İçeriğe geç

The White Tiger

Bölüm 5 · 6 dk okuma

The White Tiger

Bölüm 5

Bana zarar vermedi

İyi Okumalar 🦋

_______________

Kaplan, Seungmin'in yerde kalan ayak izlerinin üzerine basarak uslu uslu onun adımlarını takip ediyordu. Aynı Sijae'nin ona öğrettiği gibi. Toprak kokulu çocuğa güveniyordu...

Lakin bu huzurlu yürüyüşleri çok uzun sürmemişti.

Seungmin, arkasında duyduğu ağır adımların giderek kendisine yaklaştığını fark ettiğinde dönüp bakmak üzereydi ki, ağaçların arasından hızla fırlayan turuncu saçlı bedenin üzerine doğru atılmasıyla ne olduğunu dahi anlayamamıştı.

IN: "SEUNGMIN KAÇ!"

Seungmin'in gözleri korkuyla açılmış, ne olduğunu anlamaya çalışırken Jeongin çoktan havaya sıçrayarak bütün bedenini beyaz kaplanın üzerine bırakmıştı.

Kaplan, karşısından gelen tehlikeyi fark ettiği anda başını kaldırmış ve kocaman, yorgun mavi gözlerini Jeongin'e çevirmişti. Daha ne olduğunu anlayamadan üzerine atlayan tilkiyi savurmak için bedenini yana çevirmeye çalışmış, ancak Jeongin'in elindeki küçük iğne çoktan bembeyaz tüylerin arasından derisine ulaşmıştı.

IN: "Seni yakaladım!"

Jeongin, iğneyi tamamen bastırıp geri çekildiğinde kaplanın kocaman bedeni bir anlığına olduğu yerde durmuştu. Mavi gözler doğrudan Jeongin'in yüzüne bakıyordu. Sanki ona bunu yapan suratı ezberlemek istercesine.

Ardından ise bedenindeki güç bir anda tükenmişti. Kocaman ön patileri çimenlerin üzerine düşerken, arka ayakları da artık onu taşımayı bırakmış ve devasa beyaz beden birkaç saniye içerisinde yere yığılmıştı.

S: "JEONGİN!"

Küçük olanın sesindeki öfke ormanın içerisinde yankılandığında genç tilki, kendinden emin bir şekilde ayağa kalkarak üzerindeki çimenleri silkelemeye başlamıştı.

IN: "Sana zarar vermesine izin vereceğimi mi sandın?"

S: "Sen ne yaptığını sanıyorsun?!"

Seungmin hızla onun yanına gelerek arkadaşının kolunu tutmuş ve onu kendisine çevirmişti.

IN: "Seni kurtardım!"

S: "Beni kurtarmadın, benden yardım isteyen hayvana sakinleştirici sapladın!"

IN: "O hayvan seni kaçırdı!"

S: "Çünkü yaralıydı!"

IN: "Beni de bir hafta önce metrelerce uzağa fırlattı!"

S: "Seni öldürmedi ama!"

IN: "Çünkü şanslıydım!"

Jeongin iki kolunu birden açarak kendisini savunmaya çalışırken Seungmin'in yüzündeki öfke daha da belirginleşmişti. İkisi de durmadan ormanın ortasında birbirlerine bağırıyorlardı.

Aslında ikisi de kendince haklılardı ama ortamdaki gerginlik yüzünden birbirlerini anlamaya çalışmıyorlardı bile.

S: "Bana zarar verecek olsaydı mağaradan çıktığımızda beni öldürürdü!"

IN: "Belki de uygun zamanı bekliyordu!"

S: "Jeongin!"

IN: "Ne?"

S: "Sen gerçekten hiçbir dediğimi dinlemiyorsun!"

Jeongin de onun kadar sinirlenmiş bir şekilde kaşlarını çatmış, ardından yerde hareketsiz yatan kocaman bedene bakarak ellerini beline koymuştu.

