İçeriğe geç

Trabzon Güzeli

Bölüm 6 · 10 dk okuma

Trabzon Güzeli

Bölüm 6

Sahiden Uzay

Ailecek düğün için evden çıkmıştık sadece babam evde kalmışı. Pek düğün ortamlarını sevmezdi. Biz yokken kafa dinlemek onun için daha keyifliydi.

Yolu yarılamıştık ki telefonumu unuttuğumu fark ettim. "Ay ben telefonumu unuttum ya. Siz devam edin gelirim ben." dedim.

Abim, "Hava karardı beraber dönelim." dese bile kabul etmedim. "İki dakikaya alır gelirim beklemeyin. Bilmediğim gitmediğim yollar mı abiş?" dedim. Onları bırakıp indiğimiz yokuşu geri çıktım.

Ayakkabılarımı giyerken ayakkabılığa bıraktığım telefonumu alıp kapıyı kapattım ve köy konağına doğru yürümeye başladım.

Yokuşu inip yola çıkmıştım ki arkamdan adım sesleri duymaya başladım. Geri döndüğüm gibi hiçbir şey göremedim.

Telefonun ışığını tutup, "Kim var orada?" diye seslendim. Işığın ulaştığı yerlerde bir şey gözükmüyordu.

"İlk hiç hoş bir şaka değil. Son sende olabilirsin senin için de hiç hoş bir şaka değil. Baba bak korkuyorum. Yapmayın bakın böyle şeyler. "

Etrafıma bakındım.

Kimse yoktu.

"Baba tamam bir daha domateslerine laf etmeyeceğim. Tamam ya salatalıklarına biberlerine de etmem." dedim.

Geri geri adım atmaya başlamıştım ki, bir bedene toslayıp çığlık attım.

O kişi de benimle birlikte çığlık atmaya başlayınca bu kişinin Rümeysa olduğunu anladım.

Susup suratına baktım.

"Ay ödümü patlattın kız!" dedi.

"Sen niye bağırıyorsun."

"Biri beni takip ediyor gibi şey ettim. Hani filmlerde olur ya. Hatta acaba Uzay falan mı diye düşünmedim değil." Heh oldu şimdi iyice paranoyaya bağladın…

Rümeysa bu dediğime gülünce koluna girdim ve yürümeye başladık.,.O sırada telefonuma düşen bildirimle ekrana baktım. “Naber?”

Telefondaki mesaj Uzay’dan gelmişti. Cevap vermedim.

Köy Konağına gelene kadar Rümeysa’yla Uzay ile ilgili konuştuk.Assolistler son gelir kafası ile içeri havalı havalı girdik ve annemlerin yanına gidip oturduk.

Annem bulmuş arkadaşlarını aylık dedikodu seanslarına başladı. Durur mu?

"Kız güzeldi ya yazık etmiş kendine. " dedi Refiye Teyze.

Ay başladı yine. “İki gönül birbirini sevmiş ve yuva kurmaya karar vermiş, birinin birinden daha güzel, uzun, zengin bilmem ne olması ne kadar önemli acaba? Ruhları sevmiş birbirlerini. Gerçekten deli edersiniz insanı. Mutlaka bir kulp bulacaksınız illa Refiye teyze ya. Bırakın insanları mutlu olsunlar. Yazık edilmiş bir durum da yok gayet yakışıyorlar.”

Annem alttan beni dürtene kadar ağzıma geleni saydım tutamadım kendimi.

"Rümoş kalk gidelim uzaklara yoksa sonucu biliyorsun." dedim beraber ayağa kalkmıştık ki kapıdan içeriye gelin ve damat girdi. Bizde yan taraftan sıvışıp köşede bir yer bulduk.

Artık şu baş giriş kısımlarını geçip horon tepebileceğim kısma gelsek ne güzel olurdu…

"Kankaaa." diye ağzını açıp böğürdü Rümeysa.

"Hım?" dedim.

"Şu köşedeki çocuğa bir bakıver ayol."

Dediği yere doğru baktım.

Ağzım hafif aralandı.

Hayalimdeki Uzay!

