İçeriğe geç

TUTKU

Bölüm 8 · 8 dk okuma

TUTKU

Bölüm 8

8

Hava kararıncaya dek huzurun gömülü olduğu göğsünden hiç kalkmamıştım. Benden yaşça büyük bu kocaman adamın kollarında yüksek dozda mutluluk var. Sadece bir kere Mirza sigara paketini almaya gitmişti o kadar. Geldiği gibi hiç konuşmadan yeniden beni göğsüne almış uzanmaya devam etmişti.

Karanlık evde televizyon ışığıyla dururken saçımı okşamasından dolayı gözlerim yarı aralık duruyordu.

-"Çok uykum geldi." diye mırıldandım. Sesim oldukça boğuk çıkmıştı.

Derin bir nefes alıp yan döndü. Dönünce yüzüm koltuğun yastıklarına kaymıştı. Saçlarımı geri itip yüzümde parmaklarını gezdirirken içim kıpır kıpırdı.

-"Benimle kalmak ister misin ?" Teklifi şoke ediciydi !

Oh bu çok...çok etkileyici.

Bastıran uykum bir anda yok oldu. Uçtu gitti. Başımı kaldırınca elini indirmişti.

-"Bilmem ki. Yani..." devamı gelmeyen cümlemi tamamlayan dudağıma değen dudakları oldu. Tüy kadar hafif busesi beni bulutların en tepesinde bıraktı. Kesinlikle kalbimin bir saniyelik durduğuna eminim.

Geri çekildiğinde aradan beş dakika geçmişti ki konuşan kimse olmadı. Sessizliği bozan kapı sesiyle neye uğradığımı şaşırdım. Mirza da beklemiyor olucak ki kaşlarını çatarak yanımdan kalktı. Koltukta doğrulup kapıya doğru baktığımda içeriye iki kız ve bir erkek girmişti.

-"Bizsiz kaçamak mı yapıyord-"

Beni gördükleri an üçü birden dondu kaldı. Onlardan farkım olmadan şaşkın yüzümle gözlerim Mirza'ya kaydı. Yüzünü bürüyen sıkıntıyı gördüm. Eliyle saçlarını geri atıp bir adım ileri çıktı.

-"Nerden çıktınız siz ?" dedi burnundan solurken.

Bende kendimi kötü hissettim ama onun gerginliğine bir anlam veremedim. Beni gördükleri için mi bundan rahatsız olmuştu ?

İki kızdan biri aralık dudaklarını zorla hareket ettirdi. Gözleri bir bana bir Mirza'ya kayıp duruyordu.

-"Sen eve gelmeyince babamda seni bulmamızı istedi. Sana hiç birimiz ulaşamadık burada olduğunu düşünmüştük." diye açıklama yaparken tahminimce en zor konuşmasını gerçekleştirmişti.

Arkasında ondan daha olgun duran diğer kız heykel gibi cansız dururken gözlerinin dolup kızardığını görebildim.

-"Kusura bakma abi aradık ama açmadın." diyen içlerindeki erkekti ve bana bakıp gözlerini kaçırmıştı.

İyice huzursuz olunca ayağa kalkıp Mirza'ya yakın yanında durdum. Bulunduğum ortamda bana tek yakın olan oydu.

-"Gelmeseydik daha uygun olurmuş." Titreyen sesiyle evden bir hışımla çıkan kızın arkasından şaşkınlığım arttı. O kadar duygusala bağlayacak ne vardı ki ?

Mirza elini yüzüne kapayıp nefesini seslice üfledi.

-"Yalnız kalması daha iyi." dedi o kız ve açık duran çelik kapıyı kapattı.

Tedirgin ruh halimi bastırmak için Mirza'ya dokunmak istemiştim. Küçük bir temasla sakinleşebilirdim fakat ona şuan dokunulacak gibi değildi. Sıkıntılı ve sinirliydi.

-"Merhaba bu arada ben Olcay Acar." Açılan gözlerimi normale getirip elini uzatan kişiye döndüm.

