Yüzüm kapıya dönük olduğu için yarım saattir yaşadığım işkence içeri giren Mirza ile son buldu. Geniş bedeni kapıdan geçmiş bana doğru geliyordu. Gün ışığıyla ayrı bir çekici göründüğünü fark ettim. Karışık ve dolgun saçları ona yakışmıştı. Üstünde onu ilk gördüğümdeki ceketiyle koyu bir kot vardı.
Serbest stili , sokak modasına öncülük edecek cinsten göz alıcı.
Bir diğer fark ettiğim özellik ise biraz büyük durmasıydı. Ne bileyim o akşam karanlıkta çok fark etmemiştim ama benden büyük olduğu belliydi.
-"Merhaba. " Sesim yaşadığım stresten ister istemez kısık çıkmıştı.
Karşımdaki sandalyeyi çekip havalı bir tavırla oturdu. Bakışları ilk önce etrafta dolaşıp sonra beni buldu. Bir kaç saniye üzerimde gezdirdi ve gözlerini kısıp yüzümü inceledi.
İçimden keşke gelmeden aynaya baksaydım diye geçirdim. Bir şey yoktur umarım. Çünkü çok dikkatli inceliyor.
-"Hoşgeldiniz efendim. Ne alırsınız ?" Bir anda beliren garson dalgınlığıma denk gelince ürkmeme neden oldu.
-"Bana da çay ver bakalım." diyip kıpırdandı. Masanın üstünde birleştirdiği ellerinin büyüklüğüne bakarken onun da beni inceliyor oluşundan bir hayli rahatsızdım.
Derin bir nefes alıp gözlerimizi birleştirdim.
-"Ben çok teşekkür ederim tekrardan." dedim.
Başını ağır ağır salladı. Gelen çayı eliyle kenara çektikten sonra yeniden bana baktı.
-"Adın neydi ?" Başka bir şey söylemesini bekliyordum.
-"Numaramı bulabiliyorsun. İsmimi nasıl bilmiyorsun ?" diye sorarken gülümsemiştim.
-"Çünkü sadece numaranı istedim." dedi gözlerini kısıp. Ses tonu çok karizmatik! Ayrıca gözlerini kısınca yaşını belli eden kırışıklıklar çıkmıştı.
Numaramı nasıl bulduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu. Sorma gereği de duymadım.
-"Anladım. Pekala , ismim Duha." Dudaklarımdan çekilmeyen bakışları beni yeterince değilmişim gibi daha fazla heyecanlandırıyordu.
Tam konuşacakken masanın üstünde duran telefonum çalmaya başladı. Aynı anda ekrana baktık.
Teyzem arıyordu.
-"Pardon." dedim Mirza'ya ve telefonu açtım.
-"Efendim teyze ?"
-"Canım ne zaman geleceksin ?" diye sordu.
-"Neden ki ? Sen annemle gitmedin mi ?" derken geriye yaslanmıştım.
-"Vazgeçtim. Bir kaç saat için uçak yolculuğu çekmemeye karar verdim. Alışveriş merkezine gidip dolaşalım biraz. Neredeysen arabayı göndereyim."
Gözlerimi büyüterek itiraz ettim.
-"Hayır hayır. Yani şimdi değil ben haber veririm sana. Görüşürüz teyze." diyip yüzüne kapattım.
Telefonu masaya geri koyarken Mirza sessizce çay içiyordu.
-"Burada oturduğuna emin misin ?" Sorusu karşısında hayli şaşırdım. Neden böyle bir şeyi düşündü ki acaba ?
Kirpiklerimi kırpıştırıp sertçe yutkundum.
-"Evet. Sende bu civarda mısın ?" diyerek konuyu benden uzaklaştırmak istedim.
Başını hafifçe sağa yatırıp beni incelemesine devam etti.
-"Pek inandırıcı gelmedin nedense." İlk başta gözünde böyle bir durumda olmak istemezdim. Ama gerçeği söylersem beni diğerleri gibi karşılamasından korkuyordum.
-"Sana öyle geliyor. " dedim gözlerimi kaçırıp. Kucağımda duran parmaklarımla oynarken garsona işaret etti.
-"Al abi üstü kalsın." Uzattığı elli kağıdı görünce uzandım ve elini indirdim.
-"Ben ödemek istiyorum. En azından onu yapıyım." dedim isteklikli gözlerimle.
Omuz silkip kabullenince şaşırmadım değil. Ama yine de olsun belki çalışmıyordur. Neden olmasın.
