İçeriğe geç

Ucube

Bölüm 8 · 4 dk okuma

Ucube

Bölüm 8

8)Kamp

Bırakır mı insan sevdiğini?

~~~~~~

2 Hafta sonra~

"AĞAĞWĞAĞAĞ MAL MISINIZ BE ÜSTÜME ÇIKTINIZ AMINA KOYDUKLARIM!!!"

Bu Jisung'un sesiydi 2 hafta önce Felix ile beraber gelmişlerdi.Bizim için de bir süpriz olmuştu Jisung'un gelmesi. Bir süre sonra okulun yaz tatiline girmesiyle hâliyle dördümüz de evde sıkıntıdan çatlamıştık.Bunun üzerine Felix ortaya kamp yapma fikrini atmıştı.Ne kadar istemesem de Chan'ın ne kadar heyecanlı olduğunu gördüğüm için onu kırmak istemediğimden bunu kabul etmiştim.

İşte o gün gelmişti.Kamp alanına çoktan gelmiş, çadırları kurmuştuk.Ben, Felix ve Han çadırın içine girmiş resmen debelenirken Jisung üstüne çıktığımız an çığlığı ve küfürü basmıştı.

"Tamam bırakın çocuğu gelin buraya!"

Chan'ın sesini duyar duymaz çadırdan kendimi dışarı attım.Ardımdan Felix ve Jisung da çıktığında Chan yanımıza gelip bize yapılması gereken işleri kilitledi.

Bana gelen ise odun toplamaktı.

Chan'ın dikkat et diyişlerini dinledikten sonra kamp alanının olduğu bölgeden çıkıp ormana odun toplamaya girdim.Yalnızca 10 dakika sonra kamp alanına doğru giderken ayağımın sızlamaya başladığını fark ettim. Umursamadan kamp alanına girdiğimde en sonunda odunları bırakıp yere oturdum.

Ayağıma baktığımda ise kızarmış olduğunu ve izler olduğunu fark ettim.Sanırım...bir şey tarafından ısırılmıştım.Acısıyla inlediğim sırada Chan yanıma geldi.

Chan: "Neyin var bebeğim noldu?"

Zorla ayak bileğimi gösterdiğim sırada etraf kararmaya başlamıştı.Başım bir kez daha yerle buluştuğunda,sesleri duymuyordum.Bilincim git gide zayıflıyordu.Son hatırladığım şey ise ayağımdaki ağrıydı.

(...)

Uyandığımda ilk önce bulanık bir beyaz tavanla karşılaştım.Daha sonra yavaş yavaş her şey netleşmeye başladığında nolduğunu yeni idrak edebilmiştim.Chan uyandığımı görüp yanıma geldiğinde sıkıca elimi tuttu.

"Yılan sokmuş..."

Tahmin etmeliydim, yılan sokmuş.

"Gitsek artık sevmiyorum hastane gibi yerleri"

Sevmiyordum.Çünkü bütün küçüklüğüm o hastane odalarında can çekişirken geçmişti.Bedensel yaralarımı iyileştirmişlerdi fakat ruhsal yaralarımı unutmuşlardı.

Jisung: "AY UYANDI! SEUNG ÖLDÜN SANDIM"

Jisung bunu der demez Felix, Jisung'un koluna vurmuştu.

İkisinin tatlı hallerine dayanamayıp yattığım yerde koca bir kahkaha patlatmıştım.Sanırım hayatımda ilk defa bu kadar mutlu olduğum nadir sahnelerden birini yaşıyordum.

(...)

Yaşadığımız yorucu günden sonra akşam olmuştu.Revirden çıkar çıkmaz su savaşı yapmış,yemekleri hazırlamış ve bol bol sohbet etmiştik.

En sonunda serdiğimiz örtülerin üstüne oturmuştuk.Yanımda Jisung'un zoruyla gitarımı da getrmiştim.Lütfen hatırlamasın diye dua ederken kalkıp gitarı almış ve bana getirip ellerime tutuşturmuştu.

"Oha gitar çaldığını bize niye daha önce demedin Seung?"

"Ben bile bilmiyordum"

Tereddütle gitarın tellerine dokunduğum sıra cevap verdim.

"Aslında uzun zamandır çalmadım ama bir kaç parça hatırlıyorum elbette."

