İçeriğe geç

Themis: Zorlu Görev

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Themis: Zorlu Görev

Bölüm 1

Bölüm 1

Laçin

Themis'de sıradan bir gün; ekibin lideri olarak son operasyonumuz ile ilgili durum raporu vermeye, üstlerimizin odasına doğru gidiyordum.

Themis Gizli Servisi; köklü aileler tarafından kurulmuș ve yönetimde de bu aileler söz sahibi olmaya devam etmişti, ancak bu 6 aileden biri, gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuş ve bir daha onlardan haber alınamamıștı. Bu aileler arasında, bizim ekibimizden bazılarının aileleri de vardı elbette. Yine de bunun bizi șımarttığını düşünmenizi istemem.

Yöneticilerimizin odasına vardığımda, kapıyı çaldım ve "Gir!" dedikleri an içeri girdim.

-Artemis, yaklaş.

Ajanlar, operasyon dışında da kod isimleri ile çağrılır, asla gerçek kimliklerimizin esamesi okunmazdı, benim de kod ismim buydu: Artemis. Beni çağıran, Themis organizasyonunun efsanelerinden biri olarak bilinen, Alev Saraç, namı diğer

Tana idi. Elimdeki dosyayı, ona uzattım, ve beklemeye başladım. Dosyayı, ortaklașa inceledikten sonra, bu sefer pek sevgili annem Asuman Aksungur, namı diğer Șah, konuşmaya başladı.

-Aferin, Artemis. İyi iş çıkardınız. Sıradaki göreviniz ile ilgili bütün detaylar, bu dosyada. Bu seferki göreviniz, hepsinden zor, bol şans.

-Teșekkür ederim, efendim.

Dosyayı alıp, odadan çıktığımda, hemen ekibimin yanına gittim.

-Kaptan geliyor, hayırdır? Son görevle ilgili ne dediler? Umarım, fırça yememișizdir.

-Sakin ol, şampiyon. Kötü bir şey dedikleri yok. Ayrıca, yeni bir görev aldık. Dosyayı inceleyelim ve ne yapacağımızı konuşalım.

Dosyanın üzerinde Karaca yazıyordu; açıp okumaya başladığımızda, bu seferki görevin düşündüğümüzden daha ciddi olduğunu anlamamız uzun sürmedi.

-Peki, ne yapacağız? Adamın projesi, büyük derecede önem arz ediyor. Bir örgütün eline geçerse, ülke olarak mahvolduk demektir.

-Zaten, bir süredir, fazlaca tehdit alıyormuş. Bu yüzden, onu korumaya almamız gerek. Desteğe de ihtiyacımız olacak, tek bir ekiple bu işi bașaramayız. Bir sürü tehdidi def etmemiz gerekiyor.

-Planımız ne?

-Ben üstlerimizle görüşüp, destek ekip için izin alacağım. Birimizin, onun yakınında olması gerek.

Alisha Nida, namı diğer Athena, bu görev için gönüllü oldu. Hatta, bunun için bir planı bile vardı.

-Ben yakın koruma görevini alırım, bir planım var. Bakıcı olarak evine gireceğim. Dışarıda ise, kimliğimi gizleyerek her daim yakınında olacağım.

-Plan güzel, Athena. Ama yine de tek gitme. Destek ekip iznini koparabilirsem, bir ekibi seninle gönderebilirim.

Biz, plan yapmakla ve görev dağılımı ile uğraşırken, üstlerimizden, Erhan Alpyürek, namı diğer Lodos, konuşmamızı duymuş olacak ki, araya girdi.

-Buna gerek yok, sizi böyle zorlu bir görevde desteksiz bırakacak değiliz, elbette. Gerekli ayarlamalar yapıldı. Artemis, destek ekiplerin liderleriyle koordineli olarak operasyonu yönetecek, bu sırada Athena'nın yanına da ayrı bir ekip gönderilecek.

-Teșekkür ederiz, efendim.

-Bol şans, çocuklar.

Alisha Nida

Babam, yanımızdan ayrıldığında, müsaade istedim ve yeni görevim için hazırlık yapmaya başladım. Babamın benim için ayarladığı ekibin lideri Artun Baștuğ, namı diğer Çaka, yanıma geldi.

-Ekibim ile konuştum, operasyon boyunca, her adımında, güvenliğiniz için elimizden geleni yapacağız. Hazırlıklara başladık bile.

