İçeriğe geç

ULUBEYLER

Bölüm 18 · 12 dk okuma

ULUBEYLER

Bölüm 18

18.bölüm

Çıktığım odadan yavaşça uzaklaşırken, arkamdan duyduğum kapı sesi ile omzumun üstünden arkama baktım.

Kocaman heybetli bedeniyle kapıdan çıkıp bana bakan Karan'ı kısaca süzdüm.

Üstünde siyah Bir takım vardı, bildiğim kadarıyla bugün davası vardı.

Daha önce çocuklarla konuşurken Karan'ın Bir hasta yakınını darp ettiği için işinden uzaklaştırıldığını duymuştum.

Ve Karan'ın neden darp ettiğini sorduğum zaman aldığım cevapla birazda olsa gurur duymuş olabilirim onunla.

Ben önüme dönüp yürümeye devam ederken onu umursamamaya çalıştım.

Duyduğum adım sesleri ile arkamdan geldiğini anladım.

Dün akşam olanlardan sonra bütün gece ağlamış ve en sonunda banyodan çıkmıştım.

Yarım saat önce uyanmış hazırlanmıştım.

Saat 8 civarıydı. Ve herkes kahvaltı için aşağı toplanıyordu.

Aşırı mutsuz bir şekilde merdivenlerden inerken Karan bana yetişmiş ve yanımda yürümeye başlamıştı.

Bana bakan gözlerinin farkındaydım.

"Günaydın."

Göz ucuyla ona bakıp önüme döndüm.

"Günaydın."dedim yüzüne bakmayıp.

Beş karış suratımla merdivenlerden inerken Karan yine konuştu.

"Nasılsın? İyi hissediyor musun? Eğer bir sorun varsa söyleyebilirsin?"

Oflayıf olduğum basmakta dururken, karan'da durdu.

"İyi değilim, kötü hissediyorum. Sebebi sizsiniz, bir şeylere ihtiyacım var, dürüst insanlar gibi. Yerine getirebilecek misin bunları? Getiremeyeceksin! O zaman sorma!"dedim kaşlarımı çatıp.

Karanda tıpkı benim gibi kaşlarını çatıp konuştu.

"İzin ver Alisa, izin ver yerine getireyim. Bir hata yaptık, saklı bir kutu gibi saklıyorsun kendini,izin vermiyorsun açmamıza. İzin ver açtığımız yaraları saralım."

Güldüm.

Sahte bir gülüştü.

Hangi yaramı sarmayı düşünüyordu?

"Güya doktorsun,"dedim gülerek.

Bozulurken ses etmedi.

"Yanlış hatırlamıyorsam bugün davanız var,bol şans. Umarım mesleğine geri dönersin. Bu arada şu Koca şehirde ki herkesi iyileştirmek için çabalayap, kendi kardeşinin canını yakmak üzüyor olmalı.Ama fazla takma, benim artık acıyacak ya da kırılacak Bir kalbim kalmadı."dedim burukça gülümseyip.

Gözlerimin içine acıyla baktı.

Özür diledi gözleriyle,af diledi İzin istedi, güldüm.

Acı bir gülüş oldu.

Anla dedim, şu gülümsemenin arkasında yatan acıları anla dedim.

Gözleri hüzünle bana bakarken birden bana sarılması ile gözlerim doldu.

İzin verdim.

Hayır onu affetmedim. Ama şu an buna ihtiyacım vardı.

Akşamdan beri hiç dinmeyen ve bitmek bilmeyen göz yaşlarım akmak için hazırlanırken,durdurdum.

Olmaz, şimdi olmaz.

Ben ona sarılmadım, sarılırsam affetmekten korktum.

Ama o bana sıkıca sarıldı.

Boyum ondan kısa olduğu için kafam göğsüne geliyordu,

Omuzumda hisetiğim ıslaklıkla gözlerim irice açıldı.

Karan, ağlıyor muydu?

Durduğum yerde şok olurken,onun sesini duydum.

"Özür dilerim, seni iyileştirmediğim için. Özür dilerim, seni iyileştirmek yerine yara açtığım için. Özür dilerim,sana bir Abi olmadığım için. Sana yaptığımız herşey için özür dilerim kardeşim..."

