İçeriğe geç

ULUBEYLER

Bölüm 10 · 13 dk okuma

ULUBEYLER

Bölüm 10

10.Bölüm

Alisa'dan devam;

Yatığım yerde yuvarlanıp, bacaklarımı yataktan aşağı sarkıtıp kayarak yere düştüm.

Sürünerek zar Zor kıyafet odasına girip giyeceğim kıyafetleri alıp banyo'ya ilerledim.

Evet banyo yapacaktım ve buna acayip derecede üşeniyordum!

Banyo'ya girip kendimi bir güzel kıyafet yıkar gibi yıkadıktan sonra, güzel kokulu şampuanlar'dan saçıma döküp hiç düşünmeden çitiler gibi kafamda yaymaya başladım.

Saçımıda iki kere şampuanla yıkadıktan sonra biraz daha suyun altında kalıp çıktım.

Hemen bornoza sarılıp tenime yapışmış siyah saçlarımıda bir havlu yardımıyla yukarıdan topladım.

Burdan kıyafet odasına girmeye üşendiğim için kıyafetlerimi getirmiştim.

Kıyafetlerimi giydikten sonra yüzüme odada bulunan cilt bakım malzemelerin'den bir tane sürüp, elerimi kafamdaki havluya atıp hemen çıkardım.

Elime tarağı alıp saçlarımı taramaya başladım.

Saçımı taradıktan sonra hala biraz ıslak oldukları için havluyla nemini yüz üstü alıp hemen tarakla son dokunuşu yaptım. Hâlâ biraz daha ıslak olduğu için kötü gözükse de tepeden bir topuz yapıp, sonrada dağıtığım banyoyu toplayıp çıktım.

Saç kurutma makinesi ile saçımı kuruta bilirdim ama ben kendiliğinden, doğal kurumasını daha çok seviyorum.

Evet biraz zor kuruyordu ama yinede seviyordum böyle kurutmayı.

Banyodan çıktıktan sonra odadaki boy aynasından kendimi süzdüm.

Güzel olmuştum.

Öğlen ki hayvan kürküne benzeyen saçlarımın yerini- ıslak olduğu için pek güzel gözükmesede-daha düz bir hal almıştı.

Yüzüme kullandığım cilt bakım malzemesi sayesinde cildim güneş gibi parlıyordu.

Gerçi sadece bir nemlendirici sürmüştüm. Çok fazla şey yapmamıştım.

Yani kısacası şu son birkaç gün ki hallerimden katbekat daha iyi duruyordum.

Aynadan kendimi daha fazla süzmeyip komidinin üstünde Duran telefonu elime alıp yatağa tekrar oturdum.

Öğlen kuzenlerim'le olan konuşmadan sonra odama çıkıp boş işlerle uğraşmıştım.

Tabi odaya çıkmadan önce söylediğim son sözler ortada bomba etkisi yaratmıştı.

Hepsine birden kal gelmişti.

Ee tâbi adamlar o kadar sevindi sevgilim Yok diye.

Hayır benim anlamadığım yer neden benim sevgilime bu kadar taktılar?

Ama lodos abinin ben bunları söyledikten sonraki yüz hali görülmeye değerdi.

Adamları küçük bir yalan söyleyip ters köşe etmiştim.

Bunları söyledikten sonra onlara el salayıp ışık hızıyla odaya uçmuş'tum.

Yani küçük Pembe bir yalan söylemiştim.

Tabi ki sevgilim yoktu!

Ki olsa hiç birşey yapamazlar... gerçi öyle çok baskıcı insanlarada benzemiyorlar.

Onların ki sadece kıskançlık.

Neyse odaya geldikten sonra yiğit kuşum'u arayıp durumu ona anlatmıştım.

Tâbi ondan Bir ton azar işitmiştim.

En sonunda yiğit'i zar zor sakinleştirip iyi olduğuma ikna ettikten sonra onu hergün arayacağıma ya da mesaj atacağıma dair bir söz verip telefonu kapatmıştım.

Sonrası boş işler...

Elimde tuttuğum telefonu ne yapacağımı unuttuğum için geri komidine koydum.

Seslice oflayıf kapıya baktım.

Bence biraz etrafta dolaşabilirdim.

Fazla Uzak değil sadece konağın çevresinde.

Gözlerimi odadaki saatte gezdirdim.

Saat 17:26 geçiyordu.

Bugün Esra abla'nın ailesi buraya gelecekti.