"O zamaaannn onlardan birini çalmalısın!"

"Evet evet evet"

Kafamı iki yana salladım.

"Çocuklar yapabileceğimden emin değilim"

"Ama-"

" Zorlamayın bakalım benim bitanecik sevgilimi "

Bu cümlesi ile hemen yanımda oturan Chan'a bakıp gülümsedim.O ise bana yaklaşmış dudağımı okşuyordu ki telefonunun çalmasıyla benden uzaklaştı ve özür dileyip yanımızdan ayrıldı.

(Chan'ın anlatımıyla)

Telefon babamdandı.İyice bizimkilerden uzaklaşıp kumsala indiğimde telefonu açtım.Keşke açmasaydım.

"SEN NAPTIĞINI SANIYORSUN CHRİSTOPHER BANG!? ŞİMDİ DE GAY Mİ OLDUN"

Chan:"Baba-"

"KES BANA BABA FALAN DEME SENİN GİBİ OĞLUM YOK BEN-"

Babamın sesini kesen annemin yalvaran seslerini duyabiliyordum.

Annem ,babama kendi hayatı bize düşmez gibi kelimelerini sarfederken artık her şey çok geçti.Babam öğrenmişti.

"BANA BAK BANG EN GEÇ 1 HAFTA İÇİNDE BIRAKMAZSAN O KIZ-AMAN ÇOCUĞU SENİ BURAYA GETİRİR HAPİS HAYATI YAŞATIRIM O ÇOCUĞUN SURATINI SESİNİ DUYMANA İZİN VERMEM ANLADIN MI!"

Ve bu son sözleri olmuştu babamın.Bebeğimi nasıl bırakırdım ki ben? Ne yapacaktım? İkisi de negatif bir şeydi ki.Ayrılırsam Seungmin onunla oyun oynadığımı düşünecek hayatı daha çok karışacaktı ama eğer ayrılmazsam benim iyi olup olmadığımı dahi bilemeyecekti.

Arkama bakıp bizimkinlerin oturduğu yere, Jisung'un diğer yanına yani Seungmin'in oturduğu yere odaklandım.Ona bunu nasıl yapardım?

En önemli soru, babam bunu nasıl öğrenmişti?

*Baş belası adlı kişiden mesaj*

Baş Belası

ABİ BEN Bİ HALT YEDİM!

YANLIŞLIKLA SEUNG İLE

OLAN BİRLİKTELİĞİNİ

BABAMA SÖYLEDİM!

Şimdi anlaşılıyordu.Benim baş belası kız kardeşim çenesini tutamamış, babama söylemişti.Görüldü atıp sayfadan çıktığım sırada hiçbir şey olmamış gibi görünmeye çalışarak bizimkinlerin yanına gittim.

(Seung'un anlatımıyla)

Chan'ın geldiğini gördüğüm zaman gitar çalmayı bırakmıştım.Çünkü o kadar garip görünmüştü ki gözüme.Bu beni korkutmuştu.

"Saat geç oldu hadi çadırlara"

Sesi bile o kadar ruhsuz çıkıyordu ki, sahi ne olmuştu? Sorun gelen o telefon muydu yoksa başka bir şey miydi?

Hepimiz birbirimize iyi geceler dileyip çadırlara girdiğimizde beni bir türlü uyku tutmamıştı.Daha doğrusu korkuyordum,göreceğim kabuslardan korkuyordum.Diğer tarafıma -yani Chan'a doğru- döndüğümde onun da uyumadığını fark ettim.O...ağlamış gibi gözüküyordu(?)

Beni fark etmediği için uyuyormuş gibi yapıp sanki uyku sersemliğiyle ona sarılmışım gibi davranıp sıkıca ona sarıldım.Kendine gelmiş olacaktı ki o korunaklı kolları ile beni sıkı sıkı sarmalamıştı.Kokumu içine çektiğini hissedebiliyordum.Bende aynı şeyi yapıyordum aslında, kokusunu zihnime hapsediyordum.

Tam uykuya dalacağım sırada Chan'ın bir şeyler fısıldadığını duymuş gibi oldum.Yalnış hatırlamıyorsam şu şekildeydi.

"Ben senin güzel ruhunu nasıl bırakırım,nasıl incitirim ki seni..?"

üzüleyim mi cringeleneyim mi bilemediğim bi bölüm

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.