Hayır!

Kanmak yok Alisa!

Sadece beni kandırmak için söylediği yanlar bunlar!

Ama ağlıyor?

Oda mı yalan?

Ben tam konuşacakken duyduğum ses ile karanla aynı anda ayrılmamız bir oldu.

"Siz ne yapıyorsunuz burada?"diye karmaşık bir şekilde bize bakan Ege'ye döndüm.

Ben aklımda bir yalan düşünmeye başladım.

Ama aklıma hiçbir şey gelmiyor!

"Size Bir şey sordum?hem Abi sen neden ağlıyorsun"dedi şokla.

Bizim gözlerimiz Karan'la kesişirken yutkundum.

"Alisa ile biraz özel hayatı hakkında konuştuk, anlattığı bazı şeyler ağlamama yol açtı, o yüzden sarıldım zaten."Ege anlmazca abisine bakıp konuştu.

"Merdivenlerde mi konuştunuz? Ayrıca abi sen kolay kolay ağlamazsın ki."

Off!

Bu çocuk niye bu kadar soru soruyor?!

"Ege abicim ben taş kalpli miyim? Hem bizim nerede konuştuğumuzun ne önemi var?"

"Tamam ya bir şey demedim."dedi beni kısaca süzüp.

"Hadi aşağı inelim ben çok acıktım."dedi ikimizin ortasından geçip aşağı inerken.

Ben derin bir nefes alıp Karan'a kısaca bakıp Ege'nin peşinden yürümeye başladım.

Karan'da arkadan gelirken Ege'nin sesini duydum.

"Nasılsın?"

"İyiyim,sen?"

"Bende iyiyim ama yemek yersem daha iyi olacağım."dediğinde güldüm.

Ege'ye bir şey çaktırmamanın verdiği rahatlık ile yürümeye devam etim.

Kısa süre içerisinde yemek odasına gelince hızla içeriye girdik.

"Günaydın."Karan,ben ve Ege'nin aynı anda söylediğimiz kelime ile herkes kıkırdayıp karşılık verirken bizde boş bulduğumuz yerlere oturduk.

Ben hemen barış'ın yanına otururken Ege'de Esra abla ve babamın ortasına oturmuştu.

Karanda karşımdaki boş yere oturmuştu.

Yanımdaki boş yerde de avukat abi oturuyordu.

Kısa süre içerisinde herkesin toplanması ile yemek yemeye başlamıştık.

Bir şeyler almak için önümdeki tabağa uzanacakken tabak,avukat abi tarafından önümden çekilmişti.

Ben şaşkınca ona bakarken önüme, barış tarafından başka Bir tabak konmuştu.

Ve tabağın içinde,bir sürü sebze vardı.

Ben şaşkınca tabağa bakıp barış'a döndüm.

"Bu ne?"

"Yemek."

"İyide neden tek ben yiyorum bunları?"

"Çünkü senin diyet listende bunları yenmen gerektiği yazıyor."

Yüzümü buruşturup, önümdeki sebzelere baktım.

Sonrada tam önümdeki, poğaça ve peynirli böreğe.

"İyi de bunlar hep sebze."dediğimde masadaki herkes Benim tepkilerime gülmeye başladı.

Ben yüzüm asık önümdeki yemeğe baktım.

Sonrada gözümün önünde sigara böreği yiyen Karan'a.

Büyük Bir itina ile sigara böreğini yerken gözünü benden hiç ayırmamıştı.

Hayır!

Karan'a kaşlarımı çatıp baktım, sırf beni sinir etmek için böyle yapıyordu.

"Başkalarına bakınmayı bırakta önündeki yemeği ye."diyen avukat abi'ye dönüp kötü bakışlar atım.

O yandan bana sırıtıp, önünde ki hamur işi yemeklerden yemeye başladı.

"Demesi kolay."dedim.

Sinirle elimdeki çatalı alıp salataya batırdım.

Salatayı yerken, büyük bir hüzünle sigara böreğine bakıyordum.

Barış'a biraz yaklaşıp kulağına eğilip konuştum.

"Barış, bir tane sigara böreği yesem?"

