kahvaltı bitmiş, bugünkü organizasyon için hazırlanmaya başlamıştık, dunkü olay olmamış gibi davranıyordu ama kendi aralarında konuştuklarını bana yansıtmamaya çalıştıklarını biliyordum.
ve ben hala Demirin götünden ayrılmıyorsum, oda hiç bıkmış gibi gözükmüyordu ama diğerlerinin kıskanç bakışlarını görüyordum
hatta poyrazın " keşke beni öldürmeye çalışsalardı" diye söylendiğini duymuştum.Bu basit bir olay değildi, ve çok sağlıksız bir düşünceydi, gerçi kendi kafamda kurduklarımdan sonra başkasının psikolojisine laf edicek konumda değildim
"Anne ben terziden takımı almaya gidiyorum haberiniz olsun " Demirdi bu
"Tamam oğlum"
birden apar topar kalktım yanlarından, kapıya ışık hızıyla gitmiştim
"Bende geliyimmi" dedim masumca , arkadan annemin makyajımın daha bitmediğine dair bağırtıları geliyordu .
Demir gülümsedi " Çabuk atla o zaman annem gelmeden kaçırayım seni" sinyali alınca direk kendimi arabanın içine atmıştım. Annemse tam o sıra kapıya çıkmış elinde terlikle bana bakınıyordu , birden arabanın içinden annemle gözlerimiz kesişti. Telaşla " bas bas bas gidelim çabuk" diye Demire bağırdım
anırmaktan arabayı çalıştamıyordu, en sonunda gaza bastığında uzaklaşmıştık neyseki
"40 yıl düşünsem annemden kaçağımı tahmin edemezdim valla"
"niye daha önce evden kaçmadın mı sen"
" sen kaçtınmı ki" e herhalde kaçmıştım
kafama sağa yatırdım, gülümsedi
" beni bu kadar çok sevdiğini bilmiyordum" şaşırmıştım,
"o ne alaka şimdi, nerden belliymiş seni sevdiğim "
" Bana birşey olucak korkusuyla dünden beri peşimden geziyorsun"
" tamam sağa çek o zaman bende daha gelmem peşinden " evet tahmim ettiğim gibi, bıktırmıştım , rahatsız olmuştu
"saçmalama, hoşuma bile gidiyor ama neden bu kadar korktuğun anlamıyorum" dedi birden ciddileşip , cidden hoşuna mı gitmişti yoksa yanlış mı duymuştum ona döndüm hızlıca
" rahatsız olmuyor musun" dedim şaşkınca , rahatça omuzlarını silkti " Hayalimdi bile diyebilirim" saşırmaktan bir hal olmuştum ben o konuştukça
" söyle bakalım,niye bu kadar korkuyorsun" siktir
benden cevap bekliyordu, olabildiğince kısa kesmem gerekiyordu
"Bir daha ayni pişmanlıkları yaşamak istemiyorumda ondan" dedim yüzüne bakmadan, camdan dışarıyı izliyordum , yani bu konuşmaya kapalıyım demekti , oda beni zorlamadı neyseki
biraz daha zaman geçtiğinde, dediği terziye gelmiştik
terzi dediysem ülkenin en önemli moda tasarımcısı falandı , mekana bakılırsa, ikea gibi bir yerdi resmen dışardan bakınca
kapıda çok oyalanmadan içeri girdik, farkettiğim şeyler birden ağzım açık kalmıştı, Demir'in elini tutuyordum,ve oda beni hiç bozmadan veya farkettirmeden oda benim elimi tutuyordu
içeri girdik
harika, beni yine onun sevgilisi salmışlardi
neyseki bu akşamki oragnizasyondan sonra birdaha böyle garip bakışlara maruz kalmayacaktım
"Demir bey hoşgeldiniz, mehmet bey odasında sizi bekliyor"yanımıza gelen kadınla sanırım mehmet bey denilen adamın odasına gidiyorduk
beni şaşırtan şey bu odanın diğer herşeye karşı zıt olacak şekilde otantik, ahşap yapım bir oda olmasıydı
içerde bir duvara aşılmış halı yoktu
Mehmet Bey Demiri görünce sevinmiş kucak açmıştı
"Oo Demir hoşgeldin, bu hanım kızımızda kim böyle Kemal'e çok benziyor" diyip bana dönüp gülümsemişti
