Masadan çantamı almaya döndüğümde anneme Mirza ile çıktığımızı söylemiştim. Pek umursamadığından bir şey söylemedi. Sanırım artık kabullenme aşamasındaydı.
Bir diğer ayrıntı arabaya binecekken Mirza'nın arkadaşları bizi görmüş sıkıldıklarını söyleyip peşimize takılmışlardı. Mirza yol boyunca baş başa olma hayali kurduğunu anlatıp homurdanmış en sonunda diğer beş araba ile bir sahil kenarına çekmişti.
-"Ooo aslanlar hoşgeldiniz !"
Balık ekmek arabasının başında duran yaşlı amca sevecen ifadesiyle bütün erkeklerle tokalaştı.
-"Hoş bulduk Kadir baba nasılsın ?" dedi en sona kalan Mirza elini çekerken.
Diğer elinde sıkıca sardığı benim elim vardı.
-"İyiyim oğlum sizi gördüm daha iyi oldum. Uzun zamandır uğramıyordunuz."
Bu sırada Aydın ve Uğur bir kaç alçak masayı birleştirmiş etrafına ufak tabureleri diziyorlardır. Bizim haricimizde iki masada birileri vardı.
-"İş yoğunluğu biliyorsun sıkıntılı dönemlerdeyiz." dedi Mirza.
Adamın gülen gözleri beni buldu.
-"Güzel kızımız kim ? Dibinden ayırmadığına göre kalbinin içinden birisi olsa gerek ?" Mirza'ya göz kırpıp omzuna dostça vurdu.
Mirza ile göz göze geldiğimiz o an ikimizinde gözlerinin parıldadığına emindim.
Bana bakarak
-"Öyle , öyle değerlidir kendileri."
Bıraksalar saatlerce onu izleyebilirdim. Ama arkadan ıslık sesleri mi dersiniz alkışlar mı ooo'lamalar mı her türlü sesi çıkarttılar.
Küçük çocuk gibiler ! Fakat çok güldüm.
Mirza'nın ters bir bakışıyla susup dikkatleri üzerimizden gönderdiler.
-"Kadir ben , bu haytaların dert ortağı oluyorum."
Yaşlı adamın uzattığı elini gülümseyerek sıktım.
-"Memnun oldum Kadir bey , bende Duha." dediğimde kaşları çatıldı.
-"Bu kızı sosyeteden mi aldın sen ?" diyerek Mirza'ya kızdı.
Gülümsemem solarken benim yerime Mirza güldü.
-"Öğrenir zamanla sıkma canını." dedi ve muhteşem gülümsemesi eşliğinde ikimizi masaya oturttu.
Yedi erkeğin arasında Defne ile ben iki kız olarak kalmıştık. Ve o masanın bir ucunda ben bir ucunda olunca konuşamıyorduk.
Balık ekmeklerin yanı sıra rakı bardakları bir dolup bir boşalıyordu.
-"Daha fazla içmeseniz ?" Mirza'ya yanaşarak kısık sesle söylemiştim.
Dolduğu gibi dibini gördüğüm bardağını masaya bıraktı.
-"Neden güzelim ? "
-"Nasıl neden ? Arabayı ben mi kullanıyorum ?" diye çıkışınca yüzünde farklı bir ifade belirdi.
-"Pekala tamam. Geç oldu kalkalım mı ?" Geniş gruba seslenmiş herkesin onayını alınca hesap ödeme davasına düşmüşlerdi.
-"Allah Allah abi bir bırak sanki cebimizde paramız yok. Anladık sevgilinin yanında ağırlığını koyuyorsun ama hep sen hep sen olmaz bu seferlik benden."
Mirza kendisini rezil etmeye uğraşan Oğuzhan'ın ensesine bir şaplak atıp bizi kahkahalara boğmuştu.
-"Zevzek."
Bileğime parmaklarını dolayıp beni arabaya bindirdi. Kapımı kapattıktan sonra Defne ve Olcay'a bir şey söyledi ama duymadım.
Arkadaşlarına elini kaldırıp veda ettikten sonra yanıma bindi.
-"Burada geçireceğimiz vakti evde seninle geçirmek istesem bile olmadı maalesef. Bu gecelik seni evine bırakmak mecburiyetindeyim çünkü annem evde kalmamı rica etti." dedikten sonra arabayı çalıştırdı.
-"Sorun değil." dedim yorgunluğun verdiği hisle kısık sesle konuşup.
