_Yazardan_ Renkli mektubu ulaştırdığında Derya okumaya başladı. "Sevgili Teyze Sınavımı başarıyla kazandım önemli olan krala verdiğim söz zaten beni biliyorsun teyze ben söz verdiğimde yapmazsam bile o sözüm için ölürüm daha iyidir. Beni merak etme ne pahasına olursa olsun bu benim ilk görevim tmmladıktan sonra tekrar yanına geleceğim. Seni seviyorum, yeğenin Yonca" mektubu okuduktan sonra Renkliye döndü; -Ben bu kızla ne yapıcağım ya ablamın aynısı gerçekten verdiği söz pahasına öldü, ailesinden başla kimseye güvenmesi sonunun ablama benzemesinden korkuyorum. -Size iletmemi istediği bir mesaj daha var "Benim için endişelenmesin burada çok mutluyum" dedi -İçimi rahatlatmak istiyor ama bu konuda hiç başarılı değil. Biraz bekle bende ona mektup yazıyım dedi. -Tamam Derya hanım dedi Renkli ve mutfağa girdi enerjisini toplamak için yemek yemeye başladı. _Yoncanın Anlayımıyla_ Uyandığımda saate baktığımda saat 05.30'du. Uyanın üzerinden sadece 2 saat geçmişti elimi yüzümü yıkadım. Yatağımın altına baktığımda oradaydı bukalumun şekliyle sessizce; -Her an buradaki arkadaşların gelebilirler diye böyleyim efendi Yonca, Derya hanım size mektup gönderdi alın dedi ve elinden aldım, -Görevini tamamladın mı? Etrafı incelemeni istemiştim dedim.-Evet şuan bir sıkıntı yok birkaç şüpheli kişiyi gözüme kestirdim ve listelerini çıkarıp araştırma yaptım onlarıda dolabınıza koydum. -Teşekkürler renkli dedim gülümseyerek, içimi rahatlattın. -Önemli değil efendim görevim. Siz isterseniz dışarı çıkıp etrafı keşif edin dedi. -Yurda 8.30-9.00 en son giriş saati, 3 saat var daha o sırada verdiğin belgeleri ve mektuba bakıcağım gerek yok dışarı çıkmaya, ben böyle iyiyim Renkli dedim gülümseyerek. Sen orada rahatmısın? -Evet efendim çok güzel bir yatak yeri olmuş altına özek kuş tüyü yastığıyla çok rahatım dedi. -İyi rahatsan sıkıntı yokdur, oradan ben seni alamadığım müddetçe çıkma eğer yakalanırsa atılırım çünkü hayvan beslemek burada yasak dedim. -Biliyorum efendim beni hiç göremiyecekler merak etmeyin dedi güldüm Sonya yatagın altını kapattım. Dolabımı açıp duosyaları incelemeye başladım ciddiyetle, çoğunluğu gerçekten güvenilmez bir tipti elime aldığım bir kağıtla duraksadım. Ellerim titredi. Sercan Ulu Kara büyücü o da mı burdaydı? Nasıl ya peki neden renkli onu şüpheli listesine almıştı? Renklinin 6. Hisleri çok kuvvetliydi ve efendisine zarar vermeyecek birisini bu dosyalara almazdı rahatsızca yerimden kıpırdadım. Dosyaları yerine tekrar koydum. Mektubu alıp tekrar masama oturdum. " Sevgili yeğenim YoncaMektubun elime ulaştığında çok mutlu oldum okula kabul edildiğin için seni tebrik ederim. Kendini çok yormaman dileyiğle kendine dikkat et bebeğim. Biliyorsun ben senin annen sayılırım.
Seni seviyorum, Teyzen Derya"
Teyzemin yazdıklarına gülerek cevap vermeden duramadım;
-Ah teyze beni çok iyi tanıyorsun ama birşey unutuyorsun sen ben buradayken sadece çok az söyleyeciğim çünkü seni tehlikeye asla atmam, atamam...
Kapının açılmasıyla mektubu katladım ve zarfa koydum. İki kız gelmişlerdi;
-Aynı odada olduğumuza inanamıyuorum Selma!
-Bende Güneş, iyi ki akıl ettinde erken geldik, rahatça eşyalarımızı yerleştiririz diğerleri gelene kadar banyo bile yapabiliriz! Dedi Selma olan. Güneşde ona güldü sornra gözü odada gezinirken beni görmesyle hemen Güneşi dürttü.
