Selamlar herkese.İlk bölümü okuyup yorum yaparsanız sevinirim. Bir sonraki bölümü okumak isterseniz de yayınlamaya devam ederim. Eğer ki ilginizi çekmezse -ki buna üzülürüm- yine de belirtiniz lütfen 🙏
Lafı daha fazla uzun tutmuyorum diğer bölümde görüşürüz ❤
İyi okumalar...
Geldiğimiz bu sokağa heyecanla giriyordum. Benim aksime alışkın olan Rüya rahat tavrıyla yürürken tereddüt ederek gözlerimi son kez etrafta gezdirdim. 21 yaşına gelmiş genç bir kız olarak hala istediğim gibi yaşayamamanın derdini çekmekten oldukça bunalmış durumdayım.
Ben Duha Soylu. Fazlasıyla üne sahip annem Gülden Soylu babamın vefatından itibaren bana sadece resmiyetle yaklaşıp hayatımı yöneten insan. Onun leydi kurallarıyla yetiştirmek istediği kızı şuan yıkık dökük bir sokağın barına giriyor ! Ah zavallı annem görse şuracıkta düşer bayılır.
-"Duha daldın gittin. Girsene !" Rüya eteğini çekiştirip önden girerken arkasından içeriye girdim.
Rüya benim tek arkadaşımdı. Hatta çocukluk arkadaşı diyebiliriz. Annesi Hilal teyze bizim evde mutfakta çalışıyordu. Annem Rüya ile arkadaş olmama her ne kadar engel olmaya çabalasa da biz ona rağmen çok iyi birer arkadaştık.
İçerisinde olduğum dünyayı sevmediğimi bildiği için her fırsatta onların sıcak hayatına dahil olurdum. Yaşadıkları mahalleye gelir arkadaşlarıyla sokaklarda oturur çekirdek yerdik. Benim hayatımdakilere sorsan çekirdek nasıl yenilir onu bile bilmezlerdi.
İşte böyle annemin haberi olmadan evden çıktığım bir geceydi bu gece. Gündüzleri Rüya'nın kuzeninin çalıştığı bu bara bir kez gelmiştik ama gece ilk kez gelişimiz. Bizim gece kulüplerine benzemediği aşikardı ve açıkçası biraz ürkmüştüm.
-"Sen yukarıya çık ben içecek bir şey alıp geliyorum." Rüya gözden kaybolurken söylediği gibi kenardaki merdivenleri kullanarak üst kata çıktım. Barı yukarıdan gören balkonlarda durmak daha mantıklıydı çünkü yukarısı aşağıya göre daha tenha.
Tahta korkuluklara yaslanıp ellerimi birleştirdim. İnsanlar umursamazca çılgınlar gibi eğlenirken kendimi bu hayata ait düşünerek mutlu olmaya çalıştım. Bazen sadece basit olmak istiyordum. Mesela pijamalarımla kahvaltı etmeyi çok isterdim. Ama bizim yuva olmayı beceremeyen evimizde annemin kuralları geçerliydi. Her daim özenli olmak en katı şartıydı. O olmasa da teyzem vardı. Onunla aynı huyları taşıyan teyzem bizimle babam öldükten sonra yaşamaya başlamıştı. Bir de arada gelip giden annemin sevgilisi var. Para avcısı olduğunu tahmin ettiğim Mustafa bey. Evet annem ona bey dememi istiyor.
-"Al bakalım minik kuş."
Rüya'nın uzattığı kokteyli alırken gözlerimi devirdim. Benden bir yaş büyük olması ona kendini havalı hissettiriyor.
-"Teşekkür ederim. " diye mırıldanıp bir yudum aldım. Endişe etmekten dilim damağım kurumuştu.
Bu akşam için annemden yalvararak izin almıştım. Bu yaz mezun olduğum ama hiç arkadaş edinmek istemediğim özel üniversitemden bir arkadaşın doğum günü yalanına inandırmıştım. Bu arada annemin zoruyla onun gibi moda tasarımı okuyup bitirdim. Eğlenceliydi fakat ben daha çok psikoloji okumak istemiştim. İzin vermeyince maalesef olmuyor.
