Gözlerimi açmaya çalıştığım sırada,burnuma dolan parfüm kokusuyla , nerde olduğumu unutmuş biran telaş yapmıştım
ardından yapışmış kirpiklerimi açmak için gözlerimi ellerimle avuşturmuştum.Gözlerimi açtığımda birinin göğüsünda yattığımı farkettim, aklıma dün yaşananlar doluştuğunda gözlerim dolmuştu yine
şuan sarıldığım adamın , tabuduna değilde kendisine sarılmam büyük şanstı
Gördüğüm şeyi bir süre unutamayacak gibiydim
şaka maka Demir'in tam anlamıyla yanlış manifest kurbanı olduğunu düşünüyordum
ciddi anlamda
o sırada az önce dolan gözümden bir damla yaş akmış, Demir'in pijamasi ıslanmıştı, uyanık olmalıydı, çünkü hemen hissetmişti
birden yaşlandığı yatak başlığından kafasini kaldırdı
"Ada uyandın mı abicim, ağlama kurban olurum birşeyim yok iyiyim işte"
doğru ya dün abi demiştim, kafam karışıktí henüz abi demeyi düşünmesemde içten içe affetmiştim ve büyük ihtimalle bu küçük çaplı tramvamı atlatana kadar götünde dolanacaktım
aman ne küçük çaplıydı , abimi ölmek üzereyken görmüştüm
eğer sürahiyi o adamın kafasında 3 saniye daha geç patlatsaydım
ürperdim yine bu düşünceyle, düşünmek istemedim devamını
benden cevap bekleyen Demire bakmadan
" iyiyim ağlamıyorum, gözüme toz kaçtı sadece" demiş göğsüne daha çok yapışmıştım
hırıltılı şekilde güldü, sigarayı bırakması lazımdı
yada Adıyaman tütününu , artık hangisiyse
"Ada bana bak bakayım" başımdan tutup kendine çevirdi
ona döndüm , evet gözlerim çok şişmiş olabilirdi, çünkü ne zaman ağlasam öyle oluyordu zaten
" yavrum niye ağlıyorsun hala birşey olmadı bana , üzülme daha fazla" gözlerimi kaçırdım
abartıyor olabilirdim kimine göre ama ben daha 16 yaşındaydım
ve saniye farkı ile abimi , başka bir adamı bayıltarak kurtarmıştım
yoksa orda o an ölecekti
"sürahiyi 3 saniye daha geç parçalasaydım şuan senin yerine mezarına sarılıyor olabilirdim biliyorsun dimi, adamın amacı zarar vermek değildi öldürmekti , tam kafana hedef almıştı "
o hiç böyle düşünmemişti galiba sadece abi dememe sarılmama takılıyordu dünden beri
öleceği ihtimali bi an ürpemesine neden olmuştu.Tam ağzını açacağı sırada az çok ne diyeceğini tahmin etmiş konuyu değiştirmiştim
" sus sen zaten senin yüzünden başımıza geldi bunlar" şaşırmıştı
" ben ne yaptım kızım ya bu sefer" şaşırmıştı
" yanlış manifest yaptın " kısıkça güldü
" ne yaptım ne yaptım bidaha söyle bakim" gülmemek için zor duruyordu, omzuna vurdum bir tane
" ya gülme, yanlış manifest yaptın işte, dedin ya dün ' artık huzurla ölebilirim' diye ondan oldu Allah mesajını aldı yolladi peşine bir katil" tamam artık kesinlikle kendini tutmuyor kahkaha atıyordu
ben açıkçası inanirdim manifeste , olumlu konuşmaya çalışırdım bu yüzden hep
" tamam tamam gülüyorum, haklısın, benim karderim kesinlikle yarım saat önce dediğim şeyler göre yön alıyor"
"ya uf tamam ya gidiyorum ben " tam yataktan çıkmak için kalkarken tutmuş" tamam tamam birşey demedim "
diyip kafami göğsüne yapıştırmıştı
ve benim yine gözüm dolmuştu
adet olacaktım bu duygusallığım ordan geliyor olmalıydı
kafamda birden kafasının arkasındaki namludan habersiz yerde duran Demir canlanmıştı
birden kafami göğsünden kaldırıp boyun giritinsine koymuştum
böylelikle nabzını hissedebilirdim
yaşadığından emin olabilirdim
en son bir film izlemiştim, kadının arkadaşı ölüyordu, fakat kadının beyni, arkadaşı ölmemişte ölümden son dakika dönmüş gibi kadını kandırıyordu , yani kadının kendi zihninin savunma mekanizmasiydi, ardından arkadaşının cansız bedenini görünce arkadaşının öldüğünü hatırlıyordu, açıkçası film bitene kadar ben dahil hiç kimse arkadaşının aslında ölü olduğunu anlamamıştı
ve ben filmlerden çok etkilenirdim , dehşet derecede çok etkilenirdim, hatta bir keresinde i hayatımın boşluk döneminde zlediğim dizi karakterinin yaşadığı acıları ben yaşadım sanmıştım ve her mutlu olduğum an kendime kızıp 'sen bunlari bunları yaşadın nasıl hala mutlu olabiliyorsun' diyip kendime kızmıştım.
