İçeriğe geç

ULUBEYLER

Bölüm 15 · 11 dk okuma

ULUBEYLER

Bölüm 15

15.Bölüm

"Vah yavrum neler yaşamışsın...senin Neler çektiğini en iyi ben anlarım. Rahmetli anamı kaybettiğimde daha 10 yaşında idim. Ah!ah! senin acın daha çok taze yavrum. Ama insan alışıyor , Acısı hiç geçmiyor ama yokluğuna insan zamanla alışıyor..."diyen Büşra abla ile burukça gülümsedim.

"Başın sağolsun abla."dedim.

"Sağol evladım."

"Ha bide sende Kafana fazla takma bunları. Herkes konuşur yavrum milletin ağzı torba değil ki büzesin! Konuşur konuşur susarlar. Anlıyom ben seni Annana, sana edilen lafa canın sıkılıyor ama böyle herkesi döverek olmazki yavrum. Hem sen böyle herkesi döveceksen burada sağlam adam kalmaz."dedi sonralara doğru gülerek.

Ben gülüp ona baktım.

"Haklısın ama işte annemin acısı daha çok taze ve ona edilen lafta sessiz kalamıyorum."dedim üzgünce.

Büşra abla burukça gülümseyip konuştu.

"Sende haklısın yavrum."

Ben gözümü etrafta gezdirirken karşıda erkeklerin kaldığı nezaretane de barış ve Büşra ablanın oğlunun gülerek konuştuğunu gördüm.

Biz mapusa düştük bunlarda gülerek dedikodu yapıyorlar!

Sonrada yine yanımda oturan Büşra ablaya baktım.

Kendisi oğlunun sevdiği kızın annesi'nin saçını yolduğu için buradaydı.

Bende buraya girince tanışmıştım. Tatlı bir kadındı.

Bana çok iyi davranmıştı. Dışarıda ki insanlar gibi iğrenerek bakmamıştı.

Hata bana teseli bile vermişti.

Bana sürekli yavrum ya da evladım diyordu. Ve bana bunları her söylediğinde içim yumuş yumuş oluyordu.

İyi bir kadındı.

İki tane oğlu varmış biri benim yaşlarımda diğeri de 25 yaşında ki barış'la konuşan çocuktu.

Yani Mustafa.

Bizim kaldığımız yerde Büşra abladan başka üç kadın daha vardı.

Kadınlardan birisi Büşra ablanın saçını yolduğu kadın.

Diğeri oğlunun sevdiği kız.

Diğer kadında saçı yolunan kadının kardeşiymiş.

Büşra abla oğlunun sevdiği kızla evlenmesini istiyormuş ama kızın annesi sürekli sorun çıkartıyormuş.

Eslem Büşra ablanın oğlunun sevdiği kızdı.

Eğer yanında oturan annesinin delici bakışlarına maruz kalmasa yanımıza gelecekti.

Her gözümüz kesiştiğinde bana sıcak Bir gülümseme yoluyordu.

Bende aynı şekilde.

Büşra abla Eslemi çok sevdiğini çokta iyi geçindiğini söylemişti ama eslem'in Annesi biraz kıt kafalıymış.

En son köftecide olan kavgadan sonra bizi polisler alıp gitmişlerdi.

Ama iyi dövmüştük.

Ben kızın saçlarını tek tek yolarken, barış adamın burnunu kırmıştı.

Ve ikiside bizden şikayetçiydi.

Az önce barış avukat abiyi arayarak mahpus damarına düştüğümüzü haber vermişti.

Yaptıklarımdan pişman mıyım?

Hayır! Aklım daha yapamadıklarımda!

"Ne düşünüyon Kara Kara?"diyen Büşra ablaya baktım.

"Hiç öyle dalmışım."dediğimde kafasını salladı sonra yine konuştu.

"Bak sana ne diyeceğim? Hani sana laf eden kızlar yok mu? İşte onların hepsi sana bunları hasetliğinden, fesatlığından söylüyor. Dışarıda kaç kız var senin yerinde olmak için çabalayan haberin var mı? Kaç kız Ulubeyler'in tek kız torunu olmak istiyor biliyor musun sen? Çekemiyorlar seni hiç biri! Hangi durumda dünyaya geldiğini boş ver. Kocaman Ulubeyler'in tek kız torunusun sen bundan sana olan kıskançlıkları!"diyen Büşra abla ile gülsem mi üzülsem mi bilemedim.

Yani, hangi insan Kendi ailesi varken başka birinin kızı olmak ister ki?

