Elimde sadece duygularım vardı, onları da benden çalmak istediler.Tıpkı hayatımı çaldıkları gibi~
~~~~
Sadece mutlu olmak istemiştim,duygularımı öldürmek değil.Neden böyle oluyordu her seferinde?
Sorun ben de miydi yoksa hayatımda olan insanlarda mıydı?Ya da ben sorunun ta kendisi miydim?
Hayatıma sormak istediğim o kadar çok soru vardı ki, mesela ben neden doğmuştum.Bu dünyada olma amacım neydi.Acı çekmekse ben yeterince acı çekmiştim.Nerden mi anladım?Yaralarım kabuk bağlayacağına daha çok kanıyor aksine daha yerin yaralar açılıyordu.Ben ise insanların bana her attıkları darbede daha da gömülüyordum.Ve evet şimdi ise tamamen istedikleri şey oluyordu, ait olmadığım dünyadan çekip gidiyordum.Herkesin istediğiyde bu değil miydi zaten? Benim yok olmam.Gitmem.Ölmem
~~~~
Gözlerim ilk önce beyaz bir tavanla buluştu.Ardından sesleri işitmeye başladım.Kafamı sağa çevirince görmek istediğim kişiyi değil,annemi gördüm.Hayat ne acımasızdı değil mi?
Yanımda olmasını istediğim tek kişi yoktu ama bana yıllarca eziyet eden kadın yanı başımdaydı.
Karışık duygular içinde hızlıca doğrulduğum sırada karın bölgemden gelen acıyla inledim.İnlememle sırtımı birden yatakla geri buluşturdum.Canım yanıyordu.
Neden yanıyord-uhh..iç kanama geçirmiştim değil mi?
Öldürerek dudaklarımı araldığım sırada annem olucak kadın sadece burada olmak için buradaydı.Ben umrunda bile değildim.Telefonu ile mesajlaşıyordu.Benden daha önemli ne olabilirdi ki bu kadar?
"Gitmek istiyorum"
"Bende gitmek istiyorum, ucube.Ama gördüğün gibi mecburen buradayım."
Ucube, harika.Tekrar başlıyoruz.
"Göz bandın nerd-nerdeyse nerde, neyse"
Cebinden çıkararak üstüme fırlattığı göz bandını zorla gözüme taktım.
Ağlayamazsın
Ağlamamalısın
Ağlama.
Yani
Asla hissetme.
Asla hissetme.
Asla hislerini yansıtma.
(...)
Gözetimden çıktıktan sonra eve gelmiştik.Evet, gelmiştik dedin çünkü artık annem de benim evimdeydi.Artık Chan'ın yanında kalamazdım.Bu yüzden anneme katlanmak zorundayım.
Onu görmeyeli bir haftaya yakındı ve canım yanıyordu.Hayır karnım yüzünden değil.Chan'ı özlemiştim..
"Ucube git yemek yap ben dışarı çıkıyorum"
Dedi ve çıktı.Her zamanki gibi.Bu halimle bile işler bana kitliyor, dışarı çıkıyordu.Anlayamıyordum, ben ondan bir parça değil miydim? Bana neden bir çöpmüşüm gibi davranıyordu?
Çünkü öylesin
"Haklısın"
Harika kendi kendime de konuşmaya başlamıştım.Gittikçe deliriyordum, beni buna itiyorlardı.
Kafamı dağıtmak için yemek yapmaya başladığımda hâlâ annem için bir şeyler yapmaya çalışıyordum.
Aptal
Eskiden en sevdiği yemeklerden biri soslu makarnaydı.Onu yapmaya karar vermiştim, belki..bana teşekkür ederdi?
Makarnanın tuzunu tencereye koyup suyu doldurduğumda hemen ocağa yerleştirdim ve kaynayan suya makarnayı ekledim.
Sosu için domatesleri yıkayıp kesmeye başladığımda her zamanki beceriksizliğimi sergilemiş ve parmağımı kesmiştim.Kanıyordu.
Ruhsal yaralarım yetmemiş, fiziksel olarak da yaralanıyordum artık.Kendime işkenceden başka bir şey yapmıyordum.Belki de buradan çekip gitmeli yeni bir hayat kurmalıydım.En sonunda olacak şey buydu.
En sonunda elimi yıkayıp yara bandı yapıştırdığımda hızlıca sosu da hazırladım ve makarna hazırdı.
Sinirden mutfağın en köşesine gidip oturdum ve canımı yakmadan bacaklarımı kendime çekmeyi denedim.Olmayınca daha da sinirlenip ağlamaya başlamıştım.Hayatımdan o kadar çok bıkmıştım ki.
En sonunda hava almaya karar vermiş anahtarı alarak dışarıya fırlamıştım.
Deli gibi ağlıyordum ve yaz olmasına rağmen deli gibi yağmur yağıyordu.
Kaçarcasına koşmaya başladığım an karnımın acısını umursamayarak daha da hızlandım.En sonunda olması gereken oldu ve parkın oraya vardığımda çamura basarak kaydım.Kendimi sırt üstü çimenlerin üzerinde buldum.Acımı umursamayarak yavaşça dirseklerimin üzerinde doğrulduğumda asla görmek istemeyeceğim bir manzara gördüm.Bankta oturan Jeongin ve elinde ikisine şemsiye tutan annem sarılıyordu.Onları duyabilecek kadar yakın olduğuma lanetler yağdırdım.Çünkü annem hiç olmaması gereken bir şey demişti.
"Canım oğlum benim...Ne kadar da büyümüşsün."
"Anne abartma alt tarafı 6 ay oldu beni görmeyeli!"
