Laçin
Teșkilata ait mülklerden birinde, Artun ve diğer ekip liderleri ile birlikte kalmaktaydık. Operasyonun bütün gidișatını buradan kontrol ediyorduk.
Gelen mesajla, operasyondaki esas tehlikeden haberdar olduk. Athena, şimdiden önemli bir ipucu elde etmişti. Artık bir düşmanımız daha vardı.
Ancak ilk hedefimiz, Kılıç beyin firmasına rakip olan ve kirli işlere bulaştığı herkesçe bilinen RS Technology'nin sahibi, Rıfat Serter olacaktı. Artun ile ikimiz, küçük bir ekibi, sağlam bir plan olușturarak, Serter'in evi ile iş yerine yolladık.
Diğer bir ekip, Kılıç beyin amcası Tahsin Karaca'nın evine ve iş yerine gönderildi. Bu ikisini yakın takibe alacaktık, açıklarını yakalayıp, ișlerini bitirmek için elimizden geleni yapacaktık.
Gönderdiğimiz ekiplerden haber beklerken, gergindim. Volta atıp duruyordum.
-Laçin, mahkum gibi volta atmayı kesecek misin, yoksa seni utandırması muhtemel olan B planımı mı devreye sokayım?
Afallamıș bir şekilde oma baktım. Ne demek istiyordu? Kafasındaki plan neden beni utandırsın ki? Omuz silktim, ama volta atmaya devam ederken, bir kaç adımda yanıma gelip, hareket edemeyeceğim şekilde bana sarıldı. İstesem de onu tepeleyip, yere yapıștıramazdım.
Ben, bunu neden yaptığını düşünüp, heyecanımı kontrol altında tutmak için çaba sarf ettim. Yoksa, kalbimin tașikardi geçirmeme sebep olacak raddeye gelmesi an meselesiydi.
-Şimdi, sakince oturacak mısın, Artemis?
Soğuk bir şekilde gülümsedim. Sinirli çıkmamasına özen gösterdiğim sesimle, cevabı yapıștırdım.
-Artun, hatırlat da bir ara bizimkilerle konuşayım ve bu işin adını koyalım istersen. Ya sabır! Geri bas, Çaka!
Kahkahalarla gülerek geri çekildi. Bir de benimle kafa buluyor. Boștaki koltuğa oturdum, Artun ise tam karşıma oturdu, yüzünde hâlâ o gülüş duruyordu.
-Dediğim komiğine gitti galiba, Çaka.
-Komik değil de, merak ediyorum, operasyon bitene kadar konuşur musun, yoksa ben gidip bizzat kendim mi durumu açıklayayım?
-Ciddiye mi aldın dediklerimi?
Artun, keyifli ve rahat bir tavırla yerine iyice kurulup, omuz silkti.
-Ben şaka maka anlamam, Artemis. Duygularımla oynamak niyetinde değilsindir diye umuyorum.
Ben cidden bu adamın dediklerini bir gün anlayabilecek miyim? Allah'ım sen sabır ver bana!
-Açık konuş, Çaka! Bilmece çözecek havamda değilim.
-Şimdi değil ama bir gün anlayacaksın ne demek istediğimi.
Üstelemedim, sonsuza kadar saklayacak hali yoktu ya. İllaki söyleyecekti.
Kısa bir sessizliğin ardından, kulaklığımdan gelen sesle ayağa kalkıp, bilgisayar başına geçtim.
-Artemis, beni duyuyor musun?
-Dinlemedeyim, Gölge.
-Gönderdiğim dosyaya bakmaya ne dersin?
-Hemen bakıyorum. Sizin durumunuz nasıl?
-Her şey yolunda, sana yolladığım dosyada bütün ipuçları var.
-Tamamdır, dikkatli olun.
-Anlaşıldı.
Gölge'nin gönderdiği dosyaya bakmaya başladım. Okurken davadaki açıkları çabucak yakalamıștım. İlk hedefimiz Rıfat Serter, iflasın eşiğindeydi. Kılıç bey ise rakiplerini solda sıfır bırakıyordu.
Serter'in kirli işleri bile artık onun iflasını engelleyemezdi. Kılıç beye saldırması bu yüzdendi. Bu büyük projeyi ele geçirip kendi kirli işleri için pekala kullanabilirdi. Serter'in sebebi hazırdı. Peki ya Tahsin Karaca'nın sebebi neydi?
Bu soruların cevabını bulmak için, Athena'dan gelecek haberleri ve Tahsin'in peşine taktığımız ekibin bulacağı ipuçlarını beklemek zorundaydık.
Beklerken, Çaka'nın yine yakınıma geldiğini fark ettim. Bu adamın cidden bana kastı olmalı.
-Çaka, amacın ne?
-Rahatsız mı ediyorum? Eğer öyleyse..
-Hayır, sadece senin ne yapmaya çalıştığını çözmeye çalışıyorum.
-Şimdilik ben de seninle gelișmeleri takip ediyorum, asıl niyetimi söylemem için biraz daha zaman lazım.
Onun doğru söyleyip söylemediğine daha sonra kafa patlatacaktım. Benden sakladığı, söylemeye çekindiği bir şey vardı. Sanki söylese her şeyi mahvedecekmiș gibi saklamayı tercih etmişti. Akşamına bu konuyu kızlara sormam lazım diye düşündüm.
Akşama kadar, gelen bütün ipuçlarını topladık, ancak hâlâ aradığımız gerekçeyi bulamamıștık. Bunun için biraz daha fazla beklememiz gerekecekti.
