İçeriğe geç

TUTSAK//TAEKOOK

Bölüm 8 · 4 dk okuma

TUTSAK//TAEKOOK

Bölüm 8

8

“Bu... senin sevgin mi?”Sesindeki o cümle, bir hançer gibi yavaştı.Sanki son nefesini veriyordu da kelimelere son bir umut sarılmıştı.Belki günlerce içinde çevirdiği bir soruydu bu.Belki de farkında bile olmadan sızdı ağzından.Ben... hareketsiz kaldım. Kalabalık olan zihnimde ekstra bir uğuldama başladı. Yüzümden aşağı yaş mı süzülüyordu, ter mi, yoksa içimdeki o karanlığın kanı mı… bilmiyorum.Ellerimi yere bastırdım, yumruk yaptığımda tırnaklarım avuçlarımdaki eti ezdi. “Taehyung…” diyebildim fısıltıyla, bir suçlu gibi, bir çocuk gibi. Bir…zavallı gibi. Başımı eğdim yeniden. Yumruklarımı zemine bastırdım.“Senden kopamıyorum!”Sesim çatladı, boğazım yandı, ama içimdeki fırtına dinmedi. “Senden kopamıyorum çünkü…”Cümleyi tamamlayamadım.Nefesim yetmedi.Kalbim yetmedi.Cesaretim... hiç olmamıştı zaten. Sadece dizlerimin üstünde kalakaldım.Sanki zincirler bu kez benim bileklerime dolanmıştı.Onun gözleri hâlâ yere dönüktü ama yüzü solgunluğuyla parlıyordu.İçinde hiç kimse olmayan bir tapınak gibiydi o an.Sessiz. Soğuk. Yine de kutsal.Ben ise yerde...Çamura batmış, paramparça olmuş bir dua gibiydim.“Seni sevdim,” dedim sonunda, sesim kırık cam gibi.“Ama... nasıl yapacağımı hiç bilmedim.”Cevap gelmedi, ben öylece çökerken o sesini bile çıkarmadı. Sadece 4 kelimeyi söyleyip uzaklaştı benden. Bekledim, bir umutla bir şey demesini bekledim. Ama sessizlik... Tanrı kadar soğuktu.Gözlerimi ondan hiç cekmiyordum, ve gördüğüm şeyle yutkundum. Minicik bir şey oldu, hareketleri o kadar yavaş ve minikti ki, gözlemlemedikçe ezberliyordum. Taehyung’un parmakları o kanlı, hareketsiz parmakları çok az kıpırdadı.Sanki acıya dokunmuş da, onu geri çekmiş gibi.Bir reddedişi anımsatıyordu. Ben o harekette yok sayıldım.Ve işte o an, her şey yıkıldı.Onun susması değil, bana cevap vermeme kararıydı beni yakan.O minicik jest, sayfalarca çığlıktan daha ağırdı.Kafamı yere eğdim.Alnımı soğuk zemine yasladım.“Anladım,” dedim.Daha fazla inat edemeyecek kadar kırılmıştım.“Sen, artık hiçbir şeye ait olmak istemiyorsun…” Ama hayır.Bu böyle bitmemeliydi. İzin vermeyecektim. İçimde bir şey tekrar kıvrıldı, bir yılan gibi, yeniden kendini sardı. Kafamı kaldırdım. Alnımda hâlâ soğuk zemin iz bırakmıştı ama içimdeki sıcaklık... öfkeydi artık. Onu başka kimseye vermeyecektim. Çenem kasıldı, o kadar sert sıktım ki konuşmakta zorlandım hatta ağzımı oynattığımda kendini kapattı birden. Ama yine de konuştum.“Seni bırakmayacağım, Taehyung.”Sesim yumuşak değildi bu sefer.O kırık fısıltılar geçmişte kalmıştı.Şimdi alaycı bir yankıydı dudaklarımda gezinen.Ayağa kalktım.İçimdeki kırıkları geride bırakır gibi ama onlar hâlâ oradaydı, sadece kanamayı kesmişlerdi.Saçlarımı geriye attım.Gözlerim onun üstüne kilitlendi.Sırıttım.O sırıtış... sahte bir zafer gibi yapıştı yüzüme. Silinmeyecek bir leke gibi.“Ya benimle olacaksın…”Sözlerimi uzatmadım.Adımlarımı ona doğru attım.“Ya da öleceksin.”Dudaklarımda gülümseme vardı ama içimde dişlerimi gıcırdatıyordum.“Sen neysen, ben o’yum artık, Taehyung.”Sesim alçaldı.“Sana benzeyerek hayatta kalıyorum. Ve seni severek... yok oluyorum.”Gözleri hâlâ sabitti. Kafasını kaldırıp bana bakma zahmeti bile bulmuyordu. Beni küçümsüyordu. Sorun değil. ben artık bir cevap istemiyordum.