IN: "Ormanın ortasında bir kaplan ikimizi de sinsi bir şekilde ayırıyor. Ve seni dişlerinde kurban gibi mağarasına kaçırıyor. Tüm bunlar olurken oturup izleyecek değildim. Hele ki o hayvanın geçen hafta beni yere fırlattığını biliyorsam!"

S: "Ama o bana zarar vermedi."

IN: "Seungmin..."

S: "Gerçekten vermedi"

Seungmin'in sesi bu kez daha sakin çıkmıştı. Bakışları çimenlerin arasında hareketsiz yatan beyaz bedene kaydığında yüzündeki öfkenin yerini endişe almıştı.

Sonunda birbirlerine bağırmayı bırakan iki beden de arlarında geçen hararetli tartışmanın ardından derin nefesler alarak soluklanmışlardı.

S: "Beni mağarasına götürdü. Yarasını gösterdi. Ona yardım edip edemeyeceğimi sorduğumda bana izin verdi."

Jeongin duyduklarıyla şaşkın bir şekilde çimenlerin arasında yatan hayvana sonra ise arkadaşına bakmıştı.

IN: "Sen kaplanla konuştun mu?"

S: "Evet"

IN: "Ve o da seni anladı mı?"

S: "Evet"

IN: "Seungmin, senin kafanı bir yere mi çarptın? Kurtlar kaplanlarla iletişim kuramaz."

Seungmin dudaklarını birbirine bastırarak başını onaylar anlamada salladı. O da bunun farkındaydı. Lakin anlaşmışlardı işte..

S: "Alnını alnıma yasladı. Sanırım bu evet demek oluyordu."

Jeongin delirmemek için başını geriye atarak tepedeki güneşe gözlerini kısarak baktı. Daha fazla bunu sorgulayacak değildi. Sonunda aradığı kaplanı bulmuştu. Şimdi onu kasabaya götürmeleri gerekiyordu.

IN: "Burada bekle. Kasabadakilerden yardım alacağım kaplanı taşımak için."

Jeongin, arkadaşını uyarır bir şekilde parmağını onun üzerine doğrultarak konuşmuştu. Çünkü Seungmin'in kendi bildiğini yapacağını, kimseyi dinlemeyeceğini biliyordu.

Eta ise arkadaşını umursamaz bir şekilde omuzlarını kaldırdı. Zaten Jeongin gelmeseydi kendisi Kaplanı kasabaya götürecekti. Ama şimdi onun yüzünden kaplan derin bir uykudaydı.

İkisi de içgüdüsel olarak aynı anda çimenlerin arasına bakmışlardı. Ama demin orada yatan kocaman hayvan artık yoktu.

İkisi de aynı telaşla birbirlerine baktıklarında Seungmin telaşlandığı için bir adım geri atmıştı. Fakat onun aksine ne olduğunu tahmin eden Tilki ise dizlerine kadar uzanan çimenlerin içine eğilerek yerde yatan insan bedenine bakmıştı.

Çimenlerin arasında, birkaç dakika önce devasa bir beyaz kaplanın yattığı yerde artık bir insan bedeni vardı.

Genç adam, uzun boylu ve güçlü bir bedene sahipti. Yüzü yana dönmüş, beyaz renk saçları alnına dağılmıştı. Göğsü yavaşça inip kalkıyor, sakinleştiricinin etkisiyle tamamen bilincini kaybetmiş bir şekilde çimenlerin içinde yatıyordu.

Üstelik üzerinde tek bir kıyafet bile yoktu. Göğsündeki yarası da kendisini belli ediyordu.

IN: "İnsana dönüşürse taşımamız daha kolay olur sanmıştım ama bu herif hala kocaman"

Jeongin üzerindeki stresi atarak alaycı bir şekilde konuştuğunda, Seungmin de birkaç adım ona yaklaşarak yerde çıplak yatan bedene bakmıştı.