Sertçe yutkunup tebessüm etmeye çalıştım ama becerdiğim söylenemez. Uzattığı elini sıktım.

-"Bende Duha. Duha Soylu. Memnun oldum." diyip saçımı kulağımın arkasına iliştirirken elimi indirdim.

Saçma bir durumun içerisine düşmekten hoşlanmadım. Ve Mirza tuhaflaştığı için daha da tedirginim.

-"İsmini bir kaç kez duymuştum. " Gülümseyerek yaklaşan kızın samimi olduğunu hissettiğim an kasılan vücudumu serbest bıraktım.

-"Bende Defne Acar. Acar'ların en ufağı oluyorum."

Zorla gülümsediğimde onunla da tokalaştım.

-"Memnun oldum Defne." dedim ve Mirza'nın kardeşleriyle tanışmış olmanın heyecanı ile titrek bir nefes aldım. Boynumdan aşağıya ürperti indi.

-"Siz...arkadaşsınız sanırım ?" dedi işaret parmağıyla Mirza ve beni gösterip.

Başımı sallayarak onayladım. Yanak içlerimi ısırmaktan yarına yara olacaklar.

-"Abi ? Nişanlın ortalığı karıştırmadan ona gidip baksan nasıl olur ?"

Geçen dakikalarda yüzüme bakmamış olan Mirza tam o saniyede gözlerini hızla bana çevirdi.

Nişanlı?

Nişanlı mı ?

Yerin ayaklarımın altından kayma hissiyle dengemi bir anlık kaybeder gibi oldum. Dünyanın başınıza yıkılma hissiyatı ile soluğum kesilirken parmak uçlarıma kadar uyuştum.

-"Nişanlın mı ?" Sesim ufacık bir fısıltıdan ibaretti. Ses tellerim bile işlevini yitirmiş olacak ki konuşmaya mecalim yoktu.

Elini kaldırıp yüzüme dokunacakken elimle onu durdurdum. Şoka girmiştim. Nereye bakacağıma karar veremiyordum öyle yıkılmıştım ki kıyamet kopsa ayağımı kaldıramazdım.

-"Duha , Duha dinle beni bak sandığın gibi bir şey değil." Tir tir titreyen ellerimi avuçlarıyla sıkıca kavrarken başımı olumsuz anlamda salladım.

-"Bilmiyor muydu ? Ya ben...ben çok özür dilerim."

Kimsenin ne dediği ne yaptığı o an hiç gözüme gelmedi. Bütün kalbim paramparça olurken yaşadığım hayal kırıklığıyla Mirza'nın gözlerine baktım. Benim için büyük bir hayal kırıklığıydı.

-"Sandığım gibi olmayan ne ? Yalanları sevmediğini sanmıştım." Sertçe ellerini itip masadan telefonumu aldım.

İki kardeşin arasından onlara çarparak banyoya girdim. Makinenin üzerinde olan montumu aldığım gibi kapının yanındaki ayakkabıları ayağıma geçirdim.

-"Gidemezsin ! Beni dinlemeden bir yere gidemezsin Duha !"

Ayakkabılarımı giymeyi bırakıp dikleştiğimde yaşlarla parıl parıl parlayan gözlerimi karşımdaki hayal kırıklığıma çevirdim.

-"Neyi dinleyeceğim Mirza ? Beni nasıl kandırdığını mı ? Sen nişanlısın ve ben bilmiyorum !" Engelleyemediğim yaşlarım onun önünde aktığı için kendime kızarken elimle sildim.

-"Konuşalım an-"

-"Aptal gibi burada kollarında yatıyordum ben ya...bana hiçbir şey anlatma mümkünse...-" Devamını getiremeden hıçkırıklara boğulup evden çıktım. Asansörü beklemek yerine on katlı binanın merdivenlerine yöneldim. Yaşlı gözlerim nedeniyle görüşüm zorlaşırken merdivenin korkuluğuna tutundum.