Resmen hayalimdeki Uzay!

"Oha." dediğim an çocukla göz göze geldik.

"Çocuk resmen ben buraya ait değilim diye bağırıyor. " dedi Rümeysa. Sonra çeneme vurup, "Ağzını kapat kız." dedi.

Kaşlarımı çattım. O sıra çocuk bana bakmaya devam ediyordu. Sahiden de buraya ait olmadığı saç kesiminden tutun giydiği kıyafete kadar belliydi. Hani bazı insanların çevreye yaydığı bir enerji vardır ya., o enerjiden bile belliydi.

Uzun süreli göz temasımızdan sonra göz kırptı. Az önce Rümeysa'nın kapattığı çenem yine bir karış açılırken, "Ben senin bildiğin kızlardan değilim ayık ol." bakışı atıp gözlerimi üzerinden çektim.

"Rümeysa, hayalimdeki Uzay'dı." dedim sessiz bir şekilde. Buradan oraya beni duyması imkansızdı ama yine de sessiz söylemek istemiştim.

"Kanka dur bir şoktan çıkayım o sana az önce göz kırptı resmen dimi?" dedi Rümeysa. Gözlerimi devirdim.

"Aşkım git işine ya tüm hayallerim yıkıldı. Hayalimdeki Uzay'ı yıktı tek göz hareketi ile." Yüzümü asıp gelin ve damada baktım.

"Ay ne alaka be?”

“Uzay olsaydı göz kırpmazdı. Ukala ukala bakmazdı. Uzay daha naif ruhlu bir çocuk.”

Rümeysa dediklerimi dinlemediğini belli edercesine çocuğa baktı.

"Sırtını döner mi acaba belki benziyordur." diye saçma sapan bir şey söyledi..

"He kanka çocuğu sırtından tanıyacağım. Bir de elinde tabi. Hem ne işi var onun burada."

Ama olsa ne güzel olurdu. Günlerdir paranoyalarım gerçekleşmiş olurdu. Tekrar telefonum titreyince;

"İyi insan lafın üzerine." diye mırıldandım.

Uzay; Müsait değil misin?

Dünya; Şu an düğündeyim. Ve sana benzeyen biri var karşımda.

Uzay; Ahahahah. Komikti.

Dünya; Doğru söylüyorum ya. Saat sekiz yönünde köşede kapıya yakın bir yerlerde duruyor. Aynı hayalimdeki sen. Biraz ukala ama göz falan kırptı bana. Sen olsan kesin yapmazdın.

Uzay; Sana göz mü kırptı?

Kafamı kaldırıp o çocuğa baktım. Bana bakıyordu.

Dünya; Evet.

Çocuğa bakmaya devam ettim.

Sonra horon başladı. Telefonu cebime koyup Rümeysa'yı da kolundan çekiştirdim.

Horon vardı horon! Horonun başını biz çekerken doluştuk ve kocaman bir yuvarlak oluşturduk.

İlk önce yavaş başlayan horon hızlandı. Rümeysa bu kısımda hep benim kulağıma bir şey der güldürürdü beni. Hızlanan horona ayak uydurmaya çalışırken gözlerim de çakma Uzay’ı arıyordu. Bir elim Rümeysa'da diğeri boşlukta olduğundan dikkatim dağıldı ve ayağım birbirine dolandı. Tam düşüyordum ki olağan bir düşme tehlikesini arkamdan bana sarılıp beni doğrultan kişi ile atlattım.

O kişi aynı zamanda koluma girip bizimle beraber horona katıldı. O köşedeki çocuktu. Resmen arkadan düşmeyeyim diye sırtımı tutmuş ve beni doğrulttuktan sonra horona girmişti. Dışarıdan bizi izleyen birisinin ne olduğunu anlamayacağı bir çabuklukla gerçekleşmişti her şey.

"Hayatını kurtardım." dediği an ona döndüm. Sesi o kadar tanıdıktı ki…

"Sen-" Gözlerine baktım. Aynı zamanda da horona ayak uydurmaya çalışıyordum. Biraz arkaya doğru eğilip sırtına doğru baktım.