Yüzüme bakıp kaşlarını kaldırıp hayır der gibi yaptı.

Ben önüme döndüm.

Bu ne ya!

Sinirle önümdeki sebzeleri yerken diğerlerine kötü bakışlar atmayı unutmuyordum.

Onlarda bıyık altından bana gülüyorlardı.

Herkes yemeğini yerken Esra ablanın sesini duydum.

"Ege annecim, bugün anneannengilin yanına gitmek ister misin? Dün beni aradılar seni çok özlemişler."diyen Esra ablaya baktım.

Biz önlemimizi alsakta o Yinede korktuğu için Ali abigilin geldiği zaman Ege'nin evde olmasını istemiyordu.

O yüzden böyle Bir yalan uydurmuş olmalıydı.

Hepimiz yalan'a boyanmıştık adeta!

Ege bana kısa Bir bakış atıp annesine döndü.

"Ama Alisa ablanın amcası ve ailesi buraya gelecekmiş ayıp olmaz mı?"

"Yok, yok! Kesinlikle ayıp olmaz."dedim araya girip.

Benim bu ani çıkışımla Ege bana şaşkınca bakıp annesine döndü.

Masadaki herkes sessizce bizi izliyordu.

Ee birazda korkuyorlardı tabi Ege'nin bir şeyleri anlamasından.

"Olur o zaman, bende onları özledim zaten."dediğinde önüme döndüm.

Kısa süre içerisinde, yemeğimizi bitirmiştik.

Herkes Karan'ın duruşması olduğu için onu uğurlamaya giderken ben odama ilerlemiştim.

Uzun bir süre odamda oyalandıktan sonra telefonumun çalması ile hemen arayan kişiye baktım.

Erdil'in aradığını görünce hemen aramayı yanıtlayıp telefonu kulağıma götürdüm.

"Erdil geldiniz mi?"

"Bende iyiyim çok şükür Alisa, sen nasılsın?"dediğinde göz devirdim.

Sonrada gülüp konuştum.

"Off Erdil,soru sordum."dedim gülerek.

"Evet geldik biz de, şu konağı bulmadık bir konum atarsan seviniriz."

"Tamam hemen atıyorum."dedim ve telefonu kapattım.

Erdil'e buranın konumunu atıp hemen odadan çıktım.

Koşarak aşağı inmeye başladım heyecanla.

Onları çok özlemiştim.

Ben hemen evin mutfağına girip herkes'e onların şu anda yolda olduğunu söylemiştim.

Sonrada avludaki oturma gurubuna oturup, onları beklemeye başladım.

Mutfağa Ali abigilin geleceğini söylemeye girdiğim zaman Esra abladan davanın sonuçlandığını ve Karan'ın Haklı çıktığını öğrenmiştim.

Ve en kısa sürede işine kaldığı yerden devam edeceğini duymuştum.

Onun için sevinmiştim, yalan yok.

Hiç kimse haksız yere işinden olmamalıydı, bence.

Heyecanla ayağımı salayarak beklerken yanıma doğru gelen Esra abla ile ayağımı durdurdum.

Esra abla karışımdaki koltuğa oturup etrafı izlemeye başladı.

Ben çaktırmadan ona bakarken nedensizce Esra ablanın çok gergin göründüğünü düşünmüştüm.

Sürekli eliyle oynanması, gözlerinin etrafta gezinmesi, eliyle arada saçını düzeltmesi...bir sorun mu vardı?

Her ne kadar kimseyle konuşmak istemesem de merak ettiğim için konuştum.

"Esra abla,iyi misin?"

Gergince gülümseyip, kafasını hayır der gibi sallayıp konuştu.

"Hayır tatlım, sadece..."

Kaşlarım çatıldı.

"Sadece?"gergince bana bakıp konuştu.

"Biraz rahatsızım. O kadar,sen nasılsın?"

Konuyu değiştirmeye çalışmasına göz yumdum.

Bana yalan söylediğinin farkındaydım,ama eğer söylemek isteseydi söylerdi zaten.

Ayrıca Esra ablanın pekte iyi Bir yalancı olmadığını öğrenmiştim, yalan söylerken bu kadar düşünmemesi gerekiyordu.