Yani Akif Abi'de gelecekti.

Güneş Daha batmamıştı.

Ve onlar gelene kadar dışarıda dolaşmak bana iyi gelebilirdi.

Hem iki gündür bu konakta otur otur sıkılmıştım.

Benim içinde değişiklik olurdu.

Yavaşça oturduğum yerden kalkıp topuz yaptığım saçlarımı bozdum.

Saçımı yandan bir örgü yapıp, telefonu elime aldım. Odadan çıkmadan önce ne olur ne olmaz diye yanımada biraz para aldım.

Odadan çıktığım zaman tam karşımdaki odanın kapısıda açılmıştı.

Odadan dağ ayısı Karan çıkmıştı.

İlk başta beni fark etmese de sonradan gözlerimiz kesiştiğinde olduğu yerde durmuştu.

Beni süzdükten sonra odanın kapısını kapattı.

Ben ondan bakışlarımı çekip merdivenlere doğru yürümeye başladım.

Duyduğum ayak sesleri ile arkamdan geldiğini anladım.

Bugün Sabah onunla geçen küçük konuşma aklıma gelmişti.

Tam bir deli gibi davranmıştım karşısında.

Ama umurumda değildi!

Merdivenlerden inerken yanımda Kocaman Bir beden hisettsemde o tarafa dönüp bakmadım.

Atığı Sert adımlar biraz germişti.

Hep böyle miydi?

İkimizde çok ciddi bir şekilde merdivenlerden iniyorduk.

Ayak seslerimiz bulunduğumuz yerdeki tek sesti.

Acaba ne düşünüyordu?

Beni suçluyor muydu?bu olaylar yüzünden.

Bana o gün geldiğimde sen kimin adamısın gibi tabirler kullanmıştı.

Niye öyle demişti orası ayrı tabi.

Ya da ona bunu düşündüren neydi?

Kafamı iki yana salladım.

Bunları düşünmeyecektim!

Biraz hava alacaktım ve bunları bir kaç dakikalığına düşünmeyecektim.

Merdivenler bittiğinde avluya kısa bir göz atım. Yine kimse yoktu.

Bir tane kadın vardı avludaki oturma gurubunu temizliyirdu.

Otuzlu yaşların ortasında bir kadındı.

Sanırım evin çalışanı.

Gözlerimi ondan çekip kapıya doğru ilerlemeye başladım.

Sırtımda onun bakışlarını hissediyordum.

Kapının önüne gelince tam kapıyı açacakken onun sesini duydum.

"Bir yeremi gidiyorsun?"dedi tok ve Sert bir sesle.

Ayı!

Arkamı döndüp ona baktım.

"Evet, biraz dışarıda dolaşacağım."dedim onun aksine sakin bir sesle.

Verdiğim cevapla kaşları çatılırken buraya doğru yürümeye başladı.

Aramızda beş adımlık mesafe vardı onun atığı iki adımda aramızda daki-bana göre 5 adımlık olan-mesafeyi kapattığın da.

Aramızda bir adımlık alan kalmıştı.

Kaşlarımı çatıp onun Sert yüzüne bakmıştım.

"Peki kimin haberi var dışarı çıkacağından?!"dedi elerini arkada birleştirip, aramızdaki boy farkı yüzünden biraz aşağı eğilirken.

"Dışarı çıkarken izin mi almam gerekiyor?!"dedim onun gibi aynı çıkartmaya çalıştığım Sert sesimle.

Benim tepkimle dudağı yukarı kıvrılır gibi oldu ama hemen geri düzeltip dudağı düz bir çizgi halini aldı.

"Hayır. Sadece kimseye haber vermeden gittiğinde başına bir şey gelirse diye soruyorum! Ayrıca buraları bilmiyorsun kaybola bilirsin!"dedi düz bir sesle.

Kaşlarım çatıp konuştum.

"İyi o zaman haber vereyim!"dedim sırıtıp.

Sonra elimle yüzüme gelen saç tellerini çekip, yerimde biraz kıpırdandıktan sonra aşağıdan ona bakıtım.

pür dikkat beni izliyordu.

"Dışarı çıkıyorum! Şimdi haberin oldu!izninle gidiyorum."dedim Zoraki bir gülümseme ile.

Sonra gülümseme yüzümde yavaşça solarken.

Bana kaşlarını çatmış adamı umursamadan arkamı döndüm.

Yine tam kapıdan çıkacaken onun alay barındıran sesini duydum.

"İzin vermiyorum!"