Bilmiyorum insanlar iyice kafayı yemiş.

Benim tek istediğim sadece sevgiydi para,şan,şöhret umurumda degil di!

Ben babam, abilerim kardeşim var dedim bu yolla çıktım.

Mutlu olmak için geldim. Ama seçtiğim bu yol bana saf acı getiriyor.

Yokuşları dik, insanı yoruyor.

Yollarım zikzaklı, taş dolu. çıplak ayaklarım taşlara her bastığında daha çok acıyor.

Geçmişin kırık cam parçaları ayağımı kesiyor... canım yanıyor.

Yolum zordu.

Ama ben pes edemezdim.

Çünkü çıktığım bu yola devam etmek zorundaydım.

Geri dönüşüm yoktu ya da olduğum yerde hiç ilerlemeyeden duramazdım.

Bu bana daha çok zarar verirdi.

Gittiğim bu yolda artık mutlu olup olmayacağımdan şüpheliydim.

Ama başka şansım yoktu.

Çaresizdim. Bana tek bir yol bıraktı annem. Bu yolda yürümem gerektiğini söyleyip beni bırakıp gitti.

Ve ben ilk defa bir yola tek başıma çıktım. Daha çok başlarında olmama rağmen canım çok yanıyor.

Ama geçecek.

Değil mi?

Her yara bir gün geçer...ama izi kalır.

Ve bu ize baktığımızda o acının aynısını hissederiz ama yapacak başak bir şeyimiz yoktur.

Çünkü bizim de bazı şeylere ihtiyacımız var.

Sevgi gibi...

Peki beni unutan bu yalandan ailem bana bunu verebilecek mi?

Kalbim çok kırık. aklıma her geldiğinde ağlama isteği geliyor ama kendimi tutuyorum.

Çünkü artık duvarlarımı gösteriyorum.

Gerçek alisa'nın nasıl olduğunu öğreteceğim onlara.

Ona göre davranacaklar.

Onları affetmem diyemem çünkü affederim biliyorum.

Kin tutan bir insan değilim.

Zaten hep bu yüzden üzülen taraf ben oluyorum.

Ama hiçbir şey olmamış gibi de davranamam.

Yaptıkları hatanın bedelini ödeyene kadar,kalbimin ağrısı biraz dinmeye başladığı zaman affederim belki.

Zamana ihtiyacımız yok. Kırılan kalplerin iyileştirilmeye ihtiyacı var...

"Alisa kızım kime diyorum? Hey dünyadan alisa'ya eğer duyuyorsan sinyal ver?"diye barış'ın sesini duymam ile ona baktım.

"Hayata döndü."dedi yanımdaki Büşra ablaya hitaben. Büşra abla ona gülüp Eslem'in Annesi ile olan göz dayağına devam ettiler.

Barış oturduğu yerden ayağa kalkmış demir parmaklıklardan tutunmuş bana bakıyordu.

Ayağa kalkıp aramızdaki mesafeyi kapatmak için ona ilerledim.

Ama aramızda en az üç adım mesafe vardı.

Bende onun gibi ellerimle demirlerden tutunup konuştum.

"Efendim?"

"Gözlerin açıken falan mı uyuyorsun kızım sen? iki saattir seni çağırıyorum."dediğinde 'az daha at' bakışı atım.

"Dalmışım."dedim sonrada gözünün altında kızarmış olan yere baktım.

"Çok acıyor mu?"dedim dudaklarımı büzüp.

Barış eli ile yumurk yediği yere hafif dokunup konuştu.

"Yok be hissetmiyorum bile."dedi gülerek. İstemsizce gülüp konuştum.

"Benim yüzümden oldu hepi özür dilerim."dediğimde güldü sonrada konuştu.

"Özür mü dilersin? kızım ben şu an çok mutluyum ,kız kardeşimi koruduğum için. Kız kardeşim için ilk defa bir adam dövme şerefine layık olduğum için. Gör bak bunları Karan'la yamaç'a söyleyince nasıl kuduracaklar."dediğinde güldüm.

"Siz gerçekten normal değilsiniz."dedim gülerek.

"İltifatınız için teşekkür ederim hanım efendi. Ama seninde bizden eksik kalır yanın yok. O nasıl saç yolmaktır Annam?"dedi oda gülüp.

"Size layık olmaya çalıştım diyelim."dediğimde güldü.

"Hadi be asıl ben sana layık olmaya çalıştım."dediğinde ikimizde güldük, sonra kapının açılması ile ikimizde sustuk.

