İçeriğe geç

ULUBEYLER

Bölüm 16 · 11 dk okuma

ULUBEYLER

Bölüm 16

16.Bölüm

"Anne..."dedim göz yaşları eşliğinde.

"Bebeğim."diye onun naif sesini duyunca gözyaşlarım daha da çoğaldı.

Aramızda birkaç adım vardı.ona doğru gitmek istiyordum ama yerimden oynamıyordum.

Sanki birileri ayaklarımı buraya yapıştırmıştı.

Göz yaşlarım çoğalırken annemi görmenin verdiği sevinçle konuştum.

"Anne lütfen bana gel. Sseni çok özledim... lütfen buraya gel."dedim hıçkırarak ağlarken.

Annem hiç bir tepki vermeden bana sadece gülümseyerek bakıyordu.

"Anne yanına gelmek istiyorum..."dedim elimle göz yaşımı silerken.

"Olmaz bebeğim...sen şimdi benim yanıma gelemezsin. Ama ileride mutlaka Benim yanıma geleceksin. Ama şimdi değil..."dedi gülümseyerek.

"Ama seni çok özledim. Lütfen en azından Bir kere bana sarıl...anne."dediğimde annem yavaşça uzaklaşmaya başladı.

Üzerinde duran beyaz elbisenin eteklerinden tutarak yanımdan uzaklaşırken ağlamam daha şiddetlendi.

"Anne! Gitme lütfen! Anne! Nefes alamıyorum sensiz... lütfen gitme...anne."Dedim ağlayarak.

Annemin yanına gitmek için ilerlemeye çalıştım ama ayaklarım hareket bile etmedi.

Annem benden iyice uzaklaşırken arkasını bana dönüp burukça gülümsedi sonra da konuştu.

"Üzülme annem... Seninle mutklaka görüşeceğiz ama önce senin bana verdiğin sözleri tutman gerek...ayakta kalman gerek... çünkü sen benim küçük ama güçlü kızımsın..."göz yaşlarım hala akmaya devam ederken annem artık gözden kaybolmuştu.

"Anne! Gitme! Anne... lütfen geri gel...anne!"

Ağlayarak yere çökerken kalbimde çok büyük bir sızı vardı.

Ona sarılamamanın verdiği acı...

Göz yaşlarım Akmaya devam ederken zorda olsa konuştum.

"Anne... lütfen geri gel..."

•••

Gözlerimi hızla açarken, gözüme hücum eden güneş ışınları ile gözümü hemen geri kapatım.

Gözlerimi sıkıca kapatıktan sonra biraz öyle bekledim.

Sonra gözümü yavaşça açıp etrafıma baktığımda burnuma dolan alışık olduğum hastane kokusu ile yüzümü buruşturdum.

Gözlerimi odada gezdirdiğimde tam karşımdaki çift kişilik koltukta uyuya kalmış babam ve barış'a baktım.

Onların hemen yanındaki tek kişilik koltuktada Karan uyuyordu.

Gözlerimi onlardan çekerken aklımda bana ne olduğu vardı.

En son Karan'ın beni kucağında taşıdığını hatırlıyordum ve babamın Alisa diye bağırmasını.

Başka bir şey yoktu.

Hakikaten bana ne olmuştu?

Ben bir yandan bunu düşünürken kolumda takılı olan seruma baktım.

Daha Yeni takıldığı beliydi.

Üzerimde hastanenin kıyafeti vardı.

En son hatırladığım halinimden katbekat daha iyi hissediyordum.

Ama yinede biraz yorgunluk vardı aynı zamanda Susuzluk.

Acaba ne kadar zamandır buradaydık?

Ben bunları düşünürken açılan kapı ile bakışlarım oraya döndü.

İçeri giren avukat abi kapıyı kapatıktan sonra bana kısaca bakıp önüne döndü, bir iki adam atıktan sonra şokla bana döndüp hızla yanıma ilerledi.

Bu hâli nedense komiğime gitmişti.

Eğer ağzımı açabilseydim şimdiye çoktan gülmüştüm.

Avukat abi hemen dibimde biterken konuşmayı da ihmal etmemişti.

"Alisa iyi misin? Nasıl hissediyorsun? Ne zaman uyandın? Bir şey istiyor musun? Doktoru çağı-"

"Sakin. Bir şeyim yok. Sadece su istiyorum."dedim zorla. hemen yanımdaki komidinde Duran sürahiden su doldurup benim ensemdem tutarak yavaşça içirdi.

