İçeriğe geç

The White Tiger

Bölüm 29 · 6 dk okuma

The White Tiger

Bölüm 29

Gitme

İyi Okumalar 🦋

________________

~Chan~

Kışın en soğuk aylarında olmamıza rağmen, göğsümde hissettiğim aşırı sıcaklık yüzünden rahatsız bir şekilde kıpırdandım. Uyku sersemliğiyle yan tarafa dönecektim ki, üzerimdeki ağırlığın yeni farkına vararak hemen duraksadım ve gözlerimi açtım.

Orada.. nasıl nefes alıyordu hiçbir fikrim yoktu. Tüm gece kıpırdamadan böyle uyumuştu. Oradan çıkarmaya çalıştığımda ise koala gibi sıkıca sarılmıştı belime.

Kazağımın yakasını kaldırarak orada mışıl mışıl uyuyan bedene baktım. Resmen bir kaç saatte kangurulaşmıştım. Kendimi kesesinde yavru taşıyan kanguru gibi hissediyordum.

C: "Seungmin.."

Uyandırmak için ismini fısıldadığımda, sanki onu oradan uzaklaştıracakmışım gibi yanağını sertçe göğsüme bastırarak, kollarını daha sıkı sarmıştı belime.

Yanağı göğsüme biraz daha temas ettiğinde sıcaklığın nereden geldiğini daha yeni anlamıştım. Bu sefer ona zaman tanımadan, kollarımı ince beline sararak, göğsüme sokulan küçüğümü oradan çıkardım ve sırtüstü yatağa yatırdım.

S: "Ya hayır!"

C: "Mızmızlanma bakayım ateşin mi var?"

Sanki yeterince uyumamış gibi gözlerinin altı da şişmişti. Elimi alnına yaslamak istediğimde, yine inadı tuttuğu için elimi tutarak alnından itmişti.

S: "Niye sarılmama izin vermiyorsun?"

Gözlerinin dolduğunu gördüğümde kaşlarımı çattım. Normalde ona sırnaşan, geceleri sarılmadan uyuyamayan bendim. O ise sürekli inatçı bir şekilde hoşuna gitse de benimle uğraşırdı. Ama şimdi onu göğsümden indirdim diye ağlamak üzereydi.

C: "Güzelim sabah oldu, hem de ateşin var ondan"

Umursamaz bir şekilde omuzlarını kaldırarak yatakta sırtını bana dönmüştü. Ellerimi çıplak omzuna yaslayarak tenini okşadım ve üşümemesi için yorganı biraz daha üzerine doğru çektim.

C: "Sorun ne Seungmin? Yorgun musun?"

Başını onaylar anlamda salladığında daha fazla onu yormamak için saçlarının arasına uzunca bir öpücük kondurdum ardından ise dudaklarımı sıcacık omzuna bastırdım.

C: "O zaman sen bugün dinlen bebeğim"

Ondan tepki alamayınca uyuduğunu zannettiğim için, daha fazla beklemeden ayağa kalktım. Seungmin dinlenirken, ben erkenden kalkıp Jongsuk'un yanına gitmeliydim.

...

Seungmin'in uyuduğundan emin olduktan sonra sessizce yataktan kalkıp üzerime geçirdiğim kazağın kollarını düzeltirken, odanın kapısına doğru birkaç adım attım.

Onu dinlendirmek için mümkün olduğunca sessiz olmaya çalışıyordum ama mutfağa geçip kahvaltısını hazırlamadan önce birkaç işi halletmem gerekiyordu. Sonuçta dün burnunun kanaması ve sabahki ateşi içime hiç sinmemişti, mümkün olduğunca erken dönüp bütün gün onun yanında kalmayı düşünüyordum.

Mutfağa geçtiğimde evin içindeki sessizlik yeniden üzerime çöktü. Ocağın üzerine küçük tavayı yerleştirip kahvaltılıkları çıkarmaya, bir yandan da suyu kaynatmaya başladım.

Özellikle kışın bu saatlerinde evin soğuk duvarlarının arasına yayılan yemek kokusu bana garip bir şekilde yuva hissi veriyordu. Seungmin'in uyanıp mutfağa geldiğinde hazırladığım şeyleri görünce yüzünde oluşacak o küçük gülümsemeyi şimdiden hayal ederken, elimdeki bıçağı tezgaha bıraktım.

Tam o sırada burnuma ulaşan tanıdık bir kokuyla elimdeki hareketi anında durdurdum. Seungmin'in kokusuydu... güzelimin kokusu..

Ama, birkaç derin nefesten sonra kaşlarım yavaşça çatıldı. Kokusu her zamankinden çok daha yoğundu. Öyle ki birkaç saniye içinde bütün mutfağı doldurmuş, burnumun ucundan ciğerlerime kadar ulaşmıştı.

Islak toprak kokusuna benzeyen o sıcak, kendine özgü koku normalde bana huzur verirken şimdi nedense içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk oluşturuyordu.

Başımı mutfağın kapısına doğru çevirdim ve orada duran bedene baktım. Kapının kenarına hafifçe yaslanmış, saçları dağılmış, gözleri yaşlarla dolmuş halde bana bakıyordu.

Üzerinde biraz önce üşümesin diye giyindirdiğim kıyafetler vardı. Sanki bütün gece boyunca hiç dinlenmemiş gibi yorgun görünüyordu ve küçük bedeni olduğu yerde durmakta bile zorlanıyordu.

C: "Seungmin?"

Sesimi duyduğu anda dudakları titredi. Sanki ben konuşana kadar gerçek olup olmadığımı bilmiyormuş gibiydi. Onu gözlerinde her zaman güçlü birisini görmeye alışmıştım. Şimdiki durumu beni fazlasıyla endişelendiriyordu.