Açılan kapıdan içeri giren polis abi barış'ın olduğu nezaretaneye ilerleyip cebinden bir anahtar çıkarıp konuştu.

"Serbestsiniz. Avukatınız ve aileniz dışarıda."deyip barış'ın kapısını açarken derin Bir oh çektim.

Hayatımda İlk defa karakoluk olmuştum.

Ve yalan Yok biraz korkmuştum. Ama belli etmedim barış'ın üzülmemesi için.

Polis abi barış'ın olduğu nezaretaneden dışarı çıkan barış'la bana doğru gelirken ben arkamı dönüp Büşra ablaya baktım.

"Gidiyor musun?"

"Evet. Bir daha karşılaşırmıyız bilmiyorum ama teşekkür ederim. Hem verdiğin teseliler için hemde diğerleri gibi olmadığın için."dediğimde gülümsedi.

Polis abi çoktan kapıyı açmış beni bekliyordu.

"Ne demek kızım. Kendine iyi bak. Kimsenin dediğine de kulak asma. Hem beli mi olur Belki Kader bizi yeniden karşılaştırır."dedi bana sarılırken.

Bende ona sarıldım. Yavaşça ondan ayrılıp konuştum.

"Bu arada ben sana söyleyeyim senin oğlan bu kızı kaçırır bakışlara baksana. Yanmış senin oğlan iyice."dedim, birbirine gözlerini bile kırpmadan bakan Eslem ve Mustafa'yı gösterip.

Oda bu dediğime gülüp Kafa salladı.

Onun yanında çekip giderken el salladım.

Oda bana el sallayıp kalktığı yere geri oturdu.

Sonrada Eslem'in Annesi ile olan bakışlarına geri döndü.

Ona gülüp barış'ın tam önünde durdum.

"İçimden Bir his buraya son gelişimiz olmadığını söylüyor."dedim gülerek.

Oda bu dediğime gülüp konuştu.

"Çok doğru söylemiş. Burası bizim ikinci evimiz sayılır ve artık aramıza sende katıldın. Evine hoş geldin yavrum."dedi şakayla gülerek.

Bende gülüp polis abinin açtığı kapıya doğru ilerlerledim.

"Hoş buldum."dedim kıkırdayıp nezaretaneden çıkarken.

Dışarı çıkmamız ile avukat abi, Karan ve babam ile karşılaşmamız bir oldu.

Babam hepsinden önce aramızda ki mesafeyi kapatıp bana sarılınca hareket edemedim.

Tepkisizce beni bırakmasını bekledim.

Onu itmedem. Çünkü itecek gücü kendimde bulamıyorum.

"İyi misiniz?"dedi barış'a da bakıp.

Beni bıraktığında barış gözünün ucuyla babama bakıp 'hmm'ladı.

Bende Kafa salladım.

Sonra babamın yanına avukat abi ve Karan'da eklendi.

"İyi misin? Bir şeyin var mı?"diyen Karan ile yüzümü başka yöne dönüp kafa salladım.

"Bende bir şey Yok ama barış'ın gözü kızardı."dedim sonra barış'a dönüp.

"İyiyim Bir şey Yok sadece kızardı eve gidince buz koyarım geçer."dedi barış.

Avukat abi ile gözümüz kesiştiğinde beni süzüyordu sanırım hasar tespiti yapıyordu.

"Tamam. İmza atmanız gereken yerler var onları haledip gidelim."diyen avukat abiyi takip etmeye başladık.

"Adamlar nasıl geri çekti şikayetlerini? "Diyen barış'a avukat abi kınarca bakıp konuştu.

"Adamın iki gözüde morarmış burnunu da kırık, kadının heryeri tırnak izi,Tokat iziyle dolu. Çok Zor oldu şikayeti geri çektirmek en sonunda babam bizim Antalya'da ki otellerden birinde üç günlük tatil teklif edince şikayeti geri çektiler."diye açıklama yaptı avukat abi.

Biz kafamızı salladık.

"Az bile yaptım pezevenke. Alisa'yı resmen yere fırlattı."diyen barış ile Karan ve babam olduğu yerde durdu.

"Alisa'yı yere mi itti?!"diyen babam'ın sesi ile irkildim.

O ses benim Minoş yüzünü gördüğüm babamdan mı çıktı?

"Evet yamaç size söylemedi mi?"diyen barış'la bakışlar avukat abiye döndü.

