İçeriğe geç

Ucube

Bölüm 11 · 7 dk okuma

Ucube

Bölüm 11

11)Son Nefesim (Final)

Özlediklerimin tekrarını hiç yaşamadım

~~~

Sanıyordum ki artık canım yanmazdı.Ama onu evimin içinde gördüğüm an yaralarım daha çok acımaya başladı.Ama fiziksel olanlar değil ruhsal yaralarım.

Hemen ayağı kalktım ve canımın yanmasıma rağmen üstümü geçirdim.

Hızlıca ona doğru yürüdüm.

"Ne işin var evimde!"

Tam itecektim ki bileklerimi tek eliyle tuttu ve Jeongin'e döndü.

"Annen mi yaptı"

Jeongin sustu, korktuğunu görebiliyordum. Resmen tir tir titriyordu.

"JEONGİN CEVAP VER BANA!"

Korkakça başını salladı.O anda Chan beni evden sürükleyerek çıkardı ve arabaya bindirdi.İtiraz bile etme şansı vermedi bana.

O arabaya bindiği sırada karşıda bizim eve gelen Changbin,Minho ve Hyunjin'i gördüm.Ardından da kapıdan bize ve onlara bakan Jeongin'i.Bizim eve geliyor olmalıydılar.

Flasback

(Chan'dan)

"Onunla çok eğleneceğiz çocuklar!"

Eve giderken Changbin ve arkadaşlarına rastladım.Bu cümleyi duymamla beraber çalıların arkasına geçtim ve dinlemeye başladım.

"İyi de eve nasıl giricez?"

"Sen onu dert etme, Lino.Sevgilim o ucubenin üvey kardeşi çıktı.Bu bizim daha çok işimize gelecek."

"Peki haberi var mı oraya gideceğimizden,Jeongin'in?"

"Elbette var Hyun.Ona biz gelene kadar iyi davranmasını,biz gelince asıl eğlencenin başlayacağını söyledim."

Onlardan önce gitmeli,onu oradan almalıydım.

Flasback and

"Chan indir beni"

Umursamadı.Bambaşka bir cevap verdi.

"Eve gidiyoruz"

Bir süre durdum ve yan tarafa döndüm ona baktım.Gerçekten de umursamadan arabasını çalıştırmıştı.

"Chan dedim"

Dinlemedi.Beni takmıyordu bile.

En sonunda delirmiş gibi çığlık attım.

"CHAN CHRİSTOPHER BANG!"

Diye bağırdığım an frene yüklendi ve birden arabayı durdurdu.Elini direksiyona vurdu ve bana döndü.

"NE SEUNGMİN NE!"

Bana bağırdığı an dondum ve gözlerimin dolduğunu hissetmeye başladım.

Sesini yükselttiğini fark ettiği an ellerini saçına geçirdi.

"Özür dilerim özür dilerim"

Gözlerimden akan yaşları sildim ve burnumu çekerek konuşmaya başladım.

"Teşekkür ederim,artık sen de onlar gibisin"

Arabadan inmedim.Gidecek bir yerim yoktu ama aklımda bir plan vardı.Akşam üstü evden çıkacak ve hava alanına gidecektim.Ardından arkamda iz bırakmayacak ve yok olacaktım. Herkesin istediği gibi.

(...)

Hâlâ kendime inanamıyorum.Yüzsüz gibi onun evine geldim ve odasında oturuyorum. Bana bir şey anlatacağını söyledi ve daha geri gelmedi.

En sonunda yatağa kıvrılmış uyuya kalacaktım ki kapı açıldı ve Chan içeri girdi.Hemen oturdum ve ona bakmadım.Karşımdaki sandalyeye oturdu.

"Asıl olaya gel artık."

Derin bir nefes çekti ve konuşmaya başladı.

"Senden ayrılmamın sebebi..."

İşte o zaman öğrendim her şeyi ama bu hâlâ ona kızgın olmadığım ve canımın acımadığı anlamına gelmezdi.Ayağa kalktım ve düşünmeden konuşmaya başladım.Her şey allak bullak olmuştu.Ben de dahil.

"Ha yani dedin Seungmin'in en üzüleceği yolu tercih edeyim, en çok kırılacağı ve parçalacağı noktadan?!"

Olduğu yerden kalktı ve yüzüme baktı.Ellerimi tutmak istedi ama izin vermedim.Bana dokunmasını istemiyordum.

"Seung öyle değil..."

"Ne o zaman Chan Ne!"

"Sadece bilmiyorum iki şekilde de üzülecektin!"

"EN AZINDAN SENDEN NEFRET ETMEZDİM!"