Çantamı açıp cüzdanımı aldım. İçinde çoğunlukla kart vardı ve nakitlerim hep iki yüzlük kağıtlardan oluşuyordu.
-"Iı şey..." diye mırıldanırken son anda bir yüzlük görünce çekip aldım.
-"Bozuk yok kusura bakmayın." dedim ve gülümseyip garsona verdim.
-"Bozdurup geliyorum hemen." Koşarak kafeden çıkarken Mirza ayağa kalktı. Ceketimi giyinip bende kalktım çantamı omzuma astım.
-"İşim var gitmem gerekiyor. Oturduğun ama yollarını bilmediğin bu yerde sana eşlik etmek isterdim fakat zamanım yok." İmalı konuşması beni kızartırken başımı eğdim.
-"Ben giderim teşekkür ederim."
Kafeden çıkarken unuttuğum para üstünü garson verince alıp ceketimin cebine koydum. Kapının önünde yüz yüze durduk. Yüzüme bakarken onu biraz daha görmek istediğimi fark ettim. Heyecanlandırması hoşuma gitmişti.
-"Görüşürüz." dedi ve geriye bir adım attı.
Dudağımı kıvırıp nefesimi yavaşça üfledim.
-"Görüşürüz." dedim ve içimden ekledim. Umarım kısa süre sonra.
Mirza'nın gidişinin ardından en büyük teyzemin oğlu olan Alp aramıştı. Bir süredir işleri dolayısıyla görüşememiştik. Arayınca ona konum attım. Kafenin önünde soğuktan donmak üzereyken siyah son model spor araba sokakta durdu. Camı indirip gözlüklerini havalı havalı çıkarttı.
-"Selam güzel kız. Boş musun ?" dedi ağzını yayarak.
Gülümsemem büyürken
-"Şapşal." dedim ve arabanın önünden yürüyüp yanına oturdum. Kemerimi taktıktan sonra çantamdan sigara paketimi alıp arkama yaslandım.
-"Rüya ile mi birlikteydin ?"
-"Hayır. Bir erkekle buluştum." Yere diktiğim bakışlarımı kaldırdığımda gözleri inanamaz halde bana takılmıştı. Dar sokakta ilerlediği için araba yavaş gidiyordu.
-"Şaka mı yapıyorsun ? Hemde buradan birisiyle ? Ah teyzem kahrından ölebilir !"
Yalandan üzülmüş gibi yapışının ardından kahkahalara boğulduk. Olayın gelişimini anlatıkları Sude'ye ettiği küfürler duyulmaması gereken türdendi.
-"O değilde kafenin önüne yeniden gelmişiz. On dakikadır aynı yerde mi dolaştık ?" Daha önce gelmediğinden bilmemesi gayet normaldi. Ama kaybolacağımızı düşünmemiştim.
-"Birisine caddenin yolunu sorsana." Sigaramı yakıp dudağıma koydum ve camı indirdim.
-"Şuraya sorayım dur." dedi arabayı sağ taraftaki sokağa çevirirken. Burada rastlanılamayacak türden bir araba olduğu için çocuklar oyunlarını bırakıp arabaya bakıyorlardı.
Alp arabayı durdurup kapısını açtı. Büfe tarzı bir yere girdiğinde sigaranın külünü camdan atıp radyoya uzandım. Müzik klasörü Alp'in arabesk ruhunu tamamıyla yansıtıyordu.
Müzik açmaktan vazgeçip başımı kaldırdığımda ara sokaktan yanında birisiyle çıkan Mirza'yı fark ettim. Görmemle koltukta sinmem bir oldu. Saklanamazdım tabiki ama beni görmesine de bir şekilde engel olmalıydım.
-"Eyvallah abi sağol." Alp arabaya bindi ve motoru çalıştırdı.
-"Çabuk sür sana bahsettiğim Mirza karşıdan geliyor !" dedim endişe içinde.
-"Adam seni fakir sanarken milyon dolarlık arabada görürse daha nah görüşürsünüz." Dalga geçmesine söylenemeyecek kadar diken üstündeydim. Elimde unuttuğum sigarayla kendimi yakmaktan son anda kurtulurken Mirza konuştuğu adama daldığı için yanından geçtiğimizde bakmamıştı bile.
Rahatça nefesimi verdim.
-"Oh görmedi."
-"Yanlış yapıyorsun." dedi Alp.