Çünkü kararımı vermiştim.Onu tutacaktım, benimle kalacaktı o kadın benim olanı ne bulabilecek ne de alabilecek. Sırıtmam hâlâ yüzümdeydi ama içimde bir şey zonkluyordu.Damarlarımda öfke değil, ihtiyaç vardı artık.Onu hâlâ istiyordum teninin tenime sürtmesini, nefesini boynumdaki damarlarda gezmesini istiyordum. Sadece bende olsun. Bensiz hiçbir şeye dönüşemesin. Kendini bile seçemesin istiyordum.Yavaşça yanına eğildim.Ellerimi omuzlarına koydum ve hafifçe sıktım. Taehyung kıpırdamadı.Ama bedeninin her bir kası, beni reddeden bir titreme gibi uzaklaştı içinden."Beni duyuyorsun," dedim.Sesim neredeyse şefkatliydi ama altında dikenli bir ip vardı.“Ve senin duyman yeterli. Cevap vermesen de olur.”Parmak uçlarımı boynuna sürdüm.Tenine dokunmadım bile; sadece boşluğu hissedercesine.“Çünkü bedenin konuşuyor. Bak, nefes alışın bile bana ait artık.”Elimi yavaşça göğsüne bastırdım.Kalbinin üstüne.Ritmini saymaya başladım içimden.Bir, iki, üç…Yavaş ama hâlâ atıyordu.Ve bu bana yetiyordu."Konuşmaman bana daha çok alan bırakıyor aslında."Eğildim, yüzüm alnına değdi. Elimi ensesine dayadım kendime bastırdım. "İçini kendi kelimelerimle dolduruyorum Taehyung. Ne düşüneceğini bile senin yerine seçiyorum artık."Başını hâlâ kaldırmıyordu.Ama göz kapakları titredi.Minik bir kas seğirmesi çenesinde belirdi.Gördüm.Bu bir çöküş değildi.Bu, içeride bir şeyin hâlâ var olmasıydı.Ve bu beni delirtmeye yetti.“İçindekini bana söylemediğin sürece, ben oraya kendimi yerleştiririm.”Yavaşça yüzünü avuçlarıma aldım yanaklarını sıktım. Parmaklarım çenesine uzandı, onu bana çevirmeye çalıştım.“Korkmuyorsun değil mi?”Gözleri hâlâ kaçıyordu.Ama korku değildi bu.Bu bir geri adım atmama kararıydı. Direnişi benim kadar baskındı. Ve tam da bu sessizlik içinde,Bir elimi hızla kaldırıp çenesinden tuttum.Kafasını bana doğru çevirdim bu sefer zorla."Senin sessizliğin, bana savaş açman demek. Ama ben savaş kazanmayı severim, Taehyung."Nefesim dudaklarına çarptı."Ve sen hâlâ ayakta kaldıkça... ben daha çok bastıracağım."Gözleri...Artık hafifçe bana bakıyordu. Ama içinde hâlâ bir kapı vardı kapalı.Ve o kapıyı bana açmadıkça, bu oyun devam edecekti. “Sana gereken her şeyi söyledim değil mi Taehyung?” Gülümsedim ve geriye bir adım atıp yere düşen zincirlere baktım. “Artık onlara bile ihtiyacın yok.” dediğimde cebimden bir şırınga çıkardım. Uyuşturucu. Tam gözlerinin önüne getirdim onu, içindeki sarı ilaç parlıyordu. “Kontrolümden çıkmayacaksın.” Taehyung'un bakışları, şırıngaya kilitlenmişti.Ne irkilme…Ne merak…Sadece… bir kabulleniş.Ya da öyle görünmesini istiyordu bana. O kafasında ne planlar vardı bilmiyorum ama hepsini silme zamanı. “Bunu senin için yapıyorum,” dedim yavaşça, iğneyi iki parmağım arasında çevirirken.Sesim babacan gibiydi.Ama altındaki dip ses... tehditle doluydu. “Çünkü sen artık karar veremiyorsun.”Bir adım daha attım ona.O hâlâ yerinden kıpırdamıyordu.Şırıngayı hafifçe kaldırdım.Koluna bakıyordum ama gözüm gözündeydi."Bunu sokacağım... ve sen, nihayet sakinleşeceksin."Taehyung’un dudakları kımıldadı bir hece bile etmemişti ancak kahverengi gözleri titredi bir anlık. Küçücük bir reddediş. “Sakın,” dedim dişlerimin arasından,“sakın bana o bakışı atma. O bakış her şeyi yıkıyor içimde.”O an Taehyung gözlerini kaçırdı. Şuan elleri her şeyi ozgurdu ama o sadece sessizliğiyle sundu öfkeyi. Çenesindeki kasları gerildi. Yavaşça yanına diz çöktüm.İğneyi kaldırdım.Derisine bastırdım.“Eğer konuşmazsan…”Başımı yana eğdim.“…ben senin yerine konuşurum. Ve seni kendi kelimelerimle uyuştururum.”Bana sadece bakıyordu. Fakat neden bakıyordu orasi belirsiz. “Bizi sen öldürdün.” Lafımı ona bastırarak söyledim tek cevap da tüyün yere düşüşü kadar hafif olan nefesiydi.  ___________ Evet bu bölüme bu kdr yeterİçime ISINMADII NeyseBen biraz daha jeonu şey etcemBaskın dominant ama bir o kadar da duyguları yüzünden zavallı💔 psikopat…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.