Erken yayınlamayacağım diyip yine dayanamayan ben.s
Ama bu kez gerçekten iki günde bir geleceğini sanmıyorum çünküüü yazma hızım düşüşte. Yinede fikirlerinizi çook merak ediyorum. O yüzden de yayınlamadan duramadım.
Siz okumaya başlayın bölüm sonunda yorumlarda buluşalım ❤
Bu arada medya- Duha
Bir sürü gözün üzerimde olduğunu bildiğim için gerilen vücudumu ismini bilmeden güvendiğim adama yaklaştırdım. Tepkisiz kalırken nefesini üfleyip kolumu çekti. Cebimden çıkan elimi soğuk eliyle kavradığı an dünya benim için durdu diyebilirim.
Beni bıraksa sabaha kadar oracıkta hareketsiz kalıp şoktan çıkamazdım. Fakat öyle olmadı ardından sürükleyerek yürüdüğüm yolda geri döndü. Ara sokağa saptığında bana yabancı gelen yerleri incelemek yerine elimi kavrayan büyük eline baktım. Parmaklarımızın birleştiği noktalar öyle bir uyum içindeydi ki hiç rahatsızlık vermiyordu.
-"Bu civarda mı oturuyorsun ?" Sesini çıkardığında hayli bir mesafe yürümüştük.
Aklıma doluşan fikirler yüzünden kuruyan dudaklarımı araladım.
-"Şey evet. İlkokulun arka sokağında." Yalan söylerken kısılan sesimi sonlandırıp gözlerimi kaçırdım.
Rüya'ların evini söylemiştim çünkü kim olduğumu söylersem buradaki çoğu insan gibi ters karşılamasından çekindim. Herkes zengin bir insanın buralarda onları aşağılayacağını düşünüyordu. Ama ben öyle birisi değilim ki ! Zaten kendi dünyamdan buraya kaçıyorum.
Acaba hala elimi tuttuğunu biliyor mu ? Yoksa onun için bir refleks mi ?
Ah sevgilisi olabilir mi ? Tanrım olmasın lütfen ! Çünkü ben bu adama düşüyorum !
-"Adın ne ?" diye sordum artık deli gibi merak ediyordum.
Elimi bırakınca avucumdaki sıcaklığı kaybetmek istemeyince elimi kapattım. Göğsünü şişirip nefesini dışarı verdi.
-"Mirza." Koyu bakışlarını gözlerimden çekip arkasını döndü. Geniş omuzlarını izlemeye dalmışken o çoktan sokakta karanlığa karışmıştı.
-"Ay Duha ! Aklım çıktı vallahi aklım çıktı neredesin sen ?! Evi nasıl buldun sen yolu bilmiyorsun ki ?!"
Gelen Rüya'yı görünce söylediğim sokağa girmiş olduğumun yeni farkına vardım. Beni sokağın başında bırakmıştı.
'
O gece eve geldiğimde sabahın ilk ışıklarına kadar tuttuğu elimi izlemiştim.
Mirza.
Farklı ama bir o kadar güzel. Yada onda olduğu için güzel bilmiyorum. Elimi tuttuğu gecenin üstünden tamı tamına bir ay geçti. İtiraf etmem gerekirse bu bir ayın her günü onu düşündüm.
-"Tatlım ? Uyandın mı ?" Teyzemin sesini duyunca aynamın önünden çekildim.
-"Evet teyze." diye seslendim. Hiç uyuyamadım ki !
Açtığı kapıdan başını uzattı.
-"Dışarıda kahvaltı yapmaya karar verdik. Beş dakikaya altta ol." diyip kapıyı kapattı.
Annemin bir şey demeyeceğini düşündüğüm şekilde giyinmiştim. Gümüş zincirli çantayı da omzuma asında hazırdım.
Havanın soğuk olma ihtimaline karşı ince bir ceketi elime alıp odamdan ayrıldım. Alt kata indiğimde teyzem parfümünü sıkıyor annem ise kapıdan çıkıyordu.
-"Günaydın." dedim ve yanlarına ilerledim. Başını arkaya çevirip bakan annem beni baştan aşağıya incelemiş görüntüme bakmıştı. Bir şey demeden uzun topuklularının üzerinde kapıda bekleyen arabaya binip arka tarafa oturdu. Teyzemle karşısına oturduktan sonra kapı kapandı.
-"Handan'ı gördün mü yeni evini boy boy çektirmiş." Teyzem telefonundan başını kaldırıp bir kaç saniye anneme baktıktan sonra yeniden magazin sayfalarına döndü.
Annem ifadesiz yüzünü bozup soğuk bir tebessüm gösterdi. Mermer gibi teninde kırışan tek bir nokta yoktu. Annem diye demiyorum güzel kadındır.
-"İşe yaramaz birisi." dedi ağzının içinden. Bacak bacak üstüne atıp tabletinde parmağını gezdirirken iç çekip dışarıya baktım.
