İçeriğe geç

Trabzon Güzeli

Bölüm 5 · 10 dk okuma

Trabzon Güzeli

Bölüm 5

5.Bölüm- Galiba Uzay

Galiba Uzay: Günaydın, rahatsız ediyorsam söyle lütfen bir daha yazmam.

Dünya: Bu ne inceliktir yahu? İlk başta Trabzon Güzeli mesajıyla taciz etmeye çalışan sen değilmişsin gibi : )

Galiba Uzay: Ayıp ediyorsun. Ben sohbet başlatmak amaçlı öyle seslenmiştim. Hem hedef şaşmışım baksana sana değil abine yürüdüm.

Dünya: Tamamen şaka yapıyorum. Kötü niyetli birisi olmadığını umarak seninle konuşmaya devam etmek istiyorum. Bu isteğimi de tamamen üniversite tecrübelerinden yararlanmak istememden kaynaklı olduğunu düşünürsen çok sevinirim.

Galiba Uzay: Ahahaha peki öyle düşünürüm.

Dünya: Ahahaha bence çok gıcık bir gülüş emoji daha samimi.

Galiba Uzay: Peki, buna da okey. : )

Dünya: Nasıl birisiyle konuştuğumu merak ediyorum da profilini kendi fotoğrafınla güncellemen mümkün olur mu?

Bir an bu isteğimi yanlış anlar mı diye düşündüm. Ama bence anlamazdı. Çünkü nasıl birisiyle konuştuğumu merak ediyor olmam çok normaldi.

Galiba Uzay: Sende aynı şekilde güncellersen neden olmasın?

Evet… Sen istiyorsan o da isterdi tabi. Aferin kızım sana… Ben ona bir şey yazmadım. Yaklaşık beş dakika sonra profil resmi değişti. Profiline girdiğimde ağzım açık kaldı. Yok artık yani…

Dünya: Çok güzel çıkmışsın.

Galiba Uzay: Her zaman ;)

Dünya: Sırtın da çok hoş.

Galiba Uzay: Senden de profilini güncellememi istediğin an benden profil istediğin için pişman oldun. Bu sebeple sana kendini kötü hissettirmemek adına böyle bir çözüm buldum. Senden profil fotoğrafı istemeyeceğim. Ancak sen kendi rızanla attığın zaman bende atabilirim. Ben senin yüzünle değil, ruhunla konuşuyorum. Yüzünle konuşmak isteseydim emin ol kapında olurdum.

Dünya: Peki.

Bu mesajı üstüne kendimi fazlasıyla suçlu hissetmiştim. Sadece onu merak etmiştim. Böyle bir tepki asla beklemiyordum. Ama bir an için bu kadar ince düşünebilen biriyle konuştuğumdan ötürü yutkundum. Bir yandan da tuhaf şekilde güzel hissettirmişti. Yüzünü merak ettiğim bu kişinin ruhunu çok sevmiştim birden. Şimdilik sırtıyla idare edeceğiz… Sırtının fotoğrafını profil yapmak nedir ya… Arkası dönük havuzda bir fotoğraf olarak güncellemişti. Yüzü gözükmüyordu ama esmerdi. Saçları suyun ıslaklığından dağılmıştı. Profil fotoğrafını incelerken mesaj kutum titredi.

Uzay: Peki demen yerine fotoğraf atmanı tercih ederdim.

E hani yüzümle değil ruhumla konuşuyordu? Bu mesajdan sonra attığı emoji ile dalga geçtiğini anladım. Güldüm birden kalbime iniyordu.

Dünya: Belki bir gün beni gerçekten görebilirsin. Bu arada ismim Dünya değil.

Uzay: Ne peki?

Dünya: Sen ne zaman bana gerçek ismini söylersen o zaman söyleyeceğim ;)

Uzay: Peki.

Dünya: Peki demen yerine ismini söylemeni tercih ederdim.

Uzay: Biliyorum ;)

Bu konuşmanın amacı şaşıyordu sanırım. Çünkü onunla konuşmak fazlasıyla hoşuma gidiyordu ve bu gidişi durduramıyordum.