Anında gözleri onun göğsündeki enfeksiyon kapmış yaraya kaydığında yüzünü acıyla buruşturarak başını diğer tarafa çevirdi.

S: "Yardım için babamı çağır. Ben burada bekleyeceğim"

...

S: "İyileşecek değil mi?"

Eta, gergin bir şekilde babasının peşinden dolanarak onun adımlarını, hareketlerini takip ediyor, durmadan sorular soruyordu.

Sonunda yarayı temizlediği kirli bezleri ve eldivenlerini de çöpe atan Thita adımlarını durdurarak aniden arkasına dönmüştü.

Babasının her adımını takip eden küçük beden ise bu hareketle başını thita'nın göğsüne çarparak durmuştu.

"İyileşecek tabii ki. Onun bünyesi çok güçlü"

Küçük olan rahat bir nefes alarak yatakta göğsündeki sargılarla uyuyan Kaplana baktı. Daha ismini bile öğrenememişti ama onun iyi olmasını istiyordu.

Parlak gözleri, babasının az önce tedavi ettiği yaranın üzerinden kalkarak beyaz saçlı bedenin suratına çıkmıştı usulca.

Saçları da aynı tüyleri gibi bembeyazdı. Kemikli çene hattı, iri yüz hatları bile ne kadar güçlü bir türe sahip olduğunu haykırıyordu resmen.

"Sen iyi misin?"

Thita, dalıp giden oğlunun omzularından tutarak onun dikkatini kendi üzerine çekmişti. Seungmin de bakışlarını yatakta yatan yakışıklı bedenden alarak babasına çevirmiş ve başını usılca sallamıştı.

S: "İyiyim ben"

"Sana zarar vermeye çalışmadı değil mi?"

Oğlunun vücudunda gözlerini dikkatli bir şekilde endişeyle gezindiriyordu baba. Jeongin'in anlattıklarından sonra Seungmin için doğal olarak endişelenmişti.

Ama küçük Eta, ellerini önünde birleştirerek başını önüne indirmiş ve derin bir nefes alarak konuşmaya başlamıştı.

S: "Ben onunla iletişim kurdum. Yani kaplan formundaydı ama anlaştık. Aslında kendi isteğiyle geliyordu kasabaya. Jeongin yanlış anladı her şeyi"

Thita anladığını belli eder bir şekilde başını onaylar anlamda sallayarak, omuzlarından tuttuğu bedeni kendisine doğru çekmiş ve sıkıca sarılmıştı oğluna.

"Çocukluğundan beri bu kasabada Sijae'nin de anlaştığı tek kişi sensin. Garip bir şekilde kaplanlar seni seviyorlar. Onu buraya Sijae çağırdıysa eğer muhtemelen senden bahsetmiş. Bu yüzden sana güvendi"

Babasının kaslı kollarının arasına sokularak yanağını onun göğsüne bastırdı ve anladığını belli eder bir şekilde mırıldandı.

Bugün ona zarar gelmemişti ama yine de yaşananlar onu korkutmuştu. Bu yüzden babasının kollarının arasında olmak ona iyi geliyordu.

"Hadi annen bizi merak etmeden eve geçelim. Geç oldu"

Seungmin başını onaylar anlamda sallayarak, son kez yatakta mışıl mışıl uyuyan bedene baktı ve babasının sıcak kollarından uzaklaştı. Yardım ocağı hemen onların evinin yanında olduğu için babası sık sık yaralı kaplanı ziyarete gelecekti muhtemelen.

Bu yüzden onun için daha fazla endişelenmeden gönül rahatlığıyla annesinin yanına gidecekti. Tabii daha başına geleceklerden habersiz bir şekilde...

___________________

Sizce??? Seungmin kaplanlara neden bu kadar yakın?

Doğru tahmin edene boydan foto 😂😂

Bölüm sonu

4 yorum