"Normal çünkü kardeşim olur kendisi" dedi gülerek
adamın gözleri şaşkınlıkla açılmıştı" sinem değilmiydi kardeşiniz diye hızlıca bana geri döndü
" oralar karışık be mehmet amca, bu akşamki organizasyonda sende öğrenirsin," Mehmet bey kafa sallamış gülümsemiş ardından bana geri dönmüştü
"kusura bakma kızım hoşgeldin demeyi unuttum , hoşgeldin sende" dedi. Gülümseyerek bende " hoşbuldum " dedim
bize oturmamız için koltukları göstermiş ve Demirin takımını almaya gitmişti, bende Demirin kolunun altındaydım
" beğendin mi burayı gülüm" deme yanarız
" çok beğendim ikea gibi" gülümsedi
" beğenmene sevindim çünkü onsekizine girdiğinde senin olacak burası " ney
Piyanist bana bırak
saka miydi
ben henüz tepkimi bile verememiş alık alık bakarken mehmet amca içeri girmiş Demiri yanına çağırmıştı takımı denemesi için
o girmişti ama aklım onda kalmıştı
Mehmet amca birşey yapmazdı dimi
salakmisin cemile
bu zamana kadar yapmamıştı da benimle geldiği günmü yapacaktı, birşey olsa bile Demir tek yumrukla yere sererdi adamı zaten,
bu şekilde içimi rahatlatmıştım
Demir içeri yeni takımıyla girmişti
nasıl olmuşum diyip kendi etrafında dönüp, yalandan tek ayağını kaldırmıştı , kahkahayı basmıştım, mehmet amca gelince hemen ayağını indirdi Demir.
ardından vedalaşıp çıkmıştık
aklıma gelen şeyle , bekleme yerinde oturup laklak eden çalışanlar yaklaşmıştım
koltuğa patpat vurup "herkes işinin başına , seneye buralar benim ona göre he" gülerek söylüyordum yani kimse ciddiye almamıştı, bende ciddiye alsınlar diye dememiştim zaten, hep filmlerde gördüğüm o sahnelerden yapmak istemiştim"
Demir gülerek bileğimden tutmuştu" Ada napiyorsun saçmalama gel şöyle" ona dönecekken gelen sesle tekrar bakışlarım , oturan işçilere kaydı, gençleri benimle yaşıt yada biraz büyük olmaları lazımdı, büyük ihtimalle,moda tasarım stajyerleri falanlardı, boyunlarındaki etikette stajyer yazıyordu çünkü
" sen kimsin ya delimir nedir, sanamı sorucaktım" diyip göz devirdi çocuğun biri
sanırsam gaydi konuşması mimikleri o yöndeydi, hemen ardından bakışları arkamda ki Demire odaklandı
hiçbir şekilde saklama gereksimi duymadan "Haoy maşallah" demişti , gözlerim şaşkınlıkla açıldı
DEMİR'İN NAMUSU GİDİYORDU
Demirse kaşları çatılmış tiptip bakıyordu birden kendimi
"Höst o benim abim be " diye çemkirirken bulmuştum
"ee banane be , çekil şuradan çiroz şey" diyip elinin tersiyle kenara atmaya çalışmıştı ardından abime yaklaşıp eline bir kağıt koyup
-tahminen telefon numarası vardı - eliyle ara beni işaretk yapmıştı
zavallı Demir'in ağzı açık kalmıştı birden çocuğa döndüm
"ne demek çiroz ya , ben buranın sahibiyim oğlum , yanımdakine yan gözle baktırmam" diyip yerdeki küçük masaya vurmak için eğilmiştim,
pek etkili olmamıştı, göz devirdi
"Güvenlik, çıkarın şu deliyi, ama yanindaki yakışıklı kalablir" diye göz kırpmiştı
Demirin şaşkınlığı 2 katına falan çıkmıştı
en sonunda dayanamadı herhalde ve "Sen benim kardeşimle nasıl böyle konuşabiliyorsun" diye üzerine yürüdü
çocuksa onu hiç siklemeden " a a atarlı giderli birşey bide, yaklaşma be öyle" diyip cilveli cilveli kıkırdadı
şok olmuştum, Demir abim öyle çok şey bir insan değildi
'ileri kafalı?'