Sinirle kendimi yatağa attığım zaman başımı ovaladım ve derin nefesler çektim.Her nefes alışımda göğsümdeki kan pompalayan şey daha da parçalara ayrılıyordu.Hissediyordum.

"Ben..."

"Sen benden nefret mi ettin.."

Ona baktım, ilk defa gözleri doluydu.

"Ben sanırım...hak ettim."

Kapıya yöneldi ve son kez bana baktı.

"İstemediğin yerde kalmak zorunda değilsin."

Dedi,en son cümlesi bu oldu ve ardından odadan ayrıldı.

Ben de çok beklemedim.Yaklaşık yarım saat sonra evden çıktım.Beni görmediğine emindim.

Dün akşam bugün için aldığım uçak bileti vardı.Bu yüzden hava alanına gitmek için bir taksi çevirdim.Yanımda yeterli param vardı.Bu yüzden sorun etmedim.

Hava alanına geldiğimde uçağın kalkış saatine 10 dakika gibi bir süre vardı ben de bundan istinaden uçağıma gidecek yolu bulmaya çalışıyordum.Bulduğumda orada duran Chan'ı fark ettim.Ne yani...biliyor muydu?

Hızlıca yanına gittim.

"Ne işin var burda?"

Omuz silkti.

"Senin ne işin varsa ondan"

"Nerden biliyordun.."

"Bazı ajanlarım sağolsun"

Flasback

(Chan'dan)

Chan

Jeongin

Jeongin

Kimsin?

Chan

Bang Chan.

Jeongin

Ne istiyorsun

Flasback and

"Jeongin..."

"Beni affeder misin..?"

Bir süre durdum ve olanları düşündüm.Aslında onun bir suçu yoktu.Tek suçu benim meleğim olmaktı ve o bembeyaz bir melekti.Ben ise onu siyahlara batırıyor, bir bataklığa sürüklüyordum.Benimle gelirse ailesiyle arası bozulacaktı ve artık gri bir melek olacaktı.Güzel kanatları kırılacak,güzel şeylerin yerini acı alacaktı.Benim yüzümden.

Eğer affedersem bu ya yeni bir başlangıç ya da iki hayatın sonu olacaktı.Ama bir son olucaksa eğer onunla olmasını yeğlerdim.

O da bunu istiyordu.Benimle yok olmak.

Hiçbir şey demeden elini tuttum.Sıkıca tuttum ve dudaklarına yapıştım.İlk defa nerde olduğumuzu,kimlerin olduğunu düşünmeden bir hareket yaptım.O da buna karşılık verdi.Kalkışa 5 dakika kaldığının anonsunu duyunca birbirimizden ayrıldık.O da göz bandımı çekip çıkardı.

"Ben seni böyle seviyorum, bırak onlar sevmesin."

"Bir tek sen sev beni, dünya yansa da umrumda değil."

(...)

Uçağın kalkış saatinin üstünden 3 saat geçmiş, hava kararmıştı bile.Biz ise Chan ile sohbet ediyor ve ellerimizi sıkıca tutuyorduk.Her şeyin mutlu olacağına inanmıştım o dakika lâkin uçağın motoru yanmaya başlamasaydı.Hayat bana yaşamam için bir şans tanımıyordu, ben o şansı hiçbir zaman elde edememiştim.Tir tir titremeye başladığım an en kötü andı.Uçak çakılmaya başladı ve kimse hiçbir şey yapamadı.Sıkıca birbirimize sarıldık Chan'la.Son kez öptü beni.

"Chan!"

"Güzelim.."

"Ne olursa olsun seni seviyorum!"

"Ben de seni meleğim, ben de seni.."

Ve bu son konuşmamız oldu.Gerisi koskocaman bir boşluk,karanlık...

///

"Baba uçaklara bak!!"

"Çok mu seviyorsun"

"Çoook! Bir gün pilot olucaam!!"

///

"Baba ne zaman uçak kullanabilirim?"

///

"Baba...Üşüyorum..gelsene...kalksana baba.."

///

"Lütfen, gelecekte bul beni..."

///

"Chan, Bang Chan"

///

"Kar tanelerini hep asil bulmuşumdur.."

///

"Kendimden korksam bile,benimle çıkar mısın Chan?"

///

"Beni duymadın, ben de yalnız başıma kaldım..."

///

"Ben senin güzel ruhunu nasıl bırakırım,nasıl incitirim ki seni..?"

///

"K-katlanabildiğimi kim söyledi?"

///

Son kez olsa bile babamın mezarına gidebilmeliydim..:)

Ama ben daha iyisini yapacaktım.Şimdi,direkt onun yanına gidiyordum.

