İçeriğe geç

Ufak Tefek Karışıklıklar

Bölüm 17 · 7 dk okuma

Ufak Tefek Karışıklıklar

Bölüm 17

Bölüm 17

Gözlerimi açmaya çalıştığım sırada,burnuma dolan parfüm kokusuyla , nerde olduğumu unutmuş biran telaş yapmıştım

ardından yapışmış kirpiklerimi açmak için gözlerimi ellerimle avuşturmuştum.Gözlerimi açtığımda birinin göğüsünda yattığımı farkettim, aklıma dün yaşananlar doluştuğunda gözlerim dolmuştu yine

şuan sarıldığım adamın , tabuduna değilde kendisine sarılmam büyük şanstı

Gördüğüm şeyi bir süre unutamayacak gibiydim

şaka maka Demir'in tam anlamıyla yanlış manifest kurbanı olduğunu düşünüyordum

ciddi anlamda

o sırada az önce dolan gözümden bir damla yaş akmış, Demir'in pijamasi ıslanmıştı, uyanık olmalıydı, çünkü hemen hissetmişti

birden yaşlandığı yatak başlığından kafasini kaldırdı

"Ada uyandın mı abicim, ağlama kurban olurum birşeyim yok iyiyim işte"

doğru ya dün abi demiştim, kafam karışıktí henüz abi demeyi düşünmesemde içten içe affetmiştim ve büyük ihtimalle bu küçük çaplı tramvamı atlatana kadar götünde dolanacaktım

aman ne küçük çaplıydı , abimi ölmek üzereyken görmüştüm

eğer sürahiyi o adamın kafasında 3 saniye daha geç patlatsaydım

ürperdim yine bu düşünceyle, düşünmek istemedim devamını

benden cevap bekleyen Demire bakmadan

" iyiyim ağlamıyorum, gözüme toz kaçtı sadece" demiş göğsüne daha çok yapışmıştım

hırıltılı şekilde güldü, sigarayı bırakması lazımdı

yada Adıyaman tütününu , artık hangisiyse

"Ada bana bak bakayım" başımdan tutup kendine çevirdi

ona döndüm , evet gözlerim çok şişmiş olabilirdi, çünkü ne zaman ağlasam öyle oluyordu zaten

" yavrum niye ağlıyorsun hala birşey olmadı bana , üzülme daha fazla" gözlerimi kaçırdım

abartıyor olabilirdim kimine göre ama ben daha 16 yaşındaydım

ve saniye farkı ile abimi , başka bir adamı bayıltarak kurtarmıştım

yoksa orda o an ölecekti

"sürahiyi 3 saniye daha geç parçalasaydım şuan senin yerine mezarına sarılıyor olabilirdim biliyorsun dimi, adamın amacı zarar vermek değildi öldürmekti , tam kafana hedef almıştı "

o hiç böyle düşünmemişti galiba sadece abi dememe sarılmama takılıyordu dünden beri

öleceği ihtimali bi an ürpemesine neden olmuştu.Tam ağzını açacağı sırada az çok ne diyeceğini tahmin etmiş konuyu değiştirmiştim

" sus sen zaten senin yüzünden başımıza geldi bunlar" şaşırmıştı

" ben ne yaptım kızım ya bu sefer" şaşırmıştı

" yanlış manifest yaptın " kısıkça güldü

" ne yaptım ne yaptım bidaha söyle bakim" gülmemek için zor duruyordu, omzuna vurdum bir tane

" ya gülme, yanlış manifest yaptın işte, dedin ya dün ' artık huzurla ölebilirim' diye ondan oldu Allah mesajını aldı yolladi peşine bir katil" tamam artık kesinlikle kendini tutmuyor kahkaha atıyordu

ben açıkçası inanirdim manifeste , olumlu konuşmaya çalışırdım bu yüzden hep

" tamam tamam gülüyorum, haklısın, benim karderim kesinlikle yarım saat önce dediğim şeyler göre yön alıyor"