Kaşlarım iyice çatılırken, burnumdan sinirle soluldum.

Hızla arkama dönüp karşımdaki kibarlıktan hiç bir şey anlamayan dağ ayısına baktım.

Sırıtarak bana bakıyordu.

Benimle niye durduk yere uğraşıyordu bu!

"Bende geliyorum!"dedi.

Kaşlarımı iyice çatıp, sinirden tepinmemek için kendimi zor tuttum.

Şimdi bunun karşısında rezil olduğuma değmezdi!

"Banane ya! nereye gidersen git!"dedim sinirle.sonrada arkamdaki ayıyı umursamadan kapıyı açıp kendimi dışarı attım.

Arkamdan onun insanı sinir eden gülüşünü duydum.

Ellerimi sıkıp kafamı yukarı kaldırıp derin bir nefes aldım.

Omuzumdan arkama baktım.

Oda konaktan çıkmış kapıdaki adamlara bir şey söylüyordu.

Artık ne söylediyse kapıdaki adamlardan biri elini beline atıp silah çıkarıp ona uzatı.

Karan silahı adamdan alıp beline yerleştirdi.

Sonrada yavaşça arkasına döndü.

Benim gözlerim şokla açılmış ona bakarken o normal bir yüzle benim yanıma gelmeye başladı.

Bu silahı niye aldı şimdi?!

Ulan! yoksa?

Lan! bu manayak beni vurmasın!!?

Yok canım öyle bir şey yapamaz o!

Hele bir yapmaya kalksın!ben onun ağzına nasıl sıçıyorum görün bakın!

Tedirginliğimi beli etmemeye çalışarak önüme döndüm.

Ben aklımda bana yapacağı bir harekete ne yapacağımı hesaplarken o yanıma çoktan gelmişti.

Eliyle önümüzdeki yolu gösterdi hadi der gibi.

Oldu seninle geleyim de beni hemen öldür!

"Niye seninle geliyormuşum?!"dedim kaşlarımı çatıp.

Yüzüne baktım.

Benim verdiğim tepkiyle kafasını yukarı kaldırdı sabır dilercesine.

"İnat etme işte buraları bilmiyorsun kaybolursun!"dedi sitemkar bir sesle.

Kaybolmam ben koçum!

Pardon ayım!

"Kaybolmam ben korkma çocuk değilim! Hatırlarsan İstanbul'dan buralara kadar tek başıma geldim!"dedim.

Yani işte böyle mükemmel bir insanım aynı zamanda!

Dediklerimle derin bir nefes alıp ağzında birşeyler homurdandı.

Elini beline koyup arkasını döndü.

Sinirli gözüküyordu!

Bana ne!?

Yine yüzünü bana döndüp sinirli Bir sesle konuştu.

"Kızım inatmısın sen! Sana kaybolursun diyorum neyi anlamıyorsun!?"

Ofladım.

Sonrada göz devrip gösterdiği yoldan yürümeye başladım!

Bu ayı'yla uğraşacağım diye kaç dakikadır buradaydım.

Şimdiye dolaşıp gelmiştim bile!

Benim yürümemle oda bir adım gerimden yürümeye başladı.

Beş dakika yürüdükten sonra kalabalık bir sokağa girmiştik ve herkes bize bakıyordu!

Niye bakıyor bunlar?!

Sessizce yürürken etraftaki insanların fısıldaşmalarını duyuyordum.

'arslan Ağa'nın başka karıdan kızıymış diyorlar.'

'esra hanım evden kovmuş diyorlar ama gitmem diye zorla kalıyormuş utanmadan!'

'yazık...ben bu kızın yerinde olsam kimsenin yüzüne bakamazdım.'

Bana ettikleri lafların hiç birini umursamadım.

Çünkü artık alışmıştım.

İnsanların küçümser bakışlarına! İğrenç sözlerine!

Bulunduğumuz kalabalık sokaktan çıkıp Daha tenha bir sokağa girmiştk.

Sokakta beş kişi anca vardı.

Benim tarafımdaki duvara yaslanmış iki kız vardı.

Yanlarında bir tane market vardı.

Marketin önünü süpüren bir amca bir de motosikletli bir kurye vardı.

Yanlarında geçtiğimiz iki kızın fısıldaşmasını duyduğumda olduğum yerde dondum kaldım.

'annesi fahişeymiş diyorlar. yazık! Bir fahişenin kızı olacağıma kendimi öldürürdüm daha iyi!'