-Teșekkür ederim, Çaka.

Bütün hazırlıklar tamamlandı ve ben, görev yerime doğru yola çıktım. Şanslıydım ki Kılıç bey, bakıcı arıyordu. İşim kolaydı, çocuklarla aram çok iyiydi. Adrese vardığımda, Kılıç bey, bahçede, 6 yaşında olduğunu tahmin ettiğim iki çocuk ile oynuyordu. Beni fark ettiğinde, yüzüne ciddi bir ifade takındı ve yanıma geldi.

-Buyrun? Nasıl yardımcı olabilirim?

-Merhaba, bakıcı ilanı için gelmiştim.

-İsminiz?

-Figan Çetinyürek.

Kısa bir bakışmanın ardından, elini uzattı ve kendini tanıttı.

-Kılıç Karaca Tanıştığımıza memnun oldum.

-Ben de öyle.

-Buyrun, şartları konuşalım. Daha sonra da, eğer anlașırsak ve siz de isterseniz, hemen başlarsınız.

Bahçedeki masalardan birine oturduk.

-Umarım, çocuklarla iyi anlaşıyorsunuzdur.

Neşe içinde oynayan çocuklara baktı. Yüzünde buruk bir tebessüm vardı.

-Onlarla iyi anlașmanız, benim için çok önemli, Figan hanım.

-Merak etmeyin, ilk defa bakıcılık yapmıyorum, çocukları da severim, onlar bu kirli dünyada en masum canlılar.

-Haklısınız. Șartlara gelince, ücreti hiç sorun etmeyin, oldukça iyi bir ödeme alacaksınız. Ayrıca, ilanda da gördüğünüz üzere, yatılı kalacaksınız. Sizin için bir sakıncası yoksa tabii.

-Hiç sakıncası yok, Kılıç bey.

-O zaman, anlaștık.

Çocukları çağırdı ve onlarla tanıştım. Kutay Çakır ve Korkut Çağlar, oldukça sevimli ve sıcakkanlı çocuklardı. Tam tahmin ettiğim üzere, ikisi de 6 yaşındaydı. Onlarla konuşurken, keyiflenmiștim. Kılıç bey, ikinci isimlerini kullanmadıklarını söylese de, ben denemek amaçlı ikinci isimlerini kullandığımda, herhangi bir olumsuz tepki almamıştım. Kılıç bey bu duruma şaşırmış gözükse de bir şey demedi.

Sonraki gün, valizimi alıp, eve yerleştim. Çocuklar başta biraz çekingen yaklașsa da, gün geçtikçe bana alıșmaya başlamışlardı.

Kılıç bey, bazen yüzünde belli belirsiz bir gülümseme ile bizi izliyor olurdu. Orada bulunma amacımı unutmuş değildim, elbette. Bütün tehdit mektuplarını, maillerini kaydettikten sonra, onun cihazlarından siliyor, evi gözetleyen şüpheli şahısların güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerini kayıt altına alıp, civarda olan diğer ajanlara gönderiyordum. Ajanlar da, o şüpheliler ile ilgileniyordu.

Bu süre zarfında, doğru istihbaratı almak ve bilgileri doğru şekilde paylașmak, büyük önem arz ediyordu. Biz de elimizden gelenin en iyisini yapıyorduk.

Daha eve yerleșmemin ve operasyona bașlamamızın üzerinden bir kaç hafta geçmişken, bir saldırı patlak verdi. Ekibin diğer üyeleri, görevlerinde çıkan pürüzlerle uğraşırken, benim çocuklarla evde vakit geçirdiğim bir Cumartesi sabahı, şüpheli bir aracı fark etmemle, panikledim. Çocukları korumam gerekiyordu. Bunu çocuklara belli etmemeliydim, ama nasıl? Ben bunu düşünürken, Çakır'ın söyledikleri ile, aradığım fırsat ayağıma geldi.

-Figan abla, hadi saklambaç oynayalım. Çok sıkıldık.

-Harika fikir, iyi saklanın ama, bu oyunda çok iyiyimdir.

Çocuklar, kahkaha atarak saklanma telaşına girişti. Ona kadar sayma bahanesiyle, Kılıç beyin duvara monte ettiği monitörden, çocukların güvenli yerlerde olduğuna emin oldum.