-"Annemin seninle ne konuşacağını bilmiyorum. Ciddi bir konu olmayacağını varsayıyorum. Eğer istemiyorsan onunla konuşurum."
Of unutmuştum neden aklıma getirdin ki ?!
-"Hayır konuşmak istiyorum." dedim her ne kadar istemiyor olsam bile.
-"Sen bilirsin güzelim. "
Evimin önüne gelene dek konuşmamıştık. Arabadan inmeden sakalların çoğaldığı çenesine minik bir öpücük kondurup yanından ayrıldım.
'
Ertesi sabah gözüme uyku girmediğinden sabahın erken saatinde uyanmıştım. Vücudumda uzun süre kalıcı olan duş jelleri ile uzun uzun banyo yapmış ardından saçımı doğal dalga sayılacak şekilde şekillendirmiştim.
Makyaj yapmadan önde sevgilinin annesi ile buluşurken ne giyilmeli adı altında bir saat kadar düşündüm.
Cidden bir saat sürdü.
En sonunda dolabımın kapaklarını kapatırken gözüme kestirdiğim elbiseyi üzerime giyindim ve beline kemer taktım.
Şeffat topuklular ile kombini tamamlayıp abartı olmayan makyajımı sonlandırdım. Kahvaltı saati gelince herkesten önce aşağı indim.
Hilal teyzeme her ne kadar istemese de yardım ederek diğer yardımcılarla masayı kurdum.
-"Bitti kuzum sen otur annen iner şimdi kızmasın sana. " Saçımı öpüp beni yerime oturttu.
Dediği gibi her daim dakikliğini koruyan annem merdivenlerden iniyordu. Topuk sesleri masanın başında son bulduğunda bana şaşırarak baktı .
-"Özenlisin. Hemde ben ısrar etmeden. Neye borçluyuz ?" diyip oturdu.
-"Reyhan hanımla oturacağız." diye mırıldandım.
-"Ya öyle mi ? Ondan demek ki." dedikten sonra bir şey demedim. Teyzem de gelince kahvaltıya başladık.
Reyhan hanımla buluşacağım saati evde çıldırarak beklemek yerine genelde ilgilendiğim butiğe gitme kararı aldım. Yolda Mirza'ya günaydın mesajı atmış telefonu küçük çantama sığdırmıştım.
Annem tekrardan butiğe gitme şaşkınlığını yaşarken ben arabadan inmiş butikten içeri girmiştim. O bir diğer şubede duruyordu. Birden çok butiği ve bu tasarımların çıktığı şirketimiz vardı.
-"Telefonunuz çalıyordu Duha hanım."
Üst kattan inen çalışan çantamı bana uzatınca kayıtlı olmayan numaranın aradığını görmemle kalbim tekledi.
-"Efendim ?" diyerek açtım hemen.
-"Merhaba Duha , ben Reyhan. Şimdi evden çıkıyordum nerede görüşelim ?"
Nefesimi üfleyip elimi enseme attım.
-"Merhaba Reyhan hanım. Sizin uygun gördüğünüz neresi varsa bana söyleyin oraya gelebilirim."
Bir kafe restoran tarzı yerin ismini söylemiş kapatmıştı. Butiğe geldikten sonra saate bakmayınca nasıl geçtiğini anlamamıştım ve Mirza'dan bir sürü mesaj , arama vardı. Telefonumu baya unutmuşum.
Taksiye bindiğimde aramasına geri döndüm.
-"Sonunda açabildiniz Duha hanım."
-"Kusura bakma butiğe gelmiştim de telefonum yukarıda kalmış." diyerek açıkladım.
-"Kalmasın güzelim. Habersiz kalmaktan hoşlanmıyorum. Annemle misin ?"
-"Hayır daha yeni gidiyorum."
-"Tamam o zaman bir daha haber vermeyi unutma. Çok işim var sonra görüşürüz." diyip telefon görüşmesini sonlandırdı.
Yol bitene kadar rahatlamak için Rüya ile konuşmuş taksi durunca ücretini ödemiştim.
Reyhan hanımı yalnızca on dakika beklemiştim. Geldiğinde birbirimizi görünce ayağa kalktım.
-"Hoşgeldiniz , nasılsınız ?" dedim elini yavaşça sıkarken.
-"İyiyim Duha'cım sen nasılsın ?"
Karşılıklı otururken titreyen ellerimi masaya koydum.