"ya uf tamam ya gidiyorum ben " tam yataktan çıkmak için kalkarken tutmuş" tamam tamam birşey demedim "

diyip kafami göğsüne yapıştırmıştı

ve benim yine gözüm dolmuştu

adet olacaktım bu duygusallığım ordan geliyor olmalıydı

kafamda birden kafasının arkasındaki namludan habersiz yerde duran Demir canlanmıştı

birden kafami göğsünden kaldırıp boyun giritinsine koymuştum

böylelikle nabzını hissedebilirdim

yaşadığından emin olabilirdim

en son bir film izlemiştim, kadının arkadaşı ölüyordu, fakat kadının beyni, arkadaşı ölmemişte ölümden son dakika dönmüş gibi kadını kandırıyordu , yani kadının kendi zihninin savunma mekanizmasiydi, ardından arkadaşının cansız bedenini görünce arkadaşının öldüğünü hatırlıyordu, açıkçası film bitene kadar ben dahil hiç kimse arkadaşının aslında ölü olduğunu anlamamıştı

ve ben filmlerden çok etkilenirdim , dehşet derecede çok etkilenirdim, hatta bir keresinde i hayatımın boşluk döneminde zlediğim dizi karakterinin yaşadığı acıları ben yaşadım sanmıştım ve her mutlu olduğum an kendime kızıp 'sen bunlari bunları yaşadın nasıl hala mutlu olabiliyorsun' diyip kendime kızmıştım.

O derece bir manyaktım ve 1 gün boyunca devam etmişti bu saçma şey en sonunda ' lan ben bunları yaşamadım ki ' diyip kendime gelmiştim

değişik biriydim ve bunun farkındaydım ve bu yüzden şuanda Demirin gerçek olup olmadığı hakkında ciddi şüphelerim vardı

yaşadığından emin olmak için gece arada uyanıp elimi burnunun altına koyup nefes alıyormu diye bakmıştım , sonrada elime gelen sıcak havanın klimadan falan gelip gelmediğine emin olmaya çalışmıştım, düşük bütçeli korumalardı bunlar, beynim kandırsa her türlü kandırırdı tabi ama o anki zekamla hiç mantık kurmamıştım kafamda

şuansa Demir'in boyun grintisinde nefes alıp verişini dinliyordum ki o sırada birden nefes alışveriş sesi gitti, belki bir an ben hissetmemişimdir diye umursamadım ama hala yoktu sesi

Birden gözlerimden yaş akmaya başladı

hala nefes alışveriş sesi duymuyordum

birden kafami kaldırdım, Demirle göz göze geldim

bilerek nefesini tutuyordu, ne yaptığımı anlamıştı ve beni kandıracaktı sözde, ama benim ağlayan telaşlı yüzümü görünce birden yüzündeki muzip ifade silindi. Telaşla gözyaşlarımı sildi

" Ada şaka yapacaktım ben özür dilerim bu kadar tepki vereceğini bilmiyordum, özür dilerim"

ben harbi maldım

sinirlenmiştim, ama kızmaya bile çok korkuyordum ,

ben gerçekten paranoya biriydim

hayır laf olsun diye değildi ,

cidden benim paranoid bozukluğum vardı.

evet abimin zoruyla gitmiştim

çünkü bir ara götle don gibiydik ciddi anlamda götünün dibinden ayrılmıyordum , çünkü evdekilerin beni öldürme planı yaptığını düşünüyordum, bazı geceleri yastığımın altına her tehlikeye karşın bıçak koyuyordum ve annemin yemeklerini yemiyor yada yapılışını izliyor emin oluyordum

yaşadığım bir olay sonucunda bu mükemmel (!) hastalığa sahip olmuştum. Fim dizi saplantılarımda ordan geliyordu, psikolog beyciğim gerçek hayattan kaçmak istediğim için , kendimi filmlerin ana karakteri sandığımı söylemişti

merak etmeyin,elime asa alıp karabüyü yaparken harry potter sanmıyorumdum kendimi, daha çok anlık anlık olacak yada gün olacak şekilde,kendimi o karakterle ciddi anlamda birleştiriyordum, yani fazlaca empati yapıyordum gibi birşeydi

Pek sağlam bir çocukluğum olmadığı için pek sağlam bir kişilik gelişimi yaşayamıyordum haliyle

o günleri psikolojik terapilerle atlatmıştım ve hatırlamak istemiyordum ama dün yaşadığım şey tramvalarımı tetiklemişti.

ve Demirin gerçekten yaşayıp yaşayamadığından emin olamıyordum, beynim oyun oynuyorda olabilirdi

kafandaki düşünceler yüzüme yansımış iki saattir oturur pozisyonda boşluğa baktığımı Demirin seslenmeleriyle farketmiştim.

