İçeriğe geç

Ufak Tefek Karışıklıklar

Bölüm 13 · 5 dk okuma

Ufak Tefek Karışıklıklar

Bölüm 13

Bölüm 13

Hastaneden taburcu oluyordum, ölümden dönüp tedavi olmak üzere geldiğim hastanede tekrar ölüm tehlikesi geçireli 5 gün olmuştu

Sinir bozucu derecede herkes bana iyi davranıp kendilerini affetirmeye çalışırken,onlara hep kaba davranıp umursamazdan geldiğimde benim kalbim kırılmıştı

onlarınki bile kırılmamıştı benimki niye kırılıyordu bilmiyordum

ciddi anlamda , sadece onlarla en azından konuştuğum için seviniyorladı , hatta gecen gün onların saçma bir konuşmasına şahit olmuştum

"benimle 23 kelime kullandi bugün , aramız iyi gibi bence yakında affedecek"

" gerizekalımısın sen, poyrazla bile 34 kelime konuşmuş bugün "

" ne size kim söyledi"

" poyraz söyledi "

"ne ? yalandır o saçmalama benimle bile 28 kelime konuştu, malmisiniz siz"

"benimle bile derken? ulan poyraz 7/24 kizin yanında sen doğru düzgün yaklasmiyorsun bile"

" yüzüm yok abi , hem ben poyraz gibi ağır şeyler demedim sadece olan şeye sessiz kaldım, hem senle kaç kelime konuştu ki"

" niye sırıtıyorsun lan sen kaç kelime konuştu doğruyu söyle "

"övünmek gibi olmasın am 53 kelime"

" vay şerefsiz" & ayni anda

"alltan samanlıkmı yürütüyorsun lan sen"

evet onlarla konuştuğum kelime sayısını sayıyorlardı, ve ben affetmemek için 40 takla atıyordum

o kadar sinirliydimki bu kadar güzel davrandıkları için.

ama sonra bana yaptıkları şey aklıma geliyor ,sinirim öfkeye dönüşüyor kırıp bağırmak istiyordum

ama onu bile yapamıyordum

sesli bir nefes verdim kulaklığımi çıkarıp arabadan inmeye hazırlanıyordum

en son arabada kustuğum da Demirin ellerine kusmam geldi aklıma, hiç iğrenmemişti

yüzümde bir gülümseme olacaktı ki durdurdum kendimi

tam arabanın kapısını açacakken kenan kapımı açmıştı

kenanin işareti ile ise yalın yere kırmızı halı sermiş , saksofon ile çalınan kraliyet karşılama senfonisini, telefonundan açmıştı

yoldan geçenler bize bakıyordu , ben ise boşa uğraşmışlar gibi hissetsinler diye kırmızı halı yerine öbür yoldan gidecektim ki çamurlu bir çukur vardii basmakta tereddüt ettim , tam bakacağım an

poyaz " dur" diye bağırıp ceketini çamura attı

gerçekten mi?.

gıcıklık olsun diye ceketin üstüne çıkıp ayağımla ezdim , gözlerinin içine bakarak

onunsa hoşuna gitmiş, yalınla,kenanin, kırmızı halısı yerine onun ceketine bastığım için onlara hava atıyordu

olay benmiydim yoksa aralarındaki hırsmıydı artık bilmiyordum

sadece her gün hayal kırıklığına uğramaktan sıkılmıştım

bu 5 günlük arada babam yanıma gelip " sikerler özelini" diyip sinemin yaptıklarını anlatmıştı

poyraz uzun süre uyuşturucu tedavisi görmüştu

demir tekerlekli sandalyeden kurtulmak için 6 ay fizyoterapi görmüştü

Yalın, en yakın arkadaşından hamile olan kız kardeşinin bebeğini düşürmekle suçlanmıştı

kenan ise pornografik videolara shoplanmiş , adı çıkarılmış ayni zamanda 1 sene sınıf tektari yapmak zorunda kalmıştı,

ve en çokta poyrazla demir yaralanmış ve psikoterapi görmüşlerdi, atak atak olacak şekilde krizler geçirdiklerini hatta bir keresinde yalınin bu ataklardan nasibini aldığını öğrenmiştim

Yani sinem tam olarak bir aşufte idi.

ayrıca kavgayi yaşadığımız o nacizade gün

poyrazın ve demirin o an yalının tepkileri üzerine babalarının öldüklerini bile düşünüp krize girdiklerini yani pek bilinçli olmadıklarını düşünmeye başlamıştım

ama bu umrumda olmamaliydi

onları affetmek için bahane aramamalıydim

hiçbirini affetmek için bahane aramamaliydim

gerçi kenan birşey yapmamıştı çok ama sorun zaten birşey yapmamasıydı ,

Kenan birşeyler yapsaydı eğer, ben kendimi ölümün kollarına atamazdım sırf hırs uğruna, onları üzmek uğruna.

