İçeriğe geç

Ulu Büyücü

Bölüm 7 · 7 dk okuma

Ulu Büyücü

Bölüm 7

7. Bölüm: Ulu Büyücü Gücü

Sabah kalktığımda heryerim uyuşmuştu burada biraz tembelliğe alışmışım hamlanmam normal. Üstümü değiştirdim çantamı hazırladım yurttan çıkıp okulun binasına geçtim çantamı sıçrama koydum sonra yemekhaneye indim. Kahvaltımı yaptıktan sonra biraz gezmek için çıktım.

Saat daha 7'ydi okulun başlamasına bir saat vardı benim için önemli olan buraları bilmek kaçış ve güvenli rotaları çıkarmam lazım bunu Renkliden istiyebilirin ama kendi gözümle ve tercüme bağlı olursa daha sağlıklı olur diye düşünmüştüm.

Orman gibi biter vardı oraya doğru gittim burası kaçış rotası olur biraz incelemem lazım ilerlemeye devam ettim ilerlerken bir anda kalkan aktif oldu. Demek bu yüzden okulun arkasında bariyer yok. ~ (⁠ノ゚⁠0゚⁠)⁠ノ şok oluş~ Yürümeye ve etrafa bakmaya devam ettim burası çok sakin ve böyle yerleri bayılırım kuş ve doğanın sesi beni sakinleştirir. Gülümsedim o sırada bir ses duydum;

-Kayıp mı oldun?

-Hayır dedim kafamı yukarı kaldırdım ağacın dalında oturmuş bana bakan bir erkek vardı.

-Seni tanıyorum bu bizim 3. karşılaşmamız dedi

-Ben hatırlamıyorum dedim tepki vermeden.

-Sayayım hemen, kardeşimi gerirdiğin zaman, Senin yüzüne top geldiği zaman ve şimdi dedi. Ağaçtan aşağı atladı.

-Tanışalım benim adım Polat o gün için teşekkür edememiştim sağol dedi.

-Bende Yonca önemli değil dedim.

-İstersen okula gidelim az kaldı dersin başlamasına, eğer isterseniz?

-Olur teşekkür ederim dedim birlikte okula gitmeye başladık.

-Neden ağaçtaydınız acaba dedim sorgulamam lazım ne işi vardı acaba kötü birisi olabilir sonuçta her ne kadar güler yüzlü olsada.

-He o mu -güldü- biraz komik duruyordum değilmi? Açıkçası ben öğrenci konseyinde yer alıyorum okuldan birisi kayıp olmasın diye bazen okulun bu ormanlık yerinde bekleriz ne olucağı belli olmaz demi?

-Haklısınız dedim. Öğrenci konseyindeyse prensin yakın arkadaşlarından veya soylulardan oluşan bir grup öğrencilerle ilgili herşeyi hallediyorlardı. Aklımda bulunsun öğrenci konsey üyelerini araştırmam lazım...

-Arkadaşınız yok mu? Dedi. Sananeeee? Demedim tabiki;

-Yani çok yok biraz soğuk bir insan olduğum için herkes benden korkuyor buda otomatik arkadaş sayımı etkiliyor dedim.

-Aslında soğuk bir insan olsanda iyi bir insan olduğum anlaşılıyor merak etme artık bende senin arkadaşlarından biri olurum dedi ve gülümsedi.

Neden benimle arkadaş olmak istesin ki bir insan? İnsanlara soğuk davranan çok konuşmayan bir kişiyle arkadaş olmak neden istesin ki anlamıyorum.

-Okula geldik Yonca öğlen yemeğinde tek kalırsanız ben geleceğim yanınıza, görüşmek üzere dedi ve gitti.

İnsan izin alır yaa! Bende yavaş adımlarla sınıfına gittim. Hafsa sınıfa endişeli geldi beni görünce rahatlamıştı koşarak yanıma geldi;

-Kızım sen neredeydin? Endişelendim her yeri talan ettik. İyimisin?

-İyiyim beni neden arıyorsun ki? Beni neden seviyorsun ki?

-Çünkü sen benim arkadaşımsın! Benim için çok değerlisin Yonca o yüzden seviyorum.

Sessiz kaldım önüne döndüm Yonca yanıma oturdu eşyalarını çıkardı. Öğretmenin gelmesiyle ders başlamıştı._zaman atlaması_ Öğlen arasına geldiğimiz vakit yanımda Hafsada vardı birlikte yemeklerimizi aldı boş bir mazaya oturduk yanımıza Polat geldi gerçekten sözünü tutmuştu ben şaka yapıyor zannetmiştim.

