Duştan çıktığımda birisi yatağımı toparlarken annem giyinme odamda dolaplarımı karıştırıyordu. Onun isteği üzerine saçlarımı uzun zaman sonra düzleştirip istemiyor da olsam makyaj yaptım. Cansız yüzüme renk gelmişti.
-"Aklıma gelmişken unutmadan söylemeliyim. O davet gecesi bir kaç söz gelmişti kulağıma ama takılmadım. Demek doğruymuş. Senin kol kola olduğun Mirza idi demek ki." İsmini duyunca gözlerimi kaçırıp uzattığı askıları aldım.
-"Evet." diye mırıldanıp iki parça kıyafeti giyindim.
Daha sonra uzun streç botları seçip giyinmem için vermişti. İlk defa ilgilendiğinden dolayı sesimi çıkarmak istemedim. Profesyonel olduğu bu konuda güzel parçalar seçmişti.
Aramıza biraz mesafe koyarak eliyle üstümü düzeltti.
-"Neden böyle giyindim ki ?" diye sordum merak edince.
Bordo rujlu dudağını büzüp ellerini göğsünde birleştirdi.
-"Çünkü biraz kendine gelmen gerekiyordu. Bir arkadaşımın baby shower davetine gideceğiz. "
Nefesimi bıkkınlıkla üfledim.
-"Başım cidden ağrıyor. Çekebileceğimi sanmıyorum." dememe rağmen umursamadı. Omuzlarımdan ittirip odadan çıkarttı.
-"Ben hazırlanana kadar aşağıda kahvaltını yap." diyip gönderdi. Günlerdir doğru düzgün bir şey yiyemiyordum ve kilo verdiğime eminim.
Mutfağa girdiğimi gören Hilal teyze sıcak bir gülümsemeyle karşıladı beni.
-"Kuzum nasılsın ? Günlerdir yemeğe inmiyorsun çok merak ettim seni."
Masaya oturup eteğimi düzelttim.
-"İyiyim diyelim Hilal teyze. Atıştırmalık bir şeyler verir misin ?" dedim.
Mirza'yı düşünmek istemediğim anlarda gözlerim ister istemez doluyordu. Bir türlü bu yaptığını sindiremiyorum. Nasıl olurdu da gizli tutardı? Madem bir nişanlısı vardı neden bana öyle davrandı ? Ah aklımı oynatacağım.
-"Bir derdin sıkıntın var ama kısa sürede düzelir inşallah. Al kızım ye." Saçımı okşayıp önüme koydukları için teşekkür ettikten sonra bir kaç lokmayı zorla yedim. Midem hiçbir şeyi kabul etmiyordu.
Çok geçmeden annem gelince yukarıdan çantamı almış annemle arabaya geçmiştik. Aklımda Rüya ile konuşmak vardı ama onu arayabilmem için önce telefonumu açmalıydım. Sadece iki üç kez bize geldiğinde konuşabilmiştik.
-"Teyzem gelmiyor mu ?" diye sorarken yorgun gözlerimi anneme çevirmiştim.
-"Hayır başka bir planı varmış. Ayrıca Alp dün akşam seni görmeye gelmişti uyuyordun. Ona git istersen biraz daha iyi gelir." diyince kendime gelmeme yardımcı olacak güzel teklifti. Sessiz kalarak kabul ettim.
Partinin yapılacağı mekana girerken yapmacık zoraki gülümsememle insanlara selamlar vermiştim. Her ürperişimde yüzü gözümün önüne geliyordu. İnsanlara odaklanma çabaları içerisinde onu unutmak istedim.
-"Ah Reyhan hanım merhaba !" Annem belime çaktırmadan dokununca başımı kaldırıp önünde durduğumuz masaya baktım. Annem herkesin selamını alırken en son durduğu yer Mirza'nın annesinin oturduğu yerdi.