İçeri girdik en sonunda , yukarı çıkmaya mecalim yoktu keşke Fırat abim yada babam olsaydı yanımda , taşırlardı beni

ikisinin şirketde işi oldukları için evde değillerdi

eve , ben annem ve kerem dönmüştük

kerem kolunu omzuma atmış şekilde koltukda oturyorduk

bu velet niye bu kadar uzundu, birden ona döndüm

" lan senin boyun kaç" saçlarını arkaya doğru atti havalıca

"181 canım "

"hasiktir lan ordan sen 15 yaşında değilmisin" gözlerim sonuna kadar açılmıştı

"kıskanma ablacığım sen kısasın diye" gıcık gıcık gülüyordu

ensesine yapıştırdım bir tane hemen

"oha abla acıdı napıorsun" hemen diğerlerine bakıp

"kerem deme öyle şimdi kalkıp beni döverler falan , kardeşimizi öldürmeye çalıştın diye" yandan yandan bakışlar atıyordum

kafasını yere eğmişti hepsi kerem gururla gülümsedi ben birden sırıtmayi bırakıp devam ettim "sen bana kısa mi dedin ben 167 yim oğlum , Türkiye kadin boy ortalaması bile 161 sinirimi bozma benim"

"abla annem bile 170 kadın evin en kısası sensin işte "elimle kalbimi tuttum hemen " hiih çabuk tövbe et çaplılıcaksın şimdi "

" abart abla abart" göz devirdi

"neyse kero sen beni taşıyabilirmisin"

"kaç kilosunki sen "

"53"

" abla zarganayım ben saçmalama istersen"

" abartma zargana falan değilsin" üşendiğinen naz yapıyordu, göz devirdim

" Fırat abim olsa atar sırtına götürürdü beni odama" ellerimle bağdaş kurmuştum

" Fırat abini bekle o zaman ablacığım, benim seni 4 kat çıkarak taşımam mümkün değil "

atarlanip ayağa kalkmıştım

" tamam ben giderim kendim" derken birden biri beni omzuna atmıştı kim olduğuna bakarken Demir olduğunu fark etmiştim

"indir beni muşmula surat"

"hayır"

olduğum yerde tepiniyordum

" rahat dur " daha çok tepindim

"yok istemiyorum ben senden böyle birşey bırak beni"

kafasiyla merdiveni işaret etti" bak atarım şimdi aşşağı seni"

yutkundum

atarmıydı

atabilirdi bilmiyorum güvenmiyordum

gerçekten yutkunup korkmamla sesli bir küfür savurdu adımlarını hızlandırdı ve sesli bi nefes verdi

"ada, zarar verebileceğim son kişi sensin" dedi yutkunarak

" zarar verdin ama daha önce " dedim sesim beklemediğim kadar masum çıkmıştı

yutkundu konuşmak için kendini toparladı ve başladı,

" seni öyle kanlar içinde görünce, kafama sıkmak istedim Ada çok korktum, çok pişman oldum, seni artık yanımdan bir saniye bile ayırmak istemiyorum, seni kaybetmekten deli gibi korkuyorum, başkasını kurtamaya çalışırken seni kırıyorum yada sana zarar veriyorum, sen benim küçük kardeşimsin " burnunu çekip derin bir nefes alıp devam etti

"artık sensiz zamanımı kaybetmek istemiyorum, sen istemesen bile hep burnunun dibinde olacağım, sen affedene kadar peşinden ayrılmayacağım , lütfen Ada, yanında olmama izin ver , o gün...O gün kendimde değildim, ilaçlarımı almamıştım, biliyorum bu bir bahane değil ama , sinirime öfkemi sahip çıkamamıştım, "ağlıyordu ve bu benide ağlatıyordu gözümden akan damla yaşı sildi

"çık odamdan demir " dedim zorlukla

anlayışla karşıladı ve birşey demeden çıktı en son kapıyı kapatırkende iyi geceler diledi

neydi bu şimdi

benimle böyle duygulu konuşunca ona karşı yumuşayacağımi falan düşünüyorsa

çok haklıydı

hemen duygulanmis, ağlama raddesine gelmiştim

en çokta onlarin affetmem için uğraşmaları beni öfkelendiriyordu

keske ilk günki gibi önyargılı ve kötü olsalardi

en azından içimde ahlaki çatışmalar yaşamazdım

daha fazla dayanamadım gözyaşlarım serbest kaldı, ne kadar süre öyle ağladım bilmiyorum ama en son birinin saçımı okşanmasi ile yavaş yavaş sakinleşip uykuya dalmıştim

********

aglayasim geldi yazarken

demir neden böyle olmak zorundasinki serefsiz

ilk seni affetmeyiz umarım

yorumlarınız değerli benim icin 😽😽😽

Bölüm sonu

16 yorum