İçeriğe geç

Toprak ve Yağmur

Bölüm 16 · 2 dk okuma

Toprak ve Yağmur

Bölüm 16

16. Bölüm

Merih, sofrayı toplarken Umay’ın dizine gözü takıldı. Tişört biraz yukarı kaymıştı ve sol diz kapağının kenarında mor bir iz belirgindi. Hemen durdu, elindekini bıraktı. “Umay…” dedi sessizce. “Bu ne?” Umay hızla tişörtünü aşağı çekti, belli etmemeye çalışarak. “Hiç. Önemsiz.” Merih kaşlarını çattı, yaklaşarak eğildi. “Umay, bu hiç gibi durmuyor. Kim yaptı bunu?” Umay gözlerini kaçırdı, sesi kısık ama gergindi. “Düştüm…” Merih başını iki yana salladı, alttan alttan yükselen öfkesini bastırmaya çalıştı. “Yalan bu. Böyle bir morluk… öyle sadece düşmekle olmaz. Umay, kim yaptı sana bunu?” Umay’ın dudakları titredi. Sesi neredeyse fısıltı gibiydi. “…Annem.” Sessizlik bir anda çöküverdi. Merih’in nefesi durdu. Gözleri dondu, elleri istemsizce yumruk oldu. “Ne zaman?” diye sordu, sesi buz gibi. “Ne zamandır böyle?” Umay zorla gülümsedi, yine kaçamak bir şekilde: “Geçmişte kaldı… çocukken bazen… sinirlenirdi.” Merih’in gözleri hâlâ onun üzerinde, ama içinde fırtınalar vardı. “Biri seni böyle incittiğinde… onun adı ‘geçmiş’ olmaz. Adı ‘hak’ da olmaz.” Umay gözlerini yere indirdi. Bir süre öylece oturdular. Sonra Merih diz çöktü, Umay’ın yüzüne baktı. “Sana kimsenin bir daha böyle zarar vermesine izin vermeyeceğim, Umay. Kimse seni böyle incitemeyecek. Söz veriyorum.” Umay’ın gözleri doldu ama bu sefer ağlamadı. Sadece başını hafifçe salladı. “Ben zaten... artık sana güveniyorum.” Merih hâlâ diz çökerek Umay’ın dizine bakıyordu. Bakışları karışıktı; öfke, üzüntü ve koruma içgüdüsü birbirine karışmıştı. Derin bir nefes aldı, sesini sakinleştirmeye çalışarak sordu: “Bu… ne zaman oldu, Umay?” Umay yutkundu. Gözlerini kaçırdı, sesi zor çıktı: “Bilmiyorum... galiba iki ay önce falan.” Merih’in çenesi kasıldı. Sessiz kaldı bir an, sonra başını eğdi, ellerini dizlerine dayadı. Sanki o an ne diyeceğini bilmiyordu. “Yani... ben hayatında yokken olmuş,” dedi kendi kendine. “Ben yokken… sen bunu tek başına yaşamışsın.” Umay hemen başını kaldırdı, sesi yumuşaktı: “Ama geçti Merih. Şimdi buradayım. Yanındayım. Önemli olan bu.” Merih başını hafifçe salladı, sonra Umay’ın elini tuttu, parmaklarını okşadı. “Geçmedi Umay. Çünkü sen hâlâ üstünü örtmeye çalışıyorsun. Ama ben örtmeyeceğim. Bunu senden çalan kim varsa, o acıyı da o utancı da hak etmiyor.” Umay gözleri dolmuş bir şekilde bakıyordu ona. “Sana bir şey olursa… içim yanıyor.” “Ben iyiyim,” dedi Umay sessizce. “Sen yanımdayken iyiyim.” Merih elini biraz daha sıktı. “O zaman söz ver. Ne olursa olsun artık saklamayacaksın. Canını yakan ne varsa… bana anlatacaksın.” Umay başını salladı, gözlerinden bir damla süzüldü. “Söz.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.