bir acıydı.

"Anne, bırakma beni burada!" diye haykırdı Irmak.

Vatan onu kendisine çekerek sakinleştirmeye çalıştı. Ancak Irmak'ın gözleri annesindeydi. Ayşe Hanım, kızının çığlıklarına daha fazla dayanamayarak ağlayarak odadan çıktı.

Irmak, annesinin arkasından seslenmeye devam etti.

"Vatan, bırak beni, lütfen! Annem o evde tek başına kalamaz. Lütfen, bırak gideyim!"

Çırpınışları hiçbir işe yaramıyordu. Vatan onu sıkıca tutarak yeniden yatağa oturttu. Irmak ise annesinin ardından bağırmaya devam ediyordu.

"Anneeeee!"

Hemşire doktorun önerdiği sakinleştiriciyi hazırladı. İlaç uygulandıktan bir süre sonra Irmak'ın sesi yavaş yavaş kısıldı. Göz kapakları ağırlaşırken başını Vatan'a çevirdi.

Son kez gözlerini ona dikti ve güçlükle fısıldadı:

"Hepsi senin yüzünden..."

Ardından gözleri kapandı.

Vatan, Irmak'ın yüzüne bakarken boğazında büyük bir düğüm hissetti. Söyleyecek hiçbir sözü yoktu. Çünkü o an Irmak'ın gözlerinde gördüğü acının bir kısmının kendi yüzünden olduğuna inanıyordu.

---

Vatan'ın Gözünden

Vatan, Irmak'ı evinin önünde bıraktıktan sonra içi rahat etmediği için geri dönmüştü. Onun iyi olduğundan emin olmak istiyordu. Merdivenleri hızla çıkarak kapının önünde durmuş ve endişeyle zili çalmıştı.

Kapıyı Irmak'ın annesi Ayşe Hanım açtı. Kadının yüzündeki kaygıyı görünce Vatan'ın içindeki huzursuzluk daha da arttı.

Ayşe Hanım onu içeri davet ettiğinde Vatan'ın aklında tek bir soru vardı.

"Irmak nerede, Ayşe abla?"

Ayşe Hanım titreyen sesiyle cevap verdi.

"Oğlum, geldiğinden beri odasından çıkmadı. Seslendim ama cevap vermedi. Kapısı da kilitli."

Vatan'ın kalbi hızlandı. Ayşe Hanım'ın eşine haber verip vermediğini bilmiyordu ama evdeki sessizlik ona hiç iyi gelmiyordu.

Hiç vakit kaybetmeden Irmak'ın odasına yöneldi.

"Irmak!"

Cevap yoktu.

Bir kez daha seslendi. Yine hiçbir karşılık alamayınca kulağını kapıya dayadı. İçeriden belli belirsiz bir hıçkırık sesi duydu.

"Irmak, kapıyı aç!"

Sessizlik...

Vatan kapıya omzuyla yüklendi ama kapı açılmadı. Birkaç kez daha denedi. Sonunda kapı açıldığında gördüğü manzara karşısında nefesi kesildi.

Irmak odanın köşesindeydi. Yüzünde ve kollarında kesikler vardı. Gözyaşları yanaklarından süzülüyor, elleriyle kulaklarını kapatmış hâlde ağlamaya devam ediyordu.

Vatan düşünmeden yanına koştu ve kanamanın daha fazla sürmesini engellemek için yaralı kollarını dikkatlice tuttu.

Tam o sırada Ayşe Hanım da odaya girdi.

"Kızım!"

Kızının hâlini görünce ağlamaya başladı. Irmak ise ellerini kulaklarına daha sıkı bastırarak ağlamayı sürdürüyordu.

Vatan, onu dikkatlice kucağına aldı ve hızla evden çıktı. Arabaya ulaştığında Ayşe Hanım arka kapıyı açtı. Vatan, Irmak'ı arka koltuğa yerleştirdiğinde Ayşe Hanım kızının başını dizlerine koydu.

Vatan direksiyona geçti, gaza bastı ve en yakın hastaneye doğru sürdü.

Hastaneye vardığında arabadan inip arka kapıyı açtı. Irmak'ı kucağına alarak acil servise doğru koştu.

"Sedye getirin!"

Yanlarına gelen hemşirelerin yardımıyla Irmak'ı sedyeye yatırdı ve sağlık çalışanlarının peşinden ilerledi. Ameliyathanenin kapısı kapandığında Vatan olduğu yerde kaldı.