Yavaşça suyu içirirken bende, kurumuş boğazımdan aşağı akan suyu büyük Bir iştahla içtim.

Bardaktaki su bittiğinde bardağı komidinin üstüne koyup yanımdaki boş yere oturdu.

"Bana ne oldu?"dedim buz gibi mesafeli sesimle.

Evet şu durumda bille tirp atıyorum!

Ama bunu yapmam gerek çünkü bir anlık, sanki onunla barışmışım gibi konuşup sevinmesine izin veremezdim!

Çünkü onunla küstüm!

O benim bu hareketime göz devirip konuştu.

"Doktor bağışıklık sisteminin çok zayıf olduğu için bayıldığını söyledi."dediğinde ofladım.

Bu düzensiz beslenmenin böyle bir şeye yol açacağı beliydi!

Annemin tedavi süresi boyunca zaten çok sağlıksız beslenmiştim. Annemi kaybettikten sonra bazı günler yemek bile yememeye başlamıştım. Çok hızlı bir şekilde kilo kaybetmiştim.

Kendimde sürekli yorgunluk ve yatma isteği oluşuyordu.

Bazenleri kendimi dünyanın en aç insanı gibi hissederken bazen mutfağın yanından bile geçmiyordum.

Birkaç gündür bu durumun farkındaydım. Bir doktora gitmem gerektiğini biliyordum ama bir türlü zaman bulamamıştım.

"Ne zamandır buradayım?"dediğimde konuştu.

"Dün akşamdan beri."dediğinde kafamı salladım.

Bizim sessiz konuşmamız sonucu uyuyan babam gözlerini açtığında hemen oturduğu yerden kalktı.

Onun bu anni kalkışı ile uyuyan diğer ikili irkilerek gözlerini açtığında barış'ın sesini duydum.

"Bismillahirrahmanirrahim."onun bu tepkisine kıkırdayıp bana gelen babama döndüm.

"Alisa...sen ne zaman uyandın? İyi misin? Yamaç doktoru çağırdın mı?"dediğinde kafamı yastığa yaslayıp yatığım yerde yayılıp konuştum.

"İyiyim."dedim.

Barış ve Karan da ayağa kalmış başıma toplanmışlardı.

Avukat abi doktoru çağıracağını söyleyip odadan çıkarken onun kalktığı yere barış otururken konuştu.

"Nasıl hissediyorsun?"

"Yorgun ve Biraz aç."dediğimde güldü.

"Neden burada olduğunu biliyor musun?"diyen Karan'a baktım.

Yine her zamanki gibi kaşları çatık bana bakıyordu.

"Biliyorum."dedim önüme dönüp.

"Neden böyle sorunlar yaşadığını bize söylemedin?"dediğinde kaşlarımı çatıp ona baktım.

"Bilmem. Belki,daha benim varlığımı bile hatırlamayan insanlara bunları söyleyip kafalarını şişirmek istememişimdir..."dediğimde babamla beraber bozularak gözlerini kaçırmışlardı.

Ben yalandan gülümseyip önüme dönerken barış'ın bana baktığını gördüm.

"Sen alınma lütfen."dedim dizinin üstünde duran elini tutarak.

Oda gülmüseyip elimi hafif sıkarak Kafa sallamıştı.

Odanın kapısı açıldığı zaman içeri önce doktor sonrada avukat abi girmişti.

Doktor buraya gelirken barış'ın yanında durup bana kısa Bir bakış atarak konuştu.

"Öncelikle geçmiş olsun küçük hanım."Dediğine kısa bir gülümseme atıp Kafa salladım.

"Buraya bayıldığın için geldin. Bağışıklık sistemin çok güçsüz ve bu seni yorgunluk, iştahsızlık, baş dönmesi, çok hızlı zayıflama gibi durumlara sürüklemiş bu yüzünden bayılmışsın. Sana birkaç tane ilaç yazdım. Onun haricinde bir diyetisyene başvurmanızı tavsiye ederim. Seninde artık yemek öğünlerini aksatmadan yemek yemen gerekiyor. Yoksa bu durum çok kötü hastalıklara yol açabilir."dediğinde hepimiz kafa salladık.

"Peki ne zaman çıkabilirim?"dediğimde Karan'ın yanında duran seruma kısaca bir bakış atıp konuştu.

"Serum bitikten sonra çıkabilirsiniz."dedi. Kafa salladım.

Doktorla beraber Karan'da birkaç bilgi almak için odadan çıktığında babamda boş olan koltuğa ilerleyip oturdu.