Silahımı alıp, namlusunu kontrol ettim ve yedek șarjör aldım. Sonrası zaten malum, büyük bir çatışma başladı. Kılıç beyin adamlarının yanı sıra, bizim teşkilattan olanlar da dahil olmuştu. Çatışma sırasında, omzumdan vurulmuştum.

-Figan hanım! İyi misiniz? Cevan, Figan hanımı hastaneye götür. Çocukları da al. Yolda da Kılıç beye haber ver. Çabuk!

Cevap vermeye mecalim yoktu. Hatta, ayakta bile duramıyordum. Gözlerim kararıyordu. Bir silah sesi daha duydum ve bir kurşun yarası daha aldığımı hissettim. Tek hatırladığım buydu.

(1 Hafta sonra)

Güç bela uyanmıștım ve yorgun hissediyordum. Normal odaya alındığımda bile uykuluydum. Uykumu alıp, gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm, Kılıç bey oldu. Yorgun ve öfkeli bakışlarla bana bakıyordu.

-Çocuklar.. Onlar iyi değil mi?

-Vurulan sensin ve bu durumda bile çocukları mı düşünüyorsun? Kendi canın hiç mi umurunda değil?

Bu adam, kesinlikle dengesizdi ve bunu dosyasına eklemeyi unutmușlardı.

-O çocukları siz bana emanet ettiniz, Kılıç bey. Onlara zarar gelebilirdi ve belki de niyetleri buydu. Bunun hesabını size nasıl verecektim, söyler misiniz?

-Onları sana emanet ettim, evet. Yine de başını derde sokmamalıydın, o şerefsizler, çocukların yerine seni kaçırıp, bir koz olarak kullanabilirlerdi.

-Bu sizi neden bu kadar geriyor? Ben sadece basit bir çalışanım, görevim belli. Onlar bana zarar vermek isteseydi, bu sizi ilgilendirmezdi.

-Nasıl yaptın bilmiyorum, ama çocuklar sana çok çabuk alıştı. Sana bir şey olursa, onların yaşayacağı travmayı bir düşün. Kendini düşünmüyorsun, ama onları düşün, Figan.

Cevap vermedim, hatta başımı ondan taraf çevirdim. O anlamasız herifin benimle konuşma çabalarını görmezden geldim. Bir süre sonra, iç çekip, pes etti. İkimiz de konuşmadık. Çocukların sesini duyduğumda, gülümsedim.

-Figan abla!

Çocuklara sarıldım, onların iyi olduğunu görünce, bir kere daha rahatlamıștım.

-İyisiniz, değil mi?

Çakır, tıpkı babası gibiydi. Tavırları ve söyledikleri, onu rol model aldığını gösteriyordu. Nedense, bu bana sevimli gelmişti.

-Biz iyiyiz, Figan abla. Sen iyi misin? Canın çok acıyor mu? Hem, neden sen de bizimle saklanmadın ki? Ya daha kötü bir şey olsaydı?

Çağlar ise, daha sakin ve anlayıșlı bir çocuktu.

-Anlasana! Bize bir şey olsaydı, sadece babam değil, Figan abla da üzülürdü. Onun üzülmesini ister miydin?

-İstemezdim.

Onlarla konuştuktan sonra, ısrarlarına dayanamayıp, benimle uyumalarına izin verdim. Tek kelime etmeden, onları izledim. Kılıç bey, konuşmak için çaba sarf etse de, onu dinlemedim.

-Ciddi misin? Konuşmayacak mısın benimle?

-Ben kendimi ifade ettim, siz de fikrinizi belirttiniz. Başka neyi konuşacağız ki?

-Tamam, düşününce sana da hak veriyorum. Ama böyle hiç bir şey konuşmadan duracak mıyız cidden?

Neyi bilmek istiyordu? Bunu yapmamın sebebini anlatmıştım zaten. Daha neyi bilmek istiyordu? Keşke, Kılıç Karaca'nım dosyasına, anlaşılması zor bir adam olduğu bilgisini ekleselerdi.

-Hakkında neredeyse hiç bir şey bilmiyorum, dosyada yazanlar dışında.

-Cidden, benden mi bahsedeceğiz?

Bunu sormasına şaşırmıştım, elbette kimliğimi düşündüğüm gibi, hikayemi de düşünmüştüm, hazırlıksız değildim, ama neden bilmek istiyordu ki?

-Neden olmasın? Seni tanımaya çalışmamın bir sakıncası mı var? İstersen, soru-cevap yapabiliriz. Sen de bana merak ettiğini sorabilirsin.