Ay saçmalamayayım ya.

"Şey sesini birine benzettim de sadece." dedim.

Sonra önüme döndüm.

"Sırtın da benziyor aslında." diye mırıldandım ama bu gürültüden duymazdı.

Horon oynamayı bilmiyordu. Sadece ayaklarını rast gele sallıyordu.

Buna gülerken, "Neyse seni kurtarabilmek için girmiştim bu insan sürüsünün arasına, sana kolay gelsin." diyerek elimi bıraktı.

"Görüşürüz. " dedim.

Rümeysa susarak bizi izliyordu. Elinden çıktım. Horondan da çıkmış bulundum.

"Görüşeceğiz Nefes."

Derin bir nefes aldım.

"Sen benim adımı nerden biliyorsun?" diye sordum hayretle. Omuz silkti.

"Öğrendim işte Trabzon Güzeli. Yoksa Dünya Güzeli mi demeliyim?"

Ağzım bir karış açık ona bakarken göz kırptı ve gitti. Bununla birlikte gözlerim kararırken beni kimin tuttuğunu anlayamadım.

-

-

-

"Abla."

"Oksijen'im."

"Hava'm."

"Dünya'm"

"Soluğu'm"

"Nefes?"

"Nefes'im."

"Nefeğs."

Gözlerimi yavaşça aralayıp tepemde bana şaşkın şaşkın bakan insanlara baktım.

Genzimdeki kolonya kokusu ile öksürdüm.

"Noluyor be?" diye sordum kalkarak.

Gelin ve damat olmak üzere herkes tepemdeydi. Ve ben Rümeysa’nın kucağında yatıyordum.

"Bayıldın." dedi Rümeysa.

"Hayır düştün. " dedi abim.

"Hayır kafanı vurdun. " dedi Son Gün. Demek beynim yine kitlenmişti… En son o çocuk bana Trabzon Güzeli demişti. Sahiden de Uzay mıydı yani? Bir saniye… Ben horon teperken ayağım takılınca düştüm… Yani beni o çocuk tutup horona katılmadı. Her şey bir rüya mıydı? İnanmıyorum… Beyin yapımın tuhaflığı ilk kez bu sefer canımı sıkmıştı.

Geçtiğimiz senelerde bu durup dururken bayılmalardan dolayı doktora gitmiştim ve zihnim bazı durumlarda kendini kitliyormuş bunu öğrenmiştik.

Hatta bana zeka testi de yapmışlardı. Zekam baya üst seviye falandı.

Amerika'dan falan kolej teklifleri almıştım.

Şaka şaka. Tamam.

Beynim tuhaf işliyordu sadece.

Bu gibi durumlarda direkt bayıldığım da oluyordu. Bayılmadığım zamanlarda da gözlerim açık hiçbir şey duymuyordum.

Hiçbir şey görmüyordum. Sadece düşünüyordum. Kendime geldiğimde de pek bir şey hatırlamıyordum

Doğruldum ve Rümeysa’ya "Bizim çakma Uzay nerde?" diye sordum. Ama abimin duymayacağı bir ses tonuyla.

"Sen bayılınca herkes gibi o da koştu yanımıza. Şimdi nerde bilmiyorum." dedi.

Uzay Uzay değildi. Yani adı Uzay değildi.

Bu çocukta Uzay değildi. Gördüğüm şey bir rüyaydı. Aslında ortada hiç Uzay diye biri yoktu. İki tane ismini bilmediğim biri yüzü yakışıklı diğeri eli ve sırtı yakışıklı erkek vardı.

Ayağa kalktığımda herkesi iyi olduğuma ikna ederek köşede bir yere oturdum. Düğün kaldığı yerden devam ederken önümden geçen Mine’yi gördüm.

"Kız Mine." diye seslendim.

Mine köyde Rümeysa kadar olmasa bile sevdiğim bir arkadaşımdı.

İyi kızdı ve her şeyden haberi olurdu.

"Efendim." dedi yanıma gelerek.

