İçeriğe geç

TUTSAK//TAEKOOK

Bölüm 6 · 3 dk okuma

TUTSAK//TAEKOOK

Bölüm 6

6

İçeriye girdiğimde anahtarı, kilide sokup kapıyı açtım. İşte oradaydı. Bacakları hafif ayrık, omuzları çökmüş, omurgalari öne doğru bükülmüş duruyordu o sandalyenin üstünde. Tıpkı boş bir kukla gibi.Yine konuşmuyordu.Masaya oturdum. Onu biraz daha inceleyip etrafı süzdüm. Yerinden değişen hiçbir şey yoktu, zincirine takılı olan ince ama gözle görülmeyecek kadar renksiz olan ip bile kopmamıştı. Demek ki hiç çabalamamış. Sessizliği yırtan ilk sözüm oldu:“Taehyung.”İsmine karşılık verdiği tek şey omuzlarının minik bir sarsıntısıydı. Kafasını kaldırıp bile bana bakmadı ama duyduğunu ikimiz de biliyorduk. Biraz döndüm, kasedeki yemeğe bakıp tepsiden bir çatal aldım.  Yavaşça, tabağın içindeki yemeği karıştırdım.Sonra bir lokma alıp çatalı geri koydum ve masayı onun tam kenarına koyup kendi sandalyeme oturdum. Çatalı ona uzattım geri. “Yemen lazım.”Cevap gelmedi.Başını biraz daha eğdi. Sanki kafasını çevirmek istercesine. “İnat etme.” dedim. Yine dinlemedi ve çatalı hâlâ uzatıyordum.“Taehyung… yemezsen işler daha zorlaşacak.”Sözlerimi yumuşak söyledim ama içinde saklı olan tehdidi ikimiz de duyduk.Gözlerini hâlâ kaçırıyordu benden.Yüzüne vuran loş ışık, solgun tenine daha da gri bir ton veriyordu. Alt dudağımı ısırıp onun parlayan tenine baktım kafam istemsiz sağ tarafa eğilmiş dilimi yanağıma bastırıyordum. “Beni duyuyorsun.”Gözlerimi kısmadan izledim onu. Hiçbir hareketini kaçırmadan. “Ama umursamıyorsun, değil mi?” Başını çok hafif yana çevirdi. Direniyordu.Kendi iradesiyle, küçük bir savaş veriyordu hâlâ.Ama…Ben kazanmaya alışkınım.Derin bir nefes aldım ve çatalı tabağın içine bıraktım. Doğrulmaya kalktığımda sandalye gıcırdayarak geriye kaldı. Arkasına ağır adımlarla yürüyüp onu izledim. Elleri artık zorlamaktan kan içinde kalmıştı, parmak uçlarından akan kan tanecikleri zeminde desenler oluşturmuştu. “Eğer bana inat etmeye devam edersen, yemekle kalmaz bu. Zorla doyurulmak istemezsin… değil mi, Tae? Yoksa neler yapacağımı biliyorsun…”Hareketlerinin hiçbirinde korku yoktu. Sessizliği korkuyu değil gücü temsil ediyordu, fakat benim yanımda bu kadar güçlü olması sadece aptallık. İnadı ile egosunu hissediyordum. “Yemeğini ye.”Bu kez cümlem daha netti. Eğildim, dudaklarımı onun kulağına bastırdım. Kokusu hâlâ çok güzeldi. Sanırım bunu size defalarca kez dedim ama sorun mu? Yine diyeceğim.Masaya sessizce eğildim.Tepsiyi kaydırdım, çatalı elime aldım.Taehyung'un gözleri hâlâ yere kilitliydi ama vücudu o kadar gergindi ki, nefesini duyabiliyordum.“Yiyeceksin.” dedim sadece. Ne rica ne şefkat. Net ve düz.  O ise başını eğdi. Dudakları mühür gibi.Çatala aldığım ilk lokmayı uzattım. “Ağzını aç.”Hiçbir tepki yoktu sadece sessizliğini sunuyordu. “Taehyung, zorla mı olsun istiyorsun?”Omzu hafifçe titredi ama başını kaldırmadı, yüzünü çevirmedi. Çatalı elimden sakin en bıraktım ve onu saçlarının kökünü koparırcasına tutup kafasını geriye, bana doğru çektim. Sandalyenin ayakları zemini tırmaladı, tiz bir ses çıktı. Kıpırdanmıştı ve…Taehyung’un gözleri acıyla açıldı. “Bana karşı çıkma Taehyung. Çünkü sabrım, senin inatların kadar nazik değil…”Yine cevap vermedi. Şaşırmamak lazım, arabayla üzerine gelmiştim sonuçta. Ne kadar fizik kurallarını hesaba alsam da muhtemelen kafa travması geçirdi ve dilini yuttu. “Burnundan hortum sokarım yine sana yediririm Taehyung. Direnme!” Ben ona tüm gücümle üstüne asılırken o ise hâlâ direniyordu.Bileklerinden tuttum, sandalyesine yasladım kamburlaşmış sırtını. Kollarını sertçe bastırdım  artık hareket edemiyordu.Yüzünü kavradım, çenesini zorla açmaya başladım.“Ağzını açacaksın. Ya kendi isteğinle. Ya da ben, o güzel dudaklarını kırarak yapacağım bunu.” Çatala tekrar uzandım. Ama o an  Taehyung kafasını birden yana savurdu.Çatal yere düştü. Yere düşen demir parçasına bakarken ortada derin bir sessizlik vardı. Sadece nefes sesleri. Benimki sert, onunki parçalanmış.Bir an durdum.Başımı yana eğip onu izledim.Gözlerinden bir damla yaş süzülüyordu. Neyin göz yaşıydı bu dersiniz? Korkunun? Öfkenin? Çaresizliğin? Ya da hepsinin. “Ağlama.” “Bu bir ceza değil. Bu bir hatırlatma.”Tepsinin üzerinde duran yeni bir çatalı aldım.Daha kararlı, daha ağır. Bütün hareketlerimi onun gözlerine bakarak uyguluyordum. Yemekten bir lokma kestim.Bir elimin parmaklarıyla çenesini sıktım.Öyle bir bastırdım ki, çenesi açılmak zorunda kaldı.Ve o lokmayı bu kez sertçe soktum ağzına.“Çiğne.”Ve çiğnedi.Yutarken gözleri doldu, boğazı kasıldı.Tiksintiyle baktı bana. Sulanmış gözleri kan çanağı olmuştu. Uzun süre mi ağladın sevgilim? Yoksa uykusuzluk mu? Merak etme ikimiz de aynı acıyı yaşıyoruz. Ben diz çöktüm önüne.Yüzümü ona yaklaştırdım.“Bu beden senin değil artık. Benim.”“Ne zaman ne yiyeceğine, ne zaman ne düşüneceğine ben karar veririm. Anladın mı?”Taehyung sadece gözlerini kapattı.Ben ise kalkarken kulağına eğildim:“Ve sen her lokmada bana ait olduğunu daha çok hatırlayacaksın.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.