Yanına ulaşmam birkaç saniye bile sürmemişti. İnce bedenini kollarımın arasına aldığımda, Seungmin hiç düşünmeden göğsüme sokuldu ve iki kolunu belime sardı. Yüzünü boynuma gömüp derin bir nefes aldı, sanki günlerce aradığı şeyi nihayet bulmuş gibi bedenindeki gerginlik bir anda çözülmüştü

C: "Güzelim, ne oldu? Kabus mu gördün yine?"

Cevap vermek yerine bana biraz daha sıkı sarıldı. Sanki hemen şimdi yok olup gidecekmişim gibi.

Sırtını okşarken teninin ne kadar sıcak olduğunu fark ettim ama bu kez ateşinden çok, kollarımın arasında titreyen bedenine odaklanmıştım. Birkaç saniye sonra küçük bir hıçkırık duyduğumda kalbim sıkıştı.

C: "Seungmin"

S: "Bilmiyorum..."

Sesi o kadar kısıktı ki neredeyse ben bile duymakta zorluk çektim.

C: "Neyi bilmiyorsun?"

S: "Neden böyle olduğunu bilmiyorum"

Başını kaldırdığında gözlerinden biri boyunca süzülen yaş yanağında iz bırakmıştı. Parmaklarımla o yaşı silerken yüzünü ellerimin arasına aldım ve gözlerinin içine bakmaya çalıştım, ama o tekrar bana sarılıp yüzünü göğsüme saklamıştı.

S: "Başım dönüyor"

C: "Başın mı dönüyor?"

S: "Evet..."

Sesi titriyordu.. normalde konuşurken her zaman net, kararlı konuşan bebeğimin sesi titriyordu.

S: "Vücudum çok ağır gibi... Sanki gücüm yok. Ayağa kalkınca her şey dönüyor. Sanki her şey bitmiş gibi. Her şey çok kötü olacakmış gibi."

Dün geceki burun kanaması gözümün önüne geldi. Sabahki ateşi, şiş göz altlarını, halsizliğini düşündüm ve kollarımı onun etrafında biraz daha sıkılaştırdım.

C: "Bebeğim"

Bu kez onu sakinleştirmek için söyleyecek bir şey bulmakta zorlandım. Çünkü ben de korkuyordum. Ama yine de, onun bunu bilmesine izin veremezdim.

Elimi saçlarının arasına sokup başını göğsüme yasladım ve yavaşça sırtını okşamaya başladım.

S: "Gitme"

C: "Korkma. Ben buradayım."

S: "Beni bırakma"

C: "Asla bırakmam"

O anda kolları boynuma dolandı ve küçük bedeni tüm ağırlığıyla üzerime doğru abandı. Sanki ayakta duracak gücü bile kalmamıştı. Ağırlığını tamamen bana bıraktığında hiç düşünmeden bir kolumu dizlerinin altına, diğerini sırtına geçirip onu kucağıma aldım.

Başını omzuma bıraktığında burnunun ucunun boynuma değdiğini hissettim. Vücudu sıcacıktı ama burnu soğuktu.

S: "Gitme..."

C: "Hiçbir yere gitmiyorum güzelimin yanındayım. Onu yalnız bırakır mıyım hiç."

Mutfağın ortasında duracak yer olmadığı için salona geçip koltuğa oturdum ve Seungmin'i kucağıma oturttum. O ise hiç itiraz etmeden göğsüme küçük bir bebek gibi kıvrılıdı.

Başını durmadan kıpırdatarak rahat yerini aradı ve kalbimin üzerine yasladı, sanki kalp atışlarımı duyduğu sürece başına kötü bir şey gelmeyeceğine inanıyormuş gibi parmaklarını kazağımın kumaşına sıkıca geçirdi. Ben de bir elimle sırtını, diğer elimle saçlarını okşamaya devam ettim durmadan.

C: "Şimdi daha iyi misin?"

S: "Biraz"

Gözlerini yavaşça açmış, başını hafifçe kaldırarak birkaç saniye yüzüme bakmıştı yorgun göleriyle. Sonra hiçbir şey söylemeden yeniden boynuma sarılmıştı sıkıca.

Burada olduğuma emin olmak istiyordu. Ne kadar sakin görünmeye çalışsam da zihnim dün geceden beri yaşananları tekrar tekrar düşünüyordu.

Bir şeylerin yolunda olmadığını hissediyordum. Ama ne olduğunu bilmiyordum. Ona zarar gelmesinden korkuyordum. Bir günde bu hale gelmesi beni deli gibi korkutuyordu.

Elimi yavaşça onun başının üzerine koyup saçlarını okşarken, gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Burnuma yine o, alışık olmadığım yoğun toprak kokusu geldi. Fakat bu kez kokunun içinde daha önce hiç fark etmediğim, çok hafif ve yabancı bir şey daha vardı.

Ne olduğunu anlayamıyodum. Hani bir lezzeti anımsarsın ama neye ait olduğunu bir türlü bulamazsın ya, işte o kadar sinir bozucuydu. Sadece hiçbir şey yapmadan Seungmin'i biraz daha kendime çektim.

C: "Bugün hiçbir yere gitmiyorsun, bolca dinleneceksin"

S: "Sen de gitmeyeceksin"

C: "Ben de küçüğümün yanında kalacağım. Şu an benim için senden daha önemli hiçbir şey yok."

Bu dediklerim onu rahatlatmış olacak ki, yanağını biraz daha göğsüme bastırarak derin bir nefes almıştı.

_____________________

Kalkın Seung'u kaybediyoruz 😰😰

Gelecek bölüm favorim ehehehhehe

Bölüm sonu

1 yorum