O derece bir manyaktım ve 1 gün boyunca devam etmişti bu saçma şey en sonunda ' lan ben bunları yaşamadım ki ' diyip kendime gelmiştim
değişik biriydim ve bunun farkındaydım ve bu yüzden şuanda Demirin gerçek olup olmadığı hakkında ciddi şüphelerim vardı
yaşadığından emin olmak için gece arada uyanıp elimi burnunun altına koyup nefes alıyormu diye bakmıştım , sonrada elime gelen sıcak havanın klimadan falan gelip gelmediğine emin olmaya çalışmıştım, düşük bütçeli korumalardı bunlar, beynim kandırsa her türlü kandırırdı tabi ama o anki zekamla hiç mantık kurmamıştım kafamda
şuansa Demir'in boyun grintisinde nefes alıp verişini dinliyordum ki o sırada birden nefes alışveriş sesi gitti, belki bir an ben hissetmemişimdir diye umursamadım ama hala yoktu sesi
Birden gözlerimden yaş akmaya başladı
hala nefes alışveriş sesi duymuyordum
birden kafami kaldırdım, Demirle göz göze geldim
bilerek nefesini tutuyordu, ne yaptığımı anlamıştı ve beni kandıracaktı sözde, ama benim ağlayan telaşlı yüzümü görünce birden yüzündeki muzip ifade silindi. Telaşla gözyaşlarımı sildi
" Ada şaka yapacaktım ben özür dilerim bu kadar tepki vereceğini bilmiyordum, özür dilerim"
ben harbi maldım
sinirlenmiştim, ama kızmaya bile çok korkuyordum ,
ben gerçekten paranoya biriydim
hayır laf olsun diye değildi ,
cidden benim paranoid bozukluğum vardı.
evet abimin zoruyla gitmiştim
çünkü bir ara götle don gibiydik ciddi anlamda götünün dibinden ayrılmıyordum , çünkü evdekilerin beni öldürme planı yaptığını düşünüyordum, bazı geceleri yastığımın altına her tehlikeye karşın bıçak koyuyordum ve annemin yemeklerini yemiyor yada yapılışını izliyor emin oluyordum
yaşadığım bir olay sonucunda bu mükemmel (!) hastalığa sahip olmuştum. Fim dizi saplantılarımda ordan geliyordu, psikolog beyciğim gerçek hayattan kaçmak istediğim için , kendimi filmlerin ana karakteri sandığımı söylemişti
merak etmeyin,elime asa alıp karabüyü yaparken harry potter sanmıyorumdum kendimi, daha çok anlık anlık olacak yada gün olacak şekilde,kendimi o karakterle ciddi anlamda birleştiriyordum, yani fazlaca empati yapıyordum gibi birşeydi
Pek sağlam bir çocukluğum olmadığı için pek sağlam bir kişilik gelişimi yaşayamıyordum haliyle
o günleri psikolojik terapilerle atlatmıştım ve hatırlamak istemiyordum ama dün yaşadığım şey tramvalarımı tetiklemişti.
ve Demirin gerçekten yaşayıp yaşayamadığından emin olamıyordum, beynim oyun oynuyorda olabilirdi
kafandaki düşünceler yüzüme yansımış iki saattir oturur pozisyonda boşluğa baktığımı Demirin seslenmeleriyle farketmiştim.