Kendimden biliyorum.

"İyiyim,"

Kafasını salladı.

"Ali abi'nin eşi hamileydi değil mi?"

"Evet, Ela abla altı aylık hamile."Dedim gülümseyip.

"Cinsiyeti ne peki?"

"Üzgünüm söyleyemem, Ela abla herkese sürpriz yapmak istiyor çünkü."dedim. anladım der gibi kafasını salladı.

Bu konuşmadan sonra hiç konuşmamıştık Esra abla ile.

Kısa süre sonra,dedem,babam yengelerim,Daha hiç konuşmadığım amcalarım da yanımıza gelip oturmuştu.

Barış, avukat abi, Lodos abi ve Karan duruşmaya gittiği için burada yoklardı.

Ama yolda olduklarını duymuştum.

Kuzenlerim ise bugün burada pekte sakin şeyler yaşanmayacağını tahmin etmiş olacaklarki dışarı çıkmışlardı.

Bir tek İkizler vardı birde acar.

Derin bir nefes aldım.

Bir süre daha bekledikten sonra barış, avukat abi, lodos abi ve Karan gelmişti.

Barış hemen yanıma otururken kolunu omuza atmayı unutamadı.

"Nasılsın?"

"Heyecanlı ve mutlu."dedim gülümseyip.

"Mutlu olmana sevindim."dedi gülmüseyip.

"Ne zaman geleceklermiş?"dedi sonra.

"Birazdan burada olurlar."dedim.

Diğerleri Karan'ın duruşması hakkında konuşuyorlardı.

Ben sabırsız bir şekilde onların gelmesini beklerken Ela abla ile büyük bir ağlama seansı geçireceğimiz aklıma geldi.

Hamilelikten dolayı çok duygusal olduğu için bu normaldi.

Benim ağlamamam ise anormalce kaça bilirdi.

Tam o esnada çalan kapı ile hızla ayağa kalkarken diğerleri benim aksime daha yavaştı.

Ben herkesten önce koşarak kapıyı açmaya gitim.

Önüne geldiğim büyük kapıyı fazla beklemeden açıp karşımdaki kişilere baktım.

Üçüde yan yana bir şekilde dururken, kocaman gülümsedim.

Hepsi beni görür görmez gülümserken önce koşarak Ali abi'ye sarıldım.

Hızla boynuna atlayıp sıkıca sarıldım.

Boyum yetmediği için ayaklarım yerden havalanmıştı,ama Ali Abi belimden sıkıca tutmuştu.

Düşürmez di o beni, Kendi düşerdi ama beni düşürmez di.

Onlara olan özlemim ile gözlerim dolmaya başlarken Ali abi saçımdan öptü.

Herkesin kapıda bizi izlediğini gelen fısıldaşmalardan anladım.

Ali abiden yavaşça ayrılırken gözümden bir Damla yaş firar etti.

Ayaklarım yere basınca elimin tersi ile sildim.

"Annen giderken kokusunu sana hediye etmiş demeki."dediğinde burnumu çekip burukça gülümsedim.

"Nasılsın abicim?"

"İyiyim abim."dedim.

Sonra arkasında gözleri dolu dolu bana bakan Ela ablayı gördüm.

Gözlerimde ki yaşlar hiç beklemeden akarken yavaşça ona ilerleyip, karnına dikkat ederek sarıldım.

Anne kokusunu derince içime çektim. Benim annemde böyle kokardı,anne gibi...

Ela ablada annem sayılırdı,elinde büyümüştüm sonuçta.

Bir anne şefkatiyle sarıldı bana, saçımı öptü.

Annem gibi...

Onun böyle yapması beni daha çok ağlattı.

Biz ikimizde ağlayarak bir birimize sarılırken, Ela ablanın sesini duydum.

"Özür dilerim kuzum, gelemedim."dedi.

Ondan yavaşça ayrıldım.

Elleri yüzümü bulup göz yaşlarımı silerken konuştum.

"Özür dileme Ela abla, sağlık durumunuz yüzünden gelemedin o zaman. Senin suçun yoktu."dedim.

"Olsun,"

"İyisin değil mi?"

"İyiyim abla."