Birden gaza geldim ve profil fotoğrafıma fazlasıyla güldüğüm ve gamzelerimin ön planda olduğu güzel bir fotoğrafımı koydum. Ona güzel görünmek istemiştim. En sevdiğim fotoğrafımı koydum. Belki bunu başka birisi yapsa çok eleştirirdim. Sadece telefon numarasını bildiğim biriyle fotoğrafımı paylaşıyor gibiydi. Ama sosyal medyada zaten herkesin göreceği şekilde paylaşıyordum. O yüzden tamam sakinleşebilirim. Sorun yok sorun yok. Sadece tepkisine odaklan…

Çevrimiçiydi ve bence görmüştü. Yazıyor gözüktü. Evet görmüştü. Yazdı ve yazdı. Dakikalarca yazdı ve sildi. Sonra birden peş peşe mesajlar düşmeye başladı önüme.

Galiba Uzay: Gerçekten çok güzelsin..

Galiba Uzay: Hatta çok bile az kalabilir.

Galiba Uzay: Hele o gözlerin.

Galiba Uzay: Ve gamzelerin…

Galiba Uzay: Gülüşüne aşık olmuş bile olabilirim.

Galiba Uzay: Seni görmek istiyorum Trabzon Güzeli.

Galiba Uzay; Seni göreceğim Dünya güzeli...

Yazdıklarından sonra bir cevap veremedim. Şok oldum çünkü. Aşktan meşkten bahsediyordu bana iltifat ediyordu ve sahiden ben bu tip olaylara ne kadar da uzak olduğumu fark ettim. Ne yapacağımı şaşırdım.

Yattığım yataktan kalktım ve uzun zaman sonra ilk kez tek başıma uyanışıma da şaşırdım. Uykum öyle bir açılmıştı ki… Son Er beni uyandırmaya gelmişti tam kapıyı açmıştı ki ayaktaki beni görünce şok oldu.

“Sen tek başına mı uyandın?”

Elimdeki telefon titriyordu. Galiba bende titriyordum. “Mesaj sesine uyandım.”

Son Er elimdeki telefona şüpheyle baktı.

“Sen sınav sonucunun heyecanından böylesin dimi? Altıncı gelişimde ancak uyanıyorsun normalde.”

Derin bir nefes verip gözlerimi ovuşturdum. “Aşkım ayılayım ben. Sonra şok olursun. İlk nerde?”

Son Er kaşlarını çattı. “Hangisi abla?” diye sordu bıkkın bir ses tonuyla.

“Kaç tane İlk var Son Er ya?” Yerdeki terlikleri ayağıma geçirecektim ki duraksadım. Evde iki tane İlk vardı. “Tamam bu yanlış oldu buraya. Abim olan İlk.

“Uyanmıştı en son kahvaltı için ekmeği almaya gidiyordu aşağı.”

Her sabah ekmek arabası ekmeğimizi bizim evin yokuşunun başına bırakırdı. Başımı salladım ve odadan çıkıp lavaboya girdim. Elimi yüzümü yıkarsam kendime gelebilirdim.

Lavabodan çıkınca abim elinde ekmek poşetiyle salona giriyordu.

“Abilerin en güzeli.”

Abim gözünün ucuyla bana baktı, “Bir tane abin var.” dedi. Kısa kes sadede gel deme şekliydi bu onun.

“Benim kafam karıştı. Sadece bir şey okutacağım sana ama sadece gösterdiğim yeri okuyacaksın ve bana kızmayacaksın.”

Ekmekleri masanın üstüne koydu. Annem kuymak yapıyordu kokusu burnuma tütmüştü.

“Gel bakalım.” Koltuğa oturup beni yanına çağırdı. Elimdeki telefonu ona uzattım.

“Ben profilime kendi resmimi koydum. Ve bu arkadaş bana böyle şeyler yazdı. bende şok oldum. Ne yazacağımı bilmiyorum. Ama konuşmak da istiyorum. Ama senden de bir fikir almak istiyorum.”

