İçeriğe geç

TUTSAK//TAEKOOK

Bölüm 5 · 3 dk okuma

TUTSAK//TAEKOOK

Bölüm 5

5

Arabayı Namjoon'un evinin önünde durdurmustum. Kapıyı kilitleyip bahçeye ilerledim ve kapıda bir kaç ayakkabı daha duruyordu. Belli ki içeride eski dostum yalnız değildi. Kapının ziline bakıp çenemi kendimce oynattim ve parmağımı küçük düğmeye bastırıp zilin evin içinde yankılanışını dinledim. Birden dengem bozulmus gibi kapının çerçevesini tuttum öne doğru eğildim. Nefesim git gide kesilirken kapı açılmıştı. “Noldu ona!” diye Namjoon’un yakasına yapıştım. Rolü o kadar iyi oynuyordum ki; ciğerlerim yanıyordu onun yokluğunda. Namjoon, ellerimi tuttu “sakin ol jungkook lütfen içeri gir.” dediğinde gözlerimin dolmasını engelleyemedim yakasını daha da sıkıp alnımı onun göğsüne dayadım. “Namjoon…”Sesim titrek ve zayıf çıkmıştı. Elini enseme getirip kafamı iyice göğsüne bastırdı. “Bulacağız onu Kook içeri gir hadi.” dediğinde saçımı okşadı ve bende göz yaşlarımı silmeye çalışıp ona baktım ıslak kirpiklerimin altından. “evde kim var…” dedim sadece…“Jimin ve Jin var. Ah…seni bekliyorlardı onlar da…hadi geç.” dediğinde kapıyı kapattı ve ondan tamamen ayrılıp kolumla göz yaşlarımı sildim. Dik durmaya çalışarak odaya ilerlediğimde Jin ile jimin hemen ayağa kalktı. “Jungkkook…” Jimin, adımı söylediğinde direkt bana kosarak sarıldı. Kollarını omzuma dolayıp sarıldı sıkıca ve yutkundu. Jin ise sadece gözlerinde gerçek hüzünle bakıyordu. Fakat o bakışlarının altında bir şey saklıyordu. Jimin’i belinden tutup kendimden uzaklaştırdığımda sadece onun gözlerine baktım. Etrafta ölümcül bir sessizlik vardı, özellikle de Jin’in bakışları…Umarım onu ortadan kaldırmama neden olacak şeyler bilmiyordur. “Şey ben içeriye girip bir şeyler getireyim. Jimin gel sende yardım et bana bebeğim.”Namjoon’un sesi ortaya çıktığında jimin’in şaşkın gözleri benden çekilmiş küçük adımlarını namjoon'un peşine taktı. Odada sadece ben ve o kalmıştık. Biliyordum. O gözler bana imali bakıyor. Onun o küçük dili çözülmeden benim bunları tamamen ayırmam lazım. “Bazen birinin yokluğu sadece acı vermez. Birilerrinin de kimliğini değiştirir. Senin gibilerin mesela.” Tek kaşımi kaldırdım ellerimi öne birleştirip iç çektiğimde istemsiz parçaladığım iç yanağımı unuttum. “Ne dedin sen-” “İşte geldik. Jungkkook otur hadi. Bak ellerin ayakların titriyor. Al şunu iç hadi kendine gel biraz.” Elime verdiği sıvıya baktım sonra oturup bardağı masaya koydum. “Bir şey istemiyorum.”Jin, bana bakarak yavaşça oturdu ve bakışlarını çekip önüne konulan alkollü içeceği yudumladı. “Taehyung en mutlu gününde bir herif tarafından alınıp sırlarda kayboldu. Polis hâlâ araştırma yapıyor ama burada oturup beklemek…” Namjoon’u dinlerken öne doğru büzdüm kendimi ve parmaklarımı iç içe geçirip sıktım. “Nişanlısı bile mahvoldu. Kıza yazı-”Gözlerimi jimin tarafa çevirdiğimde birden sözünü kesti. Kıza yazık ha? Kıza yazık?Kıza…“Belki jungkook bir şeyler biliyordur.” Jin…git gide kaşınmaya başlıyor. Kafamı ona kaldırdım ve gülümsedim. “Ne biliyor muşum ben?” Yüzümdeki kasılma gözlerimi yerinden çıkaracak kadar güçlüydü sanki. Bakışlarını benden kaçırıp bir şey diyemedi. Ayağa kalktım “lavaboya gitmem gerek.” diyerek hızla odadan çıktım ve üst kata çıktığımda banyonun kapısını açıp içeriye girdim. Kapıyı hızla kapatıp musluğu açtım ve yüzümü sert su darbeleriyle yıkadım.  Kendimi tamamen düzelttiğimde kızarmış gözlerime baktim. Göz altımda torbalarımın üzerinde parmağımı gezdirip gülümsedim. Taehyungu fazla yalnız bıraktım orada. Jin tehditini ortadan kaldırıp sıyırılacaktım. Sessizce banyodan çıkıp odaya ilerlerken duyduğum seslerle salonun kapısının kenarında durdum. “Onun gözlerinde bir şey var Joon. Normal değil bu… Bakışları... soğuk.”(Jin)“Sen sadece üzülmüş olduğunu düşünüyorsun.”(Namjoon)“O üzülmemiş. O planlıyor.”(jin)Konuşmalara bakınca gülmemek elde değildi. “Abartıyor musun Jin? Jungkkook onun eski sevgilisi ve ayrılalı iki yıl olacak. Bunca zaman ona dokunmamış bile şimdi mi dokunacak?” Jimin yine çok ikna edici konuşuyordu. Bu çocuğu sevmeye başladım. “Anlamıyorsun Jin, eski sevgilisi evet ama takıntılı…”“Takıntılı değil. Jungkkook’un hayatına onlarca kişi girdi hepsi de sapasağlam duruyor. Çocuğa bok atma şimdi.” “Jimin haklı bebeğim. En iyisi bırakalım polisler incelesin. O da çok perişan olmuş. Sonuçta çocukluktan beri arkadaştı onlar. Jungkkookun bu kadar yıkılması normal.” Konuşmayı artık kesip geriye sessizce adımladım ve normal bir şekilde yürümeye başladım, odaya sesim duyulduğunda hepsi susmuştu. İçeriye girmedim, kapıdan onlara bakıp “haber aldığınızda beni ararsın Namjoon…”“Yeni geldin ama nereye?” “Çok sorgulamasan mı Namjoon? Önemli bir şey vardır belki.” Jin yine konuştuğunda ayağa kalktı. Namjoon’a bakmayı kesip onun üstüne doğru yürüdüm, adımlarımı zemine sağlam bir şekilde atıyordum onun o siyah saçlarını tavuk gibi yolmamı istiyordu. “Biliyor musun Jin? Yalan söylediğinde göz bebeklerinin titrediğini buradan görebiliyorum.” Yüzü birden bire düştü, sırıtan dudakları aşağıya doğru eğildi ve elimi onun tişörtünün eteğine getirip düzelttim. Gözlerine yine bakıp hiç gülümsemeden sadece ifadesiz bir aciyla baktım. “Bu yüzden yalancının teki olma çabalarını bırak.” Göğsüne iki kez vurup hiçbirine bakmadan çıktım o evden. ________________ Bayılıyorum suçluların gözünden yazmaya varya.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.