Karanlıkta hatırladığım silik yüz belirdi gözümde. Uzun boyu ve geniş cüssesinin yanında küçücük kalmıştım. Ah bir de elimi tutuşu var.
-"Ne dertli iç çektin öyle ?" dedi teyzem gülerek.
Gözüme gelen saç tutamını kulağımın arkasına sıkıştırıp göğüs kafesimi zorlayan kalbimi dinginleştirmeye çalıştım. Mirza'yı düşündükçe kalbimin ritmi değişiyordu.
-"Öyle mi ? Farkında değilim." dedim tebessüm etmeye çalışıp.
-"Ne derdi olabilir ki Esra ? Sahip olamadığı bir şey mi var ?" dedi annem her zaman ki tavrından ödün vermeden.
Doğru ne derdim olabilir ki ? Paramız olması her derdi çözüyor değil mi ?
Anneme karşı çıkmayı sevmediğim için sessiz kalmayı seçtim. İçimde onca birikmişlere rağmen çıtımı çıkarmadım. Çıkaramazdım da. Ona karşı gelmek mümkün değildi. Sözleriyle sizi dövebilecek kapasiteye sahipti.
-"Belki aşık olmuştur! " Teyzemin bu cümlesi üzerine annemin kahkahası arabada yankılandı.
-"Güldürme beni." dedi samimiyetten uzak gülüşünden sonra.
-"Neden komik mi anne ?" diye sordum kaşımı kaldırıp. Benim aşık olabilme ihtimalimin nesine bu kadar gülmüştü ki.
-"Komik Duha'cım. Sen o mahallede dolaştığın sürece maalesef düzgün birisiyle tanışamayacaksın." dedi ve göz kırptı.
-"Lütfen şu şekilde yargılamaktan vazgeç anne. Ben oraya gitmekten rahatsız olmuyorum. Bunu kaç defa daha söylemeliyim ?"
-"Ne yazık ki rahatsız olmadığının farkındayım." dedikten sonra bir daha konuşmadı. Bende üstelemedim. Zaten alışık olduğumuz konulardı.
Araba bütün cemiyetin pazar kahvaltılarını geçirdiği boğaz manzaralı restoranın önünde durdu. Açılan kapının kenarına geçen görevli inerken selamladı. Girişte ceketimi bırakıp önden ilerledim. Sabah sabah annem sayesinde yine gerilmiştim.
Cam kenarında bir yere oturduğumda annem hala ayakta ona gülümseyen tanıdıklarıyla mesafeli selamlaşmasını yapmaktaydı. Teyzem gelip yanıma otururken çantamı kenara koydum. Annem de oturduktan sonra masayı doldurmaya başlayan garsonları izliyordum. Telefonumun mesaj sesini duyunca izlemeyi bırakıp çantamdan aldım. Sabah Rüya'nın attığı mesajı görmemiştim ama şimdi gelen kayıtlı olmayan bir numaradandı.
Kaşlarımı hafifçe çatıp iki elimle tuttuğum telefonun kilidini açtım ve mesajın üstüne tıkladım.
-Ne zaman ödeşeceğiz ?'
Allah allah. Kim ki bu şimdi ?
Önce Rüya'nın günaydın mesajına cevap verdim. Ardından anlam veremediğim mesaja yanıt yazmak için ekrana dokundum.
-Anlayamadım , siz kimsiniz ?' diye yazıp gönderdim ve masaya bıraktım.
Kahvaltımızı ederken annemle teyzemin sohbetinin yanı sıra aklım mesajı atan bilinmeyen kişideydi. İkisi sessizleştiği an mesaj zil sesim ortamda duyuldu. Annemin imalı gözleri bana kayınca telefonu elime alırken sessini kapattım.
Anlamsız bir telaşa kapılmıştım. Mesajı çabucak açtığımda çarpılmış gibi irkildim.
-Kurtarıcın.'
Ah Allah'ım sana geliyorum...
Evet evet bir dakika sonra ruhum çıkıyor.
Heyecan içerisinde cevap vermeden ekranı kilitledim. O an ki delilikle telefonumu denize bile atabilirdim o derece şuursuzlaştım.
Bacaklarım tir tir titriyordu. İlk defa ellerim buz kesildi diyebilirim.
Kalbim ritimsizlik problemiyle başa çıkarken dikkat çekmemek için sessizce derin nefesler alıp verdim.
Mirza ! Mirza mesaj attı !
Onu artık ne kadar düşündüysem evren bana bu kıyağı geçmişti.
Sırıtmamak için dudaklarımı sertçe ısırırken çatalımı aldım. Diğer elimle telefonumu sıkıca tutuyordum. Ödeşme konusuna asla takılmadan tek yaptığım Mirza'nın numaramı bulup mesaj atmasına deliler gibi sevinmekti.
Daha fazla yiyemeyeceğim zaman meyve suyumdan bir yudum alıp arkama yaslandım. Masada konuştuklarını konuyu uğuldayan kulaklarım duymuyordu. Mesaj ekranına geri dönüp klavyeye dokundum. Ne yazacağımı bütün kahvaltı boyunca düşünmüştüm.