Sen kimsin benim anneme laf ediyorsun!?

Ulan az dışarıda dolaşayım dedim beyinsizin biri yüzünden bütün günüm sikildi!!

Sinirle soluyup, iki gerizekalıya doğru döndüm tam üzerlerine doğru yürüyeceken kolumdan tutulmamla durakasadım.

Karan kollarımdan tutmuş bana bakıyordu.

Sinirle ona doğru dönüp konuştum.

"Sakın beni tutma bana ettikleri her lafa Okey umursamam ama anneme edilen lafın altında kalmam!!"diye tısladım Karan'a doğru.

Karan'nın dudağı yukarı doğru kıvrılırken kızlara saf öfke dolu bakışlar atı ve konuştu.

"Sani tutmayacağım sadece fazla zaman harcama diyecektim. Ayrıca sana edilen lafa da Okey olma!"dedi ve kolumu bıraktı.

Aferin lan Karan gözüme girmeye başladın işte.

Ben sırıtarak omuzundan arkamdaki kızlara bir bakış atım. O sırada Karan'da az arkamızda ki duvara gidip yaslanmıştı cebinden çıkardığı sigara paketinden bir tane sigara alıp yine cebinden çıkardığı çakmakla tutuşturup dudaklarına götürürken sırıtarak arkamdaki kızları göstermişti bana.

Ve karan'ın sigara içtiğini öğrenmiş olduk.

Karan karizmatik bir şekilde sigarasını içerken ben arkamı dönüp aralarında konuşan ikiliye baktım.

Beyinsizler!

Gerçekten bugün bunu Daha iyi anlamış oldum bağzı insanların olaylara bakış açıları gerçekten iğrenç!

Hayır bilmediğin bir konu hakkında bu kadar kolay yorum yapmaları ayrı birşeyken annem hakkında ettikleri laflar!!

Beni deli ediyordu!

Tamam farzetki benim annem fahiş'e ulan sanamı kaldı?!! benim ne yapıp yapmayacağım!

Ellerimi cebime koyup yavaşça ikiliye doğru yürümeye başladım.

Şu an annem'e tekrar teşekkür ediyorum beni dövüş kurslarına götürdüğü için.

Biz İstanbul'da yaşayan iki yalnız kadındık ve her an başımıza birşey gelebilirdi!

Çünkü dünya şerefsizlere dolu!

Bu yüzden annem herhangi bir soruna karşı kendimi korumam için dövüş kurslarına göndermişti beni.

İyikide göndermiş.

Benim onlara doğru geldiğimi fark eden,az önce annem hakkında o kötü lafı Eden kız bana bakmaya başladı.

Kızların tam önünde durunca ikisinide süzdüm.

Annem hakkında kötü konuşan kız sarışındı, Benim yaşlarımda duruyordu boyu benimle aynı gibiydi.

Diğer kız ona nazaran daha uzun du.

Kızlar bana anlamazca bakarken sırıtıp konuştum.

"Kimsin sen?!"dedim sarışın kıza hitaben.

Kızın kaşları çatılırken ben iyice gülümsedim.

Arkamdan beni izleyen karan'nın varlığını unutup Sarı kızın saçlarına yapışıp yolmaya başladım.

"Sen kim köpek!? Benim annem'e laf ediyorsun!!? Ha!? yollarım kızım seni!"deyip kızın saçlarını ikiye ayırıp bir tarafını sağ elime diğer tarafını sol elime alıp çekmeye başladım.

Sarı kızın tiz çığlıkları boş sokakta yankılanırken diğer kız iki adım geri gitmiş dehşetle bana bakıyordu.

Sırıtım.

Ve sarı kızın saçlarını yolmaya devam ettim.

"Aaağğ manyak! Bırak saçımı?!aağ bırak be! Kevser yardım etsene kızım aağğ bırak kızım saçımı!!?"diye çığlık atarak konuşuyordu.

Birden ellerimden kurtulup bana tokat atmak için elini kaldırdığında elini hızla tutup ters çevirdim.

Elini test çevirmemle kız dizlerinin üzerinde çökerken tiz Bir çığlık daha atı!

Elimi kaldırıp kıza en afilisinden bir Tokat yapıştırdım.

Atığım tokatla duvarla öpüşürken bir çığlık daha atmıştı.

Elimdeki kıları iğrenerek atıyor bir yandanda duvara yapışan kızın ayağa kalkmaya çalışmasını izliyordum.

