İçeriğe geç

The White Tiger

Bölüm 4 · 5 dk okuma

The White Tiger

Bölüm 4

Toprak kokulu çocuk

İyi Okumalar 🦋

________________

Korkak bir şekilde başını, omzunun üzerinden arkasına çevirdiğinde karşılaştığı büyüklükle sesli bir yardım çığlığı atarak koşmaya başlamıştı.

Kendince, hayatını kurtarmak adına attığı bu adımlar hızlıydı. Lakin arkasında tüm heybetiyle onu izleyen beyaz kaplan için, eta'nın adımları olduğu yerde duruyor gibiydi.

Seungmin hayatı boyunca hiç hayvan formunda beyaz kaplan gömemişti. Onların büyüklüğünü duymuş olsa da kendi gözleriyle şahit olmak onu korkutmuştu.

Arkasına bakmadan kaçtığı genç kaplan ise fazlasıyla zinde ve sağlıklı olduğu için ondan kaçmaya çalışan küçük kurdu izlemeyi bırakarak ona doğru atılmış ve dişlerini küçük bedenin kazağına geçirerek onu havaya kaldırmıştı.

S: "Yardım edin!"

Seungmin, avazı çıktığı kadarıyla bağırmaya çalışarak bir taraftan da yerden yükseldiği için bacaklarını ve kollarını sallıyordu kaplanın ağzından kurtulmak için.

Onu tek lokmada yutacağını sandığı hayvandan kurtulmaya çalışıyordu kendi hareketleriyle. Lakin kaplan dişleriyle o kadar nazik bir şekilde tutuyordu ki küçüğün kıyafetini. Adeta ağzında yavrusunu taşıyan bir kaplandan farkı yoktu.

S: "Bırak beni! Bırak!"

Seungmin tekmelerini geriye doğru savurarak kaplandan kurtulmaya çalıştığında bu hareketleri de boşunaydı. Çoktan onu dişlerinin arasına alan hayvan çok beklemeden ormanın derinliklerine koşmaya başlamıştı.

S: "Jeongin!"

Eta, yüzüne çarpan rüzgarla, kaplanın attığı her adımda, onun dişleri arasında sallanarak arkadaşının ismini haykırdı. Kısa bir süre önce yanında olan tek kişi oydu ve sadece ondan yardım isteyebilirdi.

Lakin beyaz kaplan çoktan sessiz adımlarıyla, Seungmin dalgınken tilkiyi oradan uzaklaştırmış ve Seungmin'in yalnız kalmasını sağlamıştı.

Çünkü sadece şu an dişlerinin arasında olan kurda güvenebilirdi...

Kaplan'ın adımları o kadar hızlıydı ki yüzüne çarpan rüzgar yüzünden doğru düzgün nefes dahi alamıyordu Seungmin. Bu yüzden hareketleri ve çığlıklarıyla kendisini yormak yerine ellerini yüzüne siper ederek rüzgardan korunmaya çalıştı.

Beyaz kaplanlar korkunçtu. Tüm hayvan türlerinden farklılardı. Ama Seungmin bay Sijae ile çok iyi anlaştığı için bugüne kadar asla korkmamıştı kaplanlarda. Şimdi ise durum farklıydı.

Aniden savrulan bedeni soğuk taş zeminle buluştuğunda yüzüne kapattığı ellerini nefes nefese kalmış bir şekilde indirerek önce tek gözünü, sonra ise diğer gözünü açarak etrafa bakındı.

Sırtı vardıkları küçük mağaranın taş duvarına temas ediyordu. Derin nefes almak adına dudaklarını aralayarak etrafa bakındı.

Bakışları aniden mavi gözlerle kesiştiğinde kurumuş dudaklarını birbirine bastırarak yutkundu.

S: "Beni yiyemezsin. Barış içinde yaşıyoruz! Bana zarar veremezsin!"

Küçük olan şu an ona en mantıklı gelen cümleleri sıralayarak, nefes nefese konuştuğunda, kocaman kaplan, sanki onun dediklerini anlamıyormuş gibi başını yana doğru eğerek küçük insana bakmıştı.

Sonra ise üzerindeki yorgunluğa karşı gelemediği için önce arka patılerinin, sonra ise ön patilerinin üzerine çökerek kocaman vücudunu taş zemine, Seungmin'in bacaklarının önüne bırakmıştı.

Kaplanın bu uysal haline şaşıran Eta ise gözlerini onun bembeyaz tüylerinden ve kocaman kafasından alamıyordu. Aslında.. bir nevi tatlı gözüküyordu.

Mavi gözler usulca kapanıyor, sonra sanki tetikteymiş gibi geri açılarak sonra geri kapanıyordu. Bunu fark eden küçük beden, oturduğu taş zeminde kıpırdanarak ileri doğru geldi ve korkuyor olsa da yerde yatan kaplana yaklaştı.

S: "Yaralı mısın?"

Kısık, adeta tüm melodilerin kaynağı olan huzurlu ses tonuyla konuştuğunda, mavi gözler aniden açılarak onun gözlerine çıkmıştı.

Beyaz kaplan, komutu almış bir şekilde dört patisinden de destek alarak doğrulmuştu. Seungmin aralık kalan dudaklarıyla başını yukarı kaldırarak az önce yerde yatan ama şimdi patileri üzerinde olduğu için kocaman gözüken hayvana baktı.

Babası Thita olduğu için, babasının kurt formu ona hep kocaman gelmişti. Oysa Seungmin daha yeni anlıyordu Thita'ların bile beyaz kaplanların yanında ne kadar küçük kaldığını.

