İçeriğe geç

Törenin Gelini

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Törenin Gelini

Bölüm 6

6. Bölüm

VI. Bölüm

Kapanmayan Kapı..

Avluda Berdan ile yalnızdık.

Etrafımızdaki kalabalığın sesi yavaş yavaş uzaklaşırken içimdeki huzursuzluk daha da büyüyordu. Birkaç dakika önce herkesin içinde yan yana durmuş, sanki hayatımız boyunca birbirimizi tanıyormuşuz gibi aynı kaderin içine itilmiştik. Şimdi ise o kalabalığın arasında kendimi bulamıyor, nereye ait olduğumu bile bilmiyordum. Berdan yüzüme kısa bir bakış attı.

“Haydi, sana odayı göstereyim. Gel benimle.”

Cevap vermedim. Sessizce arkasından yürümeye başladım.

Merdivenleri çıkarken ayak seslerimiz taş duvarlarda yankılanıyordu. Her adımda kalbimin biraz daha hızlı attığını hissediyordum. Üst kata çıktığımızda uzun bir koridordan geçtik ve Berdan ahşap kapılardan birinin önünde durdu. Kapıyı açtı.

“Burası.”

İçeri girdim. Oda beklediğimden daha büyüktü. Ahşap çıtalarla süslenmiş duvarlar, odanın ortasında duran büyük yatak, yatağın üzerindeki ince tül ve kenarda bulunan geniş giyinme alanı… Bir köşede ise banyoya açılan başka bir kapı vardı.

Her şey gösterişliydi. Ama benim gözüm hiçbir güzelliği görmüyordu. Çünkü burası artık benim için yalnızca bir odaydı. Ve ben, o odada ne yaşayacağımı bilmiyordum. Berdan birkaç saniye etrafına baktıktan sonra bana döndü.

“Ben birazdan geliyorum.”

Ardından çıktı.Kapı kapandığı anda ciğerlerime dolan havayı derin bir nefeste dışarı verdim.

Çok şükür…Gitmişti.

En azından birkaç dakikalığına yalnızdım. İlk işim üzerimdeki gelinlikten kurtulmak oldu. Yaklaşık bir saattir sırtımdaki düğmeleri açmaya çalışıyordum fakat ne kadar uğraşırsam uğraşayım bir türlü başaramıyordum. Parmaklarım titriyor, düğmeler sanki özellikle açılmamak için direniyordu.

Üstelik Berdan hâlâ ortalıkta yoktu. Belki de bu, benim için bir fırsattı. Geçen gün konuştuklarımız hâlâ zihnimdeydi. Bana söyledikleri, benim söylediklerim, ikimizin de öfkeyle birbirine savurduğu cümleler…

Hepsi kulaklarımda yankılanıyordu. Berdan'ın nasıl biri olduğunu bilmiyordum. Ama ondan korkuyordum.

Odamda tek başıma kalmışken çekmeceleri karıştırmaya başladım. Belki düğmeleri açacak başka bir şey bulabilirdim. Tam umudumu kesmek üzereyken elim soğuk bir metale değdi.

Bir makas. Makasın sapını sıkıca kavradım. Berdan'dan yardım istemektense gelinliği kesmek daha mantıklıydı. Boy aynasının karşısına geçtim. Gelinliğin kumaşını bir elimle tuttum, makası diğer elime aldım.

“Biraz dikkatli olursam…” Kendi kendime fısıldadım.

Tam ilk kesiği atacaktım ki kapı aniden açıldı. İrkilerek döndüm.

Berdan kapının eşiğinde durmuş, elindeki manzaraya bakıyordu. Önce makasa, sonra gelinliğe, ardından yüzüme baktı.

“Gelinliğin düğmeleri açılmıyor,” dedim hemen. Sesimin titremesini engellemeye çalışıyordum. “Sanki düğüm atmışlar.”

Berdan birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra elini uzattı.