-"Ee nasıl geldi ? Birazdan dans etmeliyiz ! Ancak öyle tadı çıkar." dedi aşağısını işaret edip.
Bacağımı müziğin ritmiyle sallarken insanlara göz gezdirdim. Bir grup ortada oynarken bazıları barın önündeki taburelerde oturuyordu. Diğerleri ise duvarın dibini kaplayan boydan boya deri koltukta oturuyorlardı. En başta oturan bir adamla göz göze gelince bakışlarımı kaçırdım. Ama bu kaçırma bir kaç saniye sürdü. Dayanamayıp tekrar baktığımda adam da bana gözlerini dikmiş bakıyordu. Sakallı birisiydi ama ışıklar nedeniyle çok seçilmiyordu.
Bakmanın ayıp olacağına karar verip bir daha bakmadım.
-"İneriz." dedim aklım hala o gördüğüm gözlerde iken başımı hafifçe iki yana sallayıp içeceğimden içtim.
Orada yarım saat kadar oyalanıp boş bardaklarımızla alt kata indik. Terlemiş ve sarhoş insanlara sürünmemeye dikkat ederek Rüya'nın peşinden yürürken onu kaybetmemeye çalıştım. Garson olarak çalışan kuzeni Eslem'i bulduk. Uygun bir yere oturduktan sonra Rüya'nın uzattığı sigara paketinden bir tane alıp dudaklarımın arasına yerleştirdim.
Yeniden annemin kalp krizi geçireceği bir hareketim. Sürekli kullanıcısı değildim ama içmekten hoşlanıyordum. Nadiren.
-"Alın bakalım birer kadeh." Eslem getirdiği içkileri yaslandığımız masaya koyarken geri çekildim.
-"Yok ben almayayım." dedim.
Bana baygın gözlerle bakıp göz devirdi.
-"Tamam prenses sen içme." dedi ve kendisi tek dikleyişte içti.
Rüya'yı bir taneyle sınırlandırıp biten sigarayı söndürdüm.
-"Bir tane daha mı alsam güzel gitti." diyince kaşlarımı çattım.
-"Seni burada bırakırım haberin olsun." Bir de sarhoş halini asla çekemezdim.
-"Aman be tamam." dedi ve kollarını masaya koydu.
Annemden herhangi bir arama var mı diye telefonuma bakıp çantama geri koydum.
-"Oo Rüya hanım bakıyoruz gelince bizim yanımıza uğramak yok."
Etrafımızı saran Rüya'nın dört arkadaşı bana ters ters baktı. Bu kısım benden nefret edenler. İlk tanıştığımızda anlaşırız sanmıştım ama öyle olmadı.
-"Biraz takılıp gidecektim." dedi Rüya onlara karşılık.
-"Tatlım sen buraya fazla değil misin ya ?"
-"Bence de mikrop falan kaparsın Allah korusun." diyen Sude parmak ucuyla saçımı tutup yüzüme doğru savurdu.
Nefesimi kontrol altında tutarak sakin kalmaya çalışırken yan tarafa doğru adım attım.
-"Kızlar. Lütfen." diye uyardı Rüya onları her zaman olduğu gibi.
-"Tamam yemedik prenses arkadaşını korkma."
Gerildiğimi anlayınca Rüya'ya söyleyip lavabonun olduğu kısıma zar zor ulaştım. Kirli ve bakıma ihtiyaç duyan uzun koridorda yürürken açılan kapıdan az önce gördüğüm adam çıktı. Birisi daha ilerden geldiğinde kenara çekilip başımı eğdim. Heyecandan kalbim küt küt atıyordu. Tam kapıyı açmıştım ki Sude'nin sesini duydum.
-"Hey prenses. Baksana bir." Arkamı dönüp baktım. O adam koridorun başında birisiyle konuşuyordu ve yüzü bana doğru dönüktü.
