İçeriğe geç

Ucube

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Ucube

Bölüm 4

4)Sen Masumsun

"Sorun yok sadece telefonumu kırdım ekrandaki cam kırıkları sayesinde oldu,gidelim mi?"

Kafasını olumsuz anlamda sallayıp birden içeri girmişti.Arkasından bakakaldım.Kapıyı kapatıp yanına gittiğimde duvardaki çekilmiş fotoğraflara bakmaya başladı.Bir tanesini eline alıp bana gösterdi.Gösterdiği fotoğrafta kar tanesinin yakından çekilmiş hâli vardı.

"Kar tanelerini hep asil bulmuşumdur.." fotoğraflara bakıp devam etti, "bunların hepsini sen mi çektin?" sorusuyla başımı onaylar gibi salladım ve gülümsedim.Gözüm yine de Chan'ın elindeki fotoğrafa kaydı, fotoğrafa bakarak konuşmaya başladım.

"Aslında o kar tanesi yakından bakıldığında ne kadar yalnız.." cümlemi bitirmeden Chan'ın elindeki fotoğrafa dokundum, bir süre kar tanesinin fotoğrafını okşadım.Ona yalnız olmadığını hissettirmek istedim sâdece.

"Biz kar yağarken hepsini bir arada görürüz.Fakat onlar bir topluluğu oluşturmasına rağmen aslında çok yalnızlar.Düşünsene sen insanların olduğu bi' toplumdasın ama tek tek bakıldığında hiçbir bağlantınız yok.Birbirinizi tanımayan, bilmeyen bir toplumsunuz.Belki de dışlananların olduğu,bir türlü kimseyi beğenemeyen, dış görünüş onlar için her şey olan ya da ne bileyim bir sürü örnek var,sahi o şeyleri o kartanesi de yaşadıysa? Ya o da dışlandıysa..?"

Son cümlelerimi söylerken fotoğrafın camına bir kaç göz yaşım damladı.Burnumu çektim ve gözlerimdeki yaşları silip Chan'a gülümseyerek baktım.Hayranlıkla bana bakıyordu.Neden bana böyle bakıyordu sahi? Belki de anlattıklarım etkilemişti onu.Ama fark ettim ki yüzüme değil, gözüme bakıyordu.Hem de görmeyen o gözüme.Bakmaması için gözlerimi kapadım.Nasıl unuturdum bandı takmayı?

Gördüğüm tek şey karanlıktı,karadelik,siyah boşluk.Artık ne demek isterseniz.Ama o şey benim için hayal kırıklıkları.O gözlerinizi kapadığınızda gördüğünüz boşluk benim için hayal kırıklıklarımdı...

Yanağımı okşayan bir el hissettiğimde ürktüm.Ama karşımdakinin Chan olduğunu biliyordum.Korkmam saçmaydı,bana zarar vermezdi(?)

Eli yavaşça dudağıma doğru kaydığında bir adım geriye gittim.Gözlerimi açıp saate baktım.

"Chan yarın okul var.Saat geç olmuş...Burda kalmak ister misin?"

Dediğimle gülümseyerek bana baktı.Bense kendi dediğim cümle ile şok olmuş bir biçimde ona bakıyordum.Kafasını olumlu anlamda salladı ve koltuğa oturup tekrar beni izlemeye başladı.Avuç içlerim terlemeye başlamıştı,ellerim üstüme sürdüm.

"Odanı göstermemi ister misin?"

Kafasını 'hayır' anlamında salladı.

"Ben onu bulurum meleğim.Hadi git odana.Uykunu al olur mu? Başka bir gün konuşuruz"

Hiçbir şey demeden yukarıya odama çıktım.Kapıyı kapatmamla beraber kendimi yatağa attıktan sonra gözlerimi yumdum.Sonrasını hatırlamıyorum.

Tahminen sabah saat altı gibi belimdeki elleri hissetmemle gözlerimi araladım.Resmen çığlık atacaktım ki onun Chan olduğunu fark ettim.Omzumun üstünden ona baktığımda resmen melekten benzersizdi.Çok tatlı uyuyordu.

Hayır Seungmin salak mısın sen?! Çocuk bildiğin yanında yatmış!

İç ses lütfen şuan sus.Fark ettim yanımda uyuyor ama onu şuan da uyandırmayacağım.Şurada çok bi' zaman yok, bırak uyusun.

İç sesimden kurtulduktan sonra Chan'a dönüp sıkıca sarıldım.O da bana sıkıca sarıldı ama hâlâ uyuyordu.Onu izlerken saatin yedi olduğunu fark etmemiştim bile.

Alarmımın çalmasıyla o da gözlerini açtı ve bana baktı.

BANA BAKTI LAN BANA BANA! VE BEN ONU İZLİYORDUM LANET OLSUN YA!!

Tok sesiyle sessizce konuşmaya başlamıştı ve ben resmen kendimden geçiyordum.

"Özür dilerim, kabus görünce yanına geldim ama uyuyordun.Yavaşça yanına yatt-"

"Sorun yok, rahat uyuduysan sorun yok."

"Rahat mı? Rahat ne kelime... Mükemmel uyudum"

Diyip göz kırptı ve kalkıp çantasındaki sweatshirt'ü çıkardı.Üstünü çıkarıp yeni kıyafetini geçirdiği o an yanaklarımın kıpkırmızı olduğunu hissetmiştim.Ateş gibi yanıyordum, büyük ihtimalle stresten olmuştu.

Aynen canım stres kesinlikle utanmadın-

Kes sesini.

