İçeriğe geç

Üç Kalp Arasında

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Üç Kalp Arasında

Bölüm 6

6. Bölüm: Parktaki Gölgeler

Okulun son zili çaldığında, çantamı nasıl topladığımı, sınıftan nasıl çıktığımı inan bilmiyordum. Maya, çıkışta kızlarla birlikte kahve içmeye gidecekti ve beni de davet etmişti. Tabii ki her zamanki "başım ağrıyor, eve gidip yatacağım" yalanıma sığınmıştım. Maya bana sıkıca sarılıp "Kendine dikkat et Chlo, son zamanlarda çok solgunsun," dediğinde, yerin dibine girmek istemiştim.

Şimdi ise okulun birkaç sokak arkasında kalan, o eski ve kimsenin pek uğramadığı parkın girişinde dikiliyordum. Hava yavaş yavaş kararıyordu ve ağaçların gölgeleri yere upuzun yayılmıştı.

İçimden bir ses *"Arkanı dön ve hemen eve kaç,"* diye bağırıyordu. Ama ayaklarım beni çoktan parkın derinliklerine, Oliver'ın bahsettiği o eski kütüphanenin arkasına doğru götürmüştü bile.

Onu, kırık dökük bir tahta bankta otururken gördüm. Üzerinde okul formasının ceketini çıkarmış, sadece siyah kapüşonlusuyla duruyordu. Kafasını ellerinin arasına almış, yere bakıyordu. O kadar dalgındı ki, yanına kadar geldiğimi bile fark etmedi.

"Geldim," dedim, sesimin titremesini engelleyemeyerek.

Oliver hızla başını kaldırdı. Beni gördüğü an gözlerindeki o yorgun, bıkkın ifade yerini ani bir rahatlamaya bıraktı. Hemen ayağa kalktı. "Gelmeyeceksin sandım," dedi, sesi çatallı çıkmıştı. "Saatlerdir buradayım, Chloe."

"Konuşalım ve bitsin, Oliver," dedim, aramızdaki mesafeyi korumaya çalışarak. Göğsümün ortasında bir öküz oturuyordu sanki, nefes almak bile canımı yakıyordu. "Bizi bir arada görseler ne derler, hiç düşünüyor musun? Maya'ya ne diyeceğiz?"

Oliver bir adım attı, yüzündeki çaresizlik o kadar gerçekti ki içim acıdı. "Maya’ya her şeyi anlatacağım," dedi aniden.

Dünya bir anlığına durdu sandım. "Ne?" diye fısıldadım. "Sen ne diyorsun? Çıldırdın mı sen?"

"Çıldırmadım," dedi, ellerini çaresizce iki yana açarak. "Dün gece sen iskeleden kaçtıktan sonra sabaha kadar düşündüm. Maya’nın elini tutarken aklımda senin olman, ona karşı yapabileceğim en büyük haksızlık. O bunu hak etmiyor Chloe. Ben ona yalan söylemek istemiyorum artık. Ondan ayrılacağım."

"Hayır, yapamazsın!" diye feryat ettim resmen, neyse ki parkta kimse yoktu. Gözlerimden yaşlar süzülmeye başlamıştı bile. "Eğer benden ötürü ayrılırsan, Maya bunu er ya da geç öğrenecek. Benim yüzümden olduğunu anladığı an ikimizi de hayatından silecek. Ben... ben en yakın arkadaşımı kaybedemem Oliver. Bunu bana yapamazsın."

"Peki bize ne olacak?" dedi Oliver, sesini ilk defa bu kadar yükselterek. Gözleri çakmak çakmaktı. Bana doğru iki büyük adım atıp tam karşımda durdu. Sıcak nefesini yüzümde hissedebiliyordu. "Ben seni seviyorum Chloe. Bunu aylardır içimde tutuyorum. Sırf sen bana karşı bir şey hissetmiyorsun sandığım için gittim Maya ile sevgili oldum. Ama dün gece... Dün gece elimi tuttuğunda bana öyle bir baktın ki. Beni sevmediğini söyleyebilir misin şimdi? Gözlerimin içine bak ve 'Seni sevmiyorum' de, yemin ederim bir daha karşına çıkmayacağım."

Gözlerinin içine baktım. Yeşil gözleri, içimdeki tüm sırları okumak ister gibi bana odaklanmıştı. Dudaklarım titredi. "Seni..." dedim ama devamı gelmedi. Kelimeler boğazımda düğümlendi. Yalan söyleyemedim. Onu sevmediğimi söylemek, kendi kalbimi tamamen paramparça etmek demekti.

Oliver haklı çıktığını anladığı o an, yüzünde acı dolu bir tebessüm belirdi. Elini kaldırdı, bu sefer tereddüt etmeden yanağıma koydu ve başparmağıyla gözyaşımı sildi. Dokunuşu o kadar sıcak, o kadar şefkatliydi ki, tüm savunma mekanizmalarım bir anda çöktü.

"Gördün mü?" diye fısıldadı, yüzünü yüzüme yaklaştırırken. "Sen de istiyorsun."

Tam o sırada, parkın eski çakıl taşlı yolundan bir ayak sesi yükseldi ve ardından tanıdık bir ses koridor gibi ağaçların arasında yankılandı:

"Chloe? Oliver? Sizin burada ne işiniz var?"

Korkuyla Oliver'dan ayrılıp sesin geldiği yöne döndüm. Parkın loş ışığının altında, elinde kahve bardağıyla donup kalmış olan Maya bize bakıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.