"Öhö!Konuşmasam hatırlayacağınız yok Alisa hanım."diyen nazlı ses ile Ela abla ile gülümsedik.

Kafamı yana çevirip, Güneş gözlüğünün altından bana alıngan bir şekilde bakan Erdil'e baktım.

Ben kıkırdarken, koşarak kucağına atlamam ile kahkaha atıp geriye sendelerken beni sıkıca tutu. Dengesini sağlarken bende güldüm.

"Kimiş acaba sesini hatırlamayan?"dedim boynuna sıkıca sarılıp.

"Benim gibi mükemmel birini hatırlamayacak seviyesiz birimi var mış acaba?"

"Egoist."demem ile güldü.

Ona biraz daha sarıldıktan sonra sesini duydum.

"Allah'ım nasıl özlemişim sümüklü böceğimi."dediğinde kusma sesi çıkardım.

"Ya! Kaç kare dedim sana,bana sümüklü böcek deme diye!"diye cırlamam ile kahkaha atı.

Sonra birden kahkaha atmayı bırakıp arkama baktı ve konuştu.

"Ehe!Alisa sen biraz uzaklaş istersen, şu kapıdaki tayfa beni yiyecek gibi bakıyor çünkü."demesiyle arkama baktım.

Kafamı çevirir çevirmez erdil'i yiyecek gibi bakan babam ve abi takımı ile karşılaşmam bir oldu.

Sonra onlardan intikam almak adına daha fazla kudurtmak için sırıtıp Erdil'e döndüm.

"Canım Erdil'im."diyerek yanağından kocaman öptüm bizimkilere bakarken.

Benim erdil'i öpmem ile avukat abi öksürük krizine girerken, diğerleri oldukları yerde kıskançlıktan kızarmaya başladılar.

Oh olsun!

Çatlayın inşallah!

"Senin yüzünden beni akşam yemeği diye yiyecek bunlar."diye beni hızla yere indiren Erdil ile güldüm.

"Korkak."bana göz devirirken, dışarı çıkan babanne hanımın içeri geçmemiz ile konuşmasıyla, kapıda daha fazla durmayıp içeri girmiştik.

Babam ve abi takımı erdil'e fesatlık ile bakarken sırıtım.

İntikam almak çok güzel bir şey ya!

Onlar beni unutursa bende onları çatlatırdım.

Gerçi barış arada kaynadı ama yapacak Bir şey yok. Hem ne demişler? Kurunun yanında yaşta yanar.

Herkes avluda dururken evin çalışanı olduğunu bildiğim birkaç kişi gelip valizleri ali abigilin kalacağı odaya götürmüşler.

Evin büyükleri tek tek Ali Abi ve Ela abla ile tanışırken, Ali abi Esra ablaya elini uzatı tanışmak adına.

Esra abla gergin Bir şekilde elini tutup sıktı.

"Ali."

"Esra."

Ali abi elini geri çekerken,bir şey düşünüyor gibiydi.

"Sizinle daha önce hiç karşılaştık mı, Esra hanım?"diyen Ali abi ile herkesle beraber benimde kaşlarım çatıldı.

"H-hayır, yani tanışsak hatırlardım. Karıştırdınız galiba."dedi kekeleyerek.

Ali Abi anladım der gibi kafasını sallayıp konuştu.

"Sanırım."

"Ee hadi ayakta kaldınız,salona geçelim."diyen babaanne ile hepimiz salona doğru ilerlemeye başladık.

Erdil tam gelip kolunu omuzuma artacakken barış araya girip beni kolunun altına alıp yürümeye başladı.

Erdil'in kaşları çatılıp arakamızdan gelirken kıkırdadım.

Erdil'in arkasından gelen Karan ve avukat abi kaşları çatık bir şekilde hem Erdil'e hemde kolunu omuzuma atmış olan barış'a bakıyorlardı.

Sırıtım.

En sonunda salona gelmiştik.

Herkes boş bulduğu yere otururken ben Ali Abi ve Ela abla'nın yanına oturmuştum.

Erdil'de Ali abi'nin yanındaki, tekli koltukta oturuyordu, babam ve amcalarım karşımdaki çift kişilik ve tek kişilik koltuklarda, abi takımı kapının yanındaki koltuklarda,yenge ve babaannne hanım ise erdil'in yanında bulunan, koltuklarda oturuyordu.