Upuzun hazırlanmış süslü masanın bir kenarında yalnız oturuyordu. Çok hoş bir kadındı. Yaşına rağmen oldukça göz alıcı güzellikte.
Gözlerinde görmek istemediğim adamı hatırlayınca başımı eğdim.
-"Gülden'ciğim merhaba nasılsın ? Seni gördüğüme çok sevindim bende bir ara sana uğrayacaktım. Yeni koleksiyonun çok hoş olmuş duyumunu aldım." Yanaklarını birbirine değdirip geri çekildiler.
-"Tabii her zaman beklerim. Sana uygun güzel parçalar var elimde." dedi annem ve omuzlarındaki yakası tüylü ceketini eline aldı.
-"Merhaba tatlım. Duha'ydı değil mi evimde tanışmıştık ?" Gözlerimi yerden kaldırıp Reyhan hanıma baktım. Dolmaya yeltenen gözlerimi kırpıp tırnaklarımı avucuma geçirdim.
Burada olmaz !
-"Evet merhaba." dedim ufak bir tebessümle.
-"Kızımı ikna edemedim yalnız geldim. Benimle oturmaz mıydınız ?" diye teklifte bulununca tam anneme gözlerimle uyarı verecektim ki çoktan onaylayıp oturmuştu. Karşılarına oturmaya karar verip sandalyeyi çektim ve oturdum.
-"Güzel olmuş burası da öyle değil mi ? " diye sordu Reyhan hanım pembe ve gümüş renkle donatılmış mekana bakarak.
-"Evet güzel. Bende beğendim."
Kucağımda birleştirdiğim ellerime bakarken aklıma Mirza'nın elimi sokakta tutuşu düştü. İlk kez tanımadığım birisi elimi tutmuştu ve yüreğimin nasıl sıkıştığını hala çok net hatırlıyordum.
-"Duha kızımızın normal hali mi bu yoksa canı bir şeye mi sıkılmış ?" Güler yüzle bana takılan Reyhan hanımın sesini duyunca ona bakmak için başımı kaldırdım.
-"Kusura bakmayın. Dalmışım." dedim sesimi düz bir tonda tutup.
Yüzüme bakıp gülümsedi. Bir şey söyleyecekken yanımda beliren siyah takım giyimli adamı fark edince üçümüz birden ona baktık.
-"Buyrun ?" dedi annem.
Adam ceketinin önünü ilikleyip yalnızca bana baktı.
-"Yavuz ? Ne işin var senin burada ?" Benim hiç görmediğim fakat Reyhan hanımın tanıdığı bir adam.
Adam yeni fark etmiş gibi yüzü bir tuhaf oldu.-"Pardon efendim sizi görmedim."
-"Neden buradasın ?" diye merakla sordu Reyhan hanım.
-"Efendim şey...Duha hanımı dışarıya rica edecektim." dedi cümlesini ağzının içinde gevelerken.
Beni mi ? Neler oluyor ya ?
-"Anlamadım. Sizi tanımıyorum."
Çenesiyle masanın önünde durduğu camdan dışarısını işaret etti. Camın baktığı cadde üzerinde tam görüş açımıza çekilmiş siyah bir araba vardı. Ve açık camdan görebildiğim kadarıyla arka koltuğunda oturan Mirza'ydı.
Sırtımdan aşağıya soğuk sular boşalmış gibi irkildim. Reyhan hanım ve annem görmemişti ancak ben o yöne dönük olduğum için anında fark etmiştim.
Sertçe yutkunup vücudumu sıktım. Günler sonra onu görmeye hala hazır değildim.
-"Gelmeyeceğim. Siz gidebilirsiniz." dedim bakışlarımı Mirza'dan çekerken.
Annem çatık kaşlarıyla olayı çözmeye çalışırken bir bana bir adama bakıyordu.
-"Duha ?" dedi sorgularcasına.
Ona sorun yok demek için döndüğümde gitmeye niyeti olmayan adam tekrar konuştu.