Galiba Uzay diye kaydettiğim numarandan gelen sadece iltifat dolu mesajları gösterdim.

“İt herif.” diye mırıldandı abim. Elinde telefonu sıkmıştı. Yutkundu. “Kötü niyetli dimi? Ben engelleyeyim direkt bence.” Elinden telefonu almak için yeltenmiştim ki. “Kim bu?” diye sordu.

“Bilmiyorum.”

“Bilmediğin bir numarayla konuşuyorsun hatta iltifat alıyorsun.”

Başımı olumlu anlamda salladım.

“Telefondan ne yapabilir ki çok zararsız geldi. Hem ilk başta niyetim üniversite tercihlerinde belki yardımcı olabilir diye konuşmaktı. Ama sonra böyle şeyler oldu.”

Abartmış mıydım? Alt tarafı çocuk iki güzel söz söylemişti.

İlk Gün odaya girdi. Abimle aramızda geçen diyaloğa şahit olunca, “İlk Er. Tepkilerinde ölçülü ol. Kız elbette birileriyle görüşecek. Ki gelmiş açık açık sana göstermiş bile mesajları.”

Abim derin bir nefes verdi. “Ben abartılı tepki vermedim. Sadece bilmediği biriyle konuşması beni huzursuz etti.”

Ablam yanımıza oturup, “Tamam ama insanlar internetten tanışıp gayet dost olabiliyor. İnternet arkadaşlığı artık çok normal.”

“Tamam ama adamın ne yazdığına bakar mısın? Kaç yaşında bu herif?”

Abim olaya o kadar farklı yaklaşıyordu ki. Ben halbuki tavsiye alabilmek için onunla paylaşmıştım. Tıpkı diğer her şey gibi… Ancak ilk kez bir erkek muhabbeti paylaşınca onun da dengesi şaşmıştı herhalde.

“Benden iki yaş büyük. İstanbul’da yaşıyor ve mimarlık okuyor.”

Abim kaşlarını kaldırdı. Ablam da gülümsedi. “Bak az çok tanışmışlar bile.”

“Doğru olduğunu nerden biliyoruz? Belki elli yaşında bir sapık ve seni kandırıyor.”

Ablam yok artık der gibi abime baktı.

“Tamam ablacım sen konuşmak istiyorsan konuşmalısın bence. Ancak buluşma teklif ederse lütfen ilk bize haber ver. Öyle bir şey olacaksa bile en azından emin oluruz o kişiden sonra görüşürsünüz.”

Abim hayretler içerisinde ikimize baktı. “Siz bence bana şaka yapıyorsunuz. Son Er ve kamerası gelecek şimdi değil mi?”

“Abi çocukla evleneyim mi diye sormadım aaa büyütme. İki iltifat aldım şaşkına dönüp sizle paylaştım. Tamam salın beni.”

Telefonumu aldım ve odadan çıktı. Huh darlanmıştım.

Abimle empati yapmaya kendimi hiç zorlayacak bir havada değildim. Telefonu açtım.

Dünya: Kusura bakma iltifat almaya pek alışkın değilim.

Uzay; İtiraf et hoşuna gitti.

Dünya; İnkar etmiyorum.

Uzay; Peki o zaman sende bana iltifat edebilirsin.

Dünya; Sırtın çok güzel.

İçimde oluşan gerginlik yerini kahkahaya bırakınca tüm kasılan kaslarım gevşemişti. Ablam odadan çıkıp beni gülümserken gördü.

“Abini boş ver. İlk kez seni biriyle konuşurken görüyorum ve o kişi terslemiyorsun. Baya arkadaş olmaya çalışıyorsun.”

Sahiden… Hep erkekleri terslerdim ben. İlk kez birini bu kadar kabullenircesine konuşuyordum. “Teşekkürler abla. Abimle paylaşmakla hata yaptım galiba. Ama ne bileyim sen yokken her şeyimi onunla paylaşınca bunda da ona koşmak istedim.”