Odada fazla samimi olmasada bir sohbet dönüyordu.

Zaten samimi olmaları anormal olurdu, çünkü yeni tanışmışlardı.

Ayrıca babam ve Ali abi'nin birbirlerine atıkları idealı bakışlar zaten gergin olan sohbeti daha fazla geriyordu.

Abi takımı Erdil ile sohbet eden Acar'ı gözleri ile yemeye çalışırken, Ela ablada Esra ablagile konuşuyordu.

Bir süre sonra aramıza katılan Akif Abi ile büyük Bir kargaşa yaşanmıştı.

Çünkü Akif abi gelir gelmez ağzından Benim velayetimin hala alınmadığını kaçırmıştı.

Zaten birbirlerine kötü bakışları Atan babam ve Ali Abi'de bu sayede büyük Bir tartışma içerisine girmişti.

Ayağa kalkmış Bir şekilde tartışan Ali abigile kısa bir bakış atıp, yanımdaki tekli koltukta bacak bacak üstüne atmış Ali abigili izleyen Akif abi'ye sinirle baktım ve konuştum.

"Bak beğendin mi yaptığını?"

"Ben ne yaptım kızım? Alâ Allah,Ben senin söylediğini sanmıştım."

"İyi halt etmişsin Akif abi!"

"Aman Bir şey olmaz, hem seni büyük Bir yükten kurtarmış oldum. kıymetimi bil!"

"Ya ne demezsin!"dedim ve önüme döndüm.

Evet Ali abigile hiçbir şey söylememiştim, çünkü bunu söylediğim zaman Ali abi'nin nasıl Bir yaygara çıkaracağını biliyordum.

Şu an olduğu gibi.

"Alisa hastaneye götürüldü! Karakola düştü! Sende velayeti yoken onu oradan çıkarmayı nasıl başardınız?! Ayrıca birkaç hafta sonra bu kızın okulları başlayacak ve siz hâlâ onun velayetini almamışsınız!"diye bağırarak konuşan Ali Abi ile ayağa kalktım.

Harbi Benim velayetim yoken bunları nasıl yapmışlardı?

Herkes suskunluğunu korurken Ali Abi cevap bekliyordu.

"Yasa dışı işlerle haletiniz değil mi?"dedi sonra.

"Ne?!"dedim şaşkınlıkla,sonra babamlara döndüm.

"Cidden bunu yaptınız mı?"dedim şaşkınlıkla.

Sonrada avukat abi'ye döndüm.

"Sende mi? Sen avukatsın buna nasıl izin verdin?"

"Ne yapsaydım? Seni bizden almalarına izin mi verseydim?"

Dediği şeyle Bir an duraksadım.

Ben ne ara sizden olmuştum avukat abi?

Bir an dediği şeyle yumuşayacak gibi oldum ama istifimi bozmadım.

Bu yaptıkları suçtu! Ya ortaya çıksaydı?

Tutuklanabilirlerdi!

"Çok açık ve net konuşacağım! Alisa'nın velayetini almazsanız onuda alıp buradan giderim!"diyen Ali Abi'ye döndüm.

"Sen kimin kızını alıyorsun lan!?"diye Ali abi'nin üzerine yürüyen babamın önüne geçtim.

Ali abime vuracak mıydı?

Bana ondan fazla babalık yapan adama vuracak mıydı?

Hayır buna izin vermezdim! Buna hakkı bile yoktu!

Kaşlarımı çatıp babamın tam gözlerine baktım.

Kapkara gözleri Ali abi'nin önüne geçen Beni görmesi ile yumuşarken, ben onun kadar nazik olamadım!

Sivri dillime hakim olamadım ve bizim aramızda olan zaten kötü baba-kız ilişkimizi iyice bozacak o sözler tek tek döküldü ağzımdan.

"Üzgünüm Arslan Ulubey ama yıllardır senin yokluğunu aratmamak için, benim baba hasreti çekmemem için çabalayan adamı sana dövdürtmem!"

•••

Bölüm sonu

6 yorum