~~~

Gözlerimi zorla da olsa araladığımda bir felaket ile karşı karşıya kaldım.Hayır hayır hayır hayır!

Uçak çakılmıştı.Herkesin cansız bedeni karadaydı ve biz şansa bir adaya çakılmıştık.Hiçbiri umrunda değildi tek umrumda olan şey onun yaşadığını bilmek ve onu bulmaktı.

Zorla kalktım ve etrafı aranmaya başladım.Saatlerin en sonunda onu buldum...Kanlar içindeydi, tıpkı benim gibi.En sonunda kendimi dizlerimin üstünde buldum ve emekleyerek yanına gittim. Yanağına dokundum ama..çok mu geçti? Hayır! Hayır! Ben yaşıyorsan bir sebebi olmalıydı o ölmüş olamazdı beni bırakmış olamazdı! Bedeni buz kesiyordu...Dudakları mosmordu..

En sonunda elimi kalbinin üzerine getirdim.Harika...ses, yok...

En sonunda hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.

"CHAN ÖLMEDİN! ŞAKA YAPMA! CHAN!"

Onu sarstım ama uyanmadı.Daha çok ağladım.Geri gelmedi.Zaten ben hiç özlediklerimin tekrarını yaşamamıştım ki.

Kafamı en sonunda kalbinin olduğu yere koydum.

"Chan...C-chan..."

"Gelicem sevgilim...sonsuza kadar, mutlu olucaz..;) "

Ve son nefesimi o an aldım.Bilincim tamamen kapanmaya başladı ve ben ona yapabildiğim kadar sıkı sarıldım.O an yaşamın bir anlamı vardı benim için.Ona son kez sarılmak için ölmemiştim.Onu bulmak, onunla ölmek için...

Gerisi yok.Chan yok.Zorbalık yok ve...Ben de yokum.

Merhaba, ben Seungmin.Herkesin ucube diye hitap ettiği çocuk.Biri dışında,Bang Chan.

Koca bir topluluğun ortasında yalnız hissetmek kadar berbat bir şey yok bu hayatta.Her kafadan milyonlarca ses çıkıyor, sen yoksun.Herkes susup sana dönüyor, biri seslenip herkese; "O konuşmuyor! Hepimizden farklı! O konuşmuyor!" diyor.Sorguluyorsun,"farklı olmak suç mudur anne?" diyorsun, cevap gelmiyor.

