O Kars’a gitmişti, ben ise Alanya’nın o bunaltıcı sıcağında, onun arkasında bıraktığı boşlukla baş başa kalmıştım. Aramızda hiçbir şey yoktu; ne bir mesaj, ne bir ses. Hornet’ten birbirimizi takipten çıkmıştık, gizliliğe o kadar önem veriyordu ki aramızdaki tek köprü olan o dijital bağı da koparmıştık. Telefon numaram onda vardı ama o kendi numarasını benden esirgemişti. İpler tamamen onun elindeydi; o yazmadığı sürece benim ona ulaşmamın hiçbir yolu yoktu.
İlk günler, onun yazmasını bekleyerek geçti. Telefonun ekranına her baktığımda, o gölge profilin tekrar canlanacağını umuyordum. Ama o sessizdi. Sessizlik uzadıkça, o gün o evde yaşadığımız yakınlık zihnimde daha da büyüyor, içimdeki ukteyi derinleştiriyordu. Oraya gitmeden önceki gerginliğim, yerini anlatılmaz bir ilgi açlığına bırakmıştı.
İçimde, "Acaba beni unuttu mu?" sorusu yankılanıyordu. Kars’ta, belki de bambaşka bir hayatın içinde, beni çoktan silip atmış mıydı? Bu belirsizlik, üzerimdeki o yoğun ilgisizlik hissi, zihnimi bulandırıyor ve beni sürekli bir arayışa itiyordu. Kendi kendime, "Eğer o benimle ilgilenmiyorsa, ben bir şekilde onun dikkatini çekmeliyim" diyordum.
O an, bu ilgi boşluğundan mı, yoksa dürtüsel bir kararsızlıktan mı bilmiyorum, kafamda çok tehlikeli bir fikir şekillenmeye başladı. Onun mesafeli ve soğuk duvarlarını yıkmanın tek yolu, onu sarsacak, onu hemen tepki vermeye zorlayacak bir haber vermekti. Kendi kendime, "Gerçek olmayan bir olayla onu buraya, bu durumun içine çekmeliyim" dedim.
Bu, attığım en büyük adımdı. Belki de en büyük hataydı.
Ona ulaşmak, beni merak etmesini sağlamak ve aramızdaki o kopan bağı zorla da olsa yeniden canlandırmak için o yalanı kurguladım. Telefonu elime aldım, parmaklarım titreyerek o mesajı yazdım:
"Ben başkasıyla buluştum. O da bana istemediğim halde ilişkiye zorladı."
Bu cümleleri gönderdiğim an, içimdeki o huzursuzluk yerini korkunç bir paniğe bıraktı. Çünkü biliyordum; bu yalan, Saint gibi kontrolcü bir adamı ya tamamen benden uzaklaştıracaktı ya da fırtınalı bir yüzleşmenin içine sürükleyecekti. Ama o an tek düşündüğüm şey, onun sessizliğini bozmaktı.