“Yardım edeyim. Dön arkanı.”

Tereddüt ettim. Ama başka çarem yoktu. Yavaşça arkamı döndüm. Berdan arkamda durdu. Birkaç saniye hiçbir şey yapmadı. Sonra ellerini gelinliğin düğmelerine uzattı.

İlk düğmeyi açtı. Sonra ikincisini.

Sessizlikte yalnızca kumaşın hafif hışırtısı duyuluyordu. Ben ise aynadaki yansımamıza bakıyordum. Bir anda gözlerim onun gözleriyle buluştu. Berdan da aynadan bana bakıyordu.

Hızla gözlerimi kaçırdım. Karşısında kuş gibi titriyordum. Her düğme açıldıkça biraz daha geriliyordum. Kollarımı göğsümün altında birleştirip gelinliği üzerimde tutmaya çalışıyordum. Düğmeler kalçama kadar iniyordu.

Bunu fark ettiğim anda nefesim kesildi. Son birkaç düğmenin açılmasına izin vermedim.

“Bu kadar yeterli.” Sesim neredeyse fısıltı kadar çıkmıştı. Hızla ona döndüm.

“Gerisini ben hallederim. Teşekkür ederim.” Banyoya doğru yöneldim.

Daha iki adım atmıştım ki Berdan kolumdan tuttu. Olduğum yerde kaldım.

“Maral.”

Sesindeki ton, içimdeki bütün cesareti söndürdü. “Bu gece karı koca olacağız. Bundan kaçışımız yok.”

Yavaşça ona döndüm. Gözlerimde biriken yaşlar artık yanaklarımdan süzülüyordu.

“Sevmediğim ve zorla evlendiğim bir adamla karı koca olmayacağım.”

Berdan'ın çenesi gerildi. “Yeter artık.”

“Hayır, yetmeyecek.” Sesim titriyordu ama bu kez geri adım atmadım. “Beni neden zorluyorsun? Karı koca olduk deriz. İkimiz de ayrı ayrı hayatımızı yaşarız. Kimseye bir şey söylemeyiz.”

Berdan acı bir şekilde güldü. “Seni sevdiğimi falan mı düşünüyorsun? Çok mu meraklıyım sana?”

Sözleri canımı yaktı. Ama belli etmedim.

“O zaman neden zorluyorsun?”

Cevap vermedi.

“Benden ne istiyorsun?”

Berdan bir an sustu. “Kanlı çarşaf istediklerinde ne diyeceksin?”

Başımı iki yana salladım. “Bilmiyorum.”

“Çocuk istediklerinde?”

“Bilmiyorum!”

“Bana kuma getirmek istediklerinde ne yapacaksın, Maral?”

Gözlerimi kapattım.

“İstediğini yapmakta özgürsün.” Sesim kırılmıştı. “Ben seni sevmiyorum. İstediğin kadar eş alabilirsin kendine.”

O an yüzündeki ifade değişti. Ne düşündüğünü anlayamıyordum. Sadece bir anda kolumdan tuttuğunu ve beni yatağa doğru çektiğini hissettim.

“Bırak beni!”

Korkuyla çırpınmaya başladım.

“Berdan, bırak!”

Sesim odanın duvarlarında yankılandı. Kurtulmaya çalıştıkça korkum büyüyordu. Ellerimi başımın üzerinde tutmaya çalışıyor, bütün gücümle kendimi geri çekiyordum. Gelinliğin açılan düğmeleri nedeniyle kumaş omuzlarımdan kaymıştı.

“Berdan, yapma!” Gözyaşlarım artık durmuyordu. “İstemiyorum…” Sesim titreyerek çıktı. “Ne olur… Lütfen.” Bir an gözlerimi kapattım. “Ben kimseye söylemem. Karı koca olmadığımızı kimse bilmek zorunda değil. Yeter ki beni bırak.”