Sonra biri tekrar herkese seslenmeye başlıyor senin hakkında; "Ucubeye bakın! Ucube,ucube,ucube!" Tıkamak istiyorsun kulaklarını.Yapamıyorsun,tıkaman yetmiyor o seslerin azalmasına.Kafanda yankılanıyor sesler, "𝙐𝙘𝙪𝙗𝙚,𝙪𝙘𝙪𝙗𝙚,𝙪𝙘𝙪𝙗𝙚..." beynin bile sana karşı koyuyor.Saklanmaya başlıyorsun o günden sonra.İhtiyacın yoksa çıkmıyorsun odandan, evinden.Annen nefretle büyütüyor seni,sevmiyor babanı.Kaybediyorsun babanı bir trafik kazasında.Hayatının yarısı gitmiş gibi hissediyorsun.Ağlamamak için sıkıyorsun kendini.Parçalıyorsun.Hem ruhen hem bedenen savaşıyorsun.Annenle savaşıyorsun o an.Bırakıp gidiyor seni evde,kalıyorsun bir başına yaralar içinde.Çıkıyorsun odana, giriyorsun sosyal medya hesabına, bir veda mesajı,yakalamış annesi babası.Kalıyorsun evde bir başına.Kaybettin mi şimdi tüm hayatını?

Geçiyor aradan 13 yıl.Her zamanki gibi yazıyorsun onun hesabına,iletilmiyor ama rahatlıyorsun ona yazınca.Her gün bekliyorsun, hesabında dolaşıyorsun.Bakıyorsun profil fotoğrafına dakikalarca.Değişmiyor o fotoğraf yıllarca.

Okula gidiyorsun özlemle, ayrılıyorsun istemle.O gün geliyor kurtarıyor seni zorbalıktan.İsmini duyunca şaşırıyorsun,"acaba o muydu bu?" diyorsun kendi kendine.

Kurtarıcı meleğini bulduğunu düşünüyorsun.Göz bandını takmaktan kurtarıyor seni,özgüvenle sarıyor.Özgüven doluyor ruhun.Dolup taşıyor.Bir gün tekrar kaybediyorsun onun çıkıp gelmesiyle özgüvenini.Bir darbe yiyorsun.Bir daha asla kendine gelemiyorsun.Her dakika acı her dakika daha fazla özlem çekiyorsun.Dayanamıyorsun sonunda.Karartmak istemiyorsun dertlerinle iyilik meleğini.Uzaklaşmayı deniyorsun ama her saniye kendine çekiyor seni.Halbuki sadece kararıp toz olmasını istemiyorsun.Bir gün kaçmak için bilet alıyorsun hiç bilmediğin bir yere.Havalimanında yakalıyor o melek yine seni. Bakıyorsun onun da elinde valizi var.Anlamıyorsun ne olduğunu.Elinden tutuyor, giriyorsunuz uçağa.Sağına bakıyorsun yanında.Anlıyorsun o senin için yollanmış.Karşı gelmek istemiyorsun artık.Kabul ediyorsun onu.

Mutlu olacağını düşünürken uçaktan ateşler yükseliyor,tir tir titriyorsun.Birden uçak çakılmaya doğru gitmeye başlıyor her şey kontrolden çıkıyor.Sevdiğine son kez onu sevdiğini söylüyorsun,sıkıca sarılıyorsun, son kez öpüyorsun onu.Ve gerisi karanlık.Gözlerini aralıyorsun,zor da olsa etrafına bakıyorsun,sevdiğin yok.Aramaya başlıyorsun onu o enkazda.Saatler sonra buluyorsun onu.Dokunuyorsun yanağına,bedeni soğuk,dudakları mosmor.Koyuyorsun elini onun kalbinin üzerine...ses yok? Ölmüş mü diyorsun ağlaya ağlaya.Koyuyorsun başını kalbinin ortasına,son nefesini o şekilde veriyorsun.

Ben Kim Seungmin.Aşkımla doğdum, aşkımla öleceğim.Hayallerimi onla kurdum onla yok edeceğim.Işıklarımı o yaktı,ben o öldüğü an söndüreceğim.Görüşürüz ebedî karanlığa mahkum hayallerim,görüşürüz benliğim, görüşürüz kendim,ruhum ve görüşürüz Meleğim Chan'ım.Son olarak sen, bu satırları okuyan kişi.Sana da elvada canım arkadaşım.Ben seni görmesem de sen beni hep gördün sevgili arkadaşım sana çok minnettarım...Ben Kim Seungmin ve bu da benim hikayemdi:)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.