Ablam güldü bu söylediğime. “Abi nede olsa. Yapacak abiliğini işte… Ona da kızmamak lazım. Kolay değil. Birisi bir gün gelecek ve seni alıp belki de uzaklara götürecek. Tıpkı benim gibi… Ben ablası olduğum için çok etkilenmedi bakma ona. Sende fazlasıyla etkilenecek.”

Gözlerimi büyüttüm. “Abla ne yaptın ya! Daha on dokuz yaşındayım. Yıllar var gitmeme falan. Evlenmeme yani. Ayrıca belki bu köyden biriyle evlenirim hiç uzaklaşmam kim bilir?” Telefonu işaret ederek, “Hem bu öyle sandığın gibi bir şey değil.” dedim.

Okan abi odadan çıkıp bize doğru gelirken ablam eşine doğru gitti. Son söylediğimi o kadar takmamıştı ki…

Telefonu açtım.

Dünya: Bir saniye ya, unutturdun ama ben fotoğrafımı koydum profile. Hala sende tık yok.

Galiba Uzay: Hemen güncelleyeyim.

Bir süre sonra sırtının olduğu profil güncellendi ve bu sefer elini ileri doğru uzatıp çektiği fotoğraf vardı.

Dünya: Vaooov elin ne kadar da yakışıklıymış.

Galiba Uzay: AHAHAHA

Gözlerimi devirdim ve onu engelledim. Sahiden hak etmişti bence. Sonra kahvaltı için odaya geri döndüm. Abim bana bakıyordu. Derin bir nefes verip göz devirdim. Ben onunla özelimi paylaşayım verdiği tepkiye bak…

Tezgahın üzerinde dilimlenmiş salatalıklardan ağzıma bir tane attım. O sırada ağzıma dolan acı tat ile yüzümü ekşittim ve hemen balkona koşup aşağı tükürdüm.

O sırada bahçedeki babama baktım.

"Baba ya! Şu salatalıklarını iyi yetiştir. Acı bunlar!" diye seslendim. “Ayrıca kuymak pişti gel hadi.”

Balkondan içeri girdiğimde annem kuymağın altını kapatmış masaya koyuyordu.

Babam beş dakika kadar sonra mutfağa gelince, "Sana ucu denk gelmiştir. Ortalar acı değil. Hem sen ne zaman benim kötü yetiştirdiğimi gördün?" Babamın damarına basmıştım. En sevdiği şey bahçelerle uğraşmaktı ve onun yetiştirdiği şeylere söz etmek pişmanlık olurdu.

"Yani genelde salatalıkların acı oluyor" deyip pis pis sırıttım.

"O zaman sen yemezsin bundan sonra küçük hanım." deyip önündeki salatalık tabağını ortaya doğru çekti.

"Ya baba!"

Tekrar önüme çekmeye çalıştım tabağı. O sırada diğer eli ile bahçe domateslerini aldı önüne. Biberleri de alacakken son anda tuttum ve diğer elimle salatalık tabağındaki saltanatım için savaştım.

"Çocuk gibisiniz." diye isyan etti annem çayları koyarken.

"Rahat durun çaylar dökülmesin bir yerlerinize."

Salatalık tabağının saltanatı hala bendeyken domates tabağını babam aniden bırakınca olağan tüm gücümü tabak için kullandığımdan dolayı ani güç sarsılması ile domates tabağıyla birlikte geri doğru düştüm.

E tabi domatesler özgürlüğüne üzerimde kavuşurken herkes bana gülüyordu.

"Abiş sen bari yapma." dedim herkesin gülüşleri arasında. En çok abimin gülüşü koyuyordu. O beni hep korurdu çünkü. Şimdi sinir olmuştu ya bana. Tüm cephelerden üzerime yürüyecekti…

Üzerimdeki domatesleri tabağa sıyırıp çöpe atarken içeriye üzerimi değiştirmeye gittim.

Döndüğümde annem domatesleri doğramış ve iki tabağa bölüp birini benim önüme birini babamın önüne koymuştu.

Aynı şeyleri biber ve salatalıklara da yapmış tabi. Canım annem.