Kızlar odaya bakarken beni fark ettiler Güneş; -Aaa! Merhaba dedi hemen gülümseyerek, ben Güneş yanımdaki arkadaşım Selma dedi. -Merhaba bende Yonca dedim. Konuşmak istemediğini anladıkları için önlerine dönerek eşyalarını yerleştirdiler. Odanın kapısı tekrar açılmasıyla son kişide gelmişti. Oda diğer kızlar gibi herkese selam verdi; -Merhaba oda arkadaşlarım ben Hafsa 7-B okuyorum dedi kendini tanıtarak; -Merhaba Hafsa bende Selma bende 5-A sınıfında okuyorum dedi; -Bende Güneş, Selmayla aynı sınıftayım tanıştığımız memnun oldum Hafsa dedi bu kız benim enerji hakkımı almış; -Bende Yonca seninle aynı sınıftayım dedim resmi şekilde samimi olmamı gerektirecek bir konu yoktu bu kızlarla ben buraya görevimi halledip gitmek için geçici olarak kaydolmuştum. Hafsa neşeli bir şekilde; -Çok güzel oh için çok rahatladı artık sıra arkadaşım bile belli oldu dedi. Ona biraz baktım gözlerini bana bakmiş ve tatlı bir şekilde bakıyordu ; -Ahh bunu yaptığıma inanamıyorum, olur ama çok benimle çok yakın olma! Dedim. Mutluluktan havaya uçtu kız.Tanımadığı birisi için neden bu kadar sevindi ki? Bana çok saçma geldi bu kız şüpheli davranıyor araştıracağım, yoksa beni mi tanıyor.... İmkansız gibi beni tanıyan çok az insan var ilkokul arkadaşlarımdan 7 kişi ve ailemden 5 kişi tanıyordu diğerlerine kıyasla bu azdı çünkü diğerleri hangi ülkeye giderse gitsin tanınmamaları imkansızken benim tanınma oranım imkansızdı... Saat 9 olduğunda görevli gelip bizi kontrol edip ışığımızı kapattı. Gündüz alarm sesiyle uyanıp hazırlanmaya başladım daha saat 5'di dersler ise saat 9'da başlıyordu kimseyle uğraşmak ve yüz yüze gelmemek için erken kalkmak mantıklıydı. Gidip biraz duş aldım ve üzerindeki uykuyu attım sonra okul formamı giydim. Saçlarını kuruladım ve saçlarımı açık bıraktım, hafif bir koku sıktım ve hazırdım çantamı hazırlayıp kütüphaneye gittim.Okul şuan çok sessizdi ama derslerden sonra buraların ne kadar kalabalık olacağını tahmin edebiliyordum. Kalabalıktan nefret ediyordum çok ses ve dar geliyordu bana ben sessizliği ve insan olmayan şeyleri çok severim, doğa, hayvanlar, uzay gibi şeylere bayılırdım. Kütüphaneye ulaşınca ders çalışmaya başladım Renkli yanıma bukalemun olarak ışınlandı; -Efendi Yonca sınıfta sizi takip edeyim mi? -Gerek yok ken sana birşey olursa çağırırım bilirsin telapik olarak haberleşe biliyoruz. (◕ᴗ◕✿) -Peki efendim o zaman ben yerime gidiyorum. Birşey olursa geber verin. -Dur, sana bir görev vereceğim akşam gelen kızlardan Hafsa Suluyu araştır, biraz garip bir kız kötü enerji almıyorum ama ban davranışları falan... -Tamam efendim size haberdar ederim dedi ve kayboldu. Saat 8.30 olmuştu, yavaştan eşyalarımı toplayıp sınıfa gittim. Sınıfa girip en son sıra ve camın ön tarafına oturdum. Biraz zaman geçince yanıma Hafsa oturdu; -Merhaba Yonca seni odada görmeyince bir an endişelendim, ama burada görünce rahatladım. -Neden benim için endişeleniyorum ki senin için birşey yapmadım ben... dedim -Bunu söyleyemem bu benim küçük sırrım. Belki sen benimle arkadaş olursan ve bana güvenirsen sana anlatırım dedi. Güldü ve eşyalarını sıraya koydu. Öğretmen zili çaldıktan sonra öğretmenimiz sınıfa girdi ve dersiniz başladı. Ders bitince eşyalarımızı toplayıp çantama koydum, çantamdan okuma kitabı çıkardım. Tenefüs boyu sınıfta o kitabı okudum. Zil çalınca kitabımı çantama koyup ders defeterimi ve kitabımı çıkardım.