"Bir şey soracağım." demiştim ki, "Ay az önce ne oldu öyle. Sen iyisin dimi?" diye sordu.

"He iyiyim iyim. Bak ne soracağım şimdi sana."

Demiştim ki yine ve yine sözümü keserek, "Ne zamandır konuşmuyoruz nasılsın? Üniversite sonuçları açıklandı mı? "

Yüzüne baktım. Çok ciddiydi. Acaba bilerek mi yapıyor diye düşünmedim değil.

"Ay Mine! Bir sorumu sorayım sonra şey edersin." dedim.

Şirince gülümsedi.

"Tamam pardon. Sor." dedi.

Rümeysa ne soracağımı anlamış olacak ki abimin koluna girip uzaklaştırdı onu buradan.

Abim erkek kelimesi geçince, "Ortada dövmem gereken bir konu var mı?" diye soruyordu direk. Cevabı beklemeden de erkek kelimesinin şahsına gidip dalıyordu.

"Bak şimdi Mine şu köşede bir çocuk var ya hani. Sanki ben buralardan değilim. Süs eşyasıyım düğünün diye bağırıyor gibi."

Dediğim yöne baktı.

"Ee?" dedi.

"Kim o?" diye sordum. Bunu sorduğum gibi de sanki kapı tıklatılmış gibi hissettim.

"Oha tanımadın mı?" diye böğürdü.

"Nerden tanıyacağım kız." dedim.

Ciddi misin der gibi suratıma baktı.

"Ya kuzenim benim. Hani biz çok küçükken gelirdi yılda bir oynardık. Hatırlamıyor musun? Cengiz Amcamın oğlu."

Ağzımı açıp çocuğa baktım.

"Bu o sümüklü mü?" dedim fısıltıyla. Sanki buradan oraya duyardı.

"Evet. Yıllardır amcamlar gelir ama o gelmez biliyorsun. Gezer hep gelmez bizim köye. " dedi. Valla gelmesin zaten. Bu tiple kaparlar bu çocuğu.

Kim derdi bizim sümüklü, ayy adı neydi çocuğun.

"Neyse ben gidiyorum. Sonra görüşürüz. "

"Kız dur adı neydi onun?" diye bağırdım arkasından ama duymadı. Ya da duymamış gibi yaptı.

Demek Cengiz amcanın sümüklü oğlu bu hallere gelecekti.

İsmini bilmiyorsam bende böyle derim. Ne var yani.

O değil de babasının adını hatırlıyorum ama oğlunun adını hatırlamıyorum. Aferin bana. Ama Cengiz amca her yaz gelirdi ben onun bir oğlu olduğunu bile unutmuşum. Emine teyzelere temizliğe gittiğimizde bir oğlu olduğunu hatırlamıştım. Ama o çocuğun bu çocuk olma ihtimalini hiç düşünmemiştim.

Hem biz onunla oyun oynadığımız zamanlarda çok sümüklüydü.

Tipsiz de bir şeydi. Sekiz yaşında falandık herhalde.

On bir yıl geçmiş vay be.

Nerden hatırlayayım bu kadar yıl ismini.

"Nefes?" Dürtülmem sonucu yanıma döndüm.

E yok ama.

" Evet de?" diye sorgu dolu bakışlarla az önceden beri iç muhasebesini yaptığım çocuğa bakıyorudm.

"İsmimi nerden biliyorsun sen benim?"

Çakma Uzay gelmiş yanımda durmuş benimle konuşuyordu.

"Bir yerden biliyorum işte. "

Aynı rüyamdaki gibi işliyordu her şey.

Birde Trabzon Güzeli dese tamamdır.

"Ne istiyorsun?" diye sordum.

"Bir şey istemiyorum sadece az önce bayıldın ya iyi misin diye sormak istedim."

Vay beni hatırlamış. İsmimi de hatırlamış. Ya da öğrenmiş.

Tamam kafada kurmana gerek yok sor ve öğren Nefes yani…

"İsmimi on bir yıl sonra hatırladın mı yoksa birine mi sordun?" dedim.

Güldü.

"Unutmamıştım." dedi.