belki , öyle tarif edilebilirdi
çocuğu dövmesin diye kazağının eteklerinden sürükleye sürükleye, dışarı çıkarmaya çalışıyordum,
çocuksa sanki ben aralarındaki bir engelmişim gibi bana kötü bakışlar atıyor, abime hala uzaktan" Adım muzaffer ara beni" diye bağırıyordu
bir kere muzaffer diye gay adımı olurdu?
ve ayrıca sanırım birazcık ama çok azcık yüzsüz bir çocuktu
hala cilve yapıyordu uzaktan
en son arabaya bindiğimizde , Demir abim direksiyonu sıkı sıkı tutmuş , kaşları çatık duruyordu
" la lavle " diyip kendine gelmeye çalıştı.
Alev topu gibiydi , sanırım ilk defa bir gayin ilgisini çekmişti
ne kadar anırıp dalga geçmek istesemde kendimi yol boyu zor bela tutmuş ağzımı bile açmamistim
en son eve geldiğimizde annem kolumdan tutup sürükleye sürükleye makyaj masasına birdaha oturtmuştu
sabahtan beri yarım yüz makyajla geziyordum, deli sanılmam çok normaldi.
en son herşeyim bittiğinde aşşağı indim, bu süreçte Demirde odanın içindeydi tabiki, zorla sokmuştum içeri
aşşağı inerken, herkes bana baksın diye yukarda oylanmiş ve herkesin aşşağıda beni beklemesini sağlamıştım
evet ilgi bağımlısıydım
merdivenleri indim yavaşça, herkesin bakışları bana döndüğünde utanasım gelmişti
1 saat falan sonra herkes benim bir Demirhan olduğumu öğrenecekti. İçimden kimseye birşey olmaması için dua ettim
çıkmıştık bir yola
********
dün Wattpad de bir kitap okudum, adı sonsuzdu
ateşparenin yazarının kitabi
kitap bitince öyle ağladım ki anlatamam, ilk defa bir aşk hikayesindeki aşkin gerçek olduğunu hissettim
tutkuyu hissettim
üstüne birde adet olunca, baya ciğerimi söke soke ağladım evde kimsenin olmamasını fırsat bilerek
öyle bir aşktı ki anlatamıyorum bile kelimelerle , lütfen okuyun herneyse ben o kitaba kendimi o kadar kaptırdım ki , bir ara ada gibi ,ask acısı çektim resmen kitap karakterlerinin aşkı için,hala içim buruk, keske okumasaymışım bile dedim yani, asıl demek istediğim sey şu ki
yazarınız psikolojisi hayali karakterlerle kafasi bir kız yazarken, yazdığı kıza dönüştü (zaten biraz kendimden yola çıkmıştım)
ve gerçekten olmayan aşkın depresyonuna girince, bölüm yazamadı , bölümün gecikmesinin sebebi bu
ay ama hala düşündükçe içim burkuluyor
replikleri düşünmek istemiyorum
ama son olarak çok beğendiğim bir kısmı buraya yazmak istiyorum
ben o gece siyahtan arındım
kırmızıya bulaştım , grinin tadına baktım ve beyazı kokladım
bunların hepsini sen yaptın
renklerin hepsinin kitapta bir anlamı vardı , ve düşündükçe hala aglayasim geliyor, öyle güzeldiki aşkları
neyse lütfen kitabi saplantılı biriyseniz okumayın sjekd
ama geriye kalan okurlarım lütfen okusun
öpüyorum 😽😽