-Oturabilir miyim? Dedi Hafsayı görünce şok olmuş hemde gülümsüyordu;

-Oturabilirsin tabiki Polat hoş geldin dedim normal bir şekilde ama geldiğine mutlu olmuştum. Hafsa ise şok olmuş şekilde bana baktı;

-Yonca ne oluyor? Dedi. Polat sesli güldü

-Şaşırmanız normal çünkü bende sizi görünce şaşırdım hemen tanışalım ben Polat Yoncayla bugün tanıştık arkadaşız yani bende öğle yemeğinde size katılacaktım.

-Neee? Siz öğrenci konseyinden değilmisiniz saygısızlığı için beni bağışlayın benden başkasıyla görmediğim için şok oldum. O yüzden Sabah yorum yurtta!?

-Evet size haber vermem mi gerekiyordu? Dedim. Derin bir nefes verdi;

-Neyse benim adım Hafsa buyrun ayakta kaldınız dedi. Polat yemeğini koyup oturdu;

Yemekte ikisi konuşup durdu başımı ağrıttılar, bende arada cevap veriyordum. Yemekten sonra birlikte dışarı çıkmıştık yanımıza bir kız geldi;

-Böldüğüm için özür dilerim ama Polat, başkan seni çağırıyordu gelmen gerek.. dedi.

-Görüşmek üzere ben kaçar Yonca sana emanet Hafsa dedi ve gitti.

-Ben çocuk değilim kii? Neden emanet ediyor ki? Dedim sonunu kısık sesle söyledim.

-Neden mi? Belli değil mi dedi ve güdü Hafsa zilin çalmasıyla içeri giriyorduk.

Dersler bittiğinde yurda gittim üstümü değiştirdim ödevim olan kitaplarımı aldım renkli yanıma geldi;

-Efendim bir emriniz var mi?

-Evet Öğrenci konseyinde olan kişiler ve hayatlarıyla alakalı herşeyi istiyorum dedim.

-Emriniz olur hemen araştırıyorum dedi ve yok oldu.

Kütüphaneye gittim derdimi bitirip çıkıcakken bir ses duydum.

-Presim emrinizle Yoncayla baktım yanağında yaradan iz yok geçmiş dedi bu ses Polat'ın!

-Teşekkür ederim Polat benim yüzümden kimsenin zarar görmesini istemem için rahatlattın dedi.

-Önemli değil efendim birde dediğiniz evrakları getirdim ama masaların olduğu yerde hemen gidiyim dedi benim olduğum tarafa koştu benimde ilerlememle çarpıştık.

-Sende kimsin? Dedi Polat bana baktı;

-Ah Polat sen miydin dedim bacağımı tuttum acımamıştı ama kesin kızarmıştı bakmasını istemiyordum. Prensde bu tarafa gelmeye başlamıştı.

-Bakabilir miyim Yonca ? Dedi sakin ve ciddi bir sesle, ilk defa onu bu kadar ciddi görüyordum her zaman gülüyordu bu çocuk! Ama bu sefer olmaz!

-Hayır, gerek yok ben, ben gidiyim dedim tam kalkıcaktım elimden prens tuttu, iç ses: neeeeee!

-Eeee prens gerek yok iyiyim gerçekten, ahhh! Anlık inlemenle prense baktım bacağım şişmişti ona dokunuyordu, şimdiden ahhh bu hassas ciltle ne yapıcağım ben canavarla savaşırken hiç birşey olmaz ama düşünce şişiyor morarıyor offf

-İsterseniz sizi revire götürelim size baksınlar morarması çok kötü olmuş dedi dizime bakarak. Burada yelkenleri suya indirdim prensin dediğini yaptım.

Poyraz elimden tutmak için izin aldı kalkıp işleri yokmuş gibi beni revire kadar götürdüler. Merhem sürdü görevli bana sonra buz tutmam için buz verdi. Bu süre zarfında yanımdan ayrılmadı Prense ne kadar gitmesini istesemde o da kaldı yanımda utancımdan ölücem galibaa!

İşimiz bitince ben kız yurduna gittim onlarda kütüphaneye gitti odama girdiğimde Renkli insan formunda beni bekliyordu. Önemli birşey olmuş olmalıydı;

-Ne oldu Renkli dediklerimi araştırdım mı? Dedim

-Evet efendim birde size birisinden önemli bir mesaj getirdim dedi.