Berdan yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Dudaklarını zorla dudaklarıma bastırdığında bütün bedenim gerildi. Başımı çevirmeye, ondan uzaklaşmaya çalıştım. Fakat kurtulamadım.

Öpüşü sert ve kontrolsüzdü.

Dudakları yüzümden boynuma doğru ilerlediğinde korkum daha da büyüdü. Çırpındıkça gelinliğim üzerimden kayıyor, kendimi daha da savunmasız hissediyordum. Gelinlik üzerimden kaydıkça göğüslerim açığa çıktı. Odanın serin havası açıkta kalmış göğüslerime çarptı. Paniğim arttı. Dudakları göğüslerime indi. Isırıklar ve öpücükler dudaklarımdan küçük çığlıklar kaçmasına neden oldu. Her anında gözyaşlarım biraz daha arttı.

“Berdan… yapma…”

Sesim artık neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.

Kendimi korumaya çalışıyordum. Ellerimle onu itmeye çalışıyor, başımı çevirmeye uğraşıyordum. İçimde yalnızca tek bir düşünce vardı:

İstemiyorum.

Berdan bir an durdu. Yüzüme baktı. Gözyaşlarımı gördü.

Sonra sanki kendi öfkesinden bile korkmuş gibi bir anda üzerimden çekildi.

Hızla ayağa kalktı.

Odanın içindeki sessizlik birkaç saniyeliğine donmuş gibiydi. Berdan'ın nefes alışını duyabiliyordum. Sonra bir anda üzerimden çekildi. Birkaç adım geriye gitti. Yüzündeki öfke hâlâ yerindeydi fakat artık bana yaklaşmıyordu. Bir şey söylemedi.

Kapıya yöneldi. Kapıyı öfkeyle açtı ve arkasından sertçe çarpıp çıktı. Kapının sesiyle irkildim. Bir süre olduğum yerde kıpırdayamadım. Sonra titreyen ellerimle üzerimi toparladım. Hemen ayağa kalktım. Dolaba koştum.

Rastgele bir kıyafet alıp banyoya girdim ve kapıyı arkamdan kilitledim. Kilidin çıkardığı küçük ses bile içimi biraz olsun rahatlattı.

Artık aramızda bir kapı vardı. Belki de bu gece ihtiyacım olan tek şey buydu.

Bir kapı. Ve o kapının arkasında yalnız kalabilmek.

Gelinliği üzerimden çıkardım. Beyaz kumaş banyodaki zemine düştüğünde ona birkaç saniye baktım. Saatler önce bu gelinliğin içinde yeni bir hayata başlayacağımı sanmışlardı.

Oysa ben daha ilk geceden kaçacak bir yer arıyordum. Duşu açtım. Sıcak su üzerime dökülmeye başladığında gözlerimi kapattım. Ama ağlamam durmadı. Banyoda yalnızca suyun sesi ve boğuk hıçkırıklarım vardı. Kendimi durduramıyordum. “Bana nasıl dokunabilirdi?” Fısıltım dudaklarımın arasından güçlükle çıktı.

“Ben istemedim…” Bu cümleyi defalarca tekrarladım.

Ben istemedim.

Ben istemedim.

Ben istemedim.

Sanki yeterince söylersem yaşadıklarım gerçek olmaktan çıkacaktı. Bir süre sonra bornozumu giyip banyonun halısına oturdum. Dizlerimi kendime çektim ve başımı dizlerimin üzerine yasladım. Bu gece buradan çıkmayacaktım. Ne olursa olsun. Sabaha kadar burada kalacaktım. Kapının ardında Berdan vardı.

Ama bu kez aramızda kilitli bir kapı bulunuyordu. Gözlerimi kapattım.

İçimde tek bir düşünce vardı:

Bu evlilik daha ilk gecesinde bana şunu öğretmişti…

Bazı kapılar insanı bir yere hapsetmek için değil, kendini koruyabilmek için kilitlenirdi.

Bölüm sonu

3 yorum