Birşey olmamış gibi ona döndüm gülümsedim
" önemli değil, bekle beni aşşağı inelim beraber"
şaşırmıştı, kızmamı bekliyordu, ama kızamazdım çünkü kafamda kurduğum senaryoya göre kızmamam gerekiyordu
kurduğum senaryo şöyleydi
Demirin mezarının başında ağlarken, yaşaması için ağlıyor, keşke yaşasaydı onu affedeceğimi söylüyor, daha çok ağlıyor, ve ona birdaha hiç kızmayacağımı söylüyordum
evet dün akşamdan beri kafamda film şeridi gibi bu gidip geliyordu,
o kadar düşünmüştüm ki bu senaryoyu artık sanki o senaryo yaşanmış birşeymişte ara sıra hatırlıyormuşum gibi hissediyordum
en kısa sürede psikologtan randevu almalıydım, dün bende hiç iyi bir etki bırakmamıştı
odama gitmiş üstümü değiştirmiştim, ama o kadar yarım yamalak yapmıştimki , hemen Demirin yanına geri gitmiştim
o giyiniyor olmalıydı giyinme odasında
onu bekledim o sırada yatağını toplamıştım beni görünce şaşırmıştı şirince gülümsedim
" abim yüzünü yıkamadın mı çapak kalmış"
şuan utanmasam Quaresma gibi elime tükürüp yüzümü sünnetleyebilirdim
ama onun yerine " ay unutmuşum " diyip kalkıp Demir'in odasındaki lavaboya gitmiştim
yüzümü yıkarken aynaya bakmıştım
Allah'ım bir gecede insan nasıl çökerin kitabinı yazmıştım resmen
içeri geri girdiğimde Demir yoktu
birden odanın içinde onu aradım
" Demir Demir nerdesin nereye gittin, burdasın dimi"deli danalar gibi odayi ararken giyinme odasından gelen sesle oraya döndü bakışlarım
" Burdayım Ada gitmedim bir yere , yanlış çorap tekini almışım" dedi sakince , içimden sessizce bi nefes vermiştim
bu hallerimi anlamıyordu ve garip garip bakıyordu
normaldi, düne kadar yüzüme çok bakmayan kardeşim şimdi götümün dibinden ayrılmasaydı bende garipserdim
sonarsinda gülümsedi, gülümsedim aşşağı indik beraber
bense koluna girmekten yada elini tutmaktan çekindiğim için
kazağının eteklerinden tutuyordum, çekinmemin sebebi birden başlarım senin kaybetme korkuna sal beni kızım götle don olduk" demesinden korktuğum içindi, çünkü bazen bıktırıcı olabiliyordum
Biz aşşağı indiğimizde herkes sandalyedeki yerini almıştı.Günaydın demeyi unutmuştum ve direk Demirin oturduğu sandalyenin yanına oturmuş, sandalyemide ona yaklaştırmıştım
"sanada günaydın Kuzi" diye bağıran Güneyle birden sofradaki bakışlarım endişeyle kalkmış , dehşetle suratına bakıyordum
gereksiz fazla korkmuştum
rezildim cidden
çaktırmadan konuştum " ay yüreğime iniyordu Güney unutmuşum
herkese günaydın" dedim
ben cidden iyi oyuncuydum ama Fırat ve Poyraz hiçbir oyunumu yemedikleri gibi bununda yememişlerdi
Demirse bende bir farklılık olduğunu başından beri bildiği için çok üstüne durmamıştı zaten rol yaptığımı biliyordu yani
kahvaltımızı yaparken , yüzümü kaldırıp Demirin ne yediğine bakmamak için çok zor tutuyordum kendimi
yediği şeylerin hepsini olmasada sırıtmayacak şekilde bazi şeyleri ondan önce tatmaya caşlıyordum
yani olası zehir tehlikesi içindi bu
ama çok belli etmistim,daha fazla bakmamam gerekiyordu
bir daha tedavi süreci yaşamak istemiyordum
*******
Adanın karakterine biraz daha giriş yapmak istedim, kafamda ada karakterini kurduğumda bu hastalık hep vardı fakat hangi olayda kitaba sokacağımi bilmiyordum sadece
neyse fikirleriniz belirtmekten çekinmeyin lütfen 💞