Bacakları artık onu taşımıyormuş gibi hissediyordu.

Yanında ağlayan Ayşe Hanım'a döndü ve elini kadının omzuna koydu.

"Ayşe abla, ağlama. İyi olacak."

Ayşe Hanım başını onaylarcasına salladı ve gözyaşlarını sildi. Fakat korkusu yüzünden okunuyordu.

Vatan da en az onun kadar korkuyordu.

Bir süre sonra doktor ameliyathaneden çıktı. Vatan hemen yanına koştu.

"O nasıl? İyi mi?"

Doktor sakin bir sesle cevap verdi.

"Şu an durumu kontrol altında. Ancak oldukça derin kesikler vardı. Yaralarını dikişlerle kapattık. Psikiyatri uzmanının da kendisini değerlendirmesi gerekiyor."

Vatan'ın kaşları çatıldı.

"Peki, neden?"

"Psikoterapi görmesi gerekiyor. Vücudunda daha önceden oluşmuş izler de var. Yaşadığı durumun tekrarlanmaması ve gerekli desteği alabilmesi için bu önemli."

Vatan başını sallayarak doktoru dinledi. Doktor, "Geçmiş olsun," dedikten sonra yanlarından ayrıldı.

Vatan, Ayşe Hanım'a döndü.

"Ayşe abla..."

Kadın, onun ne söylemek istediğini anlamış gibi konuşmaya başladı.

"Ne gerekiyorsa yapılsın, oğlum. Bir daha kızımı böyle görmeye dayanamam."

Vatan başını salladı.

Irmak normal odaya alındığında yanında kalmaya karar verdi. Yaşananlardan sonra Savaş'a da haber vermişti. Savaş, hem kendisine destek olması hem de Ayşe Hanım'ın yalnız kalmaması için hastaneye geldi.

Vatan Irmak'ın yanında beklerken Savaş, Ayşe Hanım'la ilgileniyordu.

Irmak hâlâ uyuyordu. Vatan, onun yüzünü izlerken içinde büyüyen suçluluk duygusundan kurtulamıyordu.

Bir süre sonra odadan çıkıp Savaş'ın yanına gitti ve Ayşe Hanım'ın yanına oturdu.

"Ayşe abla, istersen Savaş seni eve bıraksın. Ben Irmak'ın yanında kalırım."

Ayşe Hanım başını iki yana salladı.

"Uyandığını görmeden olmaz, oğlum."

Vatan ısrar etmedi. Irmak'ı o hâlde gören en çok Ayşe Hanım korkmuştu. Kadının kızının başından ayrılmak istememesini anlayabiliyordu.

Bir süre daha bekledikten sonra yeniden odasına döndü. Irmak'ın yanına oturup elini tuttu ve başparmağıyla elinin üzerinde yavaşça gezdirdi.

Bütün bunların sorumlusu olarak kendisini görüyordu.

Eğer Irmak'ı terk etmeseydi, yanında kalsaydı belki de bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Belki de genç kadın bütün bu acıları tek başına taşımak zorunda kalmayacaktı.

Vatan hem ruhen hem de bedenen tükenmişti.

Başını Irmak'ın elinin üzerine koydu ve gözlerini kapattı.

---

Bir süre sonra gözlerini açtığında Irmak uyanmıştı.

Vatan, onun elini öperek yüzüne baktı.

"Uyanmışsın, güzelim. Daha iyi misin?"

Irmak güçlükle konuştu.

"Evet, iyiyim. Ne zaman çıkacağım buradan?"

Vatan, ona nasıl cevap vereceğini bilmiyordu. Gözlerini kaçırdığında Irmak bunu fark etti.

"Ne oldu? Sorun ne?"

Vatan derin bir nefes aldı.

"Güzelim, bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama bir süre daha burada kalman gerekiyor."

Irmak'ın kaşları çatıldı. Vatan, içinden herhangi bir sorun çıkmaması için dua ediyordu.

"Ne kadar kalacağım?"

"İki ay kadar..."

Irmak'ın şaşkınlığı bir anda öfkeye dönüştü.

"Ne?! İki ay mı? Ben burada iki ay falan kalmam! Okulum var benim!"