Öğretmen gelip dersi anlatmaya başladı. Bu dersten çıktıktan sonra beden dersi olduğu için soyunma odasına gittim. Etek yerine bol eşofman giyiyorduk ve bunun renginde kırmızıydı. Zil çaldığında diğerleri gibi sınıfa gittim. Öğretmen yollamayı aldıktan sonra; -Evet çocuklar yoklama bittiğine göre 2'li sıra olun ve beni takip edin dedi.Sırayla, sıra oturma düzeniyle ikişerli sıra olduk. Öğretmenimiz önde biz onu takip ediyorduk. Dışarıya çıktık isteyenler voleybol ve basketbol oynuyordu bende müsait bir yerde oturdum ve oynayan kişileri izlemeye başladım bu sırada yanıma Hafsa geldi; -Merhaba Yonca yanına oturabilirmiyim? Yüzüne baktım boş boş sanki oturacak başka yer yok; -Neden benim yanıma geliyorsun Hafsa? Başka yer mi yok? -Tanıdığım birisinin yanına oturacağıma tanıdığım kişinin yanına oturmak istemiştim ama istemiyorsan ayakta kalmayı seçerim dedi. Yanıma oturması ama yanımdanda ayrılmadı ben bu kızla ne yapıcaktım? Yüzümü beyzbol oynayanlara çevirip onları izlemeye devam ettim. Aslında işin onları izlemek değil buradaki herkesi gözetleyip tek tek dosyalatıyordum. Böylece en azından hiç bişey öğrenememekten daha iyidir. Şuan kendi sınıfım ve oda arkadaşlarımın olduğu sınıftakilerin bilgileriyle uğraşacağım. Kendi sınıfım bitmişti (1 sınıfta 20-25 kişi var) , Bir anda beyzbol topuna vuranın topu hızla bana yaklaşıyordu. Hızlıca gücünü kullanıp bariyer yapmak çok şüpheli zaten annemin yaptığı koruma büyüsünün etkisi her zaman benleydi zaten. Annem öldüğü için koruma büyüsü asla geçmezdi ölülerin yaptığı büyüyü uluslar bile çıkaramaz o kadar zor. Hafif rüzgar büyüsüyle bana vereceği hasarı azalttım. Gözlerimi kapattım umarım canım çok acımazdı, top yanağıma çarpıp yere düştü. Hemen başımı eğdim utandığım ve gizli kalmak için kendimi koruyamayan zavallı gibiydim. Yanıma birsürü kişi toplandı herkes merak ediyordu. Sonra sessizlik oldu Hafsa bağırdı; -Ayrılın başından biraz soluklansın kız dedi. Başındaki kalabalık azalırken yanıma birkaç kişi geldi, benim 3. Gözüm vardır şuan yüzümü bacaklarıma gömsem bile şuan neler olduğunu diğer gözümle görebiliyordum ulu büyücelere özel birşeydir bu bazen işime yarıyordu ama arada işte... -Yüzünüzü çıkarabilirsiniz acaba? diye bir erkek sesi duydum çok hafif ve sakin bir sesi vardı, 3. gözümle baktım bu 3. prens Atillaydı! Bunu çaktırmamalıydım. Elimi yanağıma tutup başımı kaldırdım acıdan sözlerim hafif yaşlıydı. Baktığımda 4 erkek 2 kız vardı başımda birde Hafsa yanımdan ayrılmamıştı hala... -Yanağınıza bakabilirmiyim acaba? Diye nazikçe sordu. Elimi hafifçe çektim. Şuan ne halde olduğunu tahmin olduğunu az buçuk tahmin edebiliyordum. Yanağıma hafif şişmeye başlamış dudağım patlamıştır. Atilla ban bakarken gözünü yanağımdan ayırmadı; -Verdiğin zarar için özür dilerim hanım efendi sizi hemen Cemre revire götürsün çok kötü olmuşsunuz öğretmininizle ben konuşurum dedi. Yanındaki kız yanıma