-O anın etkisiyle teşekkür etmeyi unuttum kusura bakma. Yaptığın şey için teşekkür ederim.'
Karşıdan gelecek o yanıtı beklerken geçen süre cidden ölüm gibi. Ne tarafa bakacağını ne yapacağını şaşırıyorsun.
-"Sallanıp durma Duha ne öyle küçük çocuklar gibi yerinde duramıyorsun ?!" dedi teyzem aniden bana dönüp.
Hareket etmeyi kestim.
-"Şey , pardon teyze." diye mırıldandım.
Telefonum titrediği gibi kilidini açtım.
-Bir kahveni içerim artık.'
Ona deli misin kahve köpeğin olsun diye yazasım geldi de kendimi zor tuttum.
-Tabii olur. Hem yüz yüze teşekkür etmiş olurum.' diye yazdım. Acaba hemen üstüne atlamış gibi mi göründüm ? Yok canım.
Ah bunu bir an önce Rüya'ya anlatmam gerekiyor !
-"Kalkalım." Annemin toparlanmasıyla masadan aynı anda kalktık. Arabaya geri bindiğimizde teyzem anneme alışveriş teklifinde bulunuyordu.
-"Bu akşam bir defileye katılmam gerekiyor. Öğleden sonra uçağım var istersen sende gel." dedi teyzeme hitaben.
-"İyi olur bana da değişiklik." dedi dünden razı olan teyzem.
Abla kardeş bayılırlar böyle şeylere.
-"Bende Rüya'nın yanına gitmek istiyorum anne." dedim araya girerek. İzin vermez korkusuyla dudaklarımı kemirirken umursayıp yüzüme dahi bakmadı.
-"Git." dedi yalnızca. Benim de işime geldi.
Mesaj gelmiş mi diye baktığım telefonumda bildirim görünce beklemeden girdim.
-Öğlede bıraktığım yerde bekle.'
Tabi ya beni orada oturuyor sanıyor.
Mirza'yı göreceğim stresi içerisinde geçip gidilen yolların farkında olmazken eve annemle teyzemi bırakmış çoktan Rüya'ların sokağına gelmiştik. Haber vermeden kalkıştığım iş yüzünden evin karşısında durdum ve Rüya'yı aradım.
-"Efendim minik kuş ?" diyerek açtı.
Soğuk esen rüzgar nedeniyle duvar dibine çekildim.
-"Evdesindir umarım."
-"Maalesef bebek. Neden bize mi gelecektin ?" Olamaz !
-"Ya hayır neredesin ?! Geldim bile kapının önündeyim seninle konuşacaktım !" diye sesimi yükselttim. Evden çıkacak zamanı buldu bu kız.
-"Haber vermeden gelmezdin ki kızım nerden bileyim. Babamla birlikte halama geldik." diyince kızmanın saçma olacağı kanısına vardım.
-"Of Rüya. Şey soracağım bu sizin civarda kafe tarzı bir yer var mı ?" diye sordum en sonunda.
-"Eve gitsene ne yapacaksın bizim ordaki kokmuş kafeleri ?" diyince kıkırdadım.
-"Söyle işte sonra anlatırım."
Bir yeri tarif ettikten sonra telefonu kapattık. Söylediği yol tarifini aklıma kazıdım. Yürürken telefonumda henüz mesaj atmamış olduğum Mirza'ya yazmak için tıkladım.
-Evden erken çıktım. Defne kafede olacağım. Biliyorsan oraya gelebilirsin.' Gönderdim ve ellerimi cebime soktum.
Aslında Rüya olsaydı bir kaç parçamı değiştirmek isterdim. Mesela yüksek topuklu botlar yerine daha alçak bir şey giyerdim ve kolumdaki milyarlık çantayı değişirdim. Sonuçta oturuyorum diyerek gösterdiğim yerden çıkarken bu şekilde giyinmezdim. Bu küçümsemek değil ortama adapte olmak.
Yoldan bir kıza sorarak daha kolay bulduğum kafeden içeri girdiğimde ılık havayla rahatladım. Rüya laf söyledi ama en azından sıcak bir yer. Girer girmez oturan iki kişiyle göz göze geldim. Başka da kimse yoktu. Bir de kasa arkasında duran bir adam vardı o kadar.
Rastgele oturduğum masaya gelip sipariş için bekleyişe geçince sadece çay istedim. Saate baktığımda öğleye geliyordu.
Mesaj bir kaç dakika içerisinde geldi.
-Yarım saate gelirim.'
Artık ateş basmasından dolayı ellerim terlemeye başladı. Büyük oranda heyecan yaşarken onunla nasıl konuşacağımı düşünüp duruyordum.
Kesinlikle bugün hayatımın en önemli günü olarak aklıma kazınacaktı.
•••