Kalkıp bende bir sweat,pantolon seçtim ve banyoya girdim.Onun yanında giyinecek hâlim yoktu.Üstüme kıyafetlerimi geçirip banyodan çıktığımda Chan'ın odada olmadığını gördüm.Hızla dışarı çıktım ve arabada beklediğini gördüm.Bana gelmem gerektiğini işaret ettiği an kapının önündeki çantamı aldım ve evin kapısını kilitleyip arabaya bindim.

Kemerini tak"

Hiçbir şey demeden kemerimi takmaya çalıştım.Ne kadar uğraşsam da bir türlü geçiremedim.En sonunda pes edip bıraktığım an Chan kemeri çekip girmesi gereken yere taktı.Yine utandığım anlardan biriydi ve yanaklarım o kadar kızarmıştı ki hissetmiyordum bile! (ne kadar cringe btw)

(...)

Okula geldiğimizde Chan'a teşekkür edip kaçarcasına sınıfa çıktım.Rutin olarak sıramdaki nefret dolu kağıtları okumadan buruşturup çöpe fırlattım.Kafamı sıraya koyduğum anda başıma yine iğreç sevgili çift JeOngBiN geldi.Bir kaç dalga geçmenin ardından sıralarına geçtiler.Onlara aldırmadım,dediklerini düşünecek ve kendimi üzecek durumda değildim.Nedensizce çok karışık hissediyordum.Birden omzuna dokunulmasıyla kafamı kaldırdım ve gülümsedim,Chan gelmiş ve yanıma oturmuştu.İlk defa bir derste yalnız kalmayacaktım.

Dersin bitmesine beş dakika kala hoca beni yine soruyu çözmek için tahtaya kaldırdığında nefesinin daraldığını hissettim.Derin bir nefes aldım ve kalemi alıp bir süre soruya baktım,öğretmen masasına doğru dönünce Chan'ın bana cevabı söylediğini fark ettim.Gülümsememeye çalışarak soruyu çözdüm ve yerime geçtim.Changbin'e baktığımda yüzündeki siniri okudum resmen.Chan ile olan kopya olayını umarım anlamamıştır diye dua ettim.Zil çaldığı an Changbin yanımıza gelip bana baştan aşağı baktıktan sonra Chan'a döndü.

"Bu ucubeyle ne işin var?"

Chan bu cümleyle hışımla ayağa kalkıp Changbin'i yere ittirdi.Üstüne cıkıp yakasından tuttu ve kafasını yere vurdu.Ardından sakın bir sesle konuşmaya başladı.

"Sizi bu çocuğun etrafında görmeyeceğim anlaşıldı mı bebem, hm?"

Changbin cevap veremeden sınıfa giren Jeongin,yerdeki sevgilisinin yanına gelerek Chan'ı üzerinden kaldırdı.Sevgilisinin başını kontrol etti ve onu kolundan sürükleyerek büyük ihtimalle de revire götürdü.Ben ise bu olaylar olurken hiçbir şey yapamadım.Kilitlenmiştim.O kelime yine aklımda dolanıyordu. "Ucube" nerdeyse anılarıma inmek üzereyken Chan'ın sesi ile kendime geldim.Dolu gözlerimi sildim.

"İyi misin?"

Sorusunu cevaplamadan sıkıca ona sarıldım.Mırıldanarak teşekkür ettim.Sesim çıkmıyordu, hâlâ kendime tam olarak gelememiştim.Ya adam benim için zorbama karşı geldi az önce?

"Neden senle oturmuyorlar,üzülmüyor musun?"

"Görünmezmişim gibi davranıyorlar,alıştım"

Hiçbir şey diyemedi.Ben de konuşmaya devam ettim.

"Her gün her an unutuluyordum.Unutulmuyordum, unutulmak isteniyordum.Beni silip çöp gibi atmak istiyorlardı.Yok olmamı istiyorlardı.Sırf onlardan farklıyım diye ve bu çok canımı yakıyor.Ben böyle olmak istemedim Chan..Ama sonra sen geldin.Beni hayatında isteyen birini verdi bana hayat.Bana zehir olan hayat ilk defa acı çekmemi istemedi.Ama korkuyorum Chan...Ben şanssızlık makinesiyim.Sana zarar veririm, nolur uzak dur benden."

Kafamı kaldırıp ona baktığında kaşlarını çatmış,burnundan gülüyordu.Bana daha sıkı sarılıp kulağıma fısıldadı.

"Sen bana zarar veremeyecek kadar masumsun,Kim Seungmin."

(...)

Okul çıkışında Chan'ı beklemeye başladım.Bana beklemem gerektiğini, beni evime bırakacağını söylemişti.Tabiki ilk başta kabul etmesem de zorla kabul ettirmişti.Dakikalarca bekledim ama gelmemişti.Endişe etmeye başlamıştım.Changbin ve Jeongin bişey yapmış olamazdı? Değil mi...

Bir kaç dakika sonra kapıdan çıkan Chan'ı gördüm.Ama durun, yanındaki kız kimdi? Gülüşerek kapıda konuşmaya başladıklarında içimde farklı bir duygu hissettim.Bu da neydi? Acı? Nefret? Kin? Üzüntü? Neydi bu hissettiğim şey? Size hiçbiri olmadığına yemin edebilirim.Bu hissettiğimi şimdilik Hayâl kırıklığı olarak adlandırmak istiyorum.

En sonunda bir birlerine sarıldıklarını ve yanaklarından öptüklerini görünce dayanamayıp hızla okulun çıkış kapısından çıktım.Koşuyordum, sâdece koşuyordum.Naptığımı bilmeden hemde.Taki o koşuşturma birine çarpmam ve yere düşmemle son bulmuştu...

Arkadaşlar bu cringe sahneleri kabul edip okuduğunuz için teşekkürler fic 2023tw yazıldı ĞOMDWFPEWOVCEMWN

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.