E ben bir şok olayım ama dimi.

"Şey galiba ben senin ismini unuttum." dedim suçlu bir ifadeyle.

Yine güldü.

Ay bismillah. Gülüşünün sesi de benziyordu ona. Sahiden o olma ihtimali var mıydı gerçekten?

Derin bir nefes aldım.

"Hatırlarsın zamanla." dedi ve göz kırptı. Bu çocuk neden bana sürekli göz kırpıyordu yahu?

"Söyler misin?" Tıslar gibi çıkan sesimle dik dik ona baktım.

Başını olumsuz anlamda salladı.

"Dövmem gereken bir konu var mı?"

Abim arkamızdan bize sesleniyordu. Olayı anlamadan o kilit cümlesini söylemişti bile...

Ve tam da şu an sorunun cevabını beklemeden dalması gerekirken Rümeysa ve ben iki koluna yapıştık. ..

"Abi Hayır yok öyle bir durum. Hem arkadaş adres sordu. Gidecekti." dedim.

Rümeysa yüzünü buluşturup, "Bu yalanın yeri burası değildi. Değiştir." diye fısıldadı ama abimin kulağının dibinde olduğu için abim de duydu.

Evet yanlış zamanlamaya yanlış yalan. Rümeysa’nın patavatsızlığı da üzerine tuz biber oldu…

"Adres sordu abi bak gerçekten. Tuvaletin yerini sordu. Hem bak tanımıyorum ben onu. Adını bile bilmiyorum. " dedim.

Çakma Uzay benim bu halime gülerken abimde şüpheyle bana bakıyordu.

"Gülme be şu tuttuğum kaslı kolları bırakırsam ağzın ve bacağın yer değiştirir. " Abimin koluna yapışmıştım.

"Abiş napıyorsun ya çocuk altına mı işeseydi? Kapının yanında ben olduğum için de bana sordu. "

Abim bana inanmıştı. Zaten o hep inanırdı bana. Canım abim.

Ufacık yalan söylemiş gibi oldum ama Çakma Uzayın can sağlığı içindi. Şaka bir yana abim sadece beni rahatsız edip etmediğini öğrenmek için gelmişti. Rümeysa ve ben bu hayatı abartılı yaşamayı seviyorduk. O çocuk yanımızdan uzaklaştığında abimin kolunu bırakmıştık. “Ne kadar gereksizsiniz ya? Konağın ortasında çocuğa mı dalacağım?” diye sordu.

“Dövmem girikin bi kını vır mı? diye ortama dalan ben miyim abi?” dedim onu taklit ederek.

“Kimdi o? Daha önce köyde görmedim.”

“Cengiz amcanın oğluymuş.” dedim. Abim gözlerimin içine baktı. “Hani tanımıyordun?”

Ağzım bir karış açılırken ne söyleyeceğimi bilemedim.

"Ay ben hava alacağım." dedim. Bir şey demelerine izin vermeden köy konağından çıktım.

Kapının önü biraz kalabalıktı. Bende ileriye doğru gittim. Çok karanlıktı ve sokak lambası burayı aydınlatmıyordu.

Ama nefes almaya ihtiyacım vardı.

Kendimden nasıl alacaksam.

Ay tamam iğrenç bir espiriydi.

Burayı seviyordum. Köyüm çok güzeldi. Ben hep okumak için şehre indiğim için özlüyordum burayı. Güzel bir köyüm vardı ve yüksek bir tepeydi.

Telefonumun titreyişiyle ekrana baktım. Uzay arıyordu. Sanki yalnız kaldığımı hissetmiş gibi… Konuşmaya ihtiyacım olduğunu hissetmiş gibi…

Telefonu açtığımda arkamda bir hareketlilik hissettim. Telefonu kulağıma götürmüştüm ki arkamdan gelen kişinin kim olduğuna bakmak için döndüm.

Kulağımdaki telefonda Uzay. Karşımda çakma Uzay ve onun da kulağında telefon… İkisinden de aynı cümleler yükseldi…

"Adım Bulut Trabzon Güzeli’m... "

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

7. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

15 yorum