Kılıç bey, bu kadar konuşmaya hevesli biri miydi, yoksa bir tek bana özel miydi bu tavrı? Kestiremiyorum.

-Lütfen, Figan. Beni mi kıracaksın?

-Peki, tamam. İlk soruyu siz sorun.

-Biraz ailenden bahseder misin?

Bu soru, beni hazırlıksız yakalamıştı işte. Her şeyi en ince detaya kadar düşünmüş olmama rağmen, bu soruya verecek bir cevabım yoktu.

-Canını sıkacak bir soru sordum sanırım. Özür dilerim.

-Bir tek ikizim var. Bir de, bize yuvasının kapılarını açan bir çift. Ailemle ilgili başka bir şey anlatamayacağım. Hem, özür dilemenize gerek yok. Bilemezdiniz.

Kılıç bey, ailesi hakkında bildiğim, daha doğrusu bildiğimi sandığım hikayeyi anlattı. Dosyalarda, her zaman bütün bilgileri bulamazsınız. Bazı bilgiler gözden kaçar, ya da dosyaya hiç eklenmemiștir.

Anlattığı hikayeye göre, doğum gününde uğradığı silahlı saldırıda, hayatlarını kaybetmişti. Çocuklar, daha 5 aylıktı. Üstelik, çocuklarının annesi de bu saldırıdan sağ çıkamamıştı ne yazık ki.

Ancak, dosyalarda yazmayan detay, katilinin, rakipleri ya da düşmanları değil, en yakını olduğuydu. Amcası, kendi öz kardeşinin ailesini katletmekten çekinmemiști, sebep ne para, ne de projeydi. Habil ile Kabil misali, kıskançlık ve nefretten doğan bir cinayetti.

Şans mı dersiniz, yoksa ceza mı, bilmem ama Kılıç bey ve iki oğlu, hayatta kalmayı bașarmıștı. Kılıç beye sorarsanız, bu onun için bir cezaydı. Kendi nefretinin bedeli olarak, yeğenini hayatta ömür boyu ailesizliğe mahkum etmiști. Oldukça acı bir durumdu bu.

-İnanır mısın? O alçak, hâlâ elini kolunu sallaya sallaya geziyor ortalıkta. Bir türlü ispat edemiyorum onun yaptıklarını.

-Çok sinir bozucu bir durum. Umarım, bir gün bunu ispat edebilirsiniz.

-Umarım, Figan.

Hastaneden çıkar çıkmaz, öğrendiklerimi ekiple paylașmayı aklımın bir köşesine not ettim. Taburcu olur olmaz, ilk yaptığım iş, bu olmuştu.

Kriptolu hattan, ekibe durumu özet geçtim. Artık bir düşmanı daha ekarte etmemiz gerekiyordu. Çünkü, kardeşinin ailesine acımayan soğukkanlı bir katil, geride acı çeksin diye bıraktığı yeğenine asla acımazdı. Geri dönüp, yarım bıraktığı işi bitirmek isteyebilirdi.

Kılıç

Silahlı saldırıda Figan'ın vurulduğunu öğrendiğimde, şirketten kendimi nasıl dışarı attığımı hatırlamıyordum. Soluğu gittikleri hastanede aldım.

Adamların anlattıklarını duyunca hayrete düşmüştüm. Kafamda çok fazla soru işareti oluşmuştu. Figan, dışarıdaki tehlikeyi nasıl sezmiști? Neden kendini bu çatışmanın ortasına atmıştı? Onca adamı nasıl ekarte edebilmişti, nasıl böyle ustaca silah kullanabiliyordu?

Figan'dan gelecek haberi beklerken, bu soruların cevabını düşünmekten kafam patlayacak gibi olmuştu. Nihayet, ameliyatı bittiğinde, rahat bir nefes aldım.

Uyandığında, bana bütün bunları görevi olduğu için yaptığını söyleyip durmuştu. Çocuklar da, ben de onun için endişe etmiştik, ancak Figan kendi canını umursamadığını belli ediyordu. Bu konuda da son noktayı koymuştu.

Bu kadında farklı olan bir şeyler vardı. Sıradan bir bakıcı değildi. Kafamın içinde dönüp duran tek bir soru vardı.

Aslında kimsin Figan Çetinyürek?

Bölüm sonu

1 yorum