-"İyiyim , teşekkürler." dedim gülümsemeyi unutmadan.
Çantasını kenara koyup gelen garsondan sade bir kahve istedi. Bende sadece su istedim. Şuan boğazımdan bir tek su geçebilir.
-"Gergin olduğunu gözlerinden anlayabiliyorum. Amacım seni strese sokmak değil , biraz daha tanıyabilmek."
Göğsümü şişirip usulca indirdim. Boynumdan aşağı sırtıma kadar ürpermiştim. Çok ama çok stresliyim.
-"Ben...şey..." Of nasıl cümle kuracağımı unuttum !
-"Ben başlayayım istersen. Öncelikle Mirza için önemli olduğunu biliyorum. Çünkü o ilk kez babasını ve beni kırabilmeyi göze alarak karşımıza çıktı. Şimdiye kadar Hüma ile olan uzatılmış nişanlılığa ilgisi hiç olmadı fakat sesini de çıkarmadı. Yokmuş gibi davrandı."
Sessiz kaldım. Devam etmesini bekledim. Mirza için önemli olduğumu belirttiği cümlede yüreğim havalanmıştı.
-"Bu durum bizi üzmedi değil. Ama ben oğlumu istemediği bir şeye asla zorlamam. Ki seninle karşımıza geldiyse artık bize laf etmek düşmez." dedikten sonra gelen kahvesinden bir yudum aldı.
Derin bir nefes alıp konuşmak için cesaretimi toparladım.
-"Ben bilmiyordum."
-"Yani nişanlı olduğunu sonradan öğrendim ve onunla bir daha konuşmadım. Mirza , hatırlarsanız sizin yanınızdayken benimle konuşmak istedi. Ben gözünüzde kötü birisi olarak görünmek istemediğimi anlatmak istiyorum." dedim.
Bir şey söyleyecekken telefonum çaldı.
Arayan yeniden Mirza'ydı.
-"Efendim ?"
-"Yanında olmaya karar verdim." diyince istemsizce güldüm.
Bu adam beni öldürüyor.
-"Az önce çok işim var demiştin." gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
-"Baktım ki aklım sende yapamıyorum bari yanına geleyim dedim." dedi tatlı tatlı.
Çok mu romantik ne ?
-"Pekâlâ istiyorsan gel , yeri mesaj atarım." dedim annesine ayıp olmaması için kısa keserek. Ah evde olsam böyle uzun uzun ne güzel konuşurduk.
-"Tamam güzelim." dedi. Kapattıktan sonra mekanın ismini mesaj attım.
-"Mirza mıydı ?" diye sorunca başımı aşağı yukarı sallayıp onayladım.
-"Beni yanlış anlama ama aranızda bir hayli yaş farkı var. Bunu sorun etmiyor musun ?" diye sordu herkes gibi.
Uzun su bardağına parmaklarımı sarıp kendime çektim.
-"Hayır , asla bunu problem olarak görmüyorum. Daha doğrusu görmüyoruz."
-"Anlıyorum. Umarım her şey gönlünüzce olur." diyip konuyu değiştirdi.
Mirza kafenin girişinde görünene kadar ne ile ilgilendiğimden falan bir sürü konudan sorular sormuştu.
-"Ayrı kalmaya dayanamadın mı beyefendi ?" dedi Reyhan hanım alay ederek.
Mirza annesine ters ters bakıp yanıma oturdu.
-"Rahatsız mı oldunuz Reyhan hanım ? Gideyim mi ?"
-"Yok oğlum neden rahatsız olayım otur tabi. Hem biz konuşacaklarımızı konuştuk. " dedi bana bakarken.
Hafifçe başımı eğerek onayladım. Aslına bakarsak iyi ve anlayışlı bir kadındı.
-"Yemek yiyelim mi ?" diye sordu Mirza.
-"Eşlik etmeyi çok isterdim ama halletmem gereken başka bir işim var. " Reyhan hanım ayağa kalkıp el çantasının sapını kavradı.
Sandalyeyi geriye itip ayaklandım.
-"Sonra tekrar görüşürüz Duha'cım." diyip elini uzattı.
-"Görüşürüz Reyhan hanım."
Annesinin gidişiyle rahat bir nefes alıp sandalyeye geri oturdum. Mirza parıldayan gözleri ile yüzümü inceliyordu.
-"Kötü mü geçti ?" diye sorduğunda başımı iki yana salladım.