geldi elini uzattı davetkar bir sesle; -İstersen gidelim dedi. Hafsa atladı; -Bende sizinle geliceğim, o benim sınıf arkadaşım dedi Atillaya bakarak. -Olur sende git o zaman dedi Atilla. Beni kaldırdılar birlikte revire gitmeye başladık.Revire gittiğimde hemen benimle ilgilendiler ve yanağıma bir sargı bezi bağladılar, dudağımın orayada yara bandı yapıştırdılar. Aynada kandime baktığımda çok komiktim kendime kahkaha attım diğerleri bana içkerinden "bu kız iyi mi?" deselerde ben çok iyiydim. Revirden çıktığımızd kız elini uzattı; -Tanışalım ben Cemre 14 yaşındayım 7/C sınıfında okuyorum. -Ben Yonca sınıfında okuyorum dedim elini sıktım, tanıştığıma memnun oldum dedim. Ben kendi içimden çığlıklar atarken bu kıza güzel bir gülümseme sundum. Prens Atilla'nın yanındaki bütün kerkesi de en ince detayına kadar araştırma gerekiyordu. Bu raporları birleştirip krala -renkli aracığıyla- ulaştıracaktım. -Bende Hafsa Yoncayla aynı sınıfta ve aynı odada kalıyorum dedi kıza kötü bakış atıp kolum girdi. -Biz gidelim Yonca dedi bende ona uydum kendimi rahatsız hissetmeye başladım. Sonra sınıfa çıktığımızda öğretmenimiz bizi yolda görünce bana baktı; -Yonca iyi misin olayları prensten duydum, istersen izin kağıdı alabilirsin. -Düşünceniz için teşekkür ederim ama derslerin bitmesine 3 ders kaldı zaten gerek yok dedim. Öğretmenim bana baktı; -Sen bilirsin kızım, kendine dikkat et dedi. -Sizde öğretmenim görüşürüz dedim.
3 derste bitince kendimi odama attım renkli yanıma hayvan formuyla geldi birisi onun benim omzunda olduğumu anlayamazdı.
-Efendim iyi misiniz? -İyiyim Renkli hatta mülemmelim çünkü prensi okulda görebildim bu büyük bir başarı... Bu arada sana vediğim görevleri yaptım mı? -Evet efendim Hafsa Sulu'yu araştırdım ama kızın geçmişi temiz hiçbir anormallik yok zaten Hafsa Ateş Krallığında yaşıyor. -Olsun Renkli bu kız benden birşey saklıyor ama ona güvenmem gerekiyormuş, sanki ona muhtacım!-Ama bugün öyle ol- -Renkli! Sen beni tanımamışsın ben istersem bu ülkedeki bütün herkesi serce parmağımın tırnağıyla öldürürüm hemde tek başıma !!! Ben buraya gizli bir görev yüzünden girdim bunu aklından çıkarma! Buradaki yaptığım her sakatlık, muhtaç kalma gibi şeyler hep rol gereği anladın mı beni dedim Renkliye baktım. -Peki o zaman efendim bana bir düello bahşedebilir misiniz? -Bunu beklemiyordum ama olur gel gidelim dedim. Renkli'yi bel çantama koydum ve yurttan çıktım okulun ahırından atımı aldım ve yola koyuldum. Atı son sürat sürdüm, şehirden bayağı uzaklaşıp ormanın içine girdim. Atı yavaşlattım sonunda dağ başına gelmiştik. Atımı bağladım ve ses geçirmeyen bariyer yaptım çok ses çıkacaktı çocuğum korkmasın...Renkli hayvan formundan dönüştü ve bir an üstüme yürümeye başladı hemen görünmezlik büyüsünü kullanıp ona saldırdım; -Korkmayın ben asla yaralanmam efendim. Ama siz bence dikkat edin.Sopamı yere vurdum görünmezlik ten çıkarken büyücü kıyafetim üzerimdeydi ona pislik bir şekilde sırıttım; -Seninle hiç düello yapmadım iyi olan kazansın...
_Bölüm Sonu_
Uzun hi aradan sonra upuzun bir bölüm.
Umarım eğlenerek oluyorsunuzdur.
Bu bölüm 1700 kelime
Kendinize iyi bakın ,(。•̀ᴗ-)✧