-"Mirza beyin emri lütfen gelir misiniz ? " dediği an Reyhan hanım büyük bir şokla sarsıldı.
Kahretsin.
-"Benim oğlum mu ? Siz...nasıl ? Tanışıyor musunuz ?" dedi bana doğru biraz eğilip.
Ne diyeceğimi bilemezken derin bir nefesle göğsümü şişirdim.
-"Evet." dedim doğruyu söyleyip.
Gözlerinde beliren soru işaretlerini görebiliyordum. Ardından toparlanıp arkasına yaslandı.
-"Pardon böyle tepki verdim. Bir anda şaşırdım tabii tanışabilirsiniz. Normal bir şey ama böyle Yavuz'la çağırması tuhafıma gitti. Arayıp çağırabilir sonuçta." dedi teyit etmek için anneme dönerken.
Annem olayı anladığından biraz rahatlamış olacak ki beyaz gergin teni düzelmiş kaşları düz çizgi halini almıştı.
-"Duha hanım ?" Burnumdan soluyarak yanımda dikilen adama aşağıdan ters bir bakış attım.
-"Gidip ona gelmeyeceğimi iletirseniz sevinirim. Israr etmeyin istemiyorum."
Başını sallayıp
-"Peki efendim tamam." dedi ve dışarıya çıktı. Açık camdan onunla konuştuğunu gördüğüm an Mirza ile göz göze gelmemek için gözlerimi kaçırdım.
-"Neden görüşmek istemedin kızım ? Arkadaş değil misiniz ? Oğluma kızgın gibisin." diyince yerimde kıpırdandım.
-"Kırgınım demek daha doğru bir kelime Reyhan hanım."
Acaba annesinin burada olduğunu fark etse aynı şeyi yapar mıydı merak ediyorum. Ne de olsa bir nişanlısı var değil mi ?! Nişanlıyken beni yanına zorla çağırtması dikkat çekiyor.
-"Biraz daha farklı bir durum. " Anneme inanamaz gözlerle baktım.
-"Anne.." dedim devam etmemesi için. Ona anlattığıma pişman olmak istemiyorum.
Mekanı titreten ağır adım sesleriyle kadınların bir çoğu dönüp bakarken bende başımı çevirmek zorunda kalmıştım.
Mirza buraya doğru mu geliyor ?
-"Aa oğlum ?" Reyhan hanım bugün yıllık şaşırma kotasını doldurmuş olmalı.
Büyümüş gözlerimle baktığım Mirza annesini görünce duraksadı. Başımı yavaşça iki yana sallayıp anneme baktım. O da bana değil Mirza'ya bakıyordu.
-"Anne sende mi buradaydın ?" Ah sesini duymayı çok özlemişim. İçim bir anlık titrerken yaptığı şeyi kendime hatırlattım. Ona titreyen yanım anında buza dönüştü.
-"Farklı şeylerin olduğunu hissediyorum. Umarım bir açıklaman vardır Mirza'cım." dedi yumuşak tavrını bozmadan.
-"Var var herkese açıklamam var. Ama önce daha önemli halletmem gereken bir mesele var." Elini masaya koyup uzun ve kocaman gövdesiyle kulağıma doğru eğildi.
Tüylerim diken diken olmuştu. Dimdik durup nefesimi tuttum. Titrediğimi belli etmemek için büyük çaba sarf ediyordum.
-"Dikkat çekmek istemiyorsan zorluk çıkarmadan kalk ve benimle gel." Ilık nefesi kulağımı yakıp geçerken sesi nefesinin aksine buz gibiydi.
-"Kızım seninle konuşmak istemiyor. Onu rahat bırakır mısın ?" Annemden açıkçası bu tepkiyi beklemiyordum.
Mirza dikleşince tuttuğum nefesimi verdim.