-"Fazla gerildim." dedim ve bunaltan saçlarımı geri ittim.
-"Eve gidelim mi ? Bir iki saatlik boşluğum var onu da rahat rahar beraber geçirelim ne dersin ?"
Mirza'nın teklifi itiraz edemeyeceğim kadar cazip gelmişti. Orada kalktığımız gibi durağımız onun evi oldu. İçeri adımımızı atar atmaz beni kucaklamış küçük bir çığlık atmama neden olmuştu.
-"Seni mi yiyeyim yoksa yemek mi sipariş verelim ?" diyince yüksek sesle güldüm ve boynuna daha sıkı sarıldım. Koltuğa oturunca kucağında kalmıştım.
-"Imm...yemek daha iyi bir fikir sanırım." derken yüzünü yüzüme yaklaştırıyordu. Minik sayılacak öpücüğünün ardından söylediği üzere yemek siparişi verdi. Gelene kadar başımı göğsüne yatırmış saçlarımı okşayıp durmuştu.
-"Senin yüzünden çok yedim." derken dudağımı pişmanlıkla sarkıtmış arkama yaslanmıştım.
Sürekli zorla ağzıma bir şeyler tıkıştırmıştı. Çok zayıfsın diye diye yedirmediği şey kalmadı.
-"Yüzüne renk geldi." dedi ve ayağa kalktı.
Asık yüzümle bitmiş paketleri çantaya sıkıştırıp Mirza'nın arkasından banyoya gittim. Yıkadığı ellerinin üzerine sırf gıcıklık olsun diye ellerimi sıkıştırıp suyun ona gitmesini engelledim. O da arkamda durup beni tezgahla arasına sıkıştırdı.
Kıkırdayıp ellerimi yıkadım. Benim yıkamamı bekleyip sonra kendisi köpüklü ellerini arıttı.
-"Seni şimdi saatlerce öpmek vardı da gitmem gerekiyor işte." dedi beni kendine çevirirken.
Boynuna sarılıp daha doğrusu sarılmaya çalışıp göğsüne yaslandım.
-"Benimde gitmem gerekiyor butikte işleri yarım bırakmıştım."
-"Akşama tekrar mı alsam seni ? Doyamadım ki sana." diyince sıcacık gülümsemeyle ona baktım.
Bütün iyi şeylerin toplandığı bir adamı yanlışlıkla mı bulmuştum ?
-"İyi ki varsın." dedim kendimi tutmayıp.
Dudağını yukarı kıvırıp yanağımı öptü.
-"Sende güzelim iyi ki..."
Evin dış kapısına ulaşana dek her yakaladığı yerde uzun uzun dudaklarımı öpmesi evden geç çıkmamıza neden olmuştu. Yine de sonunda ayrıldık. Butiğin önünde arabadan inerken veda öpücüğü vermeyi unutmadan indim.
Butiğin kapanma saati gelinceye kadar sosyeteden kadınlarla , genç kızlarla uğraşmıştım. Ek olarak bir sürü yığılmış tasarımları gözden geçirip ayrıntılarını düzeltiyordum.
-"İyi akşamlar Duha hanım." dedi çalışanlardan olan Eda.
-"İyi akşamlar Eda , görüşmek üzere." dedim ve az önce gelip beni bekleyen arabaya bindim. Şoför bana sormadan ev yoluna sürerken telefonumla ilgileniyordum.
Akşam yemeği için kurulmuş masada Mustafa bey ile Yiğit benim gergin olma sebebimdi.
-"Ee sen neler yapıyorsun Duha ? " diyen Mustafa beye bıkkınlıkla baktım.
Sesi bile sinir bozuyor.
-"Bildiğiniz gibi." dedim ve başımı yeniden tabağıma çevirdim.
-"Anneannen seni görmek istiyormuş. Arayacağım demişti aradı mı ?"
Peçeteyle ağzımı silip anneme baktım. Güzel bir şey söylemişti.
-"Hayır aramadı ben ararım. İyi oldu ama yanına gidip bir süre kalırım." dedim sevinç içerisinde.
Anneannemin evinde olmayı o kadar seviyorum ki. Renk renk çiçeklerle etrafı döşenmiş harika bir kır evinde yaşıyordu. Yıllar önce ölmüş olan dedemin arazisinin üzerinde iki katlı çok sevimli taş bir evi vardı. Yalnız yaşamayı seviyordu. Bir sürü tavuk ve civcivle günlerini geçiyordu.