"Ben senin çenenin yayını si-"cümlesine davam etmeden gözlerimiz kesişince sustu.

"Bize niye söylemedin lan? Birde adama tatil teklifi yaptık!"diyen Karan'la avukat abi konuştu.

"Bu yüzüden. Zaten adamla kadın inat çıktı. Şimdi birde siz araya girerseniz ortalık iyice karışır diye söylemedim."

"Adam kızımı itmiş. Anlından öpmemi mi bekliyordun yamaç?! Burada mı hala o it?!"diye bizi geçip ilerlemeye başlayan babamın kolundan avukat abi tutarken Karan konuştu.

"Tutmayın adamı kızı olduğu Yeni aklına geldi!"diyen Karan'la kaşlarımı çatıp ona döndüm.

Alakası bile olmayan bir konuydu ama bu Karan dı! Burada olduğum süre boyunca babama en olmadık,en saçma şeylerle sürekli laf sokmaya çalışıyordu!

Derin bir nefes alırken karan'ın yüzüne baktım konuştum.

"Dedi kendi kardeşini unutan kişi!"Benim konuşmam ile ortaklık karıştı.

Karan ve babam sözlü Bir tartışma yaşarken avukat abi onları durdurmaya çalışıyordu.

Etraftan geçen polisler onlara bakıyordu.

Sonra onları ayırmak için olaya barış'ta dahil olunca birkaç dakika sonra ikiside ayrılmıştı.

Babam Karan'a kınayıcı bakışlar atarken Karan ona sinirle bakıyordu.

Karan sonra bana döndüp üzgünce baktı.

Umursamaz gibi davrandım.

Ama atığı o bakış beni yüreğimi Burkmuştu.

Üzgünüm ama benimde canım çok yandı siz beni unutuğunuzda.

Bunu yapmak zorundayım.

Karan ve babamın arasında ben ortaya çıktığımdan beri değişik bir çekim vardı.

Karan sürekli babama laf atıyor. Babamda sessiz kalıyordu.

Ama bu sefer susmamıştı.

Ve kavga çıkmıştı.

Ve bu Benim yüzümden değil. Bana olan pişmanlık duyguları ağır bastığıdan olmuştu.

Karan dışarıda beklediğini söyleyip yanımızdan giderken bizde gereken işlemleri halletmeye gitmiştik.

Kısa bir süre sonra karakolda işimiz bittiğinde hep beraber arabalara yerleştik.

Ben, barış ve babam bir arabada. Karan ve avukat Abi'de Karan'ın arabasında gidiyorduk.

Sessiz geçen bir araba yolculuğundan sonra eve gelmiştik.

Arabadan hızla inip barış'la beraber herkesten önde ilerlemeye başladım.

Zaten açık olan kapıdan içeri girdiğimizde bize doğru koşarak gelen Ege'ye baktım.

Koşarak barış'a sarılırken gözüm arkada bizi bekleyen aile üyelerine takıldı.

"Abi iyi misin? Bir şeyin yok değil mi?"diyen Ege ile barış konuştu.

"İyiyim koçum. Kaporta biraz çizildi ama sorun yok."dediğinde Ege Kafa sallayıp bana döndü.

"Sende iyi misin?"dediğinde tebessüm edip Kafa salladım.

Yanımıza gelen diğer aile üyeleri tek tek nasıl olduğumuzu sorduktan sonra hepsine yine aynı mesafeli sesimle karşılık verip odama çıkacağımı söyleyip yanlarından ayrıldım.

Odama girince hemen yatağıma ilerledim.

Birden bire üstüme çok büyük bir yorgunluk çökmüştü.

Ve çok uykum vardı.

Sanırım bugün yaşananlar yüzünden yorgun düşmüştüm.

Yatağımın içine girdikten sonra gözlerimi kapatım.

Uykum vardı ama uyuyamıyordum.

Yatağın içinde yuvarlanıp dururken kapının çalması ile yataktan çıkmadan konuştum.

"Gel."

Yatağın içinde yan döndüp gelen kişiye baktığımda bunun Esra abla olduğunu gördüm.

"Müsait misin? Seninle Biraz konuşmak istiyorum."dediğinde yatağın içinden çıkıp oturur pozisyona geçip kafamı salladım.

Esra abla kapıyı kapatıp yanıma gelip oturdu.

Gözlerini kaçırıp duruyordu. Aradan sessiz geçen birkaç dakikanın ardından sesini duydum.

"Özür dilerim..."

"Ne için?"