Ve de herkes benim gelmemi beklemiş yemeye başlamamıştı. Vay be gözlerim yaşardı. Keşke biraz daha oyalansaydım.

Kahvaltıdan sonra Rümeysa geldi ve evin önündeki çardaklarda otururken Uzay ile olan konuşmalarımızı okuttum.

"Ya Rümeysa!" dedim gülerek. Sırtının fotoğrafının olduğu kısma gelmiştik.

"Valla kanka sırtı çok güzel. " dedi ve beraber güldük.

İki saattir sırtını inceliyorduk çocuğun.

"Adı Uzay mı?" diye sordu elindeki telefonu bana uzatıp.

"Hayır, ben koydum o ismi." dedim. “O da bana Dünya diyor. Henüz gerçek isimlerimize erişemedik.”

İç çektim. “Ee İlk Er’e hangi cesaretle gösterdin şu mesajları?”

Omuz silktim. “Ya ben abimle her şeyimi paylaşıyorum biliyorsun. Bu da öyle bir şeydir sandım ama ablam uyardı. Erkek mevzuları olunca abiler, babalar falan garip davranabiliyormuş.”

“Olsun İlk Er alışır.”

“Ya neden herkes bu çocukla evlenecekmişim gibi davranıyor?”

Rümeysa bana o kadar tatlı bir gülümseyişle ve keyifle bakıyordu ki… “İlk kez bir erkeği kabullenerek konuşuyorsun terslemiyorsun da o yüzden…”

Al işte. “Ablam da aynı tespitte bulundu. Ben o kadar yabani miyim ya?”

“Birazcık.”

Telefonumum ekranına düşen bildirim ile telefona kaydı dikkatim. Engeli kaldırmıştım ama mesaj atmamıştım ona. “Mesaj attı.” dedim Rümeysa’ya.

Uzay; Hangi takımlısın sen?

Dünya; Sence?

Uzay; Sanki saçma bir soru sormuşum gibi cevap verdin.

Dünya; Çünkü saçma bir soru sordun.

Uzay; Ne yani hangi takımlı olduğunu sormak saçma bir soru mu?

Dünya; Sen saf mısın yavrucuğum.

Dünya; Tabii ki de Trabzonsporluyum.

“Konu açmaya çalışıyor çocuk resmen.” dedi Rümeysa. “E oldu o zaman ben gideyim de akşamki düğüne hazırlanayım.” ,

“Tamam orada görüşürüz.”

Rümeysa ile vaktin nasıl geçtiğini anlamıyordum, en son kahvaltı yapmıştık sonra o gelmişti ve birden saatler geçmişti…

Rümeysa gittikten sonra bir süre geçmiş mesajlarımı okudum.

Ona olan merakım gittikçe artıyordu. Ama şu an bunu düşünmeyecektim. Çünkü ben genelde çok düşündüğüm zamanlar kitleniyordum ve ya dalıp gidiyordum ya da baygınlık geçiriyordum. O yüzden bir şeyi çok fazla düşünmek yasaktı. Bu konuyu derhal kafamda kapatmam gerekiyordu. Nasıl başaracaksam…

Telefonu odamdaki masamın üstüne koyup düğün için ne giyeceğimi düşündüm. Rahat horon tepebileceğim bir şey olmalıydı… Uzun süredir horon tepmiyordum ve çok özlemiştim. Hem bu üzerimdeki çoook düşündüğüm konuyu da rafa kaldırabilirdim. Ne giyeceğime karar verme aşamasındayken .

Bakalım düğünde beni neler bekleyecekti?

Kim bilir belki de Uzay bu düğünde beni bulurdu öyle değil mi? Belki de sahiden bu köydedir ve biz gerçekte de görüşebileceğiz.

Tamam, fazla hayalperest bir kız olduğumu kabul ediyorum. Ama ne yapayım elimde değil…

Bir yanım onun yakınlarımda olduğunu söylüyor diğer yanım da o yanımın saçmaladığını düşünüyor…

Bölüm sonu

5 yorum