İçeriğe geç

Ukte

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Ukte

Bölüm 5

5. Bölüm

Saint beni engellediğinde, sanki nefes borum kesilmişti. Birkaç gün geçmesine rağmen durumun gerçekliği kafama dank etmedi. O, benim için sadece bir sevgili değil; hayatımdaki o belirsizliğin, o sıkıcı dükkanın ve boğucu rutinimin tek çıkış biletiydi. Onu kaybetmek, kendi gerçekliğime geri dönmek demekti ve ben buna hazır değildim.

Önce kendimi suçladım. "Neden o yalanı söyledin?" diye kendime kızdım. Sonra bu pişmanlık yerini çaresizliğe, çaresizlikse bastırılması imkansız bir dürtüye bıraktı: Ona ulaşmalıydım.

İlk sahte hesabı açtığımda ellerim titriyordu. İsmi, fotoğrafı, biyografisi... Hepsi rastgeleydi ama tek bir amacı vardı: Onun "çevremdekiler" kısmına düşmek. Günlerce Hornet'in o karanlık arayüzünde onu aradım. Sonunda onu bulduğumda, profilinin o steril, soğuk ve mesafeli duruşu yine karşımdaydı. Yazamadım. Sadece izledim. O, sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor, Kars'ın soğuğunda kendi rotasını çiziyordu.

Dayanamadım. Sahte bir hesap üzerinden, sanki hiç tanışmıyormuşuz gibi "Merhaba" yazdım. Cevap gelmedi. İkinci hesap, üçüncü hesap... Her birinde farklı bir karakteri oynuyordum. Kimi zaman nazik, kimi zaman gizemli, kimi zaman kaba. Saint ise bir duvar gibiydi. Yazdığım her mesajı okuduğunu biliyordum ama tepkisiz kalıyordu.

Bu süreç beni yavaş yavaş delirtiyordu. Ceren'e anlattığımda, "Oğlum, çocuk seni engellemiş işte, adamın üzerine bu kadar gidilmez," diyordu. Ama o, Saint'in o sessizliğinin altında yatan o keskin zekayı anlamıyordu. Saint, mesajları görüyor ve cevap vermeyerek beni cezalandırıyordu. Benim o "takıntılı sapık" haline dönüşmemi izliyor, belki de ekranın başında kendi kendine gülüyordu.

Bir gece, 5. hesabım üzerinden sınırları zorladım. Ona, aslında kim olduğumu bildiğini ima eden bir cümle kurdum: "Seni kimin tanıdığını bildiğini sanıyorum."

Bu mesaj, fırtınayı başlatan ilk kıvılcımdı. Saint, uzun bir sessizlikten sonra ilk defa cevap verdi. Ama cevabı, benim beklediğim o yumuşaklıkta değildi. "Kim olduğunu biliyorum. Yaptığın her şey, attığın her adım senin ne kadar zayıf bir karakter olduğunu kanıtlıyor. Bana bir daha yazarsan, senin bu davranışlarını polise şikayet edeceğim. Git, hayatına bir anlam katmaya çalış."

O an, yediğim tokattan daha beter bir şey hissettim. Ama garip bir şekilde bu, beni vazgeçirmedi. Aksine, onunla aramızdaki o gergin bağın, bir nefrete dönüşmüş olsa bile, hâlâ var olduğunu kanıtladı. Beni reddediyordu ama benimle konuşuyordu. Artık onun için görünmez değildim; artık o, benim "takıntım" ile beslenen, benim üzerimde mutlak bir hakimiyet kuran bir cellada dönüşmüştü.

O gece, bu defterin kapanmadığını, aksine yeni bir kitabın başladığını anladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.