Ne hissettiğimi bilmiyorum.
~
Ne hissettiğimi bilmiyorum.Uyanalı 2 saati geçkin ve ben Chan'ın yatağında oturmuş boş boş duvarı izliyorum.
İlk kurduğum cümleye geri gelirsek,ne hissettiğimi bilmiyorum.Ama hissetmek için ilk önce var olmak gerekmiyor mu?Bedenim var olsa bile ruhum yokmuş gibi hissediyorum.Ruhum tutsak ediliyor en derinlerimde.Zincirlerle boğuşuyordu benim ruhum.En sonunda da pes etti.Kurtulmaya çalışmadı, çabalamadı, denemedi.Ve ben o zaman anladım ki ruhum da beni terk etti...
Hâlâ boş boş duvarı izlerken bakışlarımı yatağın yanında olan Chan'a döndürdüm.Endişeli görünüyordu.Bunun sebebi de bendim.Her şeyin suçlusu, sebebi bendim.Ben tamamen şanssızlık makinesiydim ve Chan'ı bir bataklığa sürükleyemezdim.Hakkım yoktu.Hakkım olsa bile bunu yapmazdım,ben kötü bir insan değildim.Yalnızca dünya kötü bir yerdi.Bazen annelerin bile kötü olabileceği bir yer.
" Seugmin nolursun konuş benimle.Ne oldu...?"
Konuşmadım.Sadece yalnız kalıp hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyordum.Ya az da olsa o gelmeden önce benim özgüvenim tam geri geliyordu ya.Tam gelmişti.Alışacaktım göz bandım olmadan gezmeye.Ama o geldi, hatıralar da geri geldi.O gidecek ama hatıraları benimle kalacak.Ben her zaman böyle kalacağım.
En sonunda Chan'a dayanamadım.Cesaretsizce yüzüne baktım.Dudaklarımın arasından şu kelime çıktı.
"Git"
Git.Git demiştim sadece, o neredeyse ağlamak üzereyken git dedim.Bir süre daha bana baktı, dudağını ısırdı ve bana karşı gelmeyip odadan çıktı.Evet gitti.Ben git dedim o da gitti.Ama kapının önüne oturup ağlamaya başladı.İlk defa bunu hissettiğimi hissettim.Çünkü Chan'ın ruhu hissedilmeye değer bir ruhtu.
Ayağa kalktım,dudağımı ısırdım.Her zaman ısırdığım için işte bu sefer kanıyordu dudağım.Umrumda olmadı,kapının önüne oturdum.Başımı duvara yasladım.Onun orada olduğunu biliyordum.Başımı duvara yasladığım sırada o konuşmaya başladı.
"Ne oldu bilmiyorum,neyin var bilmiyorum ama sadece..."
Konuşurken o kadar zorlanıyordu ki iç çekişlerini duyabildim.Burnunu çekişini,sesinin titreyişini,hepsini dikkatlice dinledim.Aslında ezberledim.
"Sadece senin için endişe ediyorum ben Seungmin...Lütfen yanında olayım izin ver yapma bana bunu hm..?"
Acı çekiyordu.Bana yardım edemediği için acı çekiyordu.Hem de benim yüzümden.Daha fazla konuşmasını istemedim.Daha fazla canının yanmasını istemedim.Benim canım çok yandı,onunki yanmasın istedim.
Kapının önünden kalkıp kapıyı açtım.Oturan Chan'ı gördüğüm sırada yüzümde hafif bir tebessüm oldu.
Kafasını bana çevirdi ve kalkıp sıkıca bana sarıldı.Ben sustum, o sustu.Sâdece sarıldık.Her zaman biriyle konuşmadan sıcak bir sarılma yapmak istemişimdir.Zamanında bunu bana babam da yapmıştı.Fakat arkadaşlarıyla da sarılmak isterdi insan tıpkı bu şekilde.Benim hiç arkadaşım olmamıştı ki.
"Annem geldi.."
"Ne?"
Soran bir ifadeyle yüzüme baktı.Uhh çocuk bilmiyor ki niye kötü hissettiğimi.Hiçbir şey anlatmadım.
Ondan ayrılıp pencereye yaklaştım.Yağmur yağıyordu.
"Bahçeye çıksak?"
"Yağmurda?"
"Yağmurda"
(...)
Oturup neredeyse 2 saat olan biteni anlatmıştım.Daha önce ufaktan bahsetmiştim.Ama bu sefer her şeyi anlatmıştım.Annemin babamı aldattığını,babamın ve annemin son kavgasını falan anlatmıştım.Artık her şeyi biliyordu işte...
En sonunda her şeyi anlattığımda susup dolu gözlerle bana baktı.Ellerimden tuttu ve onları okşadı.Benim ise Chan'ın bakarken aklıma o kız geldi.
"O kız kimdi?"
"Hangi kız?"
Al işte Seungmin patavatsızlığın sırası mıydı?!
"Okul çıkışındaki m-..Sem bu yüzden mi beklemedin beni?"
Cevap vermedim,hangi yüzle cevap verecektim.Ben onun arkadaşıydım sadece.
"Kız kardeşimdi eğer kıskandıysan"
"Kıskanmadım!"
Yo kıskandın
Gerizekalı sen bi' kapa çeneni.
Tm🙄
"Kıskandım"
Bir şey demeden yağmurluğun altından çıktım ve bahçenin tam ortasına koştum.Yağmur çok güzeldi..