Keskin yüz hatlarıyla fazlasıyla karizmatikti. Ve oldukça heybetli bir fiziği vardı. Etkileyiciydi.
-"Yine ne söyleyeceksin Sude ? Benden hoşlanmadığının farkındayım ama en azından birbirimize katlanmaya çalışalım." dedim adamdan gözlerimi çektiğim sırada.
Sude yüzündeki yapmacık gülümsemeyle ellerini ceketinin cebinden çıkarttı. Yüksek topuklularıyla önümde durduğunda konuşmasını bekledim.
-"Haklısın biraz fazla üstüne vardım. Özür dilerim. Yeniden bir arkadaşlık kurabiliriz." Ellerini belimden geçirip sarılmasıyla gerçekten şoka uğradım. Benden iğrenerek bakan Sude bana sarılıyor !
Havada kalan ellerimi sırtına koyamadan geri çekildi. Yüzünde farklı ve tehlikeli bir ifade vardı.
-"Görüşürüz." Kırmızı rujlu dudaklarını büzüp öpücük attı. Arkasını dönüp giderken hala kendime gelememiştim.
Neydi şimdi bu ?
Rüya'ya sormaya karar verip lavaboya girdim. Tezgahın pisliği karşısında yüzümü buruştururken sürünmemeye dikkat edip ıslattığım ellerimi boynuma getirdim. Çok sevdiğim dolgun saçlarımı düzeltirken kapı açıldı.
İçerideki kalabalıktan herhangi bir kadının gireceğini sanarken o adamı görünce afalladım.
Başımı hafifçe çevirip ifadesizliğimi bozmadan koyu kahve gözlerinin içine baktım. Hayatımda ilk defa bir insan beni bu kadar heyecanlandırmıştı. Bir sürü yakışıklı erkekle her an karşı karşıya gelirdim fakat hiç biri gerçekçi olmayınca bakasım bile gelmezdi.
Karşımdaki adam böyle değildi.
-"Yanlış oldu sanırım." dedim en sonunda.
Ayağının ucuyla kapıyı kapatıp önüme geldi. Üzerinde siyah deri ceket altında eskimiş bir kot pantolonu vardı.
Bir şey söylemeden boş gözlerini üzerimde gezdirirken havaya kaldırdığı elini ceketimin cebine getirince gözlerim sonuna dek açıldı.
-"N-ne yapıyorsun ?!" Onu iterken kendi isteğiyle elini çekti. İki parmağıyla tuttuğu küçük poşette beyaz bir toz vardı.
-"Daha dikkatli olmalısın." dedi düz bir tonda. Sesinde en ufak pürüz yoktu. Sert ve toktu.
Olayın şokuyla dilim tutulmuştu. O poşeti klozete atıp sifonu çekti.
-"Benim değil !" dedim anında.
Duymamazlıktan geldi. Lavabodan çıkarken arkasından kendimi dışarıya attım. Uzun adımlarıyla ona yetişmeye çalışırken barın içerisine doluşan polisler karşısında tam elimi koluna atmıştım ki dondum kaldım.
Korkudan vücudumda akan kanın hızı artmış nefeslerim sıklaşmıştı. İki saniye önce beni nasıl bir şeyin içinden kurtardı ?
Müzik sesi hemen kesilirken Sude bir polis memuruyla yürüyüp kalabalığı açtı. Koridorun girişinde ismini bilmediğim ama beni kurtaran adamla yan yana duruyordum. Ah bir de onu tuttuğumu hala fark etmiyorum.
-"O kızda gördüm ! Diğerlerini bilmem ama onda var. Arayabilirsiniz." Kaşlarını kaldırıp bana sırıttı.
Bu kadar nefret edeceği bir şey mi yaptım da haberim yok ? Ayrıca ben nasıl bir şeyin içerisine düştüm ?
-"Ne diyorsun sen Sude ?! Saçma sapan konuşma o daha ne olduğunu bile bilmez !" diye bağıran Rüya Sude'yi kolundan çekmişti.
