İçeriğe geç

Uçan aşk

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Uçan aşk

Bölüm 4

Bölüm 4

# Bölüm 4: Hastalık Mı, Bahane Mi?

(Rümeysa)

Ertesi sabah Rümeysa gözlerini açtığında kendini berbat hissediyordu.

Boğazı yanıyordu.

Burnu tıkanmıştı.

Başı dönüyordu.

"Harika..."

Battaniyenin altına biraz daha gömüldü.

Tam o sırada telefonuna bildirim geldi.

Sınıf grubundan yüzlerce mesaj.

Bir de...

Çağatay.

Kalbi istemsizce hızlandı.

Mesajı açtı.

**Çağatay:**

*"Bugün okula gelecek misin?"*

Rümeysa birkaç saniye ekrana baktı.

Sonra yazdı.

**Rümeysa:**

*"Sanırım gelemeyeceğim. Hasta oldum."*

Mesaj görüldü.

Bir dakika.

İki dakika.

Üç dakika.

Cevap yoktu.

"Tamam..."

Rümeysa telefonu bıraktı.

Belki de çok meşguldü.

Belki de...

DING DONG!

Kapı zili çaldı.

Rümeysa kaşlarını çattı.

Bu saatte kim gelmişti?

Annesi kapıyı açtı.

Koridordan bir konuşma sesi geldi.

Sonra annesi odanın kapısını açtı.

Yüzünde garip bir sırıtış vardı.

"Rümeysa."

"Efendim?"

"Sana biri gelmiş."

Rümeysa doğruldu.

"Bana mı?"

Kapıda duran kişiyi görünce donup kaldı.

Çağatay.

Elinde poşetler vardı.

Ve yüzü her zamanki gibi kıpkırmızıydı.

"Şey..."

Bir poşeti havaya kaldırdı.

"Çorba getirdim."

Rümeysa'nın beyni birkaç saniyeliğine çalışmayı bıraktı.

"Ne?"

"İnternette hasta insanlara çorba götürmenin nazik bir davranış olduğunu yazıyordu."

"İnternette mi araştırdın?"

"Belki."

"Çağatay."

"Efendim?"

"Bu biraz tuhaf."

"Özür dilerim."

"Hayır."

Rümeysa gülmeye başladı.

"Şirin."

Bu kez Çağatay'ın beyni durdu.

---

Bir saat sonra.

İkisi salonda oturuyordu.

Rümeysa battaniyeye sarılmıştı.

Çağatay ise koltuğun ucunda asker gibi dik oturuyordu.

Sanki biraz daha gerilirse patlayacaktı.

"Rahat olabilirsin."

"Rahatım."

"Yalan."

"Biraz."

Rümeysa güldü.

Tam o sırada öksürdü.

Çağatay anında ayağa fırladı.

"Su ister misin?"

"Yok."

"İlaç?"

"Yok."

"Doktor?"

"Çağatay."

"Efendim?"

"Ölmüyorum."

Çağatay utançla tekrar oturdu.

Rümeysa kahkahasını tutamadı.

---

Bir süre sonra sohbet etmeye başladılar.

Çocukluklarından.

Sevdikleri filmlerden.

Hayallerinden.

Saatler nasıl geçti anlamadılar.

İlk kez birbirlerini gerçekten tanımaya başlamışlardı.

Ve Rümeysa ilk kez şunu fark etti:

Çağatay sadece tatlı biri değildi.

Aynı zamanda iyi kalpliydi.

Gerçekten iyi kalpliydi.

Bu düşünce yüzünü istemsizce kızarttı.

---

Akşamüstü olmuştu.

Çağatay gitmek için ayağa kalktı.

"Ben artık kaçayım."

"Tamam."

Kapıya kadar birlikte yürüdüler.

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Çağatay kafasını kaşıdı.

"Şey..."

"Ne oldu?"

"Yarın da hasta olur musun?"

Rümeysa gözlerini kırpıştırdı.

"Ne?"

"Yani hayır!"

Çağatay panikledi.

"İyileş tabii ki! Hasta olma! Kesinlikle hasta olma!"

"Çağatay."

"Efendim?"

"Batıyorsun."

"Fark ettim."

Rümeysa kahkahaya boğuldu.

Çağatay da gülmeye başladı.

Kapının önünde birkaç saniye boyunca birbirlerine baktılar.

Sonra Çağatay hafifçe gülümsedi.

"Yarın görüşürüz."

"Yarın görüşürüz."

Kapı kapandı.

Ama ikisinin de yüzündeki gülümseme uzun süre kaybolmadı.

Fakat ikisinin de haberi olmayan bir şey vardı.

Koridorun köşesinde duran bir kız, bütün bu sahneyi görmüştü.

Ve yüzündeki ifade hiç de mutlu değildi.

Telefonunu çıkarıp bir fotoğraf çekti.

Sonra fısıldadı:

"Demek böyle..."

Ve gönder tuşuna bastı.

(Yazar notu: evet yine ben, yine hira, evet 3 dakikada 2 bölüm yayinlamam imkansız gibi durabilir hepsi taslakta daha çok bölüm gelcek benden kurtulusunuz yok birtanelerim >

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.