Kendi kurdu muhtemelen şu an önünde dikilen heybetli varlığın tek bacağı kadar olurdu..

Yorgunluğuna rağmen ayağa kalkan kaplan arka patileri üzerine oturarak kocaman tüylü başını önüne indirmiş ve kendi göğsüne bakmaya çalışmıştı.

Kaplanın bu hareketini fark eden Seungmin de bakışlarını oraya indirdiğinde kaşlarını çatarak içgüdüsel bir şekilde ayağa kalktı yaraya yakından bakmak için.

Kabuk bağlamak üzere olan yara çok ciddi bir iltihap kapmıştı. Öyle ki yaranın kenarındaki çürükler ciddi gözüküyordu. Ve yara çevresindeki etin rengine bakılırsa paslı bir demirle oluşturulmuştu yara. Bu yüzden ciddi iltihap vardı.

Seungmin babasından öğrendiği kadarıyla ciddi ciddi yarayı incelerken, önünde dikilen kocaman bedenin de onu izlediğinden habersizdi.

Az önce kendi canının tehlikede olduğunu sanan beden şu an hiçbir şeyden korkmuyordu. Garip bir şekilde sanki her şey yolundaydı. Sanki buraya kadar bir kaplanın dişleri arasında taşınmamıştı ve şu an güneş ışıklarıyla aydınlanan mağaranın içinde değildi.

S: "Temizlenmesi gerekiyor. Ve acil antibiyotik verilmeli"

Seungmin dudaklarını aralayarak kendi kendine mırıldandığında onu dikkatle dinleyen kaplan başını usulca aşağı indirmiş ve elinden geldiğince küçük insana yüzünü yaklaştırarak mavi gözleriyle ona bakmıştı.

Seungmin ise artık bakış açısına giren kocaman tüylü kafa yüzünden yarayı göremediği için deniz kadar mavi olan gözlere bakıyordu.

S: "Sana yardım etmem için mi getirdin beni?"

Eta'nın sorusunu duyan kaplan, beklemeden hemen alnını yavaşça karşısındaki insanın alnına yaslamış ve başını hafifçe sağa sola kıpırdatarak tüylü teninin Seungmin'in alnına sürtmüştü.

Bu harekete ilk başta şaşıran beden, çok geçmeden alnına temas eden yumuşak tüyler yüzünden kıkırdayarak gülümsemişti.

S: "Bu evet demek mi? Bana güveniyor musun?"

Seungmin'in sorusuna cevap olarak kaplan tekrar başını kıpırdattığında, küçük olan tekrardan kıkır kıkır gülmüştü. Az önce kimsenin anlayamadığı, sadece sürüleriyle iletişim kurabilen bir beyaz kaplanı anlamış olmanın mutluluğu vardı içinde.

S: "Sana böyle yardım edemem. İnsan formuna geçmen gerekiyor. Babam doktor. Kasabaya gel benimle. Sana yardım edecek"

Tüylü ten, Eta'nın alnından uzaklaştığında, Seungmin anlamıştı bunun "hayır" anlamına geldiğini.

Gözlerini özellikle, mavi gözlere dikerek konuşmaya başladı. Çünkü kaplanlar göz temasını kesmeyi sevmeyen hayvanlardı.

S: "Kasabamızda daha önce beyaz kaplan vardı. Kimse orada sana zarar vermeyecek. Tam bir haftadır seni arıyoruz, yardım etmek için"

Seungmin ne kadar açıklayıcı konuşmaya çalışsa da kocaman beden inat eder bir şekilde ona ciddi bakışlarıyla bakıyor ve alnını onun alnına yaslamayarak cevabının "hayır" olduğunu bildiriyordu.

S: "Bu boklu mağarada yaranı temizlemeye çalışırsak daha da iltihap kapar. Hem ben doktor değilim! Sana yardım edemem. Bay Sijae de bizim kasabada yaşayan beyaz kaplandı. Kaplanlara zarar veriyor olsaydık sana yardım etmeye çalışmazdım bile!"

Eta, konuşmaya devam ederken "Sijae" ismini duyan kaplan çoktan bakışlarını değiştirmişti bile. Yaşlı kaplan ile iletişim kurarak buranın güvenli olduğunu öğrenip yola çıkmıştı Chan.

Lakin bir süre sonra Sijae'den sürü sinyali alamadığı için onun öldüğünü anlamıştı. Sijae ona "Toprak kokulu çocuğa güven" demişti en son.

Bu yüzden Chan, Seungmin'in kokusunu ormanda alır, almaz mağaradan çıkarak onu bulmış ve yardım için yanına getirmişti.

S: "Ben gidiyorum! Eğer iyileşmek istiyorsan gelirsin. İstemiyorsan da burada kalıp vücudun çürüyene kadar yaşayabilirsin. Seçim senin"

Küçük olan boyuna bakmayarak inatçı bir şekilde konuşarak daha fazla mavi gözlere dalıp gitmeyi bırakarak mağaradan çıkmak adına adımlamıştı.

Her attığı adımda tekrar kaplanın dişlerinin arasına girmekten korksa da bunu belli etmemeye çalışarak çimenlerin arasında yavaş adımlarla yürüyordu.

Ve peşinden gelen kocaman bedenin varlığını da hissediyordu. Kaplan, Seungmin'in yerde kalan ayak izlerinin üzerine basarak, uslu uslu onun adımlarını takip ediyordu.

Aynı Sijae'nin ona öğrettiği gibi. Toprak kokulu çocuğa güveniyordu...

__________________

BEN SİZİ YERM HAM DİYE

Şimdi.. Jeongin nerede? 😅

Bölüm sonu

3 yorum