-"Olur. Yarına gidebilirsin."
Hangi gün gideceğimi anneme sormak istemesem bile en kısa sürede bu sevmediğim ortamdan uzaklaşmak mantıklıydı.
Bir tek canım sevdiğim Mirza'dan nasıl ayrılacağım ?
Ertesi sabah günün öğle saatlerinde evden çıkmıştım. Durağım elbette Mirza'nın yanıydı. Kısa süre içerisinde vardığım şirkette artık sorunsuzca odasına çıkarken gülümsemeden duramıyordum. Ona yaklaşmak bile içimi kıpır kıpır ediyor.
-"Bir dakika beklerseniz Mirza beye haber vermeliyim. Misafiri vardı." diyen sekretere bu defa sesimi çıkarmadım. Geçen sefer fazla fevri davranmıştım.
Girip çıktığı kapının kolunu tutup aralık bıraktı. Gözlerime bakmadan konuşuyordu.
-"Sizi bekliyor."
-"Sağol." dedim ve topuklularımdan çıkan tok sesle odaya girdim. Gözlerimi masanın konumlandığı yere çevirdiğimde Mirza'nın masasının önündeki koltukta oturan fazla güzel bir kız vardı.
Düşen yüzümü belli etmemeye çalışıp dudaklarımı tebessüm etmeye zorladım.
-"Merhaba , rahatsız etmiyorum umarım." diye mırıldandım.
Mirza siyah gömleğinin üstüne giydiği aynı ton yeleğini düzeltirken ayağa kalktı ve bana doğru yürüdü.
-"Hayır güzelim hoşgeldin. Geleceğini haber verseydin alırdım seni." dedikten sonra başımın üzerine minik bir öpücük kondurdu.
Oturan kadın da gülümseyerek ayağa kalktı. İnsanlara sebepsiz yere sinir olmazdım ama konu Mirza olunca her şeyi kıskanabiliyorum.
-"Evde sıkıldım yanına gelmek istedim." Gözlerine bakabilmek için hafifçe geri çekilmiştim.
Elini belime dolayıp kendine yaklaştırdı ve ayakta duran kadına döndü.
-"İyi yapmışsın. Seni Burçin ile tanıştırayım. Burçin , Duha benim...ımm seni nasıl tanıştırmalıyım ? " diyip yeniden bana bakınca muzip tavrı karşısında gülümsedim.
Hayranım sana be adam !
Konuşmasına devam etti.
-"Sevgilim biraz yetersiz oldu. Sen benim canımsın , kalbimsin sevgilim basit kalacak gibi."
Utanarak yanaklarımı gizlemek istesem de karşımda gülen kadına bakmak durumunda kalmıştım.
-"Anladım ben yorma kendini. Memnun oldum Duha. Mirza'nın çocukluk arkadaşı sayılırım." diyip iki adımla önüme geldi.
Uzattığı elini sıkıp bende memnun olduğumu belirttim.
-"Bir şey içer misin ?" diye sormuştu Mirza oturduğumuz sırada.
Başımı iki yana salladım.
-"Hayır aslında sana bir şey söylemeye gelmiştim."
Burçin yerinde kıpırdanınca ona baktım.
-"Şey ben sizi yalnız bırakabilirim ?"
-"Yok hayır özel değil." dedim hemencecik.
-"Bir şey mi oldu ?" diye sordu Mirza kaşını havaya kaldırıp.
Kuruyan dudağımda dilimi gezdirip konuştum.
-"Bir kaç günlüğüne...belki bir hafta falan anneannemin yanına kalmaya gideceğim onu haber vermek için gelmiştim."
Bu söylediğimden sonra kaşlarını çatmıştı.
-"Nereden çıktı şimdi bu ?"
Omuz silktim.
-"Yalnız yaşıyor. Beni görmek istemiş her zaman biraz kalırım yanında. "
Kaşları düz çizgi halini alsa bile sinirlendiği gözlerinden belliydi.
-"Tamam ama sadece bir kaç gün."
Mirza'nın gönlü olmadan gitmek istememiştim. Burçin'de yaklaşık on dakikanın ardında vedalaşıp gidince bende gitmeden ufak bir veda öpücüğü verdim.
Dudaklarına değmeden geçireceğim süre için doya doya öpmüş kokusunu içime hapsetmiştim.
•••