Birşey olmamış gibi ona döndüm gülümsedim

" önemli değil, bekle beni aşşağı inelim beraber"

şaşırmıştı, kızmamı bekliyordu, ama kızamazdım çünkü kafamda kurduğum senaryoya göre kızmamam gerekiyordu

kurduğum senaryo şöyleydi

Demirin mezarının başında ağlarken, yaşaması için ağlıyor, keşke yaşasaydı onu affedeceğimi söylüyor, daha çok ağlıyor, ve ona birdaha hiç kızmayacağımı söylüyordum

evet dün akşamdan beri kafamda film şeridi gibi bu gidip geliyordu,

o kadar düşünmüştüm ki bu senaryoyu artık sanki o senaryo yaşanmış birşeymişte ara sıra hatırlıyormuşum gibi hissediyordum

en kısa sürede psikologtan randevu almalıydım, dün bende hiç iyi bir etki bırakmamıştı

odama gitmiş üstümü değiştirmiştim, ama o kadar yarım yamalak yapmıştimki , hemen Demirin yanına geri gitmiştim

o giyiniyor olmalıydı giyinme odasında

onu bekledim o sırada yatağını toplamıştım beni görünce şaşırmıştı şirince gülümsedim

" abim yüzünü yıkamadın mı çapak kalmış"

şuan utanmasam Quaresma gibi elime tükürüp yüzümü sünnetleyebilirdim

ama onun yerine " ay unutmuşum " diyip kalkıp Demir'in odasındaki lavaboya gitmiştim

yüzümü yıkarken aynaya bakmıştım

Allah'ım bir gecede insan nasıl çökerin kitabinı yazmıştım resmen

içeri geri girdiğimde Demir yoktu

birden odanın içinde onu aradım

" Demir Demir nerdesin nereye gittin, burdasın dimi"deli danalar gibi odayi ararken giyinme odasından gelen sesle oraya döndü bakışlarım

" Burdayım Ada gitmedim bir yere , yanlış çorap tekini almışım" dedi sakince , içimden sessizce bi nefes vermiştim

bu hallerimi anlamıyordu ve garip garip bakıyordu

normaldi, düne kadar yüzüme çok bakmayan kardeşim şimdi götümün dibinden ayrılmasaydı bende garipserdim

sonarsinda gülümsedi, gülümsedim aşşağı indik beraber

bense koluna girmekten yada elini tutmaktan çekindiğim için

kazağının eteklerinden tutuyordum, çekinmemin sebebi birden başlarım senin kaybetme korkuna sal beni kızım götle don olduk" demesinden korktuğum içindi, çünkü bazen bıktırıcı olabiliyordum

Biz aşşağı indiğimizde herkes sandalyedeki yerini almıştı.Günaydın demeyi unutmuştum ve direk Demirin oturduğu sandalyenin yanına oturmuş, sandalyemide ona yaklaştırmıştım

"sanada günaydın Kuzi" diye bağıran Güneyle birden sofradaki bakışlarım endişeyle kalkmış , dehşetle suratına bakıyordum

gereksiz fazla korkmuştum

rezildim cidden

çaktırmadan konuştum " ay yüreğime iniyordu Güney unutmuşum

herkese günaydın" dedim

ben cidden iyi oyuncuydum ama Fırat ve Poyraz hiçbir oyunumu yemedikleri gibi bununda yememişlerdi

Demirse bende bir farklılık olduğunu başından beri bildiği için çok üstüne durmamıştı zaten rol yaptığımı biliyordu yani

kahvaltımızı yaparken , yüzümü kaldırıp Demirin ne yediğine bakmamak için çok zor tutuyordum kendimi

yediği şeylerin hepsini olmasada sırıtmayacak şekilde bazi şeyleri ondan önce tatmaya caşlıyordum

yani olası zehir tehlikesi içindi bu

ama çok belli etmistim,daha fazla bakmamam gerekiyordu

bir daha tedavi süreci yaşamak istemiyordum

*******

Adanın karakterine biraz daha giriş yapmak istedim, kafamda ada karakterini kurduğumda bu hastalık hep vardı fakat hangi olayda kitaba sokacağımi bilmiyordum sadece

neyse fikirleriniz belirtmekten çekinmeyin lütfen 💞

Bölüm sonu

3 yorum