Diğer Kevser denilen kız çoktan koşarak kaçmıştı.

Göt korkusu başa bela!

Elimle işim bitikten sonra yerde oturmuş bana öldürücü bakışlar Atan sarıya baktım.

Sarı saçları dağılmış, duvara çarpan yüzü çizilmiş, ağlayarak bana bakıyordu.

Göz devirip ona doğru ilerledim.

Tam önünde durup elimle çenesini kavrayıp bana bakmasını sağladım.

Yavaşça yere eğilip tek dizimin üzerine çöktüm.

"Eğer!...bir daha!... bilmediğin konulara burnunu sokarsan! seni bulup bu Mardin sokaklarına zift diye döktürürüm anladın mı beni!!?"diye kükredim.

Şuan sinirden kızardığıma eminim.

Benim arkası boş tehtidim karşısında baya korkan kız titremeye başladı.

Usulca kafasını salladı.

Sırıtıp elimle yüzünü itip bu sefer yerle öpüşmesini sağladım.

Yavaşça yerden kalkarken sarı kız korkusundan benden önce yerden kalmıştı bile.

Benden hızla uzaklaşırken boş tehtidinide duymamazlıktan geldim.

"Bitin kızım sen!Bana bulaşmayacaktın!! Mardin'de olduğun sürece sana buraları dar edeceğim! göreceksin aaağğ"diyerek tehdit lerine devam ederken sokağın sonunda yere düşmesi ile yine o iğrenç çığlığını atı.

Yüzümü buruşturup, göz devirdim.

Sonrada varlığını unuttuğum Karan'a döndüm.

Bana hayranlık dolu bakışlar atıyordu.

Elimle üzerimdeki tozları silip Karan'a doğru ilerledim.

"Hadi gidelim! bize yürüyüş yapmak haram zaten!"diye homurdanmayı unutmadım.

Karan erkeksi bir gülüş atarken daha önce onu hiç dikkatli bakmadığım aklıma geldi.

Esmer teni, büyük ve gösterişli vücudu, geceden bile kara gözleri, yüzüyle orantılı burnu, Yeni çıkmaya başlamış sakaları...

Harbi yakışıklı çocuktu!

Beni daldığım yerden onun sesi ile ayrıldım.

"Çok baktın maşallah demeyi unutma!"deyip sırıtarak önden yürümeye başladı.

Göz devirdim.

Kendini beğenmişin tekiydi!

Bende hızla yürüyüp ona yetiştim.

Malum Benim iki adamın onun bir adımına denk geliyor!

Yolda sessizce yürürken onun sesini duydum.

"Özür dilerim."

Olduğum yerde çakılı kalırken Karan'a baktım şokla.

Oda durmuş gözleri etrafta gezdiriyordu.

O benden özür mü diledi?!

Ben şokla ona bakıyordum.

Sonra birden Fazla tepki verdiğime karar verip omzumu silktim.

Sonra yine o konuştu.

"O gün geldiğinde kolunu sıktığım ve bağırdığım için..."diye ekledi.

Ha!

Lan doğru bu benim kolumu sıkmıştı!

Dağ ayısı!

Affetmem oğlum ben!

Önce sürünmen lazım!

Karan'a özür diletiğim için içimden kötü kadın kahkahası atım.

Ama dışımdan Kaşlarımı çatıp konuştum.

"Seni affetmedim... yani şimdilik."dedim ve bu sefer önden ben yürümeye başladım.

Onunda arkamdan ofladığını duydum.

Yine bana yetiştiğinde bu sefer aklıma gelen soru ile ben konuştum.

"O gün...bana kimin adamısın gibi sözler söylemiştin,niye öyle bir şey aklına geldi? Ya da sana bunu düşündüren ne?"dedim merakla az önce onun benden özür dilediğini unutup.

O kadar kolay affetmezdim kimseyi!

Biraz kinci bir insandım.

Yani benden çekeceği vardı.

Sorduğum soru ile yüzünde tek bir mimik bile oluşmadı! Öylece önüne bakarken bana cevap verdi.

"Bizim düşmanlarımız var ve senide onların gönderdiğini düşündüm."dedi uzatmayarak.

Kafamı anladım der gibi salladım.

Şimdi taşlar yerine oturuyordu!

Demek düşmanları vardı!

Aman banane be! bana buluşmasınlar kiminle düşmancılık oynarlarsa oynasınlar!

Ve kapının önünde adamlardan silah aldığı aklıma gelince bunun sebebinin de o düşmanları olduğunu anlamış oldum.