"Doktoru duydun. Artık seni kuş sütüyle besleyeceğiz."diyen barış'la güldüm.

Avukat abi ve babam boş koltuklara otururken barış konuştu.

"Çok korkutun bizi."dediğinde burukça gülümsedim.

"Sorun yok gerçekten iyiyim. Hem başıma böyle bir şeyin geleceğini bilseydim Kendime daha çok dikkat ederdim."dediğimde kafa salladı.

"Bu arada başına babaannem tarafından çok büyük bela aldın. Artık peşinden ayrılmaz yemek yedirmek için."dediğinde güldüm.

"Bu arada onlara ne söylediniz?"dedim.

"Hepsi senin hâlini görünce çok korktu. Yaklaşık bir saat önce hepsi buradaydı ama Zar Zor eve gönderdik senin iyi olduğunu söyleyip."dediğinde kafa salladım.

Babam gelen telefonla odadan çıkarken bana kısaca bakmayı unutmadı.

Bir süre sonra biten serumla odaya gelen hemşire hanım serumu çıkarmıştı. Yine kendiside kısa bir açıklama yapmıştı. Babamın evden getitirdiği kıyafetleri giymem için hepsi odadan çıktığında hemşire bana yardım edebileceğini söylesede onu kısaca reddederek kıyafetlerimi giymiştim.

Oturduğum hastane yatağının üstünden ayağımı aşağı sarkıtırken çalan kapı sesinden sonra babamın sesi duyuldu.

"Alisa girebilir miyim?"

"Gir."dediğimde içeri girdi.

Bana doğru gelirken beni birden kucağına alması ile hızla kolarımı boynuna doladım.

Lan ne ara aldın kucağına?!

Ben şaşkınca bakarken konuştum.

"Ne yapıyorsun ya?! Ben kendim yürürdüm!"dedim ayaklarımı salayıp.

Bana kısaca bakıp konuştu.

"Doktor iki gün ayağa kalkmasın dedi haberin yok mu?"dediğine 'az at' bakışı atım ona.

"O doktor farkındamı bilemem ama ben sadece bayıldım!"dediğimde babam yürüyerek çoktan odadan çıkmıştı.

"Ben bilmem orasını doktor ne derse o."dedi gülerek. Ona göz devirip kafamı omzuna yasladım.

Üzerimde siyah bir eşofman takımı vardı.

Kaşlarımı çatıp onun beni taşımasına izin verdim.

Canıma minnet. zaten yorgunum taşısın bir zahmet!

Etrafıma baktığımda yanlarından geçtiğimiz insanların bize baktığını gördüm.

Bakmasanız gözünüz kalır!

Valla artık bir karar aldım.

Kimseyi umursamayacağım.

Beni seven insanlar dışında kimse yüzünden Kendimi boşuna üzmeyeceğim.

Ve beni üzen insanlarada, beni üzdükleri için bunu misliyle ödeteceğim.

Hastaneden çıktığımız zaman hemen ileride Duran arabaya doğru ilerlemeye başladı babam.

Arabanın yanında bekleyen barış arka kapıyı açıp kenara çekildi.

Baba bey beni arka koltuğa oturturken, ardımdan kapıyı kapatmışlardı.

Hemen kemerimi takarken barış ön koltuğa. Babamda şoför koltuğuna oturup arabayı çalıştırdı.

Kafamı arkaya yaslayıp gözlerimi kapattım.

20 dakikalık bir araba yolculuğu sonucu araba durmuştu.

Gözlerimi açıp Kemeri çıkardım.

Kapıyı açıp ineceken bu sefer dibimde beni bekleyen barış ile göz devirdim.

Lan ben bayıldım!

Ölümden dönmedim!

"Ya ben yürürüm, ayağım var benim!"dedim ama barış sırıtarak göz devirip beni kucağına aldı.

Barış'ın kucağında eve girerken babamda arkadan geliyordu.

Büyük kapıdan içeri girerken bütün ailenin avluda beklediğini gördüm.

Onlara kısa bir bakış atıp önüme döndüm.

Barış direkt merdivenlere ilerlerken avkuda duranlarda peşimizde takılmıştı.

Barış merdivenler bitince hemen benim odama ilerleyip odaya girdi.

Odaya girer girmez beni yatağa yatırdı.

••

Kaan Ulubey'den devam;

Sessizce bütün olan biteni uzaktan izledim.

Alisa'nın eve getirildiğini, evdeki herkesin onun nasıl olduğunu sorarken.