Alisha Nida
Laçin ve Artun ilk büyük hedefi ve gerekçesini bulmuștu. Ben ise içerideki düşmanı bulmalıydım. Kendimi biraz iyi hissettiğimde, ipuçlarını aramaya başladım.
Bulup bulabildiğim, bir iki fotoğraftı. Arkalarında bir not var mı diye kontrol ettim. BİNGO! İkinci fotoğrafın arkasında, șu söz yazıyordu:
"İnsan gülümseyebilir, ve gülümseyebilir, ve kötü bir adam olabilir!"
Bu alıntıyı biliyordum, Shakespeare'in Hamlet isimli eserine gönderme yapılmıştı. Fotoğrafa bir daha baktığımda, gayet mutlu bir aile tablosu gibi görünüyordu. Tüm aile çok șık giyinmiști. Ancak, Laçin'den isminin Tahsin Karaca olduğunu öğrendiğim şahsın yüzü kırmızı kalemle yuvarlak içine alınmıştı. Sanırım, Kılıç bey, bu alıntı ile amcasına gönderme yapıyordu. Peki, Tahsin Karaca'yı iki yüzlü bir adam yapan neydi?
Fotoğrafı ve notu çekip, Laçin'e gönderdim ve çabucak hepsini itinayla yerine koydum. Öyle ki, Kılıç bey onları elime aldığımı bile anlamazdı.
Çocuklarla ilgilenmeye kaldığım yerden devam ettim. Onlarla ilgilenmek hoşuma gidiyordu. Gerçekten akıllı çocuklardı.
Onlarla ilgilenirken, vaktin ne kadar çabuk geçtiğini de, Kılıç beyin eve geldiğini de fark edememiștim. Ta ki, onunla göz göze gelene kadar.
Koltuğa oturmuş, bizi izliyordu. Biraz düşünceli gibiydi ama bunun üzerinde çok durmadım.
-Hoșgeldiniz, Kılıç bey. Geldiğinizi fark etmedim, kusura bakmayın.
-Sorun yok, Figan. Biliyor musun, uzun zamandır onları böylesine mutlu görmemiştim. Sana bunun için minnettarım.
Kılıç beyin bu sözlerine gülümseyerek karşılık verdim. Çocuklar oyuna dalmışken, ben de mutfağa geçip, akşam için hazırladığım yemekleri ısıttım ve sofrayı kurdum.
Akşam yemeğinin ardından, çocukları odalarına götürdüm, onlar uykuya daldıktan sonra bir süre onları izleyip, salona döndüm.
-Neden benden bir şey sakladığını düşünüyorum, Figan?
Kılıç beyin benimle ilgili daha neyi öğrenmek istediğini anlayamıyordum. Kimliğimi mi afişe etmemi istiyordu?
-Tam olarak neyi sakladığımı düşünüyorsunuz?
-Mesela, nasıl oluyor da o kadar usta bir şekilde silah kullanabiliyorsun?
-Bizi büyüten babam öğretti.
İnanıp inanmadığını anlayamıyordum. Yalan söylemiş sayılmazdım aslında eğitimleri bizi büyüten babam vermişti.
-Baban aynı zamanda savunma eğitimi almanı da sağlamış olmalı.
-Evet. Bizim güvenliğimize önem verirdi. Ancak, silah konusunda ikizim ile ben ısrar ettik.
Bir süre öylece yüzüme baktı. Ben ise sakinliğimi korumaya çalıştım. Bir açık vermemeliydim. Birden, yüzündeki o ciddi ifade, yerini alaycı bir gülümsemeye bıraktı.
-Erkek arkadaşlarınıza acıdım.
-İkizimi bilmem, ama benim durumum sizin sandığınız gibi değil. Bir ilişkim yok.
Bu sefer de şaşırdı. İtiraf etmeliyim şaşkın hali, diğer tüm yüz ifadelerinden daha komik gelmişti gözüme. Gülmemek için kendimi zor tuttum.
-Sen ciddi misin? Hiç erkek arkadaşın olmadı mı yani?
-Hayır. Hiç olmadı.
-Anladım. Peki, ikizin ile aran nasıl?
-Feryat ile iyi anlașırız. O benim diğer yarım.
-İsim seçimleri çok ilginç. Ben, Feryat'ı erkek ismi sanırdım.
-Ben de öyle, ama ailem biraz kalıpların dışına çıkmış.
-Anlıyorum. Peki, atış talimi ve savunma sanatları dışında hobilerin nedir?
Kendimi daha fazla tutamayıp güldüm. Dışarıdan bu kadar mesafeli gözüken bir adamın bu kadar konușkan ve meraklı olabileceği ihtimali aklıma gelmemişti.
-Bu merakınızı neye bağlamalıyım? Normalde diğer çalışanlarınızla da böyle sohbet eder misiniz? Korumalarınızla mesela?
Kılıç beyin keyifli gülümsemesi bir anda yerini ciddi bir ifadeye bıraktı.
-O kadar da kibirli bir patron değilim. Elbette yeri geldi mi çalışanlarla konuşur, onlarla sohbet ederim. Neden garipsediğini tahmin edebiliyorum ama.
Bu merakımı anlayışla karșılamıștı. Bu yönden onu takdir etmiştim. Onunla biraz daha konuştum. Umarım hikayem onu yeteri kadar ikna etmiștir. Odalarımıza çekilip uyuma kararı aldık. Bir gün daha böylece bitmişti ve kafamda cevabını bekleyen yeni sorular olușmuștu.