Önlem alıyordu!

Lan bunlar beni falan vururlar!

Yemin ederim dünyayı yakarım!

Sesiz geçen yürüyüşün ardından konağı gördüğümde sevinmiştim.

Çünkü yürümekten yorulmuştum!

Ve havanın kararmaya başladığını yeni fark ediyordum.

Birden kolumdan çekilmem ile sert birşeye çarpmam bir oldu.

Ne oluyor aq?

Burnumun ucu sızlarken elim burnuma giti.

Duvara çarptım herhalde?

Kafamı kaldırıp neye çarptığıma baktığımda bunun dağ ayısı Karan olduğunu gördüm.

Oha ama bir insanın yüzü, sesi, kişiliği Sert olur ama vücudunda mı Sert be mübarek!!

Karan'a ters bir bakış atarken o sırıtıyordu!

Arkamızdan gelen korna sesi ile beni neden çektiği ortaya çıktı.

Çekmeseydi araba çarpıp eşekler cennetini boylayacaktım.

"Artık bana Bir Can borcun var seni araba çarpmasından kurtardım."dedi saf alay barındıran Bir sesle, sırıtarak.

Göz devirdim.

Ve konuştum.

"Sen önce can yakmamayı öğren sonra can kurtarırsın!"dedim açıkta kalan kolumu gösterip.

Kolum morarmıştı ve hiç bir şey sürmemiştim.

Çünkü o kadar olayın arasında kolum aklıma bile gelmemişti.

Karan gösterdiğim yere baktığında ağzından birşeyler mırıldandı.

Sonra kolumdan tutup hızla eve doğru ilerledi.

Ama bu sefer daha nazik tutuyordu.

Evin önünde duran arabalara kısaca bir göz attım.

Sanırım az önce beni ezecek arabalar Akif abigilin arabaydı.

Ve Akif abigil gelmişti.

Benim bu akşamki planım beliydi!

Odaya çekilip sessizce oturacaktım!

O adamla kadını görmek istediğimi kesinlikle düşünmüyorum!

Kapının önüne gelince Karan bir an duraksadı.

Çünkü arkadaki arabadan anneanne ve dedesi inmişti.

İki şeytanda iner inmez kaşlarını çatıp bana bakmıştı.

Bense onlara göz devirmiştim.

Ellerimi sertçe karanın kocaman eleri içinden kurtardım.

Haşmet denilen bunak konuşmaya başladı hemen!

"Karan! Senin bu kızın yanında ne işin var!?"dedi iğrenirce!

Akif abi ve o gün orda olan iki adam daha inmişti diğer arabalardan.

Tepkisini ölçmek için Karan'a baktığımda kaşlarını çatmış eleri yumruk haline gelmiş dedesine bakıyordu.

Sinirlendiği boynundaki belirginleşmiş damarlarından belli oluyordu.

"Dede! senin bu kız dediğin Benim kardeşim anladın mı!?"dedi alçak tutmaya çalıştığı sesi ile.

Kardeşim?

Kardeşim dedi...

Bana kardeş dedi!

O benim abimdi değilmi?

Aynı babadan farklı annelerden olan abim.

Bugün Karan bir kere daha gözüme girmeyi başarmıştı.

Bugün dedesine karşı beni korumuştu.

İçimde tariflendiremediğim bir duygu vardı.

Ama iyi bir duyguydu.

"Karan!ne dersin sen bu kız'ı mı savunursun bize!!?"diye konuştu bunak teyze! Tabi bana iğrenç bakışlar atmayı unutmamıştı.

Aktif abi arada kalmış bir şekilde bize bakarken diğer iki adam bana kötü bakışlar atmakla meşkulerdi!

Onlarda göz devirmeyi unutmadım tabi.

"Evet annaanne bu kızı savunurum size, kardeşimi savunurum!"dedi saygısızlık yapmamaya çalışarak.

Ve bunun için büyük bir çaba sarf ettiği beliydi.

Karşımdaki iki bunak dut yemiş bülbüle dönerken, Akif abi Karan'a aferin adlı bakışlardan atıyordu.

Diğer iki gereksiz Karan'a kaşlarını çatmış bakıyordu.

Sonra karan elimden tutup, kapının önünde bekleyen-varlıklarını yeni farkettiğim-Ulubey ailesinin arasında hızla benimle beraber içeri girip merdivenlere yöneldi.

Bölüm sonu

15 yorum