Ayağa kalkmaya çalıştığında sendeledi. Vatan hemen yanına giderek kolundan tuttu ve onu yatağın kenarına oturttu.

"Güzelim, seni buraya getirdiğimizde durumun çok kötüydü. Doktor iki ay boyunca psikoterapi görmeni önerdi."

Irmak'ın yüzü gerildi.

"Şimdi de bana deli muamelesi mi yapıyorsunuz? Oh, çok güzel!"

Ayağa kalkarak Vatan'ı itti ve dolaba yöneldi. Kıyafetlerini alıp banyoya girdi. Vatan ise onu sessizce izledi.

Irmak üzerini değiştirdikten sonra kapıya yöneldiğinde Vatan bir adım atarak önüne geçti.

"Vatan, çekil önümden."

"Olmaz, Irmak. İyi olman için bu gerekli."

Irmak dişlerini sıkarak cevap verdi.

"Ben zaten iyiyim, Vatan!"

Yeniden ilerlemeye çalıştığında Vatan kolundan tuttu ve hemşireyi çağırmak için düğmeye bastı.

Irmak ona öfkeyle baktı.

"Ne yapıyorsun sen? Çekil önümden, Vatan!"

Vatan onun kollarını sıkıca tutuyordu. Irmak'ın kendisine zarar vermesinden korkuyordu ve bu kez onu durdurmaya kararlıydı.

Kapı açıldığında içeri hemşireyle birlikte Ayşe Hanım girdi. Irmak annesini görür görmez gözleri doldu.

"Anne, bırakma beni burada!"

Vatan onu kendisine sararak sakinleştirmeye çalıştı. Ayşe Hanım ise kızının çığlıklarına dayanamayarak ağlayarak odadan çıktı.

Irmak, annesinin arkasından bağırdı.

"Vatan, bırak beni, lütfen! Annem o evde tek başına kalamaz. Lütfen, bırak gideyim!"

Vatan onu sımsıkı tutarak yeniden yatağa yatırdı. Irmak hâlâ annesinin ardından sesleniyordu.

"Anneeeee!"

Hemşire sakinleştiriciyi uyguladıktan sonra Irmak'ın sesi yavaş yavaş kısıldı. Gözleri kapanırken Vatan'a baktı ve güçsüz bir sesle fısıldadı:

"Hepsi senin yüzünden..."

Ardından gözlerini kapattı.

Vatan'ın içi paramparça olmuştu.

Irmak haklıydı. En azından yaşadığı acıların bir kısmında kendi payı olduğunu biliyordu. Ellerini saçlarının arasından geçirdi ve odadan çıktı.

Koridorda Savaş'ı buldu.

"Savaş, sen Ayşe ablayı eve bırak. Ayşe abla, söz veriyorum, Irmak'ın yanında olacağım."

Ayşe Hanım gözyaşlarını silerek başını salladı. Gitmeden önce kızının bulunduğu odanın kapısına bir kez daha baktı. Onun bu hâli Vatan'ın içini daha da acıtıyordu.

Vatan, Savaş ve Ayşe Hanım'ın uzaklaşmasını izledikten sonra kantine inmeye karar verdi. Irmak henüz hiçbir şey yememiş ve içmemişti. Uyandığında kızacağını biliyordu ama yine de ona bir şeyler getirmek istiyordu.

Kantinde bir süre sıra bekledi. Nihayet sırası geldiğinde iki çay ve iki tost sipariş etti.

Siparişlerini alıp yukarı çıktı. Elleri dolu olduğu için kapıyı dirseğiyle açmak zorunda kaldı.

İçeri girerken yüzünde hafif bir tebessüm vardı. Irmak uyandığında ona kızacak, belki de getirdiği yiyecekleri istemeyecekti. Yine de yanında olacaktı.

Ancak odaya girip yatağa baktığında yüzündeki tebessüm anında silindi.

Yatak boştu.

Vatan'ın elindeki çay bardakları yere düştü. Sıcak çay zemine dökülürken Vatan, gözlerini boş yatağa dikmiş öylece duruyordu.

Bir an boyunca nefes alamadı.

"Irmak?"

Cevap yoktu.

Odanın içini telaşla gözden geçirdi. Ardından boş yatağa yeniden baktı.

Irmak gitmişti.

Ve Vatan, onu bir kez daha kaybetmiş olabileceği düşüncesiyle dehşete kapıldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.