Yine bize buz gibi ve uzak sesi ile kısa cevaplar verirken en sonunda uyumak istediğini söyleyip hepimizi kibarca odadan kovmuştu.

Karan abim arkadaşı olan bir diyetisyen ile görüşmek için yanımızdan giderken.

Odada sadece ben ve Alisa kalmıştık.

Alisa bana göz devirip konuştu.

"Çıkmayı düşünmüyor musun?"

"Biraz konuşmak istiyorum."dedim gözlerimi kaçırıp.

Evet utanıyordum. Yaptığım şeyden utanıyordum.

Alisa'yı unutuğum için utanıyordum.

Ona bir özür borçluydum.

"Uykum var. Ne söyleyeceksen söyle?"dedi yine buz gibi sesiyle.

Yavaşça yürüyüp ayak uçlarına oturdum.

Söyleyeceklerimi kafamda kurduktan sonra konuştum.

"Özür dilerim..."

Kafamı kaldırıp yüzüne baktım.

Umursamaz gözlerle bana bakıyordu.

Sanki gözleri senin özürün umurumda bile değil diyordu.

"Senden beni affetmeni istemeyeceğim çünkü bu affedilecek Bir şey değil. Beni ne zaman istersen o zaman affet. Ama bil ki çok pişmanım..."dedim utançla kafamı eğip.

Hiçbir işe yaramayan, gereksizin tekiydim.

Alisa'nın zaten bir sürü derdi varken bide onun canını ben yakmıştım, üzmüştüm.

Pişmandım. Evet pişman olmak hiçbir şeyi değiştirmiyordu ama başka yapacak bir şeyim yoktu.

Kendime bir söz vermiştim.

Bundan sonra alisa'yı kendimden Bile koruyacaktım.

Üzülmesine izin vermeyecektim.

Çünkü o artık çok yorulmuştu.

Gözleri bile artık yorulduğunu söylüyordu.

Sanki mutlu olmak istemiyorum artık, sadece kafamı yastığa rahat koymak istiyorum der gibiydi Alisa.

Ki bunu desede haklıydı.

Onun yerinde kim olsa yorulurdu.

Ben bile artık yorgundum. Öğrendiğim bu gerçekler beni çok derinden etkilemişken bile bitmiş gibi hissediyordum.

Onun nasıl hisetiğini düşünmek bile acı veriyordu.

"Yaptığın hatanın farkında olmana ve pişman olmana sevindim. Ama umurumda değil. Tıpkı sizin beni o avluda umursamayıp, unutup, görmediğiniz gibi. Şimdi odadan çıkarsan sevinirim..."dedi üstündeki yorganı kafasına çekip diğer tarafa dönerken.

Yavaşça kafamı sallayıp burukça gülümsedim.

"Seni bu şekilde üzdüğüm için kendimden hep nefret edeceğim. Ama söz veriyorum bu saatten sonra seni herkesten koruyacağım, üzülmene izin vermeyeceğim... artık seninde mutlu olman için elimden geleni yapacağım. Her ne kadar aptal bir Abi olsamda, abi sözü..."

Yavaşça yataktan kalkarken arkamı dönüp kapıya ilerledim.

Kapının kolunu tutup açtıktan sonra çıkacağım sırada alisa'nın sesini duydum.

"Kapıyı çekmeyi unutma."

Güldüm.

Kapıyı da çekip odadan çıktım.

Bu dediğine üzülmemiştim. Çünkü bana sinirli olduğu için böyle davranacağını biliyordum.

Ve hak ettiğim için buna ses çıkarmaya yüzüm yoktu.

Çıkaramazdım zaten.

Sessizce merdivenlerden inerken hedefim salondu.

•••

Yazarın anlatımıyla;

Ege yavaşça kapıyı çalarken içeriden ses gelmesini bekledi.

Alisa'yı çok merak ediyordu.

Daha yeni tanışmalarına rağmen onun için çok endişelenmişti.

Aynı zamanda korkmuş.

Alisa uyuyacağını söyleyip hepsini odadan göndereli yaklaşık iki saat olmuştu.

Karan abisi yakın bir diyetisyen arkadaşından yardım istemiş ve alisa'ya düzenli bir diyet listesi hazırlamasını istemişti.

Annesi Esra ve babaannesi Zeynep aşağıda Alisa'nın yemesi için çeşit çeşit yemekler hazırlarken diğer bütün herkes büyük terasta oturuyorlardı.