-"Dışarda bekliyorum." dedi ürpertici sesiyle. Geldiği gibi yeri inleterek geri çıktı. Dikkat çekmeyelim derken bütün dikkatleri üstümüze topladığının farkında mı ?
-"Gitmek zorunda değilsin." diyen anneme baktım.
Gitmezsem ikinci gelişinde daha büyük bir rezalet çıkarabilirdi. En azından dışarıda ona istediğim gibi bağırabilir sonrada giderdim.
-"Onunla konuşup Alp'e geçerim. Siz de kusura bakmayın tekrardan. İyi günler Reyhan hanım." Çantamı alıp dışarıya çıktım. Arabasına yaslanmış sigara içiyordu. Burada onunla konuşursam içerideki bütün izleyiciler buna zevkle tanıklık ederdi.
İfadesiz kalmaya çalışıp çantamın sapını sıkıca kavradım. Utanmaz gözlerle beni baştan aşağı süzüyordu.
-"Seninle konuşmak istemiyorum. İçeride haber olmamak için çıktım başka bir şey sanma. Bir daha da karşıma çıkma." Kaşlarımı çatmış oldukça tehditkâr konuşmaya çalışmıştım. Becerebildim mi orası muamma.
Sigarasını fırlatıp ellerini cebine soktu. Karşımda dikleştiğinde özlemden yanıp tutuştuğum yüzünü inceledim.
Neden böyle olduk sorusunu milyonuncu kez kendime sorduğum o andayım.
-"Sana itiraz hakkı sunmadım. Arabaya binmezsen seni tam şuanda öperim." O ciddi ifadesinin altından bu cümlenin çıkmasıyla oldukça geri adım attım.
Yapar mı ?
Yapar.
Arkaya bir bakış attığımda kadınların çaktırmadıklarını sanıp belli ederek izlediklerini gördüm. Tekrar Mirza'ya döndüğümde başını hafif sağa yatırmış beni izliyordu.
-"Tek kelimeyle zorbasın." Kenara çekilmesi için itekleyip arabanın arka kapısını açtım ve içeri girdim. Ben girdikten sonra yüzündeki alaylı gülümsemeyle yanıma oturdu. İstediği oldu ya güler tabi.
-"Nereye gidiyoruz Mirza bey ?" Başımdan ayrılmayan adam şoför koltuğuna geçtikten sonra arkaya bakmadan sormuştu.
Sinirle dizimi sallamaya başladım. Onunla aynı ortamda olduğumu düşünüp heyecanlanmamak için dışarısına baktım.
-"Benim eve." dediği an anında ona başımı çevirdim.
-"Hayır !" diye itiraz ettim. Mirza ile baş başa kalmamalıyım.
Beni umursamadan cebinden çıkardığı sigara paketinden bir dal alıp dudaklarının arasına yerleştirdi.
-"Sana söylüyorum ! İstemiyorum! Beni müsait bir yerde indirir misiniz lütfen ?!" dedim ortaya doğru eğilip şoför koltuğundaki adama.
Karnıma koyulan el ile geri çekilirken nefesim göğsümde sıkışıp kalmıştı. Gözlerimi kapatma isteğimi bastırıp dudaklarımı sertçe ısırdım. Bana dokunduğu gibi içim ağlama refleksiyle doldu taştı.
Benden fazlasıyla yaşça büyük adama hissettiklerim o denli büyüktü ki karşısında acıdan hüngür hüngür ağlayabilirdim. Küçük bir çocuğun oyuncak istediği gibi onu istiyordum. Başka birisine ait oluşu aklıma geldikçe kalbim parçalanıyordu.
Kaskatı kesilen bedenimi kolaylıkla göğsüne çekip çenesini başımın üstüne koydu. Saçımı okşamaya başladığında gözümden bir damla yaş süzüldü.
-"Sakin ol sadece konuşacağız. Seni özledim." diye kulağıma fısıldadığı zaman benim için dünyanın dönmesi durmuştu.
•••