-"Ne yapabilirim ? Olaylar öyle gelişti." dedim kendimi kandırdığımı bilerek. İçimden gelen his Mirza ile biraz daha görüşmek yönündeydi. Beni ilk görüşte bile etkilemişken onu unutmam mümkün değildi.
-"Sen daha iyi bilirsin ben anlamam. Nerede kahve içelim ?" diyerek konuyu değişti.
Aslında teyzem de beni bekliyordu ama bir iki saat daha beklese sorun olmaz bence.
Cadde üzerinde güzel bir kafede yaklaşık bir buçuk saat kadar lafladık. Teyzemle buluşacağımız avm'ye beni bıraktıktan sonra gitmişti. Biz de uzun süre dolaştık ve en son akşam yemeğini yiyip eve geri döndük.
-"Ben odamdayım." dedim merdivenleri çıkarken.
-"Tamam canım. İyi geceler."
Geçirdiğim günün heyecanını yaşamak için biraz yalnız kalmaya ihtiyacım vardı. Odama girdiğim gibi sırıtarak telefonuma yapıştım. Rüya'yı aradım ve dayanamayıp bütün olan biteni anlattım.
-"Sen çıldırmış olmalısın ! İlk kez bir erkek hakkında konuşuyoruz farkında mısın ?!" Diğer taraftan çığlığa benzer sesi gelince telefonu kulağımdan uzaklaştırdım.
-"Ya Rüya gözümün önünden silemiyorum Mirza'yı şaka gibi." dedim ve kendimi yatakta geriye bıraktım.
Derin bir iç çekip kocaman gülümsedim.
-"Sormaya korkuyorum ama...kızım sen aşık mı oldun ilk görüşte ?"
İç çektiğim o nefes boğazımda tıkalı kalırken ısırdığım dudağımı serbest bıraktım. Daha önce bir kaç kez lise zamanımda hoşlandığım çocuklar elbette olmuştu ama hiç aşık olmamıştım. Bu tuhaf hislerin ne olduğuna ise bir isim vermek için çok erkendi.
-"Hayır...yani daha iki kere gördüm. Sadece beni heyecanlandırıyor ve birazcık da aklımdan çıkmıyor o kadar."
-"Anladım , anladım ama isminden başka bir şey bilmediğin birisine çabuk kapılma lütfen. Önce tanımaya çalış. Neyse ee konuşuyor musunuz şimdi ?" diye sordu heyecanlı heyecanlı.
-"Tabiki de hayır. Nasıl konuşacağız ki ?"
-"Ben ne bileyim adamla buluşacak kadar samimiyseniz gün içinde de konuşursunuz diye dedim." dediğinde buluştuğumuzu ama samimiyet içerisine girmediğimizi düşündüm. Zaten çok az oturmuştuk.
Rüya ile baya bir konuşmuştuk. Sabah buluşmaya sözleştikten sonra da telefonu kapadığım gibi uyuya kaldım.
Ertesi gün daha yataktan kalkmama kalmadan annem odama girmiş bana talimatlarını vermişti. Dolayısıyla Rüya ile buluşma işimiz sonraya ertelendi.
-"Acele et!" diye seslendi odamdan çıkarken.
Henüz saat 8 iken bu acele neden anne ?
Oflayıp puflasam bile mecburen yataktan kalkmıştım. Esnedikten sonra bir iki dakika boş bakış attım ve komodinden telefonuma uzandım. Mirza'dan gelen mesaj olduğunu görmemle annemi falan unuttum. Önce büyük bir rahatlama hissiyle yatağa bağdaş kurarak oturdum ve mesajı açtım.
-Kaybolmadan evine varabildin mi ?'
Gecenin ikisinde attığı mesaj bu mu yani ? Her ne derse desin gülümsememe sebep olduğu için sabah sabah beni mutlu etmişti. Ne yazacağıma karar verdikten sonra yazmaya başladım.
-Günaydın , bunu sormak için biraz geç olmuş sanki.'
Gönderdikten sonra heyecanlı bekleyiş için telefonumu yatağa fırlatıp banyoya koştum. Annem bu defa sinirle odama girmesin diye işlerimi çabucak halledip üzerime spor ama şık bir takım geçirip saçlarımı topladım. Çantamı hazırlarken de evin yardımcılarından birisi annemin arabada beklediği haberini vermişti.
Mirza'nın mesajını görmeden evden çıkmak zorunda kalmıştım.
•••