-Kraldan mı yoksa? dedim

-Hayır bir ulu büyücüden, Doğa ulu büyücü sizden birşey rica etti dedi Renkli;

-Ufff yine ne oldu acaba söyle bakalım dedim.

-Söylüyorum " Merhaba Gizemli ulu büyücü senden çok önemli birşey isteyeceğim umarım bu ricamı geri çevirmezsin. Benim doğduğum topraklarda (Toprak krallığı) bir tane canavar çıkmış şuan ben başka bir krallıkta çok önemli bir görevdeyim şuan büyücüler arasında sen en müsait olanımızsın lütfen oradaki canavarı öldürür müsün? Cevabını hemen versen sevinirim iyi günler." Bitti dedi Renkli.

-Tamam cevabımı söylüyorum, Merhaba Doğa ulu büyücü değerli isteğiniz bana ulaştı en kısa zamanda halledeceğim aklınız kalmasın sizede kolay gelsin. Bu kadardı git mesajımı ilet renkli dedim ona bakarak.

-Tamam efendim gidiyorum dedi ve ışınlandı birazdan hava kararcaktı bende yatağıma yattım akşam uzun bir işim vardı.

Renkli akşam beni uyandırdı yüzümü yıkadım, büyücü kıyafetlerimi giydim ve işaretimle ışınlandık bana baktı renkli;

-Efendim canavarın yanıma ışınlanmadık oranın yakınındaki bir köydeyiz dedi.

Kafamı tamam manasında salladım. Biraz ilerlediğinde ev vardı oraya gidip bilgi edinmem lazımdı. Evin kapısını tıklattım birtane genç kız titreyen sesiyle;

-Ne istiyorsunuz?

-Burada bir canavar varmış bende ona bakmaya geldim acaba canavar nerede bilginiz var mı?

-Canavar mı? Siz nereden biliyorsunuz 2 aydır onun yüzünden ne acılar çektik? dedi.

-Sizi anlıyorum bana onun yerini söyleyin gidip onu öldürceğim söz veriyorum dedim.

-Tamam ....

-Teşekkürler kendinize dikkat edin dedim evden ayrıldım. Renkliye baktım;

-Renkli sen bu evi koru içeride köylülerin hepsi toplanmış onlara zarar gelmesin diye geldim ben dedim.

-Biliyorum efendim, ben burdayım ama ihtiyacınız olunca beni çağırın dedi.

İlerlediğinde kızın tarif etti yere gelmiştim bundan sonra dikkatli bir şekilde ilerlemem lazım karşıma bir tane dev kurt çıktı kolayca onu öldürdüm. Birkaç şey daha çıktı onlarında hemen alt ettim. Sonra asıl sorun çıktı bir boss elinde değnek olan çirkin bir canavar ama görünüşü insan gibi evrimleşmiş.

-Benim yavrularımı kim öldürdü yere çömelmiş ağlıyordu; beni gördü

-Sen mi öldürdün hee! O zaman icabına bakalım dedi değneğine dokundu. İçinden dev kurt sürüsü çıktı değneğine bindi ve yukarı çıkıp;

-Şunu öldürün yavrularım intikamımızı alın! Dedi.

Yerimden oynamadım ve Şimşek büyüsünü yaparak onlarında yok ettim. Ama adam yılmadı ve 2 kat kurt çıkardı hiç endişe etmeden onlarında yok ettim. Adam şaşkınlıkla yukarıda kaldı bana baktı

-Yoksa sen olamaz sen o olamazsın! Sonlarda sesi titredi eline sihirli kılıcını aldım borsalar bu kılıçlar sayesinde yok oluyor büyü onları sadece durdurmayı başarıyor o yüzden çoğu büyücünün arkadaşı savaşçıdır.

Kafasını kestiğimde işini bitirmiştim. Buradaki işim kısa sürmüştü. Ellerimi kollarımı sallayarak geri döndüm, Renkli beni bekliyordu. Evin içine girip kötülerin yaralı olanlarına şifa büyüsü yaptım. Beni karşılayan kızda bana yardım etti bu vesileyle tanışmış olduk adı Rabiaymış. Sabah olmasına yakın evden çıkarken köylüler beni uğurladı gözden kaybolunca Renkliyle ışınlandı.

__Bölüm Sonu__

Diğer bölümlerde görüşmek üzere (⁠。⁠◕⁠‿⁠◕⁠。⁠)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.