Etrafımda dönmeye başladım ki Chan beni belimden tutup kendine çekti.
Ellerimi birden nereye koyacağımı bilemeyim hafifçe onun göğsüne koydum.Kalbim deliler gibi çarptığı sırada gök gürledi ve ben korkudan Chan'a yapıştım resmen.Güldü, çok güzel gülüyordu..
Bir süre sonra kendimi onun yüzünü incelerken buldum.Hafızama kazıdım her bir ayrıntısını.Dudaklarına bakarken birden noldu bilmiyorum.Hiç düşünmeden onun dudaklarına yapıştım.Bir süre durdu, karşılık vermedi.Yanlış bir şey yaptığımı anlayıp geri çekildim.Geri çekilmemle birlikte o benim dudağıma yapıştı.Karşılık verdim.Ayrıldığımızda ise kıpkırmızı kesilmiştim.Koşarak bahçe kapısından çıktım.
"SEUNG!"
(...)
Sabah olduğunda akşam yüzünden bir hayli yorgundum.Akşam uyuyamamıştım ve okula gitmem gerekiyordu.Ne vardı ki bizim dersler sabah olmasa.
Keyifsizce hazırlanıp evden çıktım.
Akşam yaptığım şey hâlâ aklımdaydı.Öptüm onu, öptü beni.
Chan'ın yüzünü nasıl bakıcağımı düşünürken okula varmıştım bile.Bahçede hiç ama hiç görmek istemediğim kişiler de vardı.Jeongin, Changbin, Hyunjin ve Lee Know..
O an hepsi bana bakıyordu.Nefretle bana bakıyorlardı.
Bacaklarım kilitlendi.Bahçenin ortasında kalakaldım.Nefesim kesildi, belki de psikolojikti.Dördü birden bana doğru yürürken omzumda birinin kolunu hissettim.Başımı yana çevirdiğimde ise Chan'ı gördüm.
Dördüne baktığımda gelmeyi bıraktıklarını fark ettim.Rahat bir nefes aldım ve Chanla beraber okula yürüdük.Sınıfa geldiğimizde daha kimse gelmemişti.Yalnız ikimiz vardık o ve ben.
Utancımdan hâlâ onun yüzüne bakamazken teşekkür etmem gerektiğini hatırladım.
"T-teşekkürler.."
Bana bir adım attığında geri adım attım.O bana bir adım daha attı ben adımlarca kaçtım ve en sonunda duvarda buldum kendimi.Üstüme yürüdü.Duvarda beni sıkıştırınca midemin altüst olduğunu hissettim.
"Ne için?"
Bilerek yapıyordu, daha çok utanmam için emindim.
"Aşağıda yaptığın şey için.."
"Yapmam gereken bir şeydi ve yaptım."
"Hadi ama Seungmin utanma.Burda sadece sen ve ben varız yalnızca biz."
Chan:"Biz neyiz Seungmin? Sıradan arkadaş mıyız...Yoksa?"
Sustum cevap veremedim.Sevgili olmayı kast ediyordu.Bunu ona yapamazdım.Bu kadar bencil olamazdım.Kaçmak zorundaydım.
"Chan bilmiyorum..böyle bir şeye hazır mıyım.."
"Beni neden öptün?"
"Bilmiyorum.."
"Beni neden kıskandın?"
Seung:"Bilmiyorum.."
"Biliyorsun Seungmin,aşık oldun inkar etme.Korkuyorsun biliyorum ama benim yanımda korkma."
"Seninle olmaktan değil,senin benimle olmandan korkuyorum.Ben sana yalnız zarar veririm Chan.Git dışarda bin bir türlü güzel kız var.Onlardan biriyle..o-ol ne biliyim.Seni hak edecek biriyle birlikte ol,seni üzmeyecek.Ucube olmayan biriyle..."
Beni bıraktı ve bir kaç adım geri gitti.
"Sen hayatımda gördüğüm en saf insansın Seungmin.Saf demekten kastım,ruhun temiz, kalbin temiz.Sen temizsin..Bana zarar veremez, üzemez bu kadar güzel biri.Ucube olamayacak kadar güzelsin bunun hiç mi farkında değilsin? Ben istemiyorum o kızların hiç birini ben seni istiyorum Seungmin."
"Bir hatan var Chan. Benim ruhum ölü, yok.Ben sadece bir bedenden ibaretim.Yaşamak için yaşıyorum,biri gelse kafana sıkıcaz diye,kabul ederim.Çünkü zaten ben yaşamıyorum ki.Yaşayan ölüyüm ben.Beni bu hayatta bir deniz bir de sen kabul ettin.Denize girdiğimde beni kendisinden bir parça sayardı su.
"Ben onun içinde ucube olmazdım.Suyun bir parçası olurdum.Kabul ederdi beni, kabul etti beni.Ve sen,sende onun gibisin.Beni kabul ettin.Yaşadığımı kabul ettirdin.Ben senin için yaşıyorum.Senin için olmayan ruhumu yaşatacağım.Gelmezse geri getireceğim.Çünkü ben seni seviyorum Bang Chan."
Chan'a yaklaşıp ona sarıldım.
"Kendimden korksam bile,benimle çıkar mısın Chan?"
Okuduğunuz için teşekkürrrrrrleeeertrong>