"Herşey için. Seni bu oyuna dahil ettiğim için. Dün seni unutuğum için. Çok utanıyorum. Sen ben üzülmeyeyim diye bu oyunu kabul ederken ben seni unuttum. Çok pişmanım. Senin üzülmeni istemiyorum. Ben çok özür dilerim Alisa...bir şeyler yapmaya çalışıyorum oğlum için senin için ama kafam o kadar karışık ki bazen ne yaptığımı şaşırıyorum... yaptığım şeyin savunulacak Bir yanı yok. Ama bana kin tutma olur mu? Çünkü ben seni üzecek hiçbir şey yapmak istemem..."dedi göz yaşları eşliğinde.

Benimde gözlerim dolarken, titrek Bir nefes aldım.

Onun kafası çok karışıkken birde ben onu yormak istemiyordum.

Ama kalbim o kadar çok acıyor ki Kendi acımdan dolayı bencilik yapıp kimseyi affetmiyorum.

Esra abla eliyle göz yaşlarını silerken konuştum.

"Ben Sanki kendimi dışlanmış, istenilmiyormuşum gibi hisetim Esra abla. Canım çok yandı yanıyorda sizi affedemiyorum. Sen üzülme ama ben size kızmıyorum. Kendime kızıyorum bu kadar çabuk kandırıldığım için."dedim gözümden yaşlar akarak.

Esra abla hıçkırarak ağlarken kendimi tuttum.

Üzgünüm Esra abla ama herkesin acıları var...ama bu senin beni unutuğun gerçeğini değiştirmiyor.

"Lütfen böyle söyleme. Kendimi çok kötü biri gibi hissediyorum..."dedi göz yaşları ile.

Sen çok iyi Bir kadınsın...

Ama ben çok bencill Bir insanım.

Yanımda ki komidinin üstünde duran peçeteden bir tane çıkarıp Esra ablaya uzatım.

"Daha fazla ağlama. Ben size hep küs kalacak değilim. Ama şimdi sizi afedersem kendime çok büyük Bir haksızlık yaparım."dedim.

Şu an üzülmemesi için diye Bileceğim tek şey buydu.

Elimdeki mendili alıp göz yaşlarını silerken konuştu.

"Beni affetmen için ne yapabilirim?"

"Bir daha beni unutmayın Yeter."dedim gözümden bir yaş akarken.

•••

Büyük bir yorgunlukla gözlerimi açarken titrek bir nefes aldım.

Bütün vücudum sanki uyuşmuş gibiydi.

Gözlerimi zorla açarken üstümde ki yorganı zorla üstümden itim.

Kendimi çok halsiz hissediyordum. Aynı zamanda bitkin.

Ateşim yoktu. Ama çok yorgundum. Ve uykum vardı.

Birden bire ne olmuştu bilmiyorum ama kendimi hiç iyi hissetmiyordum.

Zorlukla yataktan ayaklarımı aşağı sarkıtıp ayağa kalkmaya çalıştım.

Ama başımın dönmesi ile yatağa geri oturdum.

Gözlerimi sıkıca açıp kapatım. Sonra yine ayağa kalmayı denedim. bu sefer dengemi sağlarken komidinden destek alarak kendimi biraz ileri itim.

Yavaşça kapıya ilerlerken Zor açık tutuğum gözlerimle havanın kararmış olduğunu gördüm.

Elimi kapının koluna koyup kapıyı açarken kendimi dışarı attım.

Dışarı çıkar çıkmaz karşı odadan çıkan Karan'la göz göze geldik.

"Alisa iyi misin?"diye hızla bana doğru gelmeye başladı.

Ben gözümün kararması ile dengemi kaybedip yere düşmeyi beklerken bir çift kol tarafından yakalandım.

Beni sımsıkı tutan kolarla havalandığımı hisetim.

Uyku ile uykusuzluk arasında İnce bir çizgide gibiydim. Herşeyi hissediyor, duyuyor, farkındaydım ama hareket edemiyordum.

Gözlerim çok az bir şekilde açıken Karan hızla merdivenlerden inmeye başladı.

Tabi konağı ayağa kaldıracak bir şekilde bağırarak yardım istemeyide unutmuyordu.

Arada endişeli gözlerle bana bakıp uyanık kalmamı söylüyordu.

Alt kata yaklaştığımızı aşağıdan gelen seslerle anladım.

Artık gözlerim tamamen kapanırken duyduğum son şey babamın endişe doldu sesiydi.

"Alisa!"

Bölüm sonu

16 yorum