Gülüşüyorlardı...
Anne mi demişti o çocuk ona?
Zorbam,üvey kardeşim miydi?
Bu gerçek miydi, yoksa ben cidden kabusun ortasında mıydım.Ben neredeydim?
Bana yapmadıklarını diğer oğluna yapıyordu...
Yap şunu.
Hayır.
(...)
Eve geldiğimde hızlıca odama çıkıp üstümü değiştirdim.Çamurları temizledikten sonra aşağı indiğimde gördüğüm manzara iğrençti.Jeongin ve onun annesi karşımda dikiliyordu.Jeongin'in elinde valizi vardı.Anlaşılan, bizimle kalacaktı.
"Vay vay vay, kimler varmış kimler"
Jeongin'in sesinden bile iğreniyordum.Ama o benim burnumun dibine kadar girmişti bile.
Tırnaklarımı avcuma batırdım, ağlayamazdım.Zira duygusuz gibi kalmalıydım.
"Ucube,oğlum artık burada kalacak.Sana dememe bile gerek yoktu değil mi? "
Küçük bir kıkırdama bırakmıştı.
Sakın kalmaktan başka çağrem yoktu.Sık nefes alıyordum, panik atak geçirecekmişim gibiydim.
"Jeongin, ucubenin odasına çık orası senin.İstediğini yapabilirsin"
Şokla dudaklarım aralandığı zaman zaten ne desem de bir şey değişmeyeceğini biliyordum.Bu yüzden kafamı salladım ve yukarı çıkarak bütün eşyalarımı toplamaya başladım.Arkamdam Jeongin girmişti.
"Seninle üvey kardeş olacağıma ölseydim keşke.Ucube."
Yutkunarak bütün eşyalarımı ikinci misafir odasına taşıdım.Orası gayet küçüktü fakat işimi görürdü.Görmesi lazımdı...
(...)
Akşam olduğunda annemin zoruyla sofrayı hazırladım ve onları çağırıp masaya oturdum.Makarnamı yemeye başlayacakken annem çatalı tutan elime vurdu.
"Sana yiyebileceğini söylediğimi hatırlamıyorum? "
Gözlerim doluyordu.Hissediyordum.Dayanmak zorundaydım.Önümdeki tabağı alıp Jeongin'in tabağına döktüğü an tırnaklarımı bacağıma geçirdim.Beni çıldırtmaya çalıştıkları belliydi.Jeongin piç gibi sırıtıyordu.
Kafa sallayarak masadan kalktım ve yukarıya odama çıktım.
Buna daha fazla dayanmak zorunda değildim.Dayanmayacaktım da.Sırt çantama bir kaç kıyafet ve para koyduktan sonra diğer ihtiyacım olan şeyleri de koydum.
Gece yarısı evden çıkacaktım.
(...)
Çoktan gece yarısı olmuştu.Bu sayede sessizce aşağı inip anahtarı çevirdiğim an kafamda kırılan şişeyle yere düştüm.Gözlerimi yavaşça araladığımda annemi gördüm.Daha doğrusu onun annesini.Beni kolumdan tuttuğu gibi salondan içeri fırlattı.Karnım acıyordu.İnledim.
Annem bana göre kat kat güçlü ben ise korkaktım.
Hızlıca mutfağa gittiğinde yerden kalkmaya çalıştım ama olmadı, her yerim titriyordu.Travmalarım geri geliyordu.
Ben kalkamadan elinde tahta süpürgeyle geldiğinde ucundaki kıl yerini çıkardı ve bana onunla vurmaya başladı.Canım acıyordu.En sonunda durdu.Kalkmamı bekledi.Yapamadım.Zorla kolundan tutup kaldırdığında ayaklarım titiriyordu.Dayanamayıp bilincimi kaybeder gibi oldum ve cam masamın üzerine düştüm.Her yerim cam kesikleriyle doluydu.
Bilincimi tamamen kaybettiğimde kocaman bir karanlığın içine gömüldüm.
Jeongin'in çığlığı ile gözlerimi açtığım an kendime yeni geliyordum.Hala kırık masanın üzerindeydim ve her yerim kanamaya devam ediyordu.Çok kan kaybetmiş olmalıydım.
Jeongin hızlıca yanıma geldiğinde nolduğunu anlamadım.
Uyandığımı gördüğünü gördüğümde (nası cümle oldu mk bu) bir şey demeye çalıştım ama yapamadım.Susmamı işaret ederek yavaşça canımı yakmadan kolumun altına girdi ve beni koltuklardan birine oturttu.Bana..iyi davranıyordu?
"Annem evde yok.Korkma"
Hızlıca yukarıda -büyük ihtimalle gördüğü- sağlık çantasını getirdi ve cam kırıklarını dikkatle çıkarmaya başladı.Ardından pansuman yaptı ve bana odamdan yeni bir kıyafet getirdi.Üstümü çıkardığında gördüğü ile şok oldu.Her yerim mosmordu ve bunu görmüştü.
"Annem mi yaptı? "
Konuşmadım, sustum.
"SEUNGMİN CEVAP VER!"
"e-evet"
Korkuyordum.Çok.
"Biliyordum...Sana böyle davrandığını biliyordum. "
Yavaşça geri giderek kafasına vurdu.Yapma demek istedim yapamadım...
"Ve ben de sana zorbalık yapıyordum...Sen..nasıl katlandın..?"
"K-katlanabildiğimi kim söyledi?"
Sırıtırken birden kapının açılmasıyla şok olmuştum.Burada ne işi vardı..
Neden gelmişti.Daha çok canımı yakmak için mi?