Mecalim kalmadığını anladığım an olduğum yere çökerken yukarıdan Mirza'nın bağırtısı geliyordu. Kime ne için kızdığını sorgulamayacak kadar bitmiştim.

Bu saatten sonra nasıl toparlanacaktım ?

'

Günlerdir içinden çıkmadığım yatağımda yorganı ağzıma bastırarak sesim duyulmasın diye ağlıyordum. Beni yoran ağlamak değildi ağlamaya son veremeyişimdi.

-"Duha ? Tamı tamına on sekiz gündür yaşamını şu yatakta geçiriyorsun. Artık açıklaman gereken şeyler yok mu sencede ?" Gelişini duymadığım annem yatağın sağ tarafına gelip görüş açıma girdiği an yüzü şok içerisinde kaldı.

-"Allah'ım ! Neden ağlıyorsun ?! Bir şeyin mi var bir yerin mi acıyor ?!" Yorganı iteklemeye çalışınca izin vermeyip seslice ağlamaya başladım.

Yere çöküp elini saçıma atınca iç çekip göz yaşları döktüm. Annem yıllar sonra ilk kez saçıma dokunuyordu. Şefkatle.

-"Bana anlat. Sorun ne bilmek istiyorum. Ama önce şu ağlamana son vermelisin."

Dediğini yapıp sakinleşmeye çalışırken yüzümü silip vücudumu zorlukla hareket ettirdim. Yatak başlığıma yaslanırken yanıma oturmuştu. Komodinin üzerinde duran rulo peçeteyi uzatınca bir parça koparıp burnumu sildim.

-"Bir şeylerin olduğunu anlamıştım fakat bu kadar ciddi olduğunun farkında değildim." dedi ciddiyetini bozmadan.

Ağlamaktan ağıran başımı ovalayıp dudağımı ıslattım.

-"Bir şey yok anne." dedim kısılmış sesimle.

Alayla gözlerini devirdi.

-"Belli ! Bu olmayan halin mi ? Hadi ama çözemeyeceğim hiçbir şey yok. Bana anlat ki yardımcı olabileyim."

Bu defa alayla gülen ben oldum. Hayatımdaki en acı dolu gülümsememdi. Dizlerimi kendime çekip ellerimi birbirine bağladım.

-"Bu parayla yada ününle çözülmez." dedim ifadesiz yüzüme geri dönüp.

Kalbim çok fazla acıyordu. Tonlarca yükün altında kalmışcasına can çekişiyordu ve atmayı bırakacak gibiydi.

O gün anladığım ancak geç fark ettiğim sevgimdi. Uçsuz bucaksız bir sevgiyle bağlandığımı fark ettim. Ettiğimde acı bir şekilde oldu. Ve bu acıya son veremiyordum.

-"Birisine aşık olduysan ve seninle birlikte değilse zaten aptaldır ona aldırma." dedi elini havada savurup.

Yeniden ağlayacak gibi olduğumda nefesimi tuttum. Titreyen dudaklarım eşliğinde başımı iki yana salladım. Kimseyle konuşmadığım konuyu anneme anlatsam ne zararım olacaktı ? Zaten olan olmamış mıydı ?

Göz pınarlarımdan yaşlar yanaklarıma düşerken silmedim. Beni dikkatle izleyen anneme baktım.

-"Birisi vardı. Bu...bu farklı birisiydi ve biz çok farklı şekilde bir aradaydık. Sevgili değildik ama...bana sarıldığında saatler geçirecek kadar huzurluyduk." Zorlandığım yerde ellerimle yüzümü kapattım. Bir kaç saniye kendime izin verince toparlanmıştım. Ellerimi indirip anlatmaya devam ettim.

Dudağımı büküp omuzlarımı silktim.

-"Nişanlı olduğunu öğrendim." dedikten sonra sesli dile getirmenin verdiği ağırlıkla ağlamaya başlarken annem gözlerini büyütmüş şaşkınlık içerisindeydi. Bunları beklemiyordu. Ne yazık ki bende beklemiyordum.