-"Kimse dışarı çıkmıyor ! Olduğunuz yerde kalın herkes aranacak !" Mekana dağılan polislerden birisi bana yaklaşınca sonradan fark ettiğim elimi adamdan çektim.
Çok savunmasızdım ve çok korkuyordum. Kendimi şuan fazla çaresiz hissettim. Bulunduğum çevreye ait olmayışım tam şuan yüzüme sertçe çarptı.
-"Çantanı aç." Sadece telefonum ve iki yüz kağıt parasının olduğu küçük çantamı itiraz etmeden açıp gösterdim. İçinde cebi olmadığı için üstten bakmış başını sallamıştı. Titreyen parmaklarımla zorla kapattım.
Kadın olan polis memuru üzerimi arayıp temiz dedikten sonra yanımdan ayrılmayan adam onun kolunu hızlıca kavradı.
-"Sana bunu söyleyeni ara."
Sağlıklı nefes alabilmem için buradan acilen uzaklaşmak istedim. Adamın varlığını dahi umursamadan çıkışa yürürken arkamdan seslenen Rüya'yı takmadım.
-"Duha dur bekle ! Yemin ederim böyle bir şey yapabileceğini düşünmedim."
Boş sokağa çıktığımda kolumdan tutup çevirince ona döndüm.
-"Ya ben ona ne yaptım Rüya ?! Resmen bana iftira attı ! Bunun ciddiyetinin farkında mısın ?!" Sinirden ve endişeden ona patladığımın farkındaydım ama çok gerilmiştim.
-"Biliyorum , biliyorum kahretsin o büyük orospuluk yaptı ! Ödeteceğim ona bunu !"
Elimi alnıma koyup derin bir nefes alırken kapıda beliren kurtarıcımla göz göze geldim.
Elimi indirip sinirden nereye koyacağımı şaşırıp ona doğrulttum.
-"Bu adam olmasa , orada beni kurtarmasa şuan polisler tarafından alınmış olabilirdim ! Sırf Sude'nin aptalca nefreti yüzünden ! Buraya hiç gelmemeliydim hiç ." Bilmediğim sokakta yürümeye başlarken fazla karanlık oluşu ürpertmişti. İnsiz ve tehlikeliydi.
-"Beni beklesene Duha nereye gittiğini bilmiyorsun ! " diye arkamdan bağırarak sokağı inletti.
-"İçerisinden daha güvenlidir !" dedim bende aynı yüksek sesle.
-"Çantam içeride kaldı bekle dedim sana kaybolacaksın !"
Görmese bile omuz silkip hızlı adımlarla yürümeye devam ettim. Sonbahar soğuğu pantolonumdan açık bileklerimi dondururken ellerimi ceketimin ceplerine soktum. Az önce adamın soktuğu aklıma gelince sırtımdan bir ürperti geçti.
Issız sokakta korkum bir tık daha artarken duyduğum adım sesiyle yüreğim ağzıma geldi. Çığlık atmama ramak kalan yanımda beliren o adamı gördüm.
-"Ödüm koptu ! Neden sessiz geliyorsun ?!" dedim dehşet içerisinde.
-"Nerede olduğunu biliyor musun ?" Böyle söyleyince yürüdüğüm süre boyunca yerde olan başımı kaldırıp etrafıma baktım. Kimsenin olmadığı evler haricinde bir kaç inşaat vardı ve boş olan alt kısımlarında içki şişeleriyle adamlar bana bakıyordu.
Sertçe yutkundum. Yaktıkları ateşten görünen yüzleri hiç de tekin değildi.
-"K-kim o-olduğunu bilmiyorum ama...yalvarırım yanımdan ayrılma." diye fısıldadım.
Aksi halde burada tek başıma asla bir adım dahi atamazdım.
•••
Yeni bir hayat , yeni bir heyecan diyerek buradan düşünceleri almaya başlayayım...