Herkesin aklı alisa'da olsada onun fazla üstüne gitmemek için zorlamıyorlardı.

O yüzden biraz yanlız kalması ve dinlenmesi için ona izin vermişlerdi.

Ege ise bu boşluktan yararlanıp alisa'nın odasına gelmişti.

Kapıyı çaldıktan sonra birkaç dakikalık sessizlik olmuştu. sonra alisa'nın sesi duyuldu.

"Gel."

Ege hemen kapıyı açıp içeri girerken oldukça sabırsızdı.

Çünkü çok merak ediyordu alisa'yı.

Bu duruma kendi de oldukça şaşkındı.

Neden bu kadar merak ediyordu ki?

Sonuçta evlerinde kısa süreliğine kalacak Bir kızdı.

Ege bunları düşünmeyi bırakıp alisa'ya baktı.

Yatığı yataktan biraz doğrulmuş ve sırtını yatağın başlığına yaslamıştı.

Geldiği günden beri pek canlı görmediği teni iyice beyazlamış, tıpkı bir ölünün tenini andırıyordu. Soluk ve cansız. Nar rengi dudakları çatlamış ve kurumuştu. Göz altları çökmüş, kirpiklerinin arasındaki gri gözleri yorgun bakışlar atarak Ege'ye bakıyordu.

Ege ilk ne yapacağını bilmeyip öylece alisa'ya baktı sonra kendine gelip konuştu.

"Müsait miydin?"dedi utangaç bir şekilde.

Yine durduk yere utanmıştı.

Herzaman olduğu gibi boş utangançlıklarından biriydi.

Alisa halsizce kıkırdayıp konuştu.

"Müsaitim, gel."dedi eliyle ayak ucunda ki boş yeri gösterip.

Ege hızla alisa'nın gösterdiği yere oturup alisa'ya döndü.

"Geçmiş olsun."

"Sağ ol."dedi Alisa gülümseyip.

"Nasıl hissediyorsun kendini?"

"Aç,aç ve aç."dediğinde Ege güldü.

"Annemler bir şeyler hazırlıyor Birazdan getirirler."

Alisa duydukları ile gülümsedi.

Ve açlıktan artık ağrıyan karnına kısa bir bakış atıp Ege'ye döndü.

"Sen nasılsın?"

"İyiyim, ama seni öyle abimin kucağında baygın görünce çok korktum... keşke sağlık sorunlarını bizimle paylaşsaydın.bizimkiler senin için elinden geleni yaparlardı."

Alisa içinden 'evet beni unutan ailen kesinlikle elinden geleni yardı' diye kahkaha atarken konuşmayı unutmadı.

"Evet kesinlikle yaparlardı ama ben Bir türlü söylemek için vakit bulamadım."

Ege kafasını sallayıp konuştu.

"Ben gideyim. Sen dinlen. Annemler birazdan yemek getirirler sana. Ve bir sorun olduğunda bana ya da bizimkilere söylemekten çekinme. Elimizden geleni yaparız."dedi Ege oturduğu yerden kalkarken.

Alisa gülümseyip konuştu.

"Tamam söylerim. sonra görüşürüz."

"Görüşürüz."dedi Ege alisa'ya gülümsemeyi unutmadan.

••

Alisa'dan devam;

Ege'nin çıkması ile odada telefonumun sesi duyulurken Biraz uzanıp komidinin üstünde duran telefonu aldım.

Arayan kişiye baktığımda bunun Ali abi olduğunu gördüm.

Fazla bekletmeden aramayı yanıtlayıp telefonu kulağıma götürdüm.

"Alisa! İyi misin?" Kaşlarım çatılırken konuştum.

"İyiy-"

"Akiften duydum bayılmışsın! Düzensiz beslendiğin için! Bunu bize neden söylemedin?"dedi sonlara doğru yumuşayan sesi ile. elim burun kemerime gitti.

Ah Akif abi!

Yaktın beni!

"Ali abi ben iyiyim ayrıca söyleyecektim ama bir türlü vakit bulamadım. Şimdi evdeyim ve sorun yok. Relax yani."dedim. Onu ratlatmak için.

Eminim ki benim iyi olduğuma Emin olmadan rahat Bir uyku uyuyamaz ya da çalışmazdı.

Ve onun şimdi buraya gelmesi bazı sorunlara yol açabiliirdi. O yüzden ona benim iyi olduğuma ikna etmem gerekiyordu.

"Hiç boşuna dil dökme en geç yarın akşama oradayım!"

Bölüm sonu

2 yorum