-"Ben...ben çok şaşırdım. Pekala kim bu ? Son zamanlarda birisinin nişanlandığını duymadım."

Eminim ki bu iş kimseye duyrulmadan yapılmıştı. Çünkü aksi olsaydı bende magazin sayfalarında rastlardım.

-"Mirza , Mirza Acar." dedim acı içinde ismini söylerken.

Annem ikinci şokunu daha geçirdi.

-"Sen ciddi olamazsın ! Reyhan hanımın oğlu mu ?! Ama nasıl olur böyle bir şey olsa bilirdim. Hem bir dakika siz...siz nasıl bir aradaydınız ?! O adam kaç yaşında senin haberin var mı ?!"

Yüzümü buruşturup

-"Sorun bu mu ?" dedim ve ıslanmış yanaklarımı elimin tersiyle temizledim.

Saçlarını geri itip ayağa kalktı. Yatağımın yanında volta atarken ayaklarımı yataktan sarkıttım.

-"Ben ilk kez ne diyeceğimi bilmiyorum. Senden yaşça büyük birine aşık olmana mı kızayım yoksa seni bu duruma getirdiği için ona mı ?! Nerede tanıştınız siz her ayrıntıyı anlat bana. Derhal !"

Sorgusunu atlatabilmemin tek yolu onu anlattıklarıma inandırabilmemdi. Mahallede barda tanıştığımızı daha sonra bir iki kere buluştuğumuzu anlattım. Hatta onu başta mahalleden sanıp sonra cemiyetten çıkmasını bile söyledim.

-"Gerçekten böyle senaryo gibi bir şeyin içerisine nasıl girebildin ?"

En sonunda dayanamayıp ayağa kalktım ve yaşlı gözlerle karşısına dikildim.

-"Sevdim diyorum işte niye hala anlamıyorsun ?! Görmüyor musun halimi ?! Nasıl yıkıldığımın farkında değil misin ? Dağıldım anne." dedim sona doğru alçalan sesimi sonlandırıp.

Dudaklarını birbirine bastırıp gözlerini arkama dikti. Ardından bir adım atıp elini enseme koydu ve sarıldı.

Çok şaşırmıştım. Anneniz size sarılıyor diye şaşırır mısınız ? Ben donakaldım.

-"Tamam daha fazla ağlama." dedi geri çekilirken. Ve devam etti.

-"Öğrendikten sonra daha konuştun mu onunla ?" diye sordu.

-"Hayır. Sürekli arıyordu ve telefonumu kapattım."

Her dakika aradığı ilk günlerde onun yüzünden daha çok ağlamıştım.

-"Okey öyleyse ben Reyhan hanımı bir gün butiğe davet ederim ve bu nişanlılık olayını sorarım. Sende şu odadan artık çıkıp hayata geri dönüyorsun anlaşıldı mı ?! Bir erkek yüzünden dünyaya küsülmez Duha hanım."

Başımla onayladıktan sonra odamdan çıkmıştı. Yıkılmış bedenimi sürükleyerek banyoya soktum. En son geçen hafta yıkandığım için kokmuş bedenimi yarım saat kadar küvette rahatlattım. Düşünmemeye çabaladıkça aklıma gelişi nedeniyle göğsüm yanıyordu. Alev alev acıyla sızıyla yanıyordu.

Mirza bana bunu nasıl yapabilmişti ? Bana öyle ilgiyle şefkatle yaklaşırken nasıl başka bir kadınla beraber olmuştu ?

•••

Mirza'ya şok şok şok olduk evet. Biraz heyecan katayım dedim kötü mü ettim ahali ? Bakalım gidişatı nasıl bağlayacağım bende merak ediyorum inşallah kötüye gitmez jskd.

Hadi bir sonraki bölümde görüşürüz ❤

Bu arada